II. Özürlüler Şurası

RAPOR VE KARARLARIN TÜMÜ ÜZERİNDEKİ GÖRÜŞMELER

DÎVAN BAŞKANI Dr. Mehmet AYSOY : Sayın Şura üyelerimiz, komisyon rapor ve kararlarının ayrı ayrı görüşme bölümünü tamamlanmış olup şimdi bu rapor ve kararların tümü üzerindeki görüşmeye geçmek istiyorum. Konuşma talebinde bulunan üyelerimiz var. En son biri lehte, diğeri aleyhteki iki konuşmadan sonra rapor ve kararların tümünü oylarınıza sunacağım.

Bundan daha önce yapacaklarımız var. Önceden ve bu arada Dîvana ulaştırılan önergeler var. Bunları sırayla okumak ve oylarınıza sunmak istiyorum.

ÜYE: Sayın Başkan, bazı komisyon başkanları ve üyelerin imzaladığı birkaç önerge olacaktı. O önergelerin şimdi okunmasını istiyoruz. Çünkü önergeler, görüşme ve oylama hakkındadır. Sonra okunduğunda bir anlamı kalmayacaktır. Üyelerimiz de ayrılmaya başladı, çoğunluk buradayken oylanmasında yarar görmekteyiz.

DÎVAN BAŞKANI : Bir dakika, önergeleri bulalım. Evet, okutuyorum.

(............Önergeler okundu........)

DÎVAN BAŞKANI: Özetle, okutulan üç önergenin ortak yanı diğer önergelerde belirtilen hususların, oylanarak kabul edilen komisyon raporlarındaki maddi hatalar, tekrarlar vb. konularda komisyon başkanlarının önereceği birer üyeden oluşturulacak redaksiyon grubu marifetiyle Genel Kurul'dan sonra tamamlanması istenmektedir. Konuyu oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Kabul edilmiştir. Buna göre geride kalan önergeleri okunmasına gerek kalmamıştır. Teşekkür ediyorum.

Sayın üyeler, şimdi komisyon rapor ve kararlarının geneli üzerinde görüşmelere devam edebiliriz. Söz almak için başvuruda bulunan arkadaşlarımın hepsine söz vereceğim. Konuşmaların kısa ve öz olmasında yarar görmekteyiz.

İlk sözü Şükrü Bey'e verelim. Buyrun Şükrü Bey.

Şükrü POYRAZ: Sayın üyeler sizleri saygıyla selamlıyorum. Sayın Başkana bu söz hakkını tanıdıkları için teşekkür ediyorum.

Biz, Özürlüler Şurası'nın kanunen iki yılda bir yapılmasının zorunlu olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki iki yılda bir yapılması gereken şura 6 yıl geçtikten sonra yapılabilmiştir. Bu konuda sorunun muhatabının yöneticiler olmadığını düşünüyorum. Sayın Başkanla yaptığım görüşme sırasında, özürlüler yasasının çıkmasından sonra üç ay içinde en az onbeş yönetmeliğin çıkacağını belirtti. Yeni kanunun bizlere sağladığı faydaları daha iyi görebilmemiz için bu yönetmeliklerin çıkmasını bekleyeceğiz. Özürlüler yasasında ayrımcılık konusunun yer alması iyi olmuştur. Ancak, Özürlüler İdaresi Başkanlığı'nın samimi ve yoğun çalışmalarına rağmen özürlülere yönelik ayrımcılık devam etmektedir. Biz Türkiye Sakatlar Derneği olarak, başkanlar toplantısında ses getiren önemli kararlar almaktayız. Üzerimize düşeni yapıyoruz. Sözlerimi daha fazla uzatmak istemiyorum. Hepinize teşekkür ederim.

DÎVAN BAŞKANI: Şükrü Bey'e biz de teşekkür ediyoruz. Buyrun Süleyman Bey.

Süleyman ER : İkincisine katıldığımız ve noktalamak üzere olduğumuz komisyon toplantılarına katılan herkesi canı gönülden tebrik ederim. İnce ruh, iş disiplini ve ahlaklılıktan ötürü ayrıca teşekkür ediyorum.

Özürlülerle ilgili sivil toplum kuruluşları kendileri dışındaki engel grupları ile ilgili yeterli bilgiye maalesef sahip değiller. Sivil toplum örgütleri sadece hizmet ettikleri engelli gruplarını temsil etmezler. Özellikle konu engelliler ise. Yardımla alakalı aynı sıkıntıları ben İzmir'de de yaşıyorum. Himayeye muhtaç sözüyle alakalı gösterilen hassasiyetin çok da mantıkla bağdaşmadığı gerçeğinin altını çizmek istiyorum. Nedeni şudur: Yardım, ihtiyaç sahibi olan insanlara yapılan şeydir,onun adıdır. Siz kişisel olarak, gereksiniminiz yoksa bunu reddetme özgürlüğüne sahipsiniz. Ancak bir kitleyi temsil eden insanların, bir başkası adına yani yardıma muhtaç insanlar adına “Bu bizim onurumuzu rencide ediyor” sözünü söylerken yutkunarak çıkarmalarında fayda var. Nedeni şudur: Bütün görme engelli arkadaşlarım, kardeşlerim, dostlarım ve diğer engelli grupları şunu çok iyi bilirler ki, engelli gruplarının içerisinde, engeli sadece tek olmayan yüzbinlerce, milyonlarca insan bu ülkede yaşamak zorundadırlar. Ben nice görme engelli kardeşlerimi tanıyorum, dört engel grubunu da temsil ediyorlar. Ben onların, o çocuklara, o yakınlara bakmakla mükellef olan ailelerin, ne sıkıntılar yaşağını çok iyi biliyorum.

Gözardı edilen gerçeklerden bir tanesi de şudur: Üç grubun dışında yani görme, işitme ve ortopedik engellilerin, ikincisi, özürü olmayanların dışında kalan grupların seçme, seçilme, seyahat etme, iş bulma, evlenme, spor aktivitelerinden yararlanma özgürlükleri maalesef yoktur. Bu gerçekten yola çıktığınızda, sizler sadece kendiniz adına, kişisel fikriniz olarak söyleyebileceğiniz şeyleri, kitleleri temsil etme adına söyleme lüksüne sahip değilsiniz. Bu, bütün Türkiye'deki engelli gruplarının altının çizilmesi gereken ve bütün sivil toplum örgütlerinin, öncelikle kendi örgüt mensubu olan arkadaşlarına, dostlarına diğer engel gruplarını da tanıtmalarının artık kaçınılmaz bir görev olduğunun bilinciyle hareket etmeleri çok önem arzetmektedir. Bütün bunlar yapılırken, insanlar kendi içinde de paylaşmak durumunda olduklarının, diğerleriyle de paylaşmanın keyfini çıkarmalıdırlar.

Ben bu vesileyle, başta bu toplantıları hazırlayan değerli büyüklerimizle birlikte kendisi tanımaktan inanılmaz mutluluk duyduğum ve onur duyduğum başta Sayın Mehmet Aysoy olmak üzere bütün çalışma arkadaşlarına ve sizlere, en derin saygılarımı sevgilerimi ve hürmetlerimi arz ediyorum. Teşekkür ederim.

DÎVAN BAŞKANI : Biz teşekkür ediyoruz. Fiziksel Çevre Komisyon Başkanı Sayın İsmet Bey'i davet ediyorum. Buyursunlar efendim.

İsmet GÖKÇEK  : Sayın Dîvan, değerli Başkanım, değerli katılımcılar ve olmayan değerli basınımız. Hepinize saygılarımı sunuyorum.

Adım İsmet Gökçek. Türkiye Ortopedik Özürlüler Federasyonu Genel Başkanıyım. Şimdi, önce eleştirilerimi yöneltmek istiyorum. Eleştirilerim Şura ile ilgili değil, katılımlarla ilgilidir.

Seçimlerde dikkat ederim, ben yıllardır bu toplumun içindeyim. Ne zaman seçim yaklaşsa, o kalıp siyasi partilerin önemli adamları bizim yanımıza gelir, bizim sorunlarımızı sorarlar, neler yapabileceklerini sorarlar ve güya bizim yanımızda olduklarını gösterirler. Bugün çok önemli bir toplantı yapıyoruz ama burada yoklar. Ülkede sekizbuçuk milyon insanı ve aileleri ile birlikte yirmi milyon insanı alakadar eden çok ciddi, kutsal bir toplantı ama bir bakıyoruz, bugün siyasi partilerden ve onun temsilcilerinden hiç birini göremiyoruz.

Basına geldiğimiz zaman, ben kimseye beddua etmek istemiyorum, Allah onları islah etsin. Nerede medyatik bir fantezi, nerede bilmem birtakım sanatçıların olmadık şekillerini, saatlerce sergileyen bir basın, maalesef ve maalesef böyle çok önemli bir toplantıda yoklar. Lütfedip, beş on kamerasını getirip, bunu tüm kamuoyuna duyurmayı beceremedi. Allah islah etsin diyorum onları. Günün birinde birşeyler kapılarını çalar, kafaları taşa değer ama ben fazla dilemiyorum ama tekrar söylüyorum; Allah onları da islah etsin.

Şimdi bizim şurada katılım olarak tahmin ederim 400 kişi 500 kişi. Bunlar tabii bir ekonomi ile meydana geliyor, kolay değil. Biz isteriz ki, bu katılım her yıl olsa da, çünkü bu katılımın bence en güzel taraflarından birisi hepimizle bir tanışma oldu. Sanki birbirimizi yıllar önce tanıyormuş gibi bir sinerji yakaladık, bir dostluk yakaladık. Çok enterasan insanlarla merhaba ederken sanki uzun müddet yıllarca birlikteymişiz gibi bir duygu oldu ve sizlere son olarak gerçekten çok güzel birşey, birlik olmak ayrı güzel birşey. İşte bu Şura'nın bence tüm kararlarının dışında böyle bir güzelliğe vesile olması çok güzel oluyor. Yani inşallah, bundan sonraki zaman içerisinde, eğer devlet de Özürlüler İdaresi Başkanlığına, İdaremize gerekli ekonomik destek verirse, bunu ülkemizin çeşitli bölgelerinde, sırf Ankara ile kısıtlı kalmasını da düşünmüyorum. Şimdi biraz önce belirtiğim gibi, özürlüler konusu bir avuç insan değil, milyonları ilgilendiren bir hadise. Dolayısıyla daha geniş bir katılımı ben yürekten arzu ediyorum.

Hepinize açıkça söylemek lazım, evde benim dört tane evladım var, dördünü de yönetmekte çok zorlanıyorum, yani ailemizde üç beş kişiyi bile yönetmekte zorlanıyor insan ki, bu kadar kalabalığı yönlendirmek, getirmek, götürmek, giydirmek bunlar kolay işler değil. Onların da ciddi bir aksaklıkları olmuş olabilir ama buna rağmen, Özürlüler İdaresi Başkanına, Yürütme Kuruluna, tüm çalışanlarına, ben teşekkürlerimi sunuyorum. Kendilerini kutluyorum.

Biraz önce Şükrü Başkanın belirttiği gibi yıllardır yapılması planlanan bir olayın bu çerçeveye alınması gerçekten memnun edici oldu. Evet Özürlüler Yasası çıktı. Sağolsun. Elli yıldan beri çıkarılması düşünülen bir yasa çıktı. Çok önemli bir yasaydı. Ancak içeriğinde biraz sıkıntılar var. Sivil toplum örgütü olarak bunun farkında olduğumuzu bilmenizi istiyorum. Diyorum ki, beklediğimiz noktada gelişmedi. Bizim de bu konuda elimizden geleni yaptığımızı düşünüyorum ama yeniden tüm Şura'ya katılanlara gerçekten hepsi bir akrabam gibi olmuş gibi bakıyorum, çok sıcak oldu, çok teşekkür ediyorum, hepinizden Allah razı olsun, İdareden de. Çok teşekkür ediyorum. Çok sağolun efendim.

Pardon, özür dilerim, ben bir şeyi atladım. Selahattin Bey gelmiyor, ben hemen bitiririm. Fiziksel Çevre Komisyonu'ndaki tüm benimle görev alanlara teşekkür ediyorum.

DÎVAN BAŞKANI : Teşekkür ediyoruz.

Şura yönetmeliğimiz son iki konuşmadan birinin lehte diğerinin aleyhte olmasını öngörüyor. Bu doğrultuda Selahattin Bey'e söz vermek istiyorum. Selahattin Bey buyrun.

Selahattin YENER: Efendim öncelikle, toplum önünde konuşmak çok heyecan verici birşey ama burada konuşmak çok daha heyecan verici.

Dünün sırtında kalıp yarınları beklemeyelim. O zaman böyle yapmak lazımsa gerçekten başta hayıflanmayı bırakmamız lazım. Çalışıyoruz ve biz yapacaklarımızı yaptığımız zaman sonuç alabiliriz. İki federasyonumuzun tarzına, davranışına yakın ve dost olduğuna inandığım Süleyman Er de onu söylüyor. Biz himaye edilmek istemiyoruz ama hakkımızın verilmesini ve anlaşılmayı istiyoruz. Dolayısıyla bu anlamda arkadaşımızın ve bizim örgütümüzün yaklaşımı, bu bilgileri doğru geliştirelim; önce aramızda ve sonra bunun aktarılmasında ve kullanılmasında.

Mesela maddelerden biri şöyle olsaydı: “Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenmiş açlık sınırında kalan her tür özürlü ve/veya özürlü yakının gelirleri her tür vergi ve sigorta şey sosyal güvenlik kesintilerinden muaf tutulur“ olsaydı örneğin. Bu anlamlı ve maksata matuf olurdu. Çünkü gerçekten onun yardıma ihtiyacı var.

Dışarıdaki örneklerde de böyle. Yunanistan'da görme özürlüler o günkü kendi paralarıyla ikiyüzbin drahmiye kadar her tür vergiden muaflardır. Üstündeki sayı belki çok az, yüzde onbeş yirmilerdedir, onlar vergi veriyorlardı. Bizde de şimdi, yeni yasayla farklı sorunlar çıkabilir. Örneğin vergi indirimi mi? Yoksa tazminatın ücretten mahsup edilmesi yani onun indirim sayılması mı? Bir tartışma konusu haline gelecektir. Bugün maaş alan kişi, yüzde onbeş vergi indirimi ile orta gelirlerdeki kişinin alacağı rakam yüz lira civarındadır. Halbuki Emekli Sandığının tanıdığı ağır bakıma muhtaç kişi tarzına soktuğu özürlü için ikiyüzbin liraya yakın bir para. Şimdi bu ikiyüz lira baktığınız zaman, yaklaşık birbuçuk yani binbeşyüz liralık bir ücretin karşılığına gelir vergi indirimi açısından. Dolayısıyle bu anlamda farklı tartışmalar daha sürecektir.

Kırmak ve kırılmak için söylenmemiştir hiçbir söz. Burada birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için. Kimsenin kastı yok. Özellikle ben şimdi söz aldığım için, benim kastım heyecandan yanlış anlaşılmadığımı umarak kırmak ve sataşmak değildir. Özürlüler İdaresi Başkanlığına tekrar teşekkür ediyorum.

İsmet Gökçek Abim gibi her yıl gerçekten ürünümüz varsa buluşalım, ama yeteri kadar birikimimiz olduğuna inandıklarında ya da bize aktarmak istedikleri, bizden almak istedikleri olduğunda bir araya gelmek dileği ile teşekkürlerimi sunuyorum. Sizin sabrınız içinde size saygılarımı sunuyorum.

DÎVAN BAŞKANI : Biz teşekkür ederiz. Son olarak Fikret Gökçe'yi davet ediyorum.

Fikret GÖKÇE : Sayın üyeler, değerli konuklar;

Konuşmama başlarken hepinizi saygı ile selamlıyor, üç gün boyunca burada yapılan çalışmaların ve alınan kararların hayırlı olmasını diliyorum.

Değerli delegeler, sizleri önce Şura'nın açılış konuşmalarını yapıldığı birinci güne geri götürmek istiyorum. O konuşmalarda Özürlüler İdaresi Başkanı Sayın AYSOY'un sözlerine hala bir anlam verebilmiş değilim. Özürlülerle ilgili çalışmalarda adeta bir milat saptarcasına yapılan bu açıklamayı talihsiz ve maksadını aşan bir söylem olarak değerlendiriyorum.

Nerdeyse 80 yıl önce ülkeye rehabilitasyon ve fizik tedavi kavramını getiren akademisyenler, bürokratlar özürlüler konusuna hiç mi bir şey yapmadı? .

Sayın delegeler, benden önceki değerli konuşmacılar bizlerin çok önemsediği bu toplantıya basının ilgisiz kaldığından yakındılar. Sayın Bakan ÇUBUKÇU' nun TBMM'de yaptığı açıklama bütün gazetelerde yer aldı. Sayın Bakan son 5 yılda SHÇEK yurtlarında koruma altında bulunan çocuklarımıza yönelik cinsel taciz ve tecavüzlerle ilgili 478 davanın devam ettiğini belirtti. Bildiğim kadarıyla bunların bir kısmı da zihinsel özürlü çocuklarımız. Bir yerde, mental retardasyon tanısı konan zihinsel özürlü kızımıza kurum personeli tecavüz etti. Yargılama sonucunda “Tecavüze uğrayan kişi cinsel eylemi önlemeye muktedirdir” kararıyla bu kişi berat etti. Bir ilimizde elini kolunu sallayarak yuvadan çıkardığı 13 yaşındaki zihinsel özürlü çocuğunu evine getirip tecavüz eden kişi gazete manşetlerinde günlerce konu oldu. Başka bir yerde 13 yaşındaki zihinsel özürlü kişi, faili meçhul bir kişinin tecavüzü sonucu yavrusunu evlerinin tuvaletinde kendi başına dünyaya getirdi.

Değerli delegeler, ben bunları yıllardır söylüyor, Zihinsel Özürlüler Federasyonu'nun yayın organı Düşünsel Dergisi ve bazı yayın organlarında yazıyor, Özürlüler Yüksek Kurulu toplantılarında anlatıyorum.Yüreğim yanıyor diye haykırıyorum. Çünkü yaklaşık 30 yıldır bu işin içindeyim. Zihinsel Özürlüler Federasyonu ve Türkiye Sakatlar Konfederasyonu'nun kuruluşunda görev alan, bu kuruluşların genel başkanlık ve genel sekreterlik gibi görevlerinde bulunan bir kişiyim. Birkaç gün önce SHÇEK ve yurtlarla ilgili yabancıların hazırladıkları bir rapor elime geçti. Bu yabancılar, geçen yıl ülkemize geldi. Yurtları gezmişler.Benimle de görüştüler. Türkiye'yi özürlüler konusunda Afrika ülkelerine benzetir tavırları nedeniyle toplantılarına gitmedim. Protesto ettim. Bu rapor, onların hazırladığı rapor. İçinde benim söylediklerimin çok üzerinde insanı dehşete düşüren, utandıran ifadeler var. Ayıptır, yazıktır. Biz söyleyince kötü, gavur bunları söyleyince iyi mi oluyor?

Değerli delegeler, sizlerden tek bir şey istiyorum. Rica ediyorum. Biraz sonra geldiğiniz yörelere geri döneceksiniz. Biliyorum hepinizin illerinizdeki yöneticilerle yakınlık ve ilişkisi var. Onlara bu durumu anlatın. Mahalli idarelerden, yargıdan kolluk kuvvetlerine kadar ne olur bu çocuklara sahip çıkılmasını, insanlık dışı bu olayların önlenmesi için çalışmalarını sağlayın.

İşte o zaman büyük özverilerle toplanan II. Özürlüler Şurası bana göre amacına ulaşmış olacaktır.

Hepinizi saygı ile selamlıyor, bu Şura' nın gerçekleşmesinde emek ve katkısı olan herkese teşekkür ediyorum.

DÎVAN BAŞKANI : Değerli Şura üyeleri, şimdi Şura rapor ve kararlarının tümünü son bir kez oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler? Etmeyenler? Kabul edilmiştir.

Ben katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum.

ŞÛRA SONUÇ BİLDİRGESİ

30 Mayıs – 2 Haziran 2005 tarihlerinde birinci aşamayla başlayan “Yerel Yönetimler ve Özürlüler” temalı II. Özürlüler Şûrası, Genel Kurul çalışmalarının tamamlanmasıyla gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Özürlülere ilişkin I. Şûra kararlarına dayanılarak yapılan işler ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı'nın çalışmaları neticesinde özürlülere verilen hizmetlerde bir hayli aşama katedilmiştir, ancak bu yeterli değildir. Verilecek hizmetlerin etkinlik, kalite ve verimlilik açısından daha ileriye götürülmesi yönünde II. Özürlüler Şûrası yapılmış bulunmaktadır.

II. Özürlüler Şûrası yeni yerel yönetimler ve “Özürlüler ve Özürlülerle İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” un hazırlanması ve yürürlüğe konulması ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilmiş olmaktadır.

II. Özürlüler Şûrası, çok genel anlamda geçen I. Şûra'dan altı yıl sonra, daha özel ve güncel bir alan olan “Yerel Yönetimler ve Özürlüler” teması ile gerçekleştirilmiştir.

Şûraya yerel yönetimler, üniversiteler, kamu ve özel kurum ve kuruluşları, meslek kuruluşları ile özürlülerle ilgili sivil toplum kuruluş temsilcilerinden oluşan geniş bir katılım sağlanmıştır.

Genel Kurul'da komisyonlarca daha önce hazırlanıp kabul edilen raporlar ve kararları görüşülmüş olup oylanmıştır. Bu çerçevede “Yerel Yönetimler ve Özürlüler” temalı II. Özürlüler Şûrası'nda özürlüleri öncelikle ilgilendiren; Fiziksel Çevre, Özürlülerin İşgücü Piyasasına Katılımı, Eğitim, Sağlık ve Destek Hizmetleri, Toplum Temelli Rehabilitasyon, Bakım Hizmetleri, Aynî ve Nakdî Yardım konularında üyelerimiz “Özürlülere Engelsiz Bir Yaşam” oluşturabilmek için büyük çaba sarf etmişlerdir. Çalışmalar sonucunda 240 karar alınmıştır.

Bu kararların hayata geçirilmesi özürlüler için büyük bir kazanım olacaktır.

Bir insan ve birey olarak özürlülerin ihtiyaçları diğerleri ile özde aynı olup, sunumunda farklılıklar bulunmaktadır. Özürlülerimizin bütün vatandaşlar gibi fırsat eşitliği ilkesine uygun olarak eşit haklardan yararlanmaları bir zorunluluktur. Maddî ve manevî varlıklarının geliştirilmesi ve güçlendirilmesi, kendisi ve toplumla barışık bireyler olması yönünde yerel yönetimlere büyük görevler düşmektedir.

Özürlüleri ilgilendiren birçok husus mevzuatla yerel yönetimlere görev olarak verilmiştir. Ancak, bunların yerine getirilmesi mevzuattan ziyade ilgili kurumların yönetici ve karar organlarının ilgileri oranında başarıldığı bir gerçektir.

Özverili gayretlerinden dolayı bütün üyelerimize, emeği geçen herkese teşekkür eder, Şûra'nın özürlülere ve ülkemize hayırlı olmasını dilerim.

Dr. Mehmet AYSOY

Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkan V.

Dîvan Başkanı

 

DEVLET BAKANI SAYIN NİMET ÇUBUKÇU'NUN II.ÖZÜRLÜLER ŞÛRASI'NA İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI 

Değerli basın mensupları, değerli kurum temsilcileri ve değerli konuklar;

Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığının “Yerel Yönetimler ve Özürlüler” temasında düzenlemiş olduğu II. Özürlüler Şûrası'nın basın açıklamasına hoş geldiniz diyor, sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bu arada, geçmiş Şeker Bayramınızı kutluyorum.

Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığının kuruluş amacı, özürlülere verilen hizmetlerin düzenli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini temin etmek için; ulusal ve uluslar arası işbirliği ve koordinasyonu sağlamak, özürlülerle ilgili ulusal politikaların oluşmasına yardımcı olmak, özürlülerin problemlerini tespit etmek ve bunların çözüm yollarını araştırmaktır. Amaca yönelik yapılan önemli işlerden biri de, özürlülerin problemlerini tespit etmek, bunların çözüm yollarını araştırmak ve de ulusal politikaların oluşmasına yardımcı olmak için Özürlüler Şûrasını gerçekleştirmektir.

1997 yılında kurulan Özürlüler İdaresi Başkanlığı Birinci Şûrasını 1999 yılında gerçekleştirmiş olup, altı yıl aradan sonra “Yerel Yönetimler ve Özürlüler” temasında II. Özürlüler Şûrası'nı gerçekleştirmiş bulunmaktadır.

Şûralar, kanunlarımıza göre ilgili kurumların en yüksek danışma kurullarıdır. Aynı şekilde, Özürlüler İdaresi Başkanlığının kuruluşunu sağlayan 30 Mayıs 1997 tarih ve 571 sayılı KHK'nin 20. maddesinde “Özürlüler Şûrası Başkanlığın en yüksek danışma kuruludur. Özürlülerle ilgili konularda teklif ve teklif niteliğinde karar almakla görevlidir. Şûra iki yılda bir yapılır.” denilmektedir.

Özürlüler Şûrası'nın amacı, Özürlüler İdaresi Başkanlığı' nın kuruluş amacı ve görevleri doğrultusunda, özürlü ve özürlülük konusunda her türlü görüş ve çözüm önerilerini tartışmak, ulusal politikalara esas olacak ilke ve programlar oluşturmak, kamuoyunun bu konuda bilinçlenmesine katkıda bulunmak, ulusal ve uluslararasındaki görüş, düşünce ve gelişmelerin aktarılmasını ve tartışılmasını sağlamaktır.

Özürlüler Şûrası' nın özürlüler politikasını, özürlülerle ilgili kurum ve kuruluşların faaliyetlerini daha ileriye götürmek için konuyla ilgilenenleri böyle açık bir platformda düşüncelerini sergilemek ve yarıştırmak gibi misyonu bulunmaktadır. Bu yönüyle, uzun zamandır bir araya gelemeyen ilgilileri buluşturan II. Özürlüler Şûrasını; yerel yönetimler düzeyinde özürlülük ve özürlüler konusunda sorunların ele alınması, çözüm önerileri üretilmesi, ileriye dönük tutarlı ve kararlı politikaların oluşturulmasına katkı sağlayacak tarafları bir araya getirmesi açısından önemsemekteyiz.

II. Özürlüler Şûramızı iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşaması 30 Mayıs - 2 Haziran 2005 tarihleri arasında Ön Rapor Hazırlama Komisyon Toplantıları şeklinde, ikincisi 26- 28 Eylül 2005 tarihlerinde yine komisyon çalışmaları ve Genel Kurul Toplantısı şeklinde geçmiştir. Çalışmalar, Şûra'nın temasına uygun şekilde; Fiziksel Çevre, Özürlülerin İşgücü Piyasasına Katılımı ve Sosyal Hizmet ve Yardımlar olmak üzere üç alt temada; Sosyal Hizmet ve Yardımlar temasının alt temaları olan Eğitim, Sağlık ve Destek Hizmetleri, Toplum Temelli Rehabilitasyon, Bakım Hizmetleri, Ayni ve Nakdi Yardımlar olmak üzere toplam 6 değişik komisyon marifetiyle sürdürülmüştür.

Birinci aşamadaki çalışmalara yaklaşık 250, ikincisine 400 civarında üye katılım sağlamıştır. Üyelerin seçimi ve komisyonlara dağılımında yerel yönetimler, üniversiteler, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının belli oranlarda temsil edilmesi sağlanmıştır. Özellikle özürlülük ve özürlüler alanında bilgi ve deneyim sahiplerinin katılımları hususunda seçici davranılmıştır

Değerli basın mensupları, değerli konuklar;

Geride bıraktığımız çeyrek yüzyılda yeni yönetim arayışlarıyla birlikte sosyal politika odaklı arayışlar ivme kazanmıştır. Çocuk, genç, kadın, özürlü, yaşlı, yoksulluk ve yoksunluk içindeki dezavantajlı toplumsal kesimlere olan ilgi eskiye oranla artış kaydetmiştir. Özellikle gelişmiş ülkelerde, bu kesimlerin ihtiyaçlarının ne denli karşılandığı hususu gelişmişlik göstergesi kabul edilmektedir.

II. Özürlüler Şûrası, yerel yönetimlere ilişkin 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri kanunlarının hazırlanıp yürürlüğe konulduğu 2005 yılı içinde yapılmış bulunmaktadır. Şûra temasının “Yerel Yönetimler ve Özürlüler” diye seçilmesinde adı geçen yasaların etkisi büyük oluştur.

Değerli basın mensupları, değerli üyeler ve değerli konuklar;

Yeni hizmet alanlarından birisi de özürlülere yönelik hizmetlerdir. Bu hizmet türünün benimsenip hayata geçirilmesinde en önemli kurumlar şüphesiz mülki ve mahalli idarelerdir. Özellikle il özel idareleri, belediyeler ve köylerdir.

Bir insan ve birey olarak özürlülerin ihtiyaçları diğerleri ile özde aynı olup, sunumunda farklılıklar bulunmaktadır. Özürlülerimizin bütün vatandaşlar gibi fırsat eşitliği ilkesine uygun olarak eşit haklardan yararlanmaları bir zorunluluktur. Maddi ve manevi varlıklarının geliştirilmesi ve güçlendirilmesi, kendisi ve toplumla barışık bireyler olması yönünde merkezi yönetimin olduğu kadar özürlüye en yakın birimler olan yerel yönetimlere büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Bu nedenle, yerel yönetimler ve özürlüler temasında gerçekleşen II. Şûra' da yerel yönetimlerden özellikle aşağıda belirtilen hususlara azami özen göstermeleri istenmiştir. Bunlardan birincisi, fiziki ve mimari engellerin kaldırılarak erişebilirliğin sağlanmasıdır. İkinci önemli husus, genç ve yetişkin özürlüler için işgücü piyasasına uygun, meslek ve beceri kursları, iş eğitimi merkezleri açarak özürlülerin üretken, kendisi ve toplumla barışık birey olmasının sağlanmasıdır. Üçüncüsü, özürlülerle çok anılan sosyal hizmet ve yardımlar alanında; rehabilitasyon, bakım, rehberlik, danışmanlık hizmetlerinin verilmesi, ekonomik ve sosyal araçlarla desteklenip, bağımsızlıklarını ve özgüvenlerini kazanmalarına yardımcı olunmasıdır. Son olarak, özürlülerin hayatını kolaylaştıran ve bilgiye ulaşımını sağlayacak yeni metot ve tekniklerden yararlanmalarının sağlanması şeklinde sıralamak mümkündür.

Şûraların en önemli yanı tetkik ve teklif mahiyetindeki kararlarıdır. II. Özürlüler Şûrası' nda gelen önerilerden 240 adedi Şûra Kararı hüviyeti kazanmıştır. (Şûra raporlarının redaksiyonu sonunda kesin karar sayısı bildirilecektir.)

Bu kararların bizlere; planlama, uygulama, izleme ve denetim aşamalarında rehberlik, danışmanlık ve koordinasyon gibi önemli görev ve sorumlulukları yüklediğinin bilincindeyiz. Bu bilinçle, alınan kararların hayata geçirilmesinin özürlüler için büyük bir kazanım olacağını ifade etmek isterim.

Şûra' nın gerçekleşmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyor, Şûra' mızın yerel yönetimlerde “Özürlüler İçin Özürsüz Hizmet” anlayışını egemen kılması dileğimle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 


© 2006- T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi - Özürlülük Araştırmaları ve İstatistik Dairesi Başkanlığı