TOPLUM TEMELLİ REHABİLİTASYON
TOPLUM TEMELLİ REHABİLİTASYON KOMİSYONU
Başkan
Prof. Dr. Ferda DOKUZTUĞ - Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi
Başkan Yardımcıları
Prof. Dr. Resa AYDIN - İstanbul Üniversitesi
Mehmet ERGÜN - Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı - Sosyal Çalışmacı
Raportörler
Berna BAL OĞUZTÜRK - Sivas Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü - Sosyal Çalışmacı
Elif YAMAN - Süleyman Demirel Üniversitesi - Öğretim Görevlisi
Hanifi KAVAK - Kırıkhan İlçe Milli Eğitim Müdürü
A. Kenan |
TAN |
Doç.Dr. |
Gülhane Askeri Tıp Akademisi |
Ali |
YALÇIN |
Dr. |
Malatya Belediyesi |
Aliye |
BOZOĞLAN |
Üye |
Tetrem Zih. Yet. Çoc.Yetiş. ve Kor. Va. |
Bilal |
CANSU |
Üye |
Türkiye Sağır ve Dilsiz Der. Milli Fed. |
Bülent |
ÖZDEMİR |
Üye |
Büro Emekçileri Sendikası |
Cafer |
KELKİT |
Birim Görevlisi |
Sivas Belediyesi |
Erdin |
AYDIN |
İşçi |
Gölbaşı Belediyesi |
Erdoğan |
TUNÇ |
Müdür |
Sivas Belediyesi |
Erol |
COŞKUN |
Şube Müdürü |
Gönüllü Eğitimciler Derneği |
Esin |
SELİMOĞLU |
Başhekim Yrd. |
Dr.Ayten Bozkaya Spa. Ço. Reh. Hast. |
Fatma |
DEMİRCİOĞLU |
Çocuk Gelişimci |
SHÇEK Genel Müdürlüğü |
Fethi |
DALGIÇ |
Şube Başkanı |
Zih.Yet.Ço.Yetiş.ve Kor.Va. Elazığ Şb. |
Hasan |
GÜNEŞ |
Sos. Çalışmacı |
SHÇEK Genel Müdürlüğü |
Hülya |
CEVİZLİ |
Sos. Çalışmacı |
SHÇEK Genel Müdürlüğü |
İbrahim |
CILGA |
Doç. Dr. |
Hacettepe Üniversitesi |
İrem |
COŞANSU YALAZAN |
Sos. Çalışmacı |
SHÇEK Genel Müdürlüğü |
İsmail |
AYNUR |
Belediye Bşk. |
Altınoluk Belediyesi |
İsrafil |
BAYRAKÇI |
Dernek Başkanı |
Beyaz Ay Görme Engelliler Derneği |
Karabey |
YÜKSEL |
Sosy. Hiz. Md |
İstanbul Büyükşehir Belediyesi |
Kezban |
BAYRAMLAR |
Doç. Dr |
Hacettepe Üniversitesi |
M.Akif |
ÇUKURÇAYIR |
Doç. Dr. |
Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü |
M.Gökhan |
BUGAN |
Özel Eği.Uz. |
Av.Lütfi Ergökmen İÖO ve İşi. Eğ.M. |
Mehmet Ali |
KARADAĞ |
Müdür |
Milli Eğitim Bakanlığı |
Memet |
TUNÇ |
Genel Başkanı |
GAP Görmeyenler Derneği |
M.Abdullah |
TUNCAY |
Beden Eğitimci |
Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başk. |
Mustafa |
KİREMİTÇİ |
Dr. |
Sağlık Müdürlüğü |
Nadir |
TATLIPINAR |
Eğ.ve Pro.Koor. |
Etimesgut Belediyesi |
Nalan |
ENGİN |
Uzm.Dr. |
İstanbul Büyükşehir Belediyesi |
Nazmi |
BOZOĞLAN |
İl Müdürü |
Milli Eğitim Bakanlığı |
Nejat |
KUYRUKÇU |
İşçi |
Gölbaşı Belediyesi |
Nevin |
ÇOBANOĞLU |
Tıbbi Teknolog |
Sağlık Bakanlığı |
Nurullah |
KONAR |
Üye |
Atem-Almanya Türk Engelliler Mer. |
Özden |
KANTAR |
Uzm.Fzt. |
Zih. Yet. Çoc.Yetiş. ve Kor. Vakfı |
Rahime |
BEDER ŞEN |
Uzman |
Aile ve Sosyal Araş. Gn. Müd. |
Ramazan |
ŞANLI |
Öğretmen |
Özev Özürlüler Eğitim ve Daya.Vakfı |
Salman |
KILIÇ |
Sos. Çalışmacı |
Sağlık ve Sos.Hiz. Emekçileri Sen.(Ses) |
Saniye |
TEMEL |
Birim Sor. |
Körfez Belediye Başkanlığı |
Selahattin |
YENER |
Başkan Yar. |
Türkiye Körler Fed. Genel Başkanlığı |
Serap |
SÜTBEYAZ |
Dr.Kli.Baş Asis |
Sağlık Bakanlığı |
Seyfullah |
TOKAT |
Muhtar |
Türkobası Köyü |
Soner |
GÜLTEKİN |
Proje Koor.atörü |
Özev Özürlüler Eğitim Ve Daya. Vakfı |
Şafak Sahir |
KARA MEHMETOĞLU |
Prof.Dr. |
İstanbul Üniversitesi |
Yasemin |
KARADAĞ |
Şube Başkanı |
Demokratik Kör Dernekleri Fed. |
Yusuf |
KÖK |
Şube Müdürü |
Konya Büyükşehir Beld. Başkanlığı |
SOSYAL HİZMET VE YARDIMLAR
TOPLUM TEMELLİ REHABİLİTASYON
1.GİRİŞ
1.1. Konunun Önemi
2.TÜRK İDARE SİSTEMİ
2.1. Merkezî İdare
2.2. Yerel Yönetimler
2.2.1. Belediyeler
2.3. Avrupa Konseyi ve Yerel Yönetimler
2.3.1. Avrupa Kentsel Şartı
3.TOPLUM TEMELLİ REHABİLİTASYON VE GELİŞİMİ
3.1.Toplum Temelli Rehabilitasyon
3.2.Toplum Temelli Rehabilitasyon
Anlayışındaki değişiklikler
3.3.Uluslararası Toplum Temelli Rehabilitasyon
Gözden Geçirme Toplantısı
4. TÜRKİYE'DEKİ TOPLUM TEMELLİ REHABİLİTASYON UYGULAMALARI
4.1. Türkiye'deki Uygulama Örnekleri
4.1.1. İstanbul Özürlüler Merkezi
4.1.2. Özürlülerin Sosyal Hayata Adaptasyonu
ya da Toplumun Özürlülere Adaptasyonu
4.1.3. Ankara Sincan İlçesi Plevne Mahallesi Toplum Temelli Rehabilitasyon Çalışmaları
4.1.4. Ankara Altındağ İlçesi Toplum Temelli Rehabilitasyon Projesi
4.1.5. Bolu Toplum Temelli Rehabilitasyon Projesi
4.1.6. Sivas Sosyal Hizmet Koordinasyon Merkezi Çalışmaları
4.1.7. Ankara Keçiören İlçesi Toplum Temelli Rehabilitasyon Çalışmaları
4.1.8. Konya Büyükşehir Belediyesi Tarafından Özürlü Bireylere Verilen Hizmetler
5. TOPLUM TEMELLİ REHABİLİTASYON ÇALIŞMALARININ GÜÇLENDİRİLMESİ
5.1. Toplumdaki Özürlülerin Tespiti
5.2. Toplum Temelli Rehabilitasyon Yönetimi
5.3. Özürlülerin Topluma Kazandırılması
6.TOPLUM TEMELLİ REHABİLİTASYON PROGRAMINDAKİ ROLLER
6.1.Yerel Yönetimlerin Toplum Temelli Rehabilitasyon Programlarındaki Rolleri
6.2. Sivil Toplum Örgütlerinin Toplum Temelli Rehabilitasyon Uygulamalarındaki Rolleri
6.3. Toplumun Toplum Temelli Rehabilitasyon Programındaki Rolleri
7. TOPLUM TEMELLİ REHABİLİTASYON EĞİTİM ÇALIŞMALARI
7.1. Kurslar
7.2. Kursun İçeriği
7.3. Kursun Hedefleri
8. DEĞERLENDİRME
9. KAYNAKLAR
10. GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ VE KARARLAR
1. GİRİŞ
Yüzyıllardan beri toplumda varolan özürlülük sorunu insanlık tarihi kadar eskidir. Deprem, su baskını, heyelân gibi doğal afetler, bina çökmeleri, savaşlar, terör olayları, yangınlar, trafik - deniz - ev - iş kazaları, uyuşturucu madde kullanımı, besin ve kimyasal madde zehirlenmeleri, yaralanmalar, çarpmalar, akraba evlilikleri ve uygarlığın beraberinde getirdiği birçok nedenin özellikle gelişmekte olan ülkelerde özürlülerin sayısını hızla arttırdığı bilinmektedir. Sağlık hizmetlerinin yeterince gelişmemiş olduğu ülkelerde, yukarıda belirtilen nedenlere ek olarak doğum öncesi ve doğumdan kaynaklanan özürlülük de eklendiğinde sorunun önemli boyutlarda olduğu görülmektedir (Aytaç, 2000).
Özürlülük, bireysel ve ortaklaşa özürlü olmayan insanların görüşleri sonucunda oluşturulmuş, düşmanca sosyal tavırlarla özürlülerin damgalanması şeklinde ifade edilebilir. Özürlülük aynı zamanda toplumu, devleti ve ekonomiyi karakterize eden ikincil ilişkilerde, özürlülerin karşılaştığı sınırlamalardan açıkça görülen yasaların, politikaların ve kurumsallaşmış alışkanlıkların sonucu olarak toplumun yarattığı bir durumdur. Özürlülük eksikliğin doğrudan sonucu değil sosyal kısıtlamaların bir sonucudur. Bu tür kısıtlamalar, örneğin binalara girişlerdeki zorlukların, zekâ ve sosyal yetenekle ilgili tartışılır anlayışların, genel nüfusun işaret dilini kullanamamasının, görme özürlülerin okuyabileceği okuma materyallerinin eksikliğinin ya da gözle görülmeyen özürlere sahip insanlara yönelik düşmanca kamusal tavırların sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir (Oliver,1990). Kısacası eksikliği olan bireyler yürüyebilen, mükemmel görme ve işitmeye sahip, pürüzsüz konuşabilen, zekâ olarak yetenekli olan insanların ihtiyaçlarına uyarlanmış bir toplum tarafından özürlü duruma getirilmektedir (Brisenden,1998). Diğer yandan özürlülere götürülen hizmetlerin kalitesini arttırmak, özürlünün topluma tam katılımını sağlamak, sadece özürlü bireyin değil ailesi, yakın çevresi ve toplum için de önemli sorun alanıdır.
Toplumsal oluşumda birşeyleri yapmanın yaygın kabul gören hali, sosyal yapı ve uygun davranışın ya da doğru ve normal olanın ne olduğu ile ilgili yaygın fikirlerin, normal kuralları olan yapının birleşimidir. “Özürlülüğün kavramsallaştırılması, özürlülük konusunda ortaya konulan teoriler, özürlülük söylemi, özürlülük konusunda yapılan düzenlemeler ve özürlü hareketleri ancak tarihsel boyutta değerlendirildiğinde anlamlı bir bütünü ifade eder”(Aysoy, 2004).
1.1. Konunun Önemi
Toplum temelli rehabilitasyon (TTR) gelişmekte olan ülkelerin özürlü insanların hayat standartlarını geliştirmek için artarak benimsemeye başladıkları yeni bir stratejidir. Bir strateji olarak “yeni” ve yapısı itibariyle de “yeni” düşüncelerin bileşimi üzerine kuruludur. Günümüze kadar kullanılan geleneksel rehabilitasyon yaklaşımları, özürlü bireylerin eğitim olanakları ve diğer müdahalelere kendi özürlü durumlarının üstesinden gelebilmelerine odaklanmıştır. Bu tür rehabilitasyon yaklaşımlarının amacı, bireye işlevsel olduğu kadar ekonomik bağımsızlığını kazandırmayı mümkün hale getirmektir. Fakat özürlüler işlevsel ve ekonomik olarak bağımsız olsalar da toplumsal yaşamın dışında kalmaya devam etmektedir. TTR öncelikli olarak özürlülerin bu durumun başlıca sebebini değiştirmeye çalışmaktadır. Bu neden bireylerin, toplumların ve geniş halk gruplarının özürlülüğe ve özürlü bireylere karşı olan olumsuz tutumudur. TTR bireylere, topluluklara ve halka, özürlü insanların eşit hakları olduğunu kabul etmelerini kesinleştirmeye çalışmaktadır. Ancak bu durumda özürlü bireyler toplumda bir yer kazanabileceklerdir. TTR özürlü bireylerle etkileşim içinde bulunan insanlara da olumlu tutumlar kazandırmanın yollarını aramaktadır. Bu tutum değişikliği olmadan özürlülerin genel durumu aynı kalmaktadır.
Şimdiye kadar kullanılan ve rehabilitasyonu ayrı bir program gibi gösteren diğer yaklaşımlar çoğunlukla özürlü bireylere ve onlara “ayrı” hizmet sağlama konusunda yoğunlaşmıştır. Diğer gelişme aktivitelerinde olduğu gibi birçok TTR deneyimi şunu göstermiştir; istenen sosyal değişiklikler, topluluklar sorumluluk aldığında meydana gelmektedir. Bu nedenle “toplum temelli” sözcükleri özürlülerin rehabilitasyonu için “halk sorumluluğu” anlamını verecek şekilde algılanmalıdır.
TTR'de bireyler ve topluluklar özürlü bireylerin yaşamlarını iyileştirmek için sorumluluk üstlenirler, bu çabalar da “çekirdek toplulukların” dışında çalışan profesyoneller tarafından desteklenir. Daha önce profesyoneller geleneksel olarak hizmeti sağlayan kişiler iken, TTR'nin profesyonellere öncelikli olarak belirlediği “destekleyici” rolüdür. Bu nedenle, özürlü bireylerin, onların ailelerinin ve çekirdek toplulukların kendilerini ilgilendiren konularda karar verme haklarına saygı duyarak hizmet dağıtımının yeni bir bakış açısı ve duyarlılık kapsamında görülmesi gerekmektedir ( Mendis,1989).
Özürlü birey biyolojik anlamdaki yetersizliklerinden kaynaklanan sorunlarına eklenen psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve çevresel engeller nedeniyle toplum yaşamına katılımda güçlük çekmektedir. Özürlülerin önlerindeki engellerin aşılabilmesi ve özürlü bireylerin özgürleşmeleri, ancak yaşadığı çevre ve toplumda ciddi gelişmelerle mümkün olabilmektedir. Toplum temelli rehabilitasyon programlarının başarılı olabilmesi için, ülkede sivil toplum örgütlerinin güçlenmesi ve kamu kurumlarıyla ortak çalışılması önemlidir. Bu ortaklık demokratik ve katılımcı bir toplum yapısının oluşturulmasına da katkı sağlar. TTR, toplum gönüllülerinin sorumluluk almasını ve programların yürütülmesinde söz sahibi olmalarını destekler. Toplum temelli rehabilitasyon, düşük maliyetine karşın özürlülere ve ailelerine etkin fayda sağlamaktadır.
Özürlülerin sorunlarını bir bütün içinde ele almak ve çözüm yollarını bulmak zorunluluğu vardır. Bu anlamda “özürlülük konusunda kuşatıcı yaklaşımların başında toplum temelli rehabilitasyon çalışmaları gelmektedir. Yerel idarelerin güçlendiği ve toplumsal sorunlar açısından da etkinleştiği ülkemizde TTR, yerel yönetimlerin özürlülük konusunda gerçekleştirebilecekleri önemli bir uygulama modelini temsil etmektedir”(Aysoy, 2004).
2. TÜRK İDARE SİSTEMİ
Ülkemizde kamu yönetimi, esas itibariyle “güçler ayrılığı” ilkesine göre biçimlenmiş üç temel güçten “yürütme” içerisinde yer alır. Başka bir deyişle, siyasal bir organ olan yürütmenin içinde bulunmakla birlikte, ayrı ve kendi kendine davranabilme yeteneğine sahip teknik bir varlıktır. Bu rejimde yasamanın, idare üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. Yasamanın muhatabı hükümettir. Meclis, ancak çıkaracağı yasalarla idareye yön verir. Yasama, bu yol dışında idareyi ancak hükümet üzerindeki denetim yetkilerini kullanmak suretiyle etkileyebilir .
Türkiye'de idarî sistem, merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkesine dayanmaktadır. Halen il, belde ve köy düzeyinde hizmet götürmek üzere üç tür yerel yönetim birimi vardır.
1982 tarihli T. C. Anayasası, 123'üncü maddesinde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir” demektedir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.
Türkiye'deki idarî yapı temel olarak;
Merkezî idare,
Mahallî idareler olmak üzere iki gruba ayrılır.
Bu gruplarda yer alan kuruluşlar, üniter bir devlet yapısının doğal sonucu olarak bir bütünün parçaları olarak değerlendirilirler. Bu anlayış, yukarıdaki Anayasa maddesinde de ifade edildiği gibi “idarenin bütünlüğü ilkesi” olarak adlandırılır.
Bilindiği gibi kamu yönetiminde son yıllarda yeniden düzenleme ve yapılanma alanlarında önemli çalışmalar yapılmıştır. Dünyada ve Türkiye'de meydana gelen gelişme ve değişmeler karşısında, özel sektörde ve kamu sektöründe yeni arayışlar başlamıştır. Dünyanın her yerinde özellikle kamu yönetiminin yeniden düzenlenmesi çalışmaları hız kazanmıştır. Bu yeni yönetim düzenlemelerinde kamunun da özel sektör gibi düzenlenmesi ve işletilmesi amaçlanmıştır (Tamer, 2005).
2.1. Merkezî İdare
Toplumsal yaşayışın bir sonucu olarak müşterek ihtiyaçlar ortaya çıkmış, bu ihtiyaçların giderilmesi için de örgütler kurulmuştur. En gelişmiş örgütlenme örneği “devlettir”. Ulusal sınırlar içinde bir topluluğun ortak ihtiyaçları devlet tarafından görülen hizmetler ile karşılanır. Devlet hizmetlerinin bir bölümü merkezî idare tarafından yerine getirilir. Devlet tarafından karşılanacak ihtiyaçların önemine ve genişliğine göre meydana getirilecek örgüt, ülkenin her yanına yayılır ve söz konusu ihtiyaçları karşılamaya çalışır.
Merkezî idare, devletin ana idarî yapısını oluşturan kuruluşların tümünü ifade eder. Ülkenin yönetimi ile ilgili siyasî, idarî ve ekonomik kararlar alır ve uygular. Merkezî idare, merkez teşkilâtı ve taşra teşkilâtı olmak üzere iki kademeye ayrılır.
Genel nitelikteki ihtiyaçlar yanında, yerleşme birimlerinin ve yakın çevrelerin ihtiyaç ve çıkarları da söz konusudur. Bu ihtiyaç ve çıkarları görecek ve karşılayacak olan bir örgütlenmeye de ihtiyaç duyulmuştur. Mahallî nitelikteki ortak bu ihtiyaçlar ülkemizde “mahallî idare” (yerel yönetimler) olarak adlandırılan örgütler tarafından karşılanmaktadır.
2.2. Yerel Yönetimler
Demokrasilerin vazgeçilmez temel taşları olan yerel yönetimlerin önemi ülkemizde ve dünyada her geçen gün artmaktadır. Yerel yönetimler, belirli bir alan sınırları içerisinde, belde halkının mahallî, müşterek ve medenî ihtiyaçlarının karşılanması için, sosyal, ekonomik, kültürel, sağlık, ulaşım, bayındırlık, çevre ve esenlik gibi hizmetleri yürüten, karar organları halk tarafından seçilen kamu tüzel kişileridir. Halk idaresinin gerçekleştiği, halkın kendi kendini idareye başladığı merkezleri teşkil eden yerel yönetimler, devletin giderek büyümesi sonucunda bireylere hizmet sunmada zorlanması karşısında ortaya çıkan bir organizasyondur. Devlet daha çok ulusal düzeyde politikaların üretildiği bir sistemdir. Yerel yönetimler ise mahallî halkın sağlığından, yaşamından, düzeninden sorumlu olan yönetimdir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın yerel yönetimlerle ilgili 127. maddesi şöyledir;
“Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, yine kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir.”
Anayasada belirtildiği gibi ülkemizde üç tür yerel yönetim bulunmaktadır. Bunlar;
İl özel idareleri,
Belediyeler,
Köylerdir.
2.2.1. Belediyeler
Yerel yönetim sözü içinde il özel idareleri, belediyeler ve köyler yer almakta iseler de toplumsal yaşamımızdaki en önemli sorumluluk ve görevleri şüphesiz belediyeler üstlenmiştir. Belediye, belde sınırları içerisinde yaşayan insanların yerel ve ortak hizmetlerini, halkın yararına, etkin, verimli ve ekonomik bir biçimde yürütmek üzere kurulan bir teşkilâttır.
“Kamu yönetimi ve yerel yönetimler eksenli düzenleme çalışmalarında, kaynak ve yetkinin merkezden taşraya, dolayısıyla da yerel yönetimlere aktarılması konusunda önemli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu doğrultuda; Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu, Belediye Kanunu, Büyükşehir Belediyesi Kanunu, Mahallî İdare Birlikleri Kanunu ve diğer kanunlar çıkarılmak suretiyle, kamu yönetimi ve yerel yönetimler alanında önemli yasal düzenlemeler getirmiştir” (Tamer, 2005).
Yerel yönetimler reformu kapsamında hazırlanan yasalardan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5303 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu , 5355 sayılı Mahallî İdare Birlikleri Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Büyükşehir belediyeleri ile Büyükşehir kapsamındaki ilçe ile ilk kademe belediyelerinin görev ve yetkileri 5216 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. İlçe ve ilk kademe belediyeleri 5393 sayılı Kanun ve diğer kanunlarla belediyelere verilmiş olan görev ve yetkilerle donatılmıştır. Özürlülerle ilgili olarak Büyükşehir belediyelerinin görevleri, “... engellilere yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek, geliştirmek ve bu amaçla sosyal tesisler kurmak, meslek ve beceri kazandırma kursları açmak, işletmek veya işlettirmek, bu hizmetleri yürütürken üniversiteler, yüksekokullar, meslek liseleri, kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmaktır” (5216 sayılı Kanun, madde 7).
Ayrıca 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile “Büyükşehir belediyelerinde özürlülerle ilgili bilgilendirme, bilinçlendirme, yönlendirme, danışmanlık, sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermek üzere özürlü hizmet birimleri oluşturulur. Bu birimler, faaliyetlerini özürlülere hizmet amacıyla kurulmuş vakıf, dernek ve bunların üst kuruluşlarıyla işbirliği halinde sürdürürler. Özürlü hizmet birimlerinin kuruluş, görev, yetki, sorumluluk ve işleyişine ilişkin usul ve esaslar Özürlüler İdaresi Başkanlığı'nın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı'nca hazırlanacak yönetmelikle belirlenir” demektedir (5216 sayılı Kanun, ek madde 1).
Belediye Kanunu'nda ise özürlülere ilişkin,“...hizmet sunumunda özürlü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır” demektedir (5393 sayılı Kanun, madde 14).
İl Özel İdaresi Kanunu'nda ise “ İl özel idaresi hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle sunulur. Hizmet sunumunda özürlü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır” demektedir (5303 sayılı Kanun, madde 6).
2.3. Avrupa Konseyi ve Yerel Yönetimler
Avrupa Konseyi'nde 1980 ve 1986 yılları arasında sürdürülen kent politikalarına ilişkin çalışmaların önemli bir ürünü olarak insan haklarına paralel bir kentli deklerasyonu yayımlamıştır. Şart, kentli haklarına saygılı, yerel yönetimler için bu deklerasyona ek olarak 13 konuda yol gösterici bir ilkeler dizisi belirlemiştir. Bunların özellikle dört tanesi, belediyelerin, tamamen sosyal hizmet faaliyetleriyle ilgilidir.
Avrupa Konseyi, yerel demokrasinin geliştirilmesine ve yerel özerkliğin gelişmesine katkı yapmak amacında olan uluslararası bir örgüttür. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nı Avrupa Konseyi 1985 yılında kabul etmiştir. Türkiye 1988 yılında imzalamış, Anayasa'nın 90. maddesinin ilgili kuralına uyarak 1991 yılında 3723 sayılı yasayla da onaylamıştır.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın önemli bir ilkesi, yerel yönetimlerin karar organlarının serbest, eşit, genel seçim yoluyla oluşturulmasıdır. Özerklik Şartı, doğrudan demokrasi yöntemlerinin de her zaman yerel yönetimler tarafından kullanılabilmesini öngörmektedir. Ayrıca yerellik ilkesi, halka yakınlık hizmeti, hizmetlerin görülmesinde halka en yakın olan idarî kademelerin görev alması ilkesi, genellik ilkesi de Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın hem başlangıç bölümünde, hem de maddesinde yer almaktadır.
2.3.1. Avrupa Kentsel Şartı
Avrupa Konseyi'ne bağlı olarak çalışan Avrupa Yerel ve Bölgesel Yetkililer Sürekli Toplantısı'nın 17-19 Mart 1992'de Strasburg'ta yaptığı 27'nci oturumunda “Avrupa Kentsel Şartı” kabul edilmiştir. Bu şartın kentlerdeki engelli ve özürlü kişilerle ilgili ilkeleri şunlardır:
Kentler herkesin her yerden yararlanabileceği biçimde tasarlanmalıdır.
Özürlü ve engelli kişilere yönelik politikalar aşırı korumayı değil, toplumla bütünleştirmeyi (entegrasyonu) amaçlamalıdır.
Engellileri veya azınlık gruplarını temsil eden uzmanlık dernekleriyle ve bu derneklerin kendi aralarında işbirliği kurulması zorunludur.
Evlerin ve işyerlerinin engelli ve özürlü kişilerin ihtiyaçlarına uygunluğunun sağlanması önemlidir.
Yolculuk, iletişim ve toplu taşımacılık olanaklarından herkes yararlanabilmelidir.
Kentlerin ve beldelerin, yaşanabilir, uyumlu, güzel ve sağlıklı olabilmesi istenen hedeftir. Yerel yönetimler, bu hedef doğrultusunda kentsel politikalarını oluşturmaktadır. Kentli haklarının korunması, yaşayanların ulaşım, trafik, yaşam, çalışma, dinlence ve eğlence gereksinimlerinin uyum içinde bir arada sağlanması, yaşam kalitesinin artması, tarihe, doğaya, çevresel ve kültürel mirasa saygılı olma ve sahiplik bilincinin yerleştirilmesi, çevresel bozulmaların önlenmesi, ekonomik aktivitelerin ve sürdürülebilirliğin sağlanması için yerel yönetimlere her konuda çok önemli vazifeler düşmektedir.
Bütün bunların sağlanabilmesi için yerel yönetimlere görevler düştüğü gibi, öbür tarafta, insana ve risk gruplarına sağlanacak sosyal hizmetlerde yerel yönetimlerin önemli görevleri arasına girmektedir.
Her kentlinin en temel hakkı, kentlerdeki sosyal aktivite ve olanaklarla, yaş, ırk, bedensel ve zihinsel kabiliyetlerine bakılmaksızın kendi özgür iradesiyle erişebilme hakkıdır. Özel engelli kişilerin, temel kişilik haklarını kullanabilmeleri ise diğer kent sakinlerinin anlayışının yanı sıra, yerel yönetimlerin, uygun mekân düzenlemeleri ve bu grupları göz ardı etmemeleriyle sağlanabilir. Bu amaçla, yerel yönetim politikaları, kentlerin, herkesin her yere erişebilirliğini sağlayabilecek şekilde tasarlanmalıdır (Yener,1998).
3.TOPLUM TEMELLİ REHABİLİTASYON (TTR) VE GELİŞİMİ
Toplum temelli rehabilitasyonun genel yapısı, 1978 yılında Kazakistan'ın başkenti Alma Ata'da düzenlenen uluslararası konferansta birçok sağlık bakanının kabul ettiği bir bildirgeyle ortaya çıkmıştır ( Declaration of Alma - Ata,1978). Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bu bildirgenin yayımlanmasından sonra toplum temelli rehabilitasyon programını, Dünya Özürlüler Yılı'nda (1981) resmen başlatmıştır. Toplum temelli rehabilitasyonun genel yapısı, birçok akımı gözler önüne sermekte ve halk seviyesinde elde edilen tüm ölçümlerin nasıl kullanılacağını ve bunlarla nasıl kaynak oluşturulacağını kapsamaktadır. 1980'lerin başında UNICEF dünyanın en fakir ülkelerindeki TTR programlarına aktif destekte bulunmuştur. Bu destek daha çok özürlü çocuklar üzerinde yoğunlaşmış, çoğu genel sağlık servisi ve organize sosyal hizmetler şeklinde gerçekleşmiştir.
3.1.Toplum Temelli Rehabilitasyon
Toplum temelli rehabilitasyon yaklaşımı, özürlü bireylerin yaşadıkları toplum içinde günlük yaşamlarında bağımsız, aktif ve üretken kişiler haline gelmelerini hedefler. TTR, tüm özürlü bireylerin toplum içinde rehabilitasyonu, sosyal uyumu ve fırsatların eşitlenmesini sağlayacak bir stratejidir. TTR özürlü bireylerin, ailelerinin ve sivil toplum örgütlerinin ortak çabasını gerektirir. Kurum temelli rehabilitasyon yaklaşımı ile karşılaştırıldığında daha fazla sayıda özürlü bireye ulaşabilen daha yüzeysel ve daha ekonomik bir yaklaşımdır. TTR hiçbir zaman kurum temelli rehabilitasyon modelinin alternatifi değildir. Tam tersine iki yaklaşım birbirinin tamamlayıcısı olduğu zaman başarı sağlanabilir.
3.2.Toplum Temelli Rehabilitasyon Anlayışındaki Değişiklikler
ICIDH (International Classification of Impairment, Disability and Handicapped = Bozukluklar Yetiyitimi ve Engellilerin Uluslararası Sınıflandırması) hastalık, bozukluk ve özürlülükten engelliliğe ilerlemenin olduğu doğrusal bir modeli baz almıştır. Bozukluk , vücudun ya da bir organın yapısındaki ya da işlevindeki anormalliktir. Özürlülük , bozulma sonucu yetilerin kısıtlanması veya yetilerden tamamen yoksun kalınmasıdır. Engellilik ise bozukluk ve özürlülükten kaynaklanan sosyal dezavantaj olarak tanımlanmıştır (WHO, 1980).
ICIDH özürlülüğün belirlenmesi ile ilgili üç boyut ortaya koymuştur. Bunlar;
1. Kişinin fiziksel, nörolojik, anatomik yapısında herhangi bir organın veya fonksiyonun yokluğu,
2. Kişinin öğrenme, konuşma, yürüme gibi etkinliklerinde bir kısıtlamanın ve eksikliğin bulunması,
Kişinin sosyal ve fiziksel çevrede eğitim, iş hayatı ve iletişim konularındaki uyumudur.
1990'lı yıllarda özürlü bireylerin toplum içerisinde kabulü ve daha iyi insan haklarına erişme vurgusuyla gelişen yapısal değişim, 1994 yılında ILO, WHO ve UNESCO'nun ortak raporunda yansıtıldığı gibi, toplum temelli rehabilitasyon programının tanımını değiştirmiştir. Değişiklikler ayrıca ICIDH'nin 1999 yılında yenilenmiş uyarlamasıyla ortaya çıkan Uluslararası Yetersizlik, Aktivite ve Katılım Sınıflandırması'na da yansımıştır. Bu uyarlamada olumsuz bir anlam içeren özürlülük, “aktivite” ile engelli de “katılım” ile yer değiştirilmiştir. Bu yeni terimlerin kullanılmasının amacı katılımı engelleyen yetersizliğin aktivite ve bağlamsal etkenler ile ilgili olarak, insanın doğasının ortaya çıkartılmasıdır (Thomas & Thomas, 1999).
ICF (International Classification of Functioning, Disability and Health) İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırılması olup, ICIDH (International Classification of Impairment, Disability and Handicapped) Bozukluklar Yetiyitimi ve Engellilerin Uluslararası Sınıflandırması'nın düzeltilmiş baskısıdır. ICF, beş yıllık süre boyunca sistematik alan çalışmaları ve uluslararası bilgi alış-verişinden sonra geliştirilmiş, 22 Mayıs 2001 tarihinde 54. Dünya Sağlık Toplantısı'nda uluslararası kullanım için onaylanmıştır. ICF, bir insan için herhangi bir sağlık koşulunda, farklı alanları sistematik biçimde gruplandırır. İşlevsellik, tüm vücut işlevlerini, etkinlikleri ve kişinin katılımını kapsayan geniş bir terimdir. Benzer şekilde, yetiyitimi işlev veya yapı bozuklukları, etkinlik sınırlılıkları veya tüm bu yapılarla etkileşimi olan çevresel etmenler de sıralanmıştır (WHO,2004).
Toplum temelli rehabilitasyondaki vurgu tıbbî rehabilitasyon ve bireyin yeniden yapılanmış işlevinden, toplumdaki özürlü bireyin sosyal bütünleşmesiyle ilgili olarak bağlamsal etkenlerin kullanımıyla yer değiştirmiştir. Benzer olarak toplum içinde yeniden yapılandırıcı terapiler yerine müdahalelerin odağı, özürlü bireylerin insan haklarına, özürlü ailelerin kendi kendine yardım gruplarını geliştirilmesine ve özürlü olmayan insanların genel tutumlarındaki değişimlerle yer değiştirmiştir (Zaman, 2000).
Toplum temelli rehabilitasyon en başından beri gelişmekte olan ülkelerde rehabilitasyona uygun bir yaklaşım olarak teşvik edildiği için, halk katılımı bu program için önemli bir bileşen olarak görülmektedir. Pratikte ise ne yazık ki çoğu program çeşitli sebeplerden dolayı yeterli seviyede halk katılımını gerçekleştirmede zorlanmaktadır. (Tablo1)
1.Seviye |
2.Seviye |
3.Seviye |
4.Seviye |
5.Seviye |
Halk hizmetten yararlanır ama katkıda bulunmaz. |
Halk personel, parasal veya malzeme katkısı verir. Ancak karar verme aşamasında karışmaz. |
Düşük seviyeli halk katılımı gerçekleşir, idari kararlar alınır. |
Katılım düşük seviyenin üstündedir, denetim ve politika belirlenmesi için kararlar alınır. |
Bazı dış kaynaklı parasal ve teknik yardım dışında, program tamamen halk tarafından yürütülür. |
Tablo 1
Gelişmekte olan ülkelerde genellikle halk katılımını planlı bir çerçevede geliştirmek zorunludur. Toplum temelli rehabilitasyon programları kapsamında özürlü bireyler ve onların ailelerinden oluşan gruplar yönlendirilmelidir. Ayrıca daha katılımcı bir gelişme modeli yakalamak için halk, sorumluluklar üstlenmeli ve ileriki aşamalarda rehabilitasyon programının büyük bir kısmının sorumluluğunu yüklenebilmesi için harekete geçirilmelidir.
TTR'de sürdürebilirliğin sağlanması önemli bir konudur. Sürdürebilirlik, insanların genel kaygı ve değerlerini ortaya koyan, geleceğe bakan, bir toplumun değişimle mücadele becerisini güçlendiren, temel nedenleri bulmayı sağlayan süreci geliştiren, toplumun tüm üyelerine çıkar sağlamayı amaçlayan, insanların birbiriyle ilişkilerini vurgulayan, sorumluluğu geliştiren, gelecek için bir vizyon oluşturan, gelişmeyi takip eden ve temel kaynak ihtiyaçlarını karşılayan uzun dönemli bir kavramıdır. Kısaca sistemin yerel olarak farklı bölgelere uygun, farklı stratejilerin sistem amaçlarını gerçekleştirinceye kadar sürdürebilme becerisidir (Zaman, 2000).
TTR programını başlatmada tabandan tavana yaklaşımların teşvik edilip desteklenmesi de üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Rehabilitasyon hizmetlerinde demokratik ve potansiyel olarak özgürlükçü yeniden yapılandırma için TTR sürecinin tüm aşamalarında, özürlü insanların organize hale gelip tam katılım ve liderlik için baskıda bulunmaları gerekir. Özürlülerin kendileri de “rehabilitasyonun” altında yatan mantığın ve hedefin yeniden düşünülmesine katkıda bulunmalıdır.
Genelde - özellikle tavandan tabana yaklaşımlarda - rehabilitasyonun hedefi, özürlüleri süregelen adil olmayan ayrımcı toplumun içinde normalleştirmesidir. Buna karşın diğer bir alternatifin hedefi - tabandan tavana olan yaklaşımlar - günümüz toplumunu daha adil, daha demokratik ve insan farklılıklarına karşı daha kabulcü bir hale getirmek için özürlü insanları dezavantajlı ve uç grupların organize mücadelesine katılmaları için yetkili kılmaktır. Bu alternatif rehabilitasyon yaklaşımının amacı toplumun özürlülere kapadığı kapıları zorlamak değildir. Bunun yerine, eşitsizlik duvarlarını yıkıp tüm insanlara eşit saygı, eşit fırsat ve eşit hakların sağlanacağı bir sosyal düzene doğru çabalamaktır (Mendis,1989).
3.3.Uluslararası Toplum Temelli Rehabilitasyon Gözden Geçirme Toplantısı
Toplum temelli rehabilitasyon konusunda en geniş katılımlı toplantı 25-28 Mayıs 2005 tarihinde Helsinki'de gerçekleşmiştir. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) düzenlediği “Uluslararası Toplum Temelli Rehabilitasyon Gözden Geçirme Toplantısı” Birleşmiş Milletler Kuruluşları, Dünya Sağlık Örgütü'nün üye ülkeleri, sivil toplum ve özürlü kuruluşlarının katılımıyla, Finlandiya Hükümetinin ev sahipliğinde yapılmıştır. Bu toplantıda tartışılan görüşler ve alınan kararlar, Dünya Sağlık Örgütü'nün “Uluslararası Toplum Temelli Rehabilitasyon Gözden Geçirme Konsültasyon Raporu” ile duyurulmuştur ( WHO/DAR/03.2 Publication, 2003 ). Hazırlık aşamasında, Dünya Sağlık Örgütü 2000-2002 yılları arasında TTR ile ilgili bir seri hazırlık toplantısı düzenlemiştir. Hazırlık toplantılarında, gelen öneriler doğrultusunda değerlendirme toplantısında tartışılmak üzere dört ana başlık belirlenmiştir. Dört ana başlık şunlardır:
Toplumsal katılım ve sahiplenme.
TTR'de mülti-sektörel işbirliği.
TTR'de özürlü dernek ve kuruluşlarının rolü.
TTR programlarının genişletilmesi.
Değerlendirme toplantısı Afrika, Asya, Avrupa, Ortadoğu, Kuzey ve Güney Amerika'dan aktif olarak TTR konusunda çalışan 110 katılımcının yukarıda belirtilen dört konu üzerinde gruplar halinde tartışarak, görüş ve önerilerini raporlaması ile gerçekleşmiştir. Katılımcıların ortak düşüncesi toplum temelli rehabilitasyonun insan haklarını güçlendiren, tüm özürlüler için rehabilitasyon hizmeti sağlayan ve eşit fırsatlar elde etmelerine olanak veren, yararlı bir strateji olduğudur ( WHO/DAR/03.2 Publication, 2003 ). Bu toplantıda çıkan en önemli sonuçlar şunlardır:
TTR mülti-sektörel katılım ve devlet desteği gerektirir. Özellikle sağlık, eğitim, sosyal güvenlik ve çalışma bakanlıkları ortak çalışmalıdır.
TTR'nin pek çok modeli olabilir, her ülke kendi modelini geliştirmelidir.
Programın tüm ortakları kaynaklarını birleştirmeli ve koordineli çalışılmalıdır. Koordinasyonun devlet denetiminde olması tercih edilir.
Özürlü kişilerin oluşturduğu dernek ve kuruluşlar, aktif olarak TTR programında yer almalıdır.
Özürlülük konusunda toplumsal farkındalık yaratma, programın önemli bir kısmını oluşturmalıdır.
TTR özellikle düşük gelir seviyeli gelişmekte olan ülkelerde uzun yıllardır uygulanmaktadır. Buna karşılık TTR'nin etkinliği konusunda yapılmış kanıta dayalı çalışma sayısı oldukça azdır. Önümüzdeki günlerde TTR'nin uygulanabilir, geçerli ve güvenilir bir yöntem olduğunu kanıtlayacak çalışmalar yapılmalıdır ( Finkenflügel, 2005 ).
4.TÜRKİYE'DEKİ TTR UYGULAMALARI
“Yerel nitelikteki kamusal hizmetleri yürütmekte olan yerel yönetimler, yerine getirdikleri hizmetleri daha etkin ve verimli yapabilmeleri için birtakım hak ve yetkilerle donatılmışlardır. Görev ve yetkileri çerçevesinde özgürce harcama yapabildikleri bütçeleri ve kendi özel personeli bulunmaktadır. Sosyal hizmetler ise kişi, grup veya toplulukların kendilerinin ya da çevrelerinin koşullarından doğan veya kendi kontrolleri dışında olan yoksunluk ve eşitsizlikleri gidermek, değişen toplum koşulları içinde ortaya yeni çıkan sorunları öğrenmek ve insan kaynaklarını geliştirmek, kişi, aile ve toplum refahını sağlamak amacı ile düzenlenen hizmet ve programları kapsayan alandır. Türkiye'de özürlülere yönelik hizmetler henüz yeni gelişmekte olan bir konudur ve bu konuda daha tamamlanması gereken birçok çalışma bulunmaktadır. Özürlülere yönelik hizmetler, mimari düzenlemeleriyle, tıbbi rehabilitasyonuyla, sosyal rehabilitasyonuyla, hukuki düzenlemeleriyle, eküpman ve altyapı boyutuyla bir bütün olarak ele alınması gereken bir konudur. Bu hizmetlerin tamamı yerel yönetimlerin hizmet alanı içinde yer almaktadır”(Doğan,2004).
Ülkemizde yeterli olmayan servis ağına ulaşamayan özürlü bireyler ve ailelerinin rehabilitasyon hizmetlerine ihtiyaçları bulunmaktadır. Az sayıda ve büyük şehirlerde bulunan rehabilitasyon merkezlerinin, ülkedeki tüm özürlü nüfusa hizmet verebilmesi mümkün değildir. Özürlü bireylerin ihtiyaç duydukları hizmet alımlarını çok kurumsallaştıran, en küçük ihtiyaçlarını bile büyük yerleşim birimlerinden karşılamaya zorlayan, merkezî yerleşim yerlerinde pahalı rehabilitasyon hizmetleri almaya iten bir sistem, aynı zamanda özürlülerin belli standartlarda kalmasına da neden olmaktadır.
Geniş ve maddi olanakları kısıtlı bir kitleye, pahalı bir hizmet olan rehabilitasyon hizmetlerinin kolay ve ucuz maliyetle ulaştırılması gerekir. Gelişmekte olan bizim gibi ülkelerdeki en akılcı çözümlerden biri de rehabilitasyon hizmetlerinin daha ucuz ve yaygın sağlayabilen “toplum temelli rehabilitasyon” yaklaşımıdır.
4.1. Türkiye'deki Uygulama Örnekleri
Ülkemizde TTR uygulamaları yeni ve sürdürülen çalışmalar azdır. Yapılan çalışmalar şunu ortaya koymuştur ki; ülkemiz için ortak bir modelin oluşması için zamana ihtiyaç vardır. TTR uygulamaları ülke geneline yaygınlaştıkça ülkemize özgü modelin de ana yapısı ortaya çıkacaktır. Bu noktada yerel yönetimlere önemli görevler düşmektedir. Yerel yönetimler TTR uygulamalarını yaygın hale getirebilir, düşük maliyetle yörede yaşayan özürlülerin ve ailelerinin ihtiyaçlarını önemli ölçüde giderebilir.
Aşağıda TTR konusunda yapılmış olan çalışmalardan örnekler verilmiştir.
4.1.1. İstanbul Özürlüler Merkezi (İSÖM)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde, özürlülere yönelik çalışmalar 1994 yılında Özürlüler Koordinasyon Merkezi'nde başlatılmıştır. Amacı; görme, işitme, ortopedik, zihinsel ve diğer özürlerinden dolayı günlük hayatlarını sürdürmekte güçlük çeken, her yaştan özürlünün kapasitesini geliştirmek, yaşam koşullarını iyileştirmek, toplumsal gelişmelerden pay almasını sağlamak ve belediyenin yapmış olduğu hizmetlerden özürlü ve özürlü yakınlarının faydalanmasını sağlamaktır.
İSÖM'ün bir yöntem belirleyerek, hizmeti yaygınlaştırması gereği doğmuştur. 2001 yılında merkez aşağıdaki gerekçelerle toplum temelli rehabilitasyon programını başlatmıştır.
Bu gerekçeler şunlardır;
Talebe göre hizmet planlaması yapılmasına olanak sağlaması,
Özürlülerin söz sahibi olmaları,
Az sayıda uzmanın ara grupları eğiterek, hizmet bekleyen büyük bir hedef kitlenin taleplerini karşılayabilmesi,
Kaynakların koordinasyonuna yönelik olması.
İstanbul TTR Programının 2005 Yılı Hedefleri
2005 yılı sonunda tespit ve analizlerin tamamlanmış olarak profilin çıkarılması,
İhtiyaca yönelik planlama ile programlar oluşturulması,
Kaynakların koordinasyonu ve ağ oluşturulması,
Modelin yaygınlaştırılması.
İstanbul TTR Programında Yöntem
2001 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Üniversitesi arasında yapılan ortak protokol ile program başlamıştır.
İstanbul TTR Programı'nda üç pilot ilçe seçilmiştir. Bunlar; Kağıthane, Bağcılar ve Fatih ilçeleridir. 2001 yılında Kâğıthane, 2002 yılında Bağcılar ve Fatih ilçelerinde çalışmalar başlatılmıştır. İlçelerde mahallî birimler kurularak projede çalışacak ekiplere, TTR yaklaşımı ve özürlülük konularında eğitim verilmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü'nün, Toplum Temelli Rehabilitasyon Eğitim Setleri (30 fasikül, 4 rehber kitapçık) Türkçe çevirisi yapılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Matbaası'nda 10.000 adet basılmıştır.
“Evde Bakım Programı” çalışmalarında tespit edilen özürlülerin adreslerine gidilerek kayıtları alınmış, özürlülerin öncelikli ihtiyaçları tespit edilmiştir. Özürlü ve ailelerine özürlülükle ilgili bilgilendirmeler yapılarak yasal hakları açıklanmıştır. Özürlülerin yeşil kart ve özürlü kartı alabilmeleri konularında danışmanlık yapılmıştır. Sosyal güvenliği olan özürlülerin kendi kurumlarından tıbbî bakım ve rehabilitasyon hizmetleri almaları sağlanmıştır. Sosyal güvencesi olmayan özürlülerin tıbbî bakım ve tedavilerini İstanbul Büyükşehir Belediyesi üstlenmiştir. 2004 yılı sonu itibarı ile hedeflenen özürlü kitlesinin % 97'sine ulaşılmıştır. Bu çalışmalarda şunlar gerçekleştirilmiştir;
Talepler TTR birimlerinde veya ilgili kurumlara (resmî veya özel) yönlendirmeler yapılarak karşılanmıştır.
Kâğıthane, Fatih ve Bağcılar bölgelerinde yapılan çalışmalar zaman zaman ev ziyaretleri şeklinde, çoğunlukla da bu bölgelerdeki uygulama merkezlerinde gerçekleştirilmiştir.
Her üç bölgenin verilerinin ortak bir veri tabanında toplanması ve değerlendirilmesi sağlanmıştır. (ortak kullanılan bir program yaptırılmıştır)
Özürlülere verilen hizmetler üç başlık altında toplanabilir;
Tıbbî hizmetler.
Özel eğitim hizmetleri.
Sosyal hizmetler (Aydın ve Engin, 2004).
4.1.2. Özürlülerin Sosyal Hayata Adaptasyonu ya da Toplumun Özürlülere Adaptasyonu (ÖSHA) Toplum Bilinç Geliştirme Projesi Okullarda Bilinçlendirme Çalışmaları
Bu çalışma İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Vakfı ile başlayıp, daha sonra işletmeciliğini İstanbul-Sağlık A.Ş. tarafından yapılan İSÖM'de yürütülen (ÖZHA-Özürlülerin Sosyal Hayata Adaptasyonu ya da Toplumun Özürlülere Adaptasyonu) bir projedir.
Projenin amacı, geleceğin yöneticileri olacak genç nesillere özürlülük bilincini erken yaşta aşılamak, onları ileride gelecekleri her konumda özürlüleri hatırlarından çıkarmamaya yöneltmektir. Projenin hedef kitlesi İstanbul'da Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı 2500 okulda okuyan yaklaşık 3 milyon ilk ve ortaöğretim öğrencileridir. Proje, 2000-2009 yıllarını kapsamaktadır. Proje, 2000 yılında İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile yapılan bir protokolle başlamıştır. Proje ortakları İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesidir.
Millî Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ile yapılan protokol çerçevesinde İstanbul'daki ilköğretim okullarının 5. 6. 7. ve 8. sınıf öğrencileri ile lise düzeyindeki öğrencilere eğitim verilmektedir. Proje başlangıcından günümüze kadar yaklaşık 850 okulda sunum gerçekleştirilmiştir. Doğrudan sunum yapılan öğrenci sayısı yaklaşık 96.000 ve dolaylı ulaşılan öğrenci sayısı yaklaşık 100.000'dir. Çalışmalar okullarda eğitimin devam ettiği dönemlerde yapılmaktadır. Eğitimcilerin eğitimi de proje kapsamında gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede;
Konferanslar, öncelikli olarak konferans salonu bulunan okullarda yapılmaktadır. Konferans salonu bulunmayan okulların öğrencileri İSÖM'e getirilerek program gerçekleştirilmektedir.
Çalışmalar, okulların rehberlik servisleri ile işbirliği çerçevesinde her sınıftan, sınıfı temsil edecek uygun sayıda öğrencinin sosyometrik yöntemle seçilmesi ve eğitime katıldıktan sonra kazanımlarını sınıf arkadaşlarıyla paylaşması esasına göre yürütülmektedir.
Büyük grupla bağlantıyı sağlayacak olan bu gençler uzun vadede aynı hedef ve ilkeler doğrultusunda İSÖM'ün genç gönüllü grubunu oluşturma potansiyeli taşıyabilmektedirler.
Yaşamda başarılı olmuş özürlülerden oluşturulan eğitimciler ve sunum yapacak kişilerden oluşan yaklaşık 40 kadar özürlü ile projeye başlanmıştır.
Oluşturulan grup elemanlarının hepsi aynı okula gitmemekte, kendi aralarında görev bölümü yapan en az 3 kişiden oluşan ekipler sunumu gerçekleştirmektedir.
Eğitici gruba projeye başlamadan önce 50 saatlik eğitim verilmiştir.
Eğitici grubunda her özür grubundan ve çeşitli meslek gruplarından bireyler bulunmaktadır.
Psiko-drama, sosyo-drama, sahnesel etkileşimler, ilişkisel doğaçlama, çeşitli sanat öğeleri, eğitim ortamının araçları ve tekniğin bütünleyicileridirler.
Uygulamalı gönüllü grup çalışmaları, her hafta Salı günleri 17.30 -19.30 saatleri arasında yapılmaktadır.
Projede eğitim materyalleri olarak tutum ölçekleri, sticker ve etiketler, afişler ve makaleler kullanılmaktadır.
Projenin günlük uygulaması değişik aşamalarla gerçekleştirilmektedir. Bu aşamalar şunlardır:
Sunum yapılmadan önce tutum ölçekleri okula yollanır.
Sunum günü anket formları alınır.
Yaklaşık 20 dakikalık bir sunum yapılır.
Sunumdan sonra enteraktif diyalog yaşanır. Çocukların sahnedeki gruba soruları olur ve sorular cevaplanır.
Tutum ölçekleri verilir. Yeniden ölçme yapılır.
Sunum İSÖM'de yapılmışsa öğrencilere Özürlüler Merkezi gezdirilir.
Her okuldan yaklaşık 110-150 arası öğrenci sunumu izler.
İSÖM'de yapılacak sunuma taşıma ile öğrenciler gelir.
Okullarda yapılacak etkinliklere sunum ekibi gitmektedir.
4.1.3. Ankara-Sincan İlçesi Plevne Mahallesi
Toplum Temelli Rehabilitasyon Çalışmaları
Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı'nın koordinasyonunda yerel yönetimler, yerel kaynaklar, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak TTR konusunda bir model oluşturulması hedeflenmiştir. TTR çalışması 11 Ağustos 2004 tarihinde Ankara Sincan ilçesi Plevne Mahallesinde başlatılmıştır.
Proje kapsamında Plevne Mahallesinde anket çalışmaları yapılmıştır. Özürlülere, özürlü ailelerine ve 2-9 yaş normal çocuklara yönelik anket çalışmaları 4'er kişilik 5 grup tarafından gerçekleştirilmiştir. Anket ile mahallenin özürlü profili tespit edilmesinin yanı sıra özürlüler ve ailelerinin yalnız olmadıkları onlara hissettirilerek, özürlüler ve aileleri varolan hakları konularında bilgilendirilmiştir.
Haftanın her Çarşamba günü TTR görevlileri ve özürlü aileleri ile toplantılar yapılmıştır. Toplantılarda anket çalışmaları, özürlülük, toplumu bilinçlendirme konularında bilgi-alış verişi yapılarak, TTR projesi detaylı olarak tartışılmıştır. Aileler arasında birlik oluşturulması, birbirlerini daha iyi tanımaları, sürece birer ortak olarak katılmaları hedeflenmiştir. Bu toplantılar öğrenme odaklı olup ailelerin ihtiyaçlarına duyarlılıkla karşılık verme ve onların becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır.
Toplumsal farkındalık yaratmak için çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalara görsel basın, yerel televizyon kanalı, müftülük destek vermiştir. Toplumsal farkındalık ile şunlar hedeflenmiştir;
Özürlülerin eğitim haklarının verilmesi, eğitimlerinin hiçbir şekilde engellenmemesi,
Özürlü ailelerinde çocukların bakımında eşlerin birbirlerine destek olmaları, bakım, sağlık, beslenme, eğitim vb. konuların yalnızca annelere bırakılmaması, annelere mümkün olan en üst yardımın verilmesi,
Toplumun özürlüye acıması yerine, onu bir birey gibi görüp haklarına saygı göstermesi,
Özürlü çocuğun doğumundan dolayı anne ya da babanın suçlanmaması,
Özürlülerin yaşamlarını kolaylaştırıcı tedbirlerin alınmasında herkesin bir ödevi ve sorumluluğu olduğunun hatırlatılması,
Özürlülerin izole edilmemeleri,
Özürlülerin saklanamamaları, toplum yaşamına kazandırılması,
Özürlü organizasyonlarına gönüllü katılımların önemi ve gereği (Ergün, 2005).
Çalışmalar yukarıda belirtildiği gibi daha çok özürlü bireylerin ve ailelerinin haklarının öğretilmesi, toplumun özürlüye bakışının değiştirilmesi üzerine sürdürülmüştür.
4.1.4. Ankara Altındağ İlçesi Toplum Temelli Rehabilitasyon Projesi
Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'in eşi Sayın Semra Sezer'in başkanlığını yürüttüğü “Eğitime Destek Kampanyası” kapsamında, toplum temelli rehabilitasyon projesi başlatılmıştır. Projede pilot bölge olarak sosyo-ekonomik düzeyi nedeniyle Ankara Altındağ ilçesi seçilmiştir.
Bu projede koordinasyon ve işbirliği yapılan kurumlar şunlardır;
Cumhurbaşkanlığı
Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu
Altındağ Kaymakamlığı
Altındağ Halk Eğitim Merkezi
Görme, işitme, zihinsel ve bedensel engelliler okulları/öğretmenleri
Mahalle muhtarları
Projenin I. aşamasında anket yöntemi kullanılarak, toplam 150 özürlü birey değerlendirilmiştir. Değerlendirmede özürlülere yönelik bir tarama çalışması yapılmıştır. Bu tarama çalışması sonucunda 5 özür grubu (işitme, görme, zihinsel, bedensel ve birden çok) tespit edilmiştir. Özürlülerin hastalık, tedavi ve rehabilitasyona yönelik ihtiyaçları belirlenmiştir. Görme, işitme, zihinsel özürlüler ihtiyaçlarına göre ilgili okullara, ayrıca zihinsel özürlü çocuk ve gençlerden ihtiyacı olanlar rehberlik ve araştırma merkezlerine yönlendirilmiştir. Rehabilitasyona ihtiyacı olanlar Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu'nda tedavi edilmiştir. Özürlü bireylerin protez, tekerlekli sandalye, yürüme yardımcısı, gözlük, işitme cihazı gibi gereksinimleri Altındağ Kaymakamlığı ve HÜ Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu'nun katkılarıyla giderilmiştir.
Projenin II. aşamasında özür gruplarına yönelik kitapçık hazırlama çalışmaları başlamış ve her özür grubuna yönelik eğitim kitapçıkları hazırlanmıştır.
Projenin III. aşamasında bu kitapçıkların dağıtılması ve ilgili disiplinlerin katılımıyla özürlü ve ailelerine yönelik aile eğitim seminerlerine başlanması hedeflenmektedir (Kayıhan ve ark, 2005).
4.1.5. Bolu Toplum Temelli Rehabilitasyon Projesi
Bolu'daki TTR çalışmaları, yerel yönetim (Bolu Belediyesi ve Kürkçüler Köy Muhtarlığı) ve üniversite (Abant İzzet Baysal Üniversitesi Kemal Demir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu) işbirliğinde gerçekleştirilmiştir.
Bu çalışmaların amacı, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan, evlerinde bağımlı olarak yaşayan ve toplum içinde vatandaş olarak sahip olduğu insan haklarını (eğitim, iş sahibi olma, sosyal yaşama katılma gibi) kullanamayan özürlüleri mümkün olduğu kadar bağımsız hale getirerek toplumda üretken, mutlu ve insan haklarını kullanan bireyler haline getirmektir. Ortak çalışmadaki amaç Bolu ilinde toplum temelli rehabilitasyon (TTR) çalışmalarını başlatmak ve sürdürülebilirliğini sağlamaktır (Dokuztuğ, 2002).
1-Uygulamalar: Bolu ili Kürkçüler Köyünde Özürlü Dağılımı
Bolu ilinin kuzeybatısında ve şehir merkezine 5 km uzaklıkta bulunan 100 haneli ve nüfusu 478 olan Kürkçüler köyünde tarama yapılmıştır.
Bu taramanın bir amacı da özürlü taramasında kullanılacak Türkiye'nin özelliklerine uygun anket formu geliştirmektir (Özer, 2002).
2-Özürlü Bireylere Yönelik İşverenlerin Görüşlerinin Belirlenmesi
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü tarafından yapılan çalışmada 52 işverenle görüşülerek, işverenlerin özürlüleri işe alma konusunda uygulama, bilgi ve görüşleri belirlenmiştir.
3-Bolu ili Tekerlekli Sandalye Eğitimi Parkuru Projesi
Bu çalışmada öncelikle şehirde tekerlekli sandalye kullanmayı engelleyen fizikî-mimarî engeller belirlenerek belediye bilgilendirilmiş ve düzeltilmesi talep edilmiştir. Ayrıca tekerlekli sandalye kullanan kişilerin tekerlekli sandalyelerini değişik zeminlerde ve yokuş olan yerlerde kullanamadıkları belirlenmiştir. Bu nedenle Bolu Belediye Başkanlığı'na tekerlekli sandalye kullananların daha iyi eğitilmeleri için “Tekerlekli Sandalye Eğitim Parkuru Projesi” hazırlanmış ve sunulmuştur.
4-Bolu'da Özürlü Çocuklar için “Aktif Yaşam Parkı Projesi”
Aktif Yaşam Parkı Projesi, özürlü çocuk ve ailelerinin sosyal ve kültürel aktivitelere katılımını arttırmak için düzenlenmiştir. Park projesi hazırlanarak Bolu Belediye Başkanlığı'na sunulmuştur. Bu parkta özürlü olan ve olmayan çocukların birlikte oyun oynamaları ve aktivitelerde bulunmaları hedeflenmiştir.
5-Özürlü Çocukların ve Ailelerinin Sosyal ve Kültürel Aktivitelere Katılımının Teşviki İçin “Çocuk Tiyatro Grubunun Kurulması”
Bu çalışmanın en başarılı olanlardan biri Çocuk Tiyatro Grubu'nun kurulmasıdır . Özellikle Bolu ilinde bulunan SHÇEK Semiha Şakir Spastik Çocuklar Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde yaşayan ve bu etkinliğe katılmaya istekli çocuklarla, Bolu'da yaşayan ve ulaşılabilen özürlü çocuklardan oluşan “Çocuk Tiyatro Grubu” 2003 yılında kurulmuştur. Bu aktivite ile çocuklarda fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişme sağlanmıştır. Ailelerin çocuklarına güvenleri artmış ve toplum da özürlülerin üretken olacağını görmüştür.
4.1.6. Sivas Sosyal Hizmet Koordinasyon Merkezi Çalışmaları
Sivas Sosyal Hizmet Koordinasyon Merkezi çalışmalarının amacı, Sivas ilinde sosyal hizmet yürüten kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü kişi ve kuruluşlar tarafından verilen hizmetlerin finansmanı ve yürütülmesinde kaynak israfını önlemek, verimliliği ve etkililiği sağlamak, sosyal hizmet faaliyetlerinin envanterini çıkarmak, planlamak ve ilgili birimler arasında koordinasyon ve işbirliğini sağlamaktır.
Sivas Sosyal Hizmet Koordinasyon Merkezi çalışmaları;
Sivas ilinde özürlüler, barınmaya muhtaç kimsesizler, kendi evinde yaşayan bakıma muhtaç yaşlılar, sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocuklar, gençler, aile içinde şiddete maruz kalan çocuklar ve kadınlar ile sosyal hizmete ihtiyaç duyan kişilere yönelik sosyal nitelikli hizmet veren bütün kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü kişi ve kuruluşlar ile bunların faaliyetlerini kapsamaktadır ( Sivas Sosyal Hizmet Koordinasyon Merkezi Yönergesi 2003) .
Bu Çalışmalar; Sivas Valiliği Sosyal Hizmet Koordinasyon Merkezi, Sivas Belediye Başkanlığı, Sivas İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, Sivas Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Sivas İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Sivas İl Sağlık Müdürlüğü ve sivil toplum kuruluşları işbirliği ile gerçekleştirilmiştir.
Proje kapsamında Sivas'ta yaşayan özürlü bireylere yönelik araştırma ve incelemeler, Sosyal Hizmet Koordinasyon Merkezi ve işbirliği yapılan kuruluşlar tarafından özürlülerin ihtiyaçlarına göre yapılmış ve tespit edilmiştir.
Öncelikli olarak özür grupları saptanarak, ihtiyaçlarına (eğitim, araç-gereç, meslekî rehabilitasyon, sosyal yardım, spor vb.) göre sınıflandırılmış ve ilgili kuruluşlara yönlendirilmiştir.
Bu çerçevede SHÇEK Sivas Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü merkez kabul edilerek çalışmalar organize edilmiştir. Belediyeye ait Özürlüler Kültür Merkezi binasında meslek edindirme kursları ile özürlü bireylerin meslek sahibi olmaları ve sosyal yaşama katılımlarının yanı sıra, bireyler ve ailelerine yönelik eğitim çalışmaları ile bireysel ve toplumsal bilinç düzeyinin artırılması hedeflenmiştir.
4.1.7. Ankara Keçiören İlçesi Toplum Temelli Rehabilitasyon Çalışmaları
Keçiören'deki TTR çalışmaları Keçiören Kaymakamlığı, Keçiören Belediyesi, Türkiye Özürlüler Eğitim ve Dayanışma Vakfı (ÖZEV) ve Millî Eğitim Sağlık Eğitimi Vakfı'nın (MESEV) katılımı ile gerçekleştirilmiştir.
Keçiören genelinde özürlü birey sayımı yapılarak 5000 özürlü birey tespit edilmiş ve veri bankası oluşturulmuştur. Yapılan bu çalışma ile özürlü bireylere kolayca ulaşılması hedeflenmiştir.
Özürlü ailelerine dağıtılmak üzere özürlülerin haklarını içeren bir kitapçık hazırlanmıştır.
Ulusal bir televizyon kanalı ile anlaşma yapılmıştır. Bu televizyon kanalında özürlülük konusunda her Perşembe günü “Umut Kuşağı” adlı bir program yapılmaktadır.
Farklı sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapılarak özürlü bakımı konusunda Avrupa Birliği projelerinden “Özürlü Bakım Elemanı Kursu” açılarak 300 kursiyere eğitim verilmiştir. Kursiyerlere öz bakım, ilkyardım, iletişim, çocuk psikopatolojisi, eğitim formasyonu, eğitim materyalleri, müzik ve drama alanında eğitim verilmiş olup kurs sonunda başarılı olan kursiyerlere sertifika verilmiştir.
Keçiören genelinde 170 özürlü öğrenciye, Millî Eğitim Bakanlığı onaylı bilgisayar sertifikası verilerek iş gücüne katılımlarının sağlanması hedeflenmiştir.
Keçiören İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okullarda okul aile eğitimlerinde özürlülüğü tanıtıcı seminerler düzenlenmiştir. Bu eğitimler ile 1000'in üzerinde aileye ulaşılmıştır.
Sakatlar Haftası dolayısıyla “Engel Nedir” konulu tanıtım filmlerinin Keçiören genelindeki bütün ilköğretim okullarında izlenmesi sağlanarak özürlülük konusunda öğrencilerin bilinçlendirilmesi hedeflenmiştir.
4.1.8. Konya Büyükşehir Belediyesi Tarafından Özürlülere Verilen Hizmetler
Konya'daki özürlülerin sayısı 1985 yılında yapılan nüfus sayımı sonuçlarına göre 27.000 civarındadır. 2002 yılında yapılan Türkiye Özürlüler Araştırması'nda ülkemizdeki özürlü oranı %12.29 olarak belirlenmiştir. Buna göre Konya'da 103.000 özürlünün bulunduğu tahmin edilmektedir. Etkilenme bakımından her bir özürlünün ailesi de hesaba katılırsa özürlülükten etkilenen kişi sayısı yaklaşık 500.000 kişi civarındadır. (aileler ortalama 5 birey kabul edilmiştir)
Özürlüler Koordinasyon Merkezi, Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde 2004 yılında Konya'da bulunan tüm özürlü vatandaşlara hizmet vermek amacı ile kurulmuş olup, birimde 1163 kayıtlı özürlü mevcuttur. Birimde tam donanımlı bir ambulans özürlü vatandaşların hizmetine sunulmuştur. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı'na bağlı Sosyal Hizmetler Şube Müdürlüğü (Özürlüler Koordinasyon Merkezi) tarafından yürütülen göz sağlığı taraması, kan bilgi merkezi ve gezici anaokulu özürlü vatandaşlara da hizmet vermektedir(Kök,2005).
5.TOPLUM TEMELLİ REHABİLİTASYON ÇALIŞMALARININ GÜÇLENDİRİLMESİ
TTR uygulamalarında yapıların güçlendirilmesi üç konu başlığı altında ele alınabilir. Bunlar;
Toplumdaki özürlülerin tespiti,
Toplum temelli rehabilitasyon yönetimi,
Özürlülerin topluma kazandırılmasıdır.
5.1. Toplumdaki Özürlülerin Tespiti
Özürlü tespitinde; yerel yönetimler, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Genel Müdürlüğü (SHÇEK), üniversiteler, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi kamu kurum - kuruluşları ile sivil toplum örgütleri yararlı ve yapıcı bir işbirliği yapabilirler.
TTR uygulamasının başlangıç aşamasında özürlülerin aktif katkılımı olmayabilir. Ancak, programın sürdürülebilirliğinin sağlanması için sorunu yaşayan kesimin aktif katılımı teşvik edilmelidir.
Özürlü çalışmalarının amacı toplumdaki özürlülerin engellilik (katılım) oranının belirlenmesi olmalıdır. Ankette yetersizlik, özür oranı, toplum yapısı gibi konulara yer verilmeli, ancak taramanın asıl amacının engellilik (katılım) oranının belirlenmesi olduğu unutulmamalıdır. Mevcut anket formlarının, engellilik oranını belirlemede yetersiz olması anketin tam olarak amacına ulaşmasına olanak sağlamayabilir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi sağlık örgütleri tarafından geliştirilen anket forumlarının Türkiye'nin toplumsal yapısına uygun hale getirilmeden olduğu gibi uygulanması, ya da Türkiye'de geliştirilen anket formlarının geçerlilik ve güvenilirlik çalışmalarının yapılmadan uygulanması anket sonuçların güvenilirliğinde kuşkuya neden olabilmektedir.
Anket formları düzenlenirken (ICF) İşlevsellik Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırılması dikkate alınmalı, mevcut anket Türkiye toplumsal yapısına uygun olarak düzenlenmeli, düzenlenen anketin geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılmalıdır.
Anket formlarını uygulayan anketörlerin mutlaka özürlüler hakkında bir eğitim programına alınması gerekmektedir. Anketörlerin (mümkünse) özürlü yakını ya da özürlüler içinden seçilmesi daha uygun olacaktır. Anketörlerin tanıtıcı kimlik kartları taşımalarına özen gösterilmelidir.
Özürlü taraması uygulamalarında dikkat edilecek noktalardan birisi de taramanın yapılacağının valilik, kaymakamlık, belediye, muhtarlık gibi kurumlar aracılığıyla duyurulmasıdır. Özürlü taramalarında sosyal doku haritası çıkarılmasına da yer verilmelidir.
Özürlülerle ilgili tüm verilerin tek bir merkezde toplanması bilgilere ulaşma kolaylığı sağlayacaktır. Bu nedenle veriler T. C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı'na gönderilmelidir.
5.2. Toplum Temelli Rehabilitasyon Yönetimi
Toplum temelli rehabilitasyon yönetiminin ilk aşamasında amaçların neler olacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bunlar;
TTR yönetiminin amacı stratejik planlama yapmaktır.
Özürlü taramalarında belirlenen ihtiyaçlar temel alınarak “sorun nedir? in” yanıtı aranmalıdır. Toplumsal yapı, özürlü birey ve ailelerinin ihtiyaçları dikkate alınarak sorun belirlenmelidir.
Sorun belirlendikten sonra “vizyon ne olmalıdır?” sorusuna yanıt aranmalıdır.
Vizyon için gerekli misyonların (görevlerin) neler olacağı belirlenmelidir.
Kesin hedeflere ulaşılma oranının belirlenmesi için ölçüm yöntemlerinin neler olduğu belirlenmeli ve belirlenen yöntemler uygulanmalı, denetlenmeli ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmelidir.
TTR programlarında uygun stratejiler kullanılarak sürdürülebilirlik sağlanmalıdır.
TTR'nin bütçesi belirlenmelidir.
TTR yönetimine katılanlar ihtiyaç ve olanaklara göre belirlenmelidir. Yerel yönetimler, özürlülerle ilgili resmi kurum ve kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve gönüllüler ile TTR hizmetlerinde işbirliği yapmalı ve sorumluluk üstlenmelidir.
TTR yönetimine katılanlar arasında bir koordinatör seçilmelidir. Üniversite mezunu olan bu koordinatör sosyal hizmet yönetimi ve uygulaması eğitimi, işletme, sağlık, hukuk, idari yapı, eğitim, toplumsal yapı, özürlüler, sivil toplum örgütleri gibi konularda bilgili olmalıdır. TTR programını başlatan ve yöneten ekip elemanlarının tümü TTR programı ve bununla ilgili konular hakkındaki kurslara ve eğitim programlarına katılmalıdır. Eğitimcilerin eğitimi sürekli olarak sağlanmalıdır. TTR programını sürdürecek olan tüm profesyoneller için de eğitim programları düzenlenmelidir.
TTR programının başarıya ulaşmasında, TTR programını uygulayacakların eğitimi önemlidir. TTR programının tanıtılması amacıyla TTR kitapçıkları hazırlanarak başta yerel yönetimler olmak üzere ilgili yerlere ulaştırılmalıdır.
TTR programlarında karar alma, idarî ve uygulama aşamalarında özürlülerin, ailelerin ve toplumun diğer üyelerinin aktif rol ve görev almaları teşvik edilmelidir.
TTR programına katılan veya destekleyen kurumlar arasında işbirliği protokolleri oluşturulmalıdır. Resmî ve sivil kurum - kuruluşlar arasında protokol oluşturulmasına özen gösterilmelidir. Kaynakların aktif ve verimli kullanılması için koordinasyon sağlanmalıdır.
TTR ev uygulamalarına da yer veren bir yaklaşımdır. Bununla birlikte devletin eğitim, sağlık ve sosyal hizmetleri sunmakla yükümlü olduğu unutulmamalıdır.
TTR uygulamaları başlayan yerlerde çalışmaların düzenli olarak sürdürülmesini sağlamak amacıyla TTR merkezi açılmalıdır. İhtiyaç duyulması halinde yeni birimler açılabilir. İhtiyaca yönelik açılacak bu birimler mevcut yasa ve yönetmeliklere uygun olarak açılıp, işletilmelidir.
TTR programlarında, sosyo-kültürel yönden düşük seviyede yaşayan, topluma tam olarak katılımı sağlanamayan kişilerin topluma aktif olarak katılmalarının sağlanması hedeflenmelidir.
5.3. Özürlülerin Topluma Kazandırılması
Özürlüler mümkün olduğunca kendi hayatlarını kontrol edebilmeli ve bunu yapmaları için teşvik edilmelidir. Her şeyden önce onların kişiliklerine, sebepsiz kısıtlamaların etkisinde kalmadan bağımsız olabilmelerine, kendi tercihlerini yapabilmelerine ve bunları gerçekleştirebilmelerine saygı duyulmalıdır. Özürlü insanlar ezilmemeli, izole edilmemeli, marjinalleştirilmemeli bunların yerine topluma dahil edilmeleri için teşvik edilmelidir. Özürlülerin kendi kararlarını alabilmelerini önleyen, özerkliklerini baltalayan engelleri aşmakta yardım ederek, onların yaşam kaliteleri iyileştirilmeli ve yükseltilmelidir. Aynı zamanda özürlüleri kendi yaşamlarını kontrol edebilmeleri sağlanmalıdır. Amaç, özürlüyü üretken yaparak, hayatın doğasından var olan seçenekler ve risklerle dolu hayatı göğüslemeyi seçen ve katkıda bulunan bir vatandaş haline gelmesine yardımcı olmak ve toplum yaşamına dahil edilmelerini sağlamaktır. Özürlüler meslek sahibi olmalı ve ekonomik bağımsızlığını elde etmelidir. TTR açısından özürlülerin topluma kazandırılması için şunlar yapılmalıdır;
Özürlülere yönelik özel eğitim ya da normal eğitim programları TTR programları ile bütünleştirilmelidir.
Özürlülerle ilgili yapılan çalışmalarda empatik yaklaşım benimsenmelidir.
Eğitim özürlüler arasında yaygınlaştırılmalıdır.
Meslekî eğitim programları uygulanmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.
Özürlülerin her kademede izole edilmeden ayrımcılık yapılmadan istihdamının sağlanması bilinci yaratılmalıdır.
Özürlülerin iş yerlerinde yasal haklarını araması bilinci yerleştirilmelidir.
Yenilikçi yaklaşım ile mevcut yerel kaynakların etkili şekilde kullanılması yoluyla; eğitimde, iş sahibi olmada ve sosyal hayata katılımda özürlülere destek olmalı ve bu felsefeyle topluma kazandırılmalıdır.
6.TTR PROGRAMINDAKİ ROLLER
Hiçbir TTR programı halk katılımı olmadan sürekliliği yakalayamaz. Halkın katılımını sağlamaya yönelik çalışmalarında iyi organize edilmeleri gerekir. Bu organizasyonu yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri sağlayabilir. TTR'de toplumun rolü önemlidir, çünkü TTR gerçekte halkın sorumluluğunu yerine getirebilmesi için görev almasıdır.
6.1.Yerel Yönetimlerin TTR Programlarındaki Rolleri
TTR programlarında yerel yönetimler önemli role sahiptirler. Yerel yönetimler TTR ile ilgili düzenlemeleri ve politikaları oluştururken, sosyal gelişim stratejisini, eylem planlarını, kapsamlı eğitimi planlamalarını, sektörler arasında koordinasyonu ve sistemli uygulama planlamalarını TTR politikalarına dahil etmelidir.
Yerel yönetimlerin TTR programlarında yapabilecekleri aşağıda belirtilmiştir. Bunlar;
Yerel sosyal gelişim stratejisi hedeflerini TTR programları ile bütünleştirmek.
Toplumdaki lider grupların rehberliğinde TTR çekirdek gruplarını oluşturmak ve bu birime önem vermek, özel bir büro kurmak, tam zamanlı personelin günlük çalışmalarını takip etmek.
TTR planlamalarını yapmak.
Toplumdaki uygun örgütlenmeleri kullanarak TTR sistemini kurmak.
TTR programında ilgili sektörler arasında geniş kapsamlı koordinasyonunda rol oynamak.
TTR uygulamaları başlayan yerlerde çalışmaların koordinasyonunu sağlamak amacıyla TTR merkezi açmak. Bu birimleri mevcut yasa ve yönetmeliklere uygun olarak açıp ve işletmek.
Personel tahsis etmek ve profesyonel danışma gruplarını oluşturmak.
Malî destek sistemini kurmak (ödemeler, ödenek, giderler vb).
Sonuçları düzenli olarak değerlendirmek.
6.2.Sivil Toplum Örgütlerinin (STÖ)
TTR Uygulamalarındaki Rolleri
STÖ'lar birçok yönleri ile TTR hizmetlerine katılabilir. Özürlülerin temsil edildiği organizasyonlar, gönüllü gruplar, hayırseverler, meslekî örgütler, finans kuruluşları gibi organizasyonlar TTR hizmetlerine katkı verebilir. TTR'de STÖ destekleri aşağıdaki konuları içermektedir. Bunlar;
Sosyal hareketlilik ve farkındalık yaratmak.
TTR planlarında görev üstlenmek.
TTR programları için insan gücünü eğitmek.
TTR programlarını tamamlayıcı ilgili organizasyon veya diğer sektörlerle işbirliği yapmak.
Danışma hizmetleri ve teknik destek sağlamak.
TTR etkinliklerine organize gönüllüler olarak katılmak.
TTR projelerinin tanıtımlarını yapmak.
TTR'de araştırma projelerinde yer almak.
Malî yardım ve refah etkinliklerini sağlamak.
6.3. Toplumun TTR Programındaki Rolleri
TTR hareketinin gelişimi ve gücü toplumdan gelir. Geniş halk kitlelerin TTR konusunda eğitime ihtiyacı bulunmaktadır. Topluluklarla ilgili eğitimin hedefi, halkın TTR programlarına aktif katılımlarını sağlamaktır.
Her topluluk, nüfuz sahibi insanın nasıl seçileceğini öğrenmelidir. Kullanılan yöntemlerin biri teke tek durumlarda ya da küçük gruplarda resmî ve gayri resmî liderlerle görüşmeler düzenlemektir. Daha sonra onların topluluktaki geleneksel bağlarını kullanarak halkın geri kalanına ulaşılmalıdır. Diğer yöntem ise, halkın toplantılara katılımını sağlayarak bu sayede halk üyeleriyle doğrudan görüşmektir. Toplumsal ilişkilerle şunlar sağlanır;
TTR programı ile toplumsal gelişim planları bütünleşir.
Malî destek sağlanır.
Özürlülerin rehabilitasyon ihtiyaçları doğru olarak öğrenilir.
Toplum kaynakları tam kullanılır. (işgücü, örgütler, araç-gereçler, kurumlar, malzeme vb)
TTR programlarına özürlüler ve onların aile üyeleri dahil edilir, toplum üyeleri harekete geçirilir ve özendirilir.
Toplum eğitilir, özürlüler için toplumun dikkatini çekecek etkinlikler düzenlenir.
7. TTR EĞİTİM ÇALIŞMALARI
TTR'deki eğitim süreci her alanda olduğu gibi dinamik olup, değişen şartlara ve taleplere karşılık verecek şekilde düzenlenmelidir.
Birincisi, eğitim programı özürlülerin ihtiyaçları üzerine kurulmalıdır. Gelişmekte olan ülkelerde özürlülerin genel durumlarında temel bir benzerlik olmasına rağmen değişip çeşitlilik gösteren sosyal, ekonomik, politik ve kültürel çevreler hesaba katılmalıdır. Bu yüzden eğitim programlarında her ülke yeni bir program benimsemelidir.
İkinci olarak, hizmet sunulan insanların değişen ihtiyaçlarını fark edip benimsemek için, eğitim programları kendi içerisinde sürekli gelişim sistemlerine sahip olmalıdır. Ayrıca özürlülerle ilgili eğitim müfredatları TTR hakkında bilgisi olmayan ve özürlülerle etkileşimi az olan kişiler tarafından düzenlenmektedir. Bu sebeple eğitim çalışmaları özürlülerin ihtiyaçlarının neler olduğu değil, neler olması gerektiği üzerine kurulmaktadır.
Üçüncü olarak, eğitim genellikle dışarıdan ya da tepeden getirilen bilgi ve teknolojinin bir paylaşımı olarak görülmektedir. Bunun yerine eğitim, insanların kendi anlayışlarını geliştirdikleri ve kendi çözümlerini buldukları bir süreç olarak görülmelidir. Bu daha kabul gören ders ve konuşmalar yerine tartışma, problem çözümü ve proje çalışmaları gibi öğrenme merkezli eğitim yöntemleriyle kolaylaştırılmalıdır.
7.1. Kurslar
Kurslar katılımcıların öğretme ve yönetimsel yeteneklerini arttırmayı hedefler. Bu genel hedefi başarmak için kurslar ayrıntılı bir şekilde katılımcıların gerekli tutumlarını, bilgi ve becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Katılımcıların aşağıdakileri yapabilecek konuma gelmeleri hedeflenir;
Özürlü ve ailelerinin ihtiyaçlarına duyarlılıkla karşılık vermek, onların yeteneklerini geliştirmek.
Toplulukların kendi programlarını planlama, yürütme ve denetlemede onlara yardımcı olup desteklemek.
Toplumun yapısı, aktiviteleri, kaynakları ve destek sistemlerini analiz etmek ve onların koordineli kullanımı sağlayıp geliştirmek.
Aşamalı yöre / bölge programı gelişimi için detaylı plan yapmak.
Disiplinler arası grupları etkileşimli kılmak ve işbirliği sağlamak.
7.2.Kursun İçeriği
Kurs içeriği şu modellere ayrılabilir;
Özürlülük kavramı ve özürlülerin durumu.
Toplumsal kalkınma ve destek sistemleri.
Rehabilitasyon programı gelişimi.
Alan çalışma ve analizi.
Yetişkin öğretimi ve eğitimi.
Gerekli teknik yardımlar.
7.3.Kursun Hedefleri
Kursun öncelikli hedefi, bölgesel çekirdek takımı üyelerinin gerçekleştireceği görevler için katılımcıları hazırlamaktır. Bunlar:
TTR yerel yönetim komitesi üyeleri olarak etkili bir şekilde çalışmak.
Toplumda sosyal hareketliliği sağlamak.
En az iki hafta süren, gönüllüler için eğitim kursunu organize edip başlatmak ve gerekli olduğunda diğer topluluk üye/liderlerini kabul etmek.
Daha pratik bir eğitim ile sorunları çözmeye yardımcı olmak ve süreci denetlemek için gönüllülerle birlikte düzenli ev ziyaretlerinde bulunmak.
Destek ve denetim amacıyla halk rehabilitasyon komiteleriyle düzenli bir şekilde toplanmak.
Veri toplamak, kayıt tutmak ve yönetim komitesine rapor sunmak.
Kurs üç model üzerine kurulabilir:
Model I-Program Temeli
Özürlülerin genel durumu.
Özürlülük ve özürlülere karşı olan tutum.
Özürlülük kavramı.
TTR kavramı ve yaklaşımları.
Yerel strateji ve katılımcıların rolü.
Model II-Teknoloji
Görme zorluğu çekenlerin rehabilitasyonu.
Hareket etmekte güçlük çekenlerin rehabilitasyonu.
Duyma ve/veya konuşmada güçlük çekenlerin rehabilitasyonu.
Öğrenme zorluğu (zihinsel gerilik) çekenlerin rehabilitasyonu.
Ruhsal ve duygusal rahatsızlığı olan yetişkinlerin rehabilitasyonu.
Birden çok özrü bulunan insanların rehabilitasyonu.
Özürlü çocuklar için erken teşhis programları.
Sosyalleşme fırsatları.
Psiko-sosyal ihtiyaçlar.
Model III-Programın Yürütülmesi
Birey, aile ve topluluklar arası etkileşim oluşturulması. (Kişiler arası yetenekler)
Sosyal aktarım için stratejiler oluşturulması.
İhtiyaç tespiti, sınıflandırılması, değerlendirmesi ve bireyler için rehabilitasyon planlaması yapılması.
Eğitim sisteminin geliştirilmesi.
Gençler ve yetişkinler için gelir sağlanması.
Tıbbî ve sosyal ihtiyaçların karşılanması.
Resmî kurumlar, diğer sektörler ve STÖ ile koordinasyonun oluşturulması.
Bilgi toplanması, kayıt tutulması, rapor ve denetleme yapılması.
Kaynak analizi ve yararlanımı planlamaları yapılması.
Gönüllülerin seçilmesi ve eğitimleri.
Bölgesel program planlamaları yapılması.
8. DEĞERLENDİRME
Dünyada özellikle sosyal devlet anlayışını taşıyan ülkelerin çoğu özürlülerle ilgili konularda en üst noktaya ulaşmış ve bugün bu ülkelerde yaşayan özürlülerle, özrü bulunmayan insanlar arasında herhangi bir farklılık kalmamıştır. Yaşam şartları standartlarının eşitlenmesi ilkesine dayanan bu medeniyet düzeyi, yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilen hizmetlerle sağlanmıştır.
Ülkemizde yerel yönetimlerin özürlülere vermekte olduğu hizmetler nitelik ve nicelik olarak her geçen gün artış göstermekle birlikte, kentlerin sosyo-ekonomik olarak yoksul olan kesimlerinde ve kırsal bölgelerde özürlülere sunulan hizmetlerin yetersiz olduğu görülmektedir. Özürlülere yeterli hizmetin sunulamadığı yerlerde yerel yönetimler toplum temelli rehabilitasyon çalışmalarını başlatabilirler.
TTR programlarında önemli olan şey, bu programı başlatma iradesi ve bunun için gayret gösterilmesidir. TTR programları zor ve karmaşık değildir. TTR felsefesinin kavranması ile bu çalışmaların çok kolay olacağı görülecektir. Burada önemli olan böyle bir hizmeti başlatabilmektir. TTR çekirdek ekibinin kurulmasından sonra istenen hedeflere daha hızlı ulaşmak olanaklı hale gelebilecektir.
9. KAYNAKLAR
Aydın, R ve N. Engin, (2004), İstanbul Toplum Temelli Rehabilitasyon Programı Değerlendirme Raporu , İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı, (yayınlanmamış materyal) İstanbul.
Aysoy, M., (2004), Avrupa Birliği Sürecinde Özürlüler Politikası, İstanbul, (s. 20, 86).
Aytaç, S., (2000), “Özürlülerin Rehabilitasyonunun Artan Önemi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü Dergisi , 2.
Brisenden, S., (1998), “ Independent Living and the Medical Model of Disability ”, in The Disability Reader: Social Science Perspectives , (edited by) Tom Shakespeare, London and New York, Cassell, (p. 20-27).
Declaration of Alma - Ata., ( 1978), International Conference on Primary Health Care, Alma - Ata , USSR, 6-12 September.
Doğan, M., (2004), I. Sosyal Hizmetler Şûrası , T.C.Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Yayını, Ankara, (s. 619, 623).
Dokuztuğ, F., (2002), Fizyoterapi Bilim Günü: Özürlüler ve Toplum , Abant İzzet Baysal Üniversitesi Kemal Demir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu Yayını, Bolu.
Ergün, M., (2005), Toplum Temelli Rehabilitasyon Projesi Değerlendirme Raporu , Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, (yayınlanmamış materyal), Ankara.
Finkenflugel, H., (2005), “ Empowered to Differ; Stakeholders Influences in CBR ”, Rotterdam, (p. 5).
Kayıhan, H. ve ark., (2005), Altındağ Toplum Temelli Rehabilitasyon Projesi Değerlendirme Raporu , Hacettepe Üniversitesi, (yayınlanmamış materyal), Ankara.
Kök, Y., Sosyal Hizmetler Şube Müdürlüğü Raporu , ( 2005), Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı, (yayınlanmamış materyal), Konya.
Mendis, P., (1989), Education of Personnel: Succesful Community Based Rehabilitation, Ragama
Oliver, M., (1990), The Politics of Disablement: A Sociological Approach , St. Martin's Press, New York, (p. 15).
Özer, Ö., Bolu İli Kürkçüler Köyünde Özürlü Dağılımı , (Yüksek Lisans Tezi) Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, (2002).
Sivas Valiliği, (2003), Sivas Sosyal Hizmet Koordinasyon Merkezi Yönergesi, 30.04.2003, Sivas Valiliği.
Tamer, M., (2005), “Yeni Belediye Kanunun'da Stratejik Planlama ve Performans Planlaması”, İller ve Belediyeler Dergisi , 696, 17.
Thomas, Maya & M. J. Thomas, (1999), “Influence of Cultural Factors on Disability and Rehabilitation in Developing Countries”, Asia Pacific Disability Rehabilitation Journal, 2.
WHO, (1980), Internal Classification of Impairments, Disabilities and Handicaps , Geneva, World Health Organization.
WHO., (2003) Report of International Consulation to Review Community-Based Rehabilitation ; WHO/DAR/03.2 Publication,
WHO., (2004), ICF: İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması, WHO, T. C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı yay., (çev. E. Kabakçı, A. Göğüş) Ankara (s. 3).
Zaman, S., (2000), Success Story Bangladesh Protibondi Foundation in Mobilization of Resources for CBR Programme .
Yener, Zerrin, (1998), Yerel Yönetimler ve Sosyal Hizmetler, Türk Belediyecilik Derneği , Ankara,( (s. 26).
10. GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ VE KARARLAR
DÎVAN BAŞKANI Dr. Mehmet AYSOY: Toplum Temelli Rehabilitasyon Komisyonu Başkanını kürsüye davet ediyorum. Buyrun sayın Başkan.
Prof.Dr. Ferda DOKUZTUĞ: Değerli Divan ve üyeler, Toplum Temelli Rehabilitasyon Komisyon Kararlarını okuyorum.
TTR Programları planlanırken özürlü bireylerin istatistiksel taramaları yapılmalıdır. Özürlü taramalarında kullanılacak anket formlarının ülkenin özellikleri dikkate alınarak hazırlanmış, geçerlilik ve güvenilirliği olmalıdır. Anket formalarının hazırlanmasında kurumlar arasında işbirliği yapılmalıdır. ( Sorumlu Kuruluşlar: Valilikler, yerel yönetimler, üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, ilgili bakanlıklar, ÖZİ, SHÇEK. Süre: Sürekli )
Anketörler, özürlülük ve özürlüler konusunda eğitilmelidir. Özürlü tespit formu düzenlenirken sosyal dokunun özelliklerini belirlenmesine yönelik sorulara da yer verilmelidir. ( Sorumlu Kuruluşlar: Valilikler, yerel yönetimler, üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, ilgili bakanlıklar, SHÇEK. Süre: Sürekli )
Özürlü tanımlarında bulunan kavram kargaşasının önüne geçilebilmesi için uluslararası kabul gören tanımların kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. ( Sorumlu Kuruluşlar: Valilikler, yerel yönetimler, üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, ilgili bakanlıklar, ÖZİ, SHÇEK. Süre: Sürekli )
Özürlüler ile ilgili TTR verilerin tek bir merkezde toplanması bilgilere ulaşım kolaylığı sağlayacaktır. Bu verilerin T.C.Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı'nda toplanması herkesin ulaşabilmesi açısından uygun olacaktır. ( Sorumlu Kuruluşlar: Valilikler, yerel yönetimler, üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, ilgili bakanlıklar, ÖZİ, SHÇEK. Süre: Sürekli )
TTR uygulamaları başlayan yerlerde çalışmaların düzenli olarak sürdürülmesini sağlamak amacıyla TTR merkezi açılmalıdır.TTR merkezlerinin bünyesinde ihtiyaç duyulması halinde yeni birimler açılabilir. İhtiyaca yönelik açılacak bu birimler mevcut yasa ve yönetmeliklere uygun olarak açılıp işletilmelidir. ( Sorumlu Kuruluşlar: Valilikler, yerel yönetimler, üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, ilgili bakanlıklar. Süre: Sürekli )
TTR yönetimine katılanlar arasından üniversite mezunu bir koordinatör seçilmelidir. TTR programlarında koordinatör ve ekip elamanlarının tümü TTR programı ve bununla ilgili konular hakkındaki kurslara ve eğitim programlarına katılmalıdır. Bu eğitimin sürekliliği sağlanmalıdır. ( Sorumlu Kuruluşlar: Valilikler, yerel yönetimler, üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, ilgili bakanlıklar, ÖZİ, SHÇEK . Süre: Sürekli )
TTR yönetimleri, TTR programını tanımlayan ve tanıtan kitapçıkların basılıp dağıtılmasını sağlamalıdır. Bu dağıtım ihtiyaçlar doğrultusunda sürekli olmalıdır. ( Sorumlu Kuruluşlar: Valilikler, yerel yönetimler, üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, ilgili bakanlıklar. Süre: Sürekli )
TTR programlarında özürlüler, aileleri ve toplumun diğer üyeleri etkin / aktif olmalı, TTR programlarının karar alma ve uygulama aşamalarında görev ve sorumluluk almalıdır. ( Sorumlu Kuruluşlar: Valilikler, yerel yönetimler, üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, ilgili bakanlıklar. Süre: Sürekli )
TTR'de özürlü birey ve ailesi tıbbî, psiko-sosyal ve fiziksel sorunlarının çözümlerine katılımı hakkında eğitilmelidir.( Sorumlu Kuruluşlar: Valilikler, yerel yönetimler, üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, ilgili bakanlıklar, SHÇEK. Süre: Sürekli )
TTR çalışmalarının sürdürülebilirliği için özürlülerin ve özürlü ailesinin örgütlenmeleri, dayanışmaları ve program amaçlarına uygun gönüllü çalışmaları teşvik edilmelidir. ( Sorumlu Kuruluşlar: TTR programını uygulayan ilgili kurum-kuruluşlar, yerel yönetimler. Süre: Sürekli )
TTR programına katılan veya destekleyen kurumlar arasında işbirliği protokolleri oluşturulmalıdır. ( Sorumlu Kuruluşlar: TTR programını uygulayacak ilgili kurum-kuruluşlar, yerel yönetimler. Süre: Sürekli )
TTR programlarında özürlülüğü önleyici hizmetlere yer verilmelidir. ( Sorumlu Kuruluşlar: Valilikler, yerel yönetimler, üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, ilgili bakanlıklar, SHÇEK. Süre: Sürekli )
TTR programlarında sportif, sosyal ve kültürel aktiviteler teşvik edilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır. Yerel yönetimler ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesindeki spor ve kültürel tesislerin özürlüler tarafından kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. ( Sorumlu Kuruluşlar: Valilikler, yerel yönetimler, üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü , Süre: Sürekli )
Maddelerimiz bu kadardır. Teşekkür ederim.
DÎVAN BAŞKANI: Biz teşekkür ediyoruz. Toplum Temelli Rehabilitasyon taslak kararları hakkında konuşmak isteyen var mı? Evet, taslak kararları bütünü ile oylamaya sunuyorum. Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Kabul edilmiştir.