AVRUPA KOMİSYONU ENGELLİLER KONFERANSI
09-11 ARALIK 2004, SOFYA, BULGARİSTAN
Avrupa Komisyonu Engelliler Konferansı, Avrupa Birliği’nin genişleme süreci içinde Birliğe katılmaya hazırlanan ülkeler arasında özürlülük konusunda bilgi ve deneyim alışverişini arttırmak üzere Avrupa Komisyonu’nca 09-11 Aralık 2004 tarihleri arasında Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da gerçekleştirilmiştir. Avrupa Birliği düzeyinde farklı politika alanlarında engelli vatandaşları ilgilendiren konularda bilgi sağlamak Avrupa Komisyonu’nun önem verdiği konulardan biridir.
Avrupa Birliği nüfusunun % 10’u engelli insanlardan oluştuğu göz önünde bulundurulduğunda Avrupa Birliği’ne üye ve aday ülkelerde ne kadar çok sayıda engelli birey yaşadığı ortaya çıkmaktadır. Bu vatandaşların haklarını geliştirmek ve topluma katılımlarını arttırmak için çok daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir.
Düzenlenen bu konferans Avrupa Birliği’ne katılmaya hazırlanan Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan ve Türkiye’de engellilere tanınan hakların geliştirilmesi, topluma katılımlarını arttırılması ve fırsat eşitliği olanaklarının arttırılması konusunda işbirliği ve ortaklık oluşturulması amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Engellilik konusunda deneyimleri paylaşmak ve iyi uygulama örneklerinin aktarılmasını da öngören bu konferansa katılım sürecinde ya da müzakerelere başlamak üzere olan ülkeler, AB üye devletlerden temsilciler ve Avrupa Komisyonu’ndan uzmanlar katılım sağlamıştır. Konferansa Bulgaristan’dan 58, Romanya’dan 22, Hırvatistan’dan 5, Türkiye’den 11, Belçika 14, İtalya’dan 1, İrlanda’dan (2), Birleşik Krallıktan 5, İngiltere’den 1, İspanya’dan 3, Makedonya’dan 1, Finlandiya’da 1, Fransa’dan 1, temsilci katılım sağlamıştır. Türkiye’nin oluşturduğu delegasyonda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı AB Koordinasyon Dairesi Başkan lığı, TİSK, Başbakanlık Özürlüler İdare Başkan lığı, HAK-İŞ, KESK, Türkiye Sakatlar Konfederasyonu, İşitme Engelliler Federasyonu ve Zaman Gazetesi temsilcileri bulunmaktadır.
Ulusal kamu kuruluşlarının, engelliler örgütlerinin, medya ve akademisyenlerin, AB’nin engellilik konularına yaklaşımı ana unsurları konusunda sunumlar ve tartışmalar gerçekleştirilmiştir. Sunumlar, hakka dayalı yaklaşım, sivil toplum katılımı aracılığıyla etkili yönetişim ve fırsat eşitliği koşullarını yaratmak üzerine üç ana başlık altında gerçekleştirilmiştir.
9 Aralık 2004
Konferans Bulgaristan Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Christina Christova’nın yaptığı açılış konuşması ile başlamıştır. Bu konuşmada özürlü bireylerin diğer tüm vatandaşlar gibi eşit haklardan faydalanabilmesi için ortak çalışma imkânlarının arttırılmasının, bilgi ve deneyim alışverişinde bulunulmasının öneminden bahsedilmiştir. Düzenlenen bu konferansın özürlülere sağlanan fırsat eşitliği konusunda işbirliği ve ortaklık yaratmak adına yeni fırsatlar yaratacağını umut ettiklerini belirtmiştir. Bakan konuşmasında Bulgaristan’da gerçekleştirilen çalışmalara değinmiştir. “2003-2005 Özürlülerin Entegrasyonu Hakkında Eylem Planı” hazırlanmış, bu plan gereği Özürlüler Kurulu oluşturulmuştur. Bu kurul özürlülerle ilgili konularda karar mekanizması olarak faaliyetlerini sürdürmekte ve sosyal hayata katılımın arttırılması yolunda özel önlemler ön görmektedir. Özürlülerin İstihdamı ve NGO’lara da bu plan dahilinde destek sağlanacaktır.
Bakan konuşmasında Bulgaristan’la ilgili diğer bilgilere de değinmiştir. Ülke çapında yaklaşık 11.000 kişiye 24 saat kişisel asistanlık hizmetleri verilmekte olduğundan bahsetmiştir. Ayrıca kendi işini kurmak isteyen engelli bireylere bireysel kredi imkânı ve kariyer yapmak isteyenlere burs imkânı sağlandığını aktarmıştır.
Bakan’ın konuşmasının ardından Avrupa Komisyonu Çalışma, Sosyal İşler ve Eşit Fırsatlar Genel Müdürlüğü Genel Direktörü Odile Quintin konuşma yapmıştır. Konferansa aday ülkeler Bulgaristan, Romanya, Türkiye ve Hırvatistan dışında üye ülkelerden ve engelli örgütlerinden de katılım sağlandığını ve engellilikle ilgili politikalar konusunda bu temsilciler arasında fikir alışverişi sağlayacağını düşündüğünü dile getirmiştir. Konuşmasının devamında engelli bireylere yönelik tarihsel yaklaşımlara da değinmiştir. Önceleri toplumsal yaşam normal insanlara göre ayarlandığı için özel ihtiyaçları olan bireyler için özel uygulamalar yapılmak zorunda kalındığını da dile getirmiştir. Toplumda yaşayan kişilerin zekâ, yetenek, başarı ve hareket kabiliyetinde bireysel farklılıklar gösterebileceği ön kabulü ile yola çıkılmadığı için farklı özelliklere sahip bireylerin sosyal hayata katılımlarında engellerle karşılaştıklarına değinmiştir. Engellilere yönelik faaliyetlerin hayır amaçlı yapıldığı zamanların artık geride kaldığını, engellilerin artık kendi haklarını koruyabilen ve diğer vatandaşlarla eşit haklara sahip bireyler olarak görüldüğünü belirtmiştir.
Amsterdam Antlaşmasının 13. maddesi eşitlik ilkesinin temelidir. Deneyimlerin paylaşılacağı bu toplantıda engelli bireylerin eşit fırsatlardan faydalanabilmesi için ortak çalışma çerçevesi hazırlanabilmesi umudu taşıdığını söylemiştir. İşyerlerinde engelliler için uygun çalışma ortamı, fiziksel çevrede uyarlamalar, kamusal alanlarda fiziksel düzenlemeler gerektiğini belirtmiştir. Engelli bireyin ayrımcılığa maruz kaldıkları düşünüldüğünde sivil toplum örgütlerinin hukuki yollara başvurabileceği ve böylece ayrımcılıkla Mücadele Direktifi’nin hayata geçirilmesinin sağlanacağını aktarmıştır. Bu direktifin uygulanması konusunda 2005 yılında Avrupa Birliği çapında bir araştırma yapılacağına değinmiştir.
Avrupa Birliğinde yaşayan yaklaşık 36 milyon engelli bireyin bulunduğunu belirterek, yaşlanan 75+ nüfusun hareket kısıtlılığı yaşadığını ve yaşamlarını devam ettirebilmeleri için özel uygulamalar gerektiğini dile getirmiştir. Bu konular göz önünde bulundurularak daha geniş çaplı politikaların hazırlanması gerektiğini anlatmıştır. Engelli bireylere yönelik politikaların genel olması ve sosyal içerme yaklaşımı ile hazırlanması gerekir. Fiziksel çevreye, bilgiye erişimi sağlayacak, istihdamı arttıracak özel önlemlere yer verilmesi de gerekmektedir. 55+ üstü çalışanların artması ile birlikte çalışırken engelli duruma düşme oranı da artacaktır. Tüm bunlar göz önünde bulundurularak yeni istihdam politikaları hazırlanmalıdır. Hazırlanacak eylem planı bütün yaşamsal alanları kapsayacak ve sosyal içerme ve bütünleştirici yaklaşımla hazırlanmalıdır. Avrupa Birliği 2002-2006 yılları arası için eylem planı hazırlamış ve özürlülere yönelik olarak yapılacak çalışmalar için 62 milyar Euro’luk bir ödenek ayırmıştır. Üye ve aday ülkelerde politikalar hazırlanırken sosyal diyaloga özellikle önem verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunun için engelli bireylerin temsil kapasitelerinin arttırılması gerekmektedir.
Engellilerin sosyal içerme konusunda Türkiye ve Bulgarsitan’da çalışmalar başlatıldığına da değinen Odile Quintin 2005 yılında engelli bireylerin Avrupa Birliği’ndeki durumu hakkında geniş çaplı bir rapor hazırlanacağını belirtmiştir. Bu raporun her iki yılda bir hazırlanacağı ve 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü’nde açıklanacağı bilgisini vermiştir. Konuşmasını Avrupa Birliği sınırları içerisinde yaşayan engelli bireylerin durumlarının iyileştirilmesi için AB müktesebatına uyulması gerekliliğine değinerek noktalamıştır.
Bulgaristan Engelliler Birliği Başkanı Krassimir Petrov Kotzev, son iki yılda engellilere yönelik fırsat eşitliği yaratmak adına büyük ilerlemeler kaydedildiğini söylemiştir. Engellilere yönelik tutumun değiştirilmesi için onların bazı özel ihtiyaçları olduğunu, eşit haklara sahip olduğunu bilmek gerektiğine değinmiştir. Bulgaristan’da e-europe uygulamalarını NGO’ların desteği ile gerçekleştirdiklerini anlatmıştır. Ayrıca sosyal diyalog neticesinde Ulusal Eylem Planı ve Ayrımcılıkla Mücadele Kanunu, Engellilerin Entegrasyonu Kanunu hazırlanmıştır. Engellilerin Entegrasyonu Kanunu’nun şuanda Maliye Bakanlığının inceleme sürecinde olduğunu aktarmıştır.
NGO faaliyetlerinin son zamanlarda devlet tarafından bir önceki dönemlere göre daha fazla destek gördüğünü de konuşmasına eklemiştir. Engelli sorunlarının çözülmesine Avrupa Engelliler Modeline sadık kalarak çalışmalarını gerçekleştirdiklerini söylemiştir. Bu süreçte engelli haklarının tanınması ve ayrımcılıkla mücadele kapsamında devlet ve yerel idarelerin diyalogla sorunların çözülmesi ve sosyal hayata katılım konusunda sorunların üzerine gidilmesi vurgulanmıştır.
Yoksulluk, işsizlik, sağlık yardımları, engelliler arasındaki işsizliğin ortadan kaldırılması gerektiği de söylemiştir. Eğitim alanında eşit fırsatlar yaratılması için kanun hazırlanması ve yaşam boyu eğitim ilkesinden yola çıkarak eğitimin ileri yaşlarda da devam etmesinin güvence altına alınması gerektiğini belirtmiştir. Bilgi teknolojilerinin kullanımı ve kamu binalarında özürlülerin faydalanabileceği fiziksel düzenlemeler gerçekleştirilmesi konusunu da dile getirmiştir. Engellilerin toplumsal hayattan daha fazla faydalanması için sosyal diyalogun devam ettirilmesi ve engelli bireyler arasında örgütlenmenin arttırılmasının önemine değinmiştir. Toplumun haklara ve ihtiyaçlara bakış açısının değişmesi gerektiğini de belirtmiştir.
Bu konuşmanın ardından Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Enis Yeter konuşmasını gerçekleştirmiştir. Konuşmasında, AB Engelliler Stratejisinin temel unsurlarına değinerek, engellilerin toplum hayatına tam katılımını sağlamanın önemini dile getirmiştir. Bu mücadelede Avrupa Komisyonu ile Birliğe üye devletler arasında işbirliğini artırmanın önemini de vurgulamıştır. İstihdamda engellilere karşı yerleşik tutumları değiştirme de AB İstihdam ve Sosyal Dışlanma ile Mücadele Stratejileri’nin yardımcı olacağı düşündüğünü dile getirmiştir. Ayrıca Stratejilerle ilgili olarak Türkiye’de yapılan çalışmaların aşamalarıyla ilgili bilgi vermiştir. Türkiye’de Engellilik konusu ile ilgili olarak yapılan çalışmaları başta Özürlüler İdaresi Başkan lığı’nın yaptığı çalışmalara değinerek konferans katılımcılarına aktarmıştır. Ülkemizde bir süredir hazırlanan Özürlüler Kanunu Tasarısı Taslağı Başbakanlığa sevk edilmiş olduğuna da belirterek yasanın amaçlarına değinmiştir. Sayın Müsteşar Konuşmasının sonunda 2005 yılı’nın Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Özürlülerin İstihdam Yılı” olarak ilan edildiğini de belirterek konuşmasını sonlandırmıştır.
10 Aralık 2004
Konferansın ikinci günü sabah oturumunda gerçekleştirilen konuşmalar Avrupa Birliği Engellilik Stratejisi üzerine yoğunlaşmıştır. Avrupa Komisyonu Avrupa Komisyonu Çalışma, Sosyal İşler ve Eşit Fırsatlar Genel Müdürlüğü Yatay ve Uluslar arası Konular Direktörü Lisa Pavan-Woolfe Avrupa Birliğinin faaliyetlerinin engellilerin hayatını kolaylaştırmak amacıyla, özellikle istihdam konusundaki çalışmalarına değinmiştir.
Özürlülük sadece akademisyenlerin çalışma konusu olmadığını tüm toplumu ilgilendiren bir konu olduğunu söyleyerek konuşmasına başlamıştır. Engelli bireyleri ihtiyaç sahibi olarak değil, eşit haklara sahip olan vatandaşlar olduğunu ve hiçbir şekilde ayrımcılığa maruz bırakılamayacaklarını belirmiştir. Avrupa Birliği sınırları dâhilinde 453 milyon kişi yaşadığını ve bunun 47 milyonunun özürlü ve özürlü olma ihtimali taşıyan bireyler oluşturduğunu aktarmıştır. Avrupa Birliği’nin engelliliğe karşı genel tutumu sosyal katılım modeline dayanmaktadır. 2003 Avrupa Engelliler Yılı ilan edilmesinden dolayı, bu yıl sürecinde engellilerle ilgili faaliyetler ve onların sorunlarına yönelik çalışmalar öne çıkmıştır. Potansiyellerini kullanma, eşit hak, eşit iş imkânı ve sosyal katılım hakkı gibi noktalar öne çıkmıştır. Avrupa Birliği’nde yaşayan engelli bireyler diğer vatandaşlar gibi iş ararken, eğitim alırken ve kariyer yapma, yüksek gelir getiren işlere girme, işte yükselme gibi istekleri taşımaktadır. Ancak onlar, bahsi geçen alanlara katılımda, çevresel engeller ve toplumsal tutumdan dolayı çeşitli engellerle karşı karşıya kalmaktadır. Avrupa Birliği Sosyal Engellilik Modelini benimsemiştir. Bu modele göre “özür kişinin kendisinden değil toplumun kişiye yaşattığı engeller sonucu oluşur” demektedir. Bu model “çevresel düzenlemeler yeterince gerçekleştirildiğinde onlarında diğerleri gibi sosyal yaşamdan faydalanabilecekleri ortamlar oluşacaktır” düşüncesini taşır. Başka bir deyişle “engellenmiş olmayacakları” anlamına gelir. Bu sosyal model yatay ve kapsamlı bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın temel ilkeleri:
Engellilerin kendileri için gerçekleştirilecek her çalışmada yer almasını sağlamak da önemlidir. Avrupa Birliği’nin engelli bireyler için uygulamaya koyduğu mevzuatlar ve bu konuya ne kadar çok önem verdiğini göstermektedir. Avrupa yaşlanan nüfusun yaşadığı bir bölgedir. Bu nedenle kişilerin var olan potansiyellerini en iyi şekilde kullanabilecekleri ortamların yaratılması önemlidir. Sadece ortalama insan düşünülerek yapılan düzenlemelerin değişmesi gerekmektedir. Sayın Pavan-Wolfe genel yaklaşım içerisinde herkese yönelik düzenlemelerin öne çıkması gerektiğinin önemine değinmiştir.
2003 Avrupa Özürlüler Yılı sonunda 2004–2005 yılları için engelliler politikasının hazırlanacağı konusunda ortak bildirge hazırlanmıştır.
Oluşturulan Avrupa Engelliler Stratejisi sadece genel bir AB stratejisi değildir, ulusal ve yerel düzeyde de uygulanması gereken mevzuatlardır. Bu strateji genel standartlar ve sağlanacak olanaklara değinmektedir. Bunların ulusal ve yerel bazda uygulamaları için ortak işbirliği, etkin yöntem ve deneyimlerin paylaşılması gerektiğine değinmiştir.
Engellilere ait sorunlara her türlü politika dokümanlarında yer verilmelidir. Bu politikaların hazırlanmasında, uygulanmasında, değerlendirilmesinde bütüncül yaklaşım uygulanmalıdır. Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde bu politikaları uygulamakla yükümlüdür.
Bütüncül yaklaşım yaşamın bütün alanlarında gerçekleştirilecek çalışmaların tümünde özürlülerle ilgili yapılacak somut çalışmaları kastetmektedir. Bunlar arasında istihdam özellikle öne çıkmaktadır. Hazırlanan eylem planı 2004-2005 yılları için istihdamın öne çıkarılmasını ön görmektedir. Çünkü iş sahibi olma sosyal katılımın en önemli belirleyicisidir. Pavan-Wolfe engelli bireylerle ilgili olarak yapılacak her çalışmanın bütüncül yaklaşımla ve tüm tarafların katılımının sağlandığı sosyal diyalog sağlanarak gerçekleştirmesi gerektiğine değinerek konuşmasını sonlandırmıştır.
Avrupa Komisyonu, Eğitim ve Kültür Eski Genel Direktörü Domenico Lenarduzzi, konuşmasında Avrupa Birliğinin geçmişine değinerek, ülkelerin katılımın süreçlerini anlatmıştır. Türkiye’de geçmiş yıllarda yürürlüğe konan yeni düzenlemeleri takdirle karşıladıklarını ve uygulamada da bu başarının gerçekleştirilmesini umut ettiklerini dile getirmiştir. Mevzuatın uygulamada yer bulması gerekliliğine değinerek özellikle engellilerin erişilebilirlik ve istihdamı ile ilgili olanakların arttırılmasını temenni etmiştir. Engellilere yönelik koruyucu bakış açısının değişmesi ve yerini hakka dayalı sosyal modelin alması gerektiğini belirtmiştir.
Engelliliğe yönelik hakka dayalı yaklaşımı tanıtma başlığını taşıyan ikinci oturumda ilk olarak Fırsat Eşitliği ve Irkçılıkla Mücadele Merkezi’nden Veronique Ghesquire konuşmasını gerçekleştirmiştir.
Belçika’da engellilerin ekonomik hayata katılımı ile ilgili yasal düzenlemelerin yanında engellilerin istihdamına yeni bir önlem uygulamaya başlandığından bahsetmiştir. Uygulanan kota sisteminde kamusal alanda kota zorunluluğu olduğunu ancak özel sektöre kota zorunluluğu uygulanmadığını anlatmıştır. Ulusal ve bölgesel düzeyde kanunlar ve kurallar yürürlüğe girmesine rağmen uygulamalarda zorluklar yaşadıklarını dile getirmiştir.
Ülkesinde engelliler için eğitimin sadece özel eğitim olanağı ile sınırlı olduğunu belirtmiştir. Ancak şu dönemde özel eğitimden genel kaynaştırma eğitimine geçiş sürecini yaşadıklarını belirtmiştir. Yardım modelinden bütünleştirme modeline geçiş sürecinde bazı zorluklar yaşadıklarını ailelerin birçok beklentiye sahip olduğunu aktarmıştır. Ayrımcılıkla Mücadele Direktifinin hükümlerine dayanarak özel düzenlemeler öngören ayrımcılıkla mücadele kanunu hazırladıklarını söylemiştir. Kanun eğitim, istihdam, sosyal hizmetler, sosyal hayata katılımı artırmayı amaçlayan bir kanundur. Ayrımcılıkla mücadele ön koşulsuz destek gerektiren bir konudur. Kamuoyunda ayrımcılıkla mücadele kanununun uygulanması bir bilinç oluşturulması gerekmektedir. Bu kanunda istismara da yer verilmiştir. Bu kanunla Eşit Haklar ve Irkçılıkla Mücadele Merkezinin denetleme ve yetki alanları arttırılmıştır. Hukuksal anlaşmazlık ya da dilekçe ile başvurularda, bu merkez bir arabulucu gerektiğinde ise hukuki çözüme yönlendirme görevi görmektedir. Devletin açtığı sınavlarda engelli bireylere yönelik düzenlemelerin bulunduğunu söylemiştir. 2003 yılında toplam 267 şikayet dosyası incelenmiştir. Bu kanunların uygulamada yerini bulabilmesi için engelli bireylerin haklarını bilmeleri gerektiğinin altını çizen konuşmacı özellikle kamusal alanlardan yararlanamama konusunda şikâyetler aldıklarını söylemiştir. İkinci sırayı engelli bireylerin kendilerine uygun işlere yerleştirilmemekten kaynaklanan şikayetlerin aldığını aktarmıştır.
Ayrımcılıkla mücadele kanununun 1,5 yıl önce kabul edildiğini Eşit Haklar ve Ayrımcılıkla Mücadele Merkezlerinin bu kanunun uygulanmasının sağlanmasını denetleyen bir merkez olduğunu söylemiştir. Kanunsal düzenlemeler ne kadar iyi olursa olsun uygulamada yer bulmadığı sürece engelli bireylerin zorluklar yaşamaya devam edeceğini belirtmiştir. Kanunların uygulanması konusunda engelli bireylerin bilinç düzeyinin arttırılmasının gereğine de değinerek konuşmasını sonlandırmıştır. Ayrıca hazırlanacak kanunlarda “uygun” kelimesinin yerine net ifadeler yer alması gerektiğini sözlerine eklemiştir.
Ardından Bulgaristan Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Ivana Hristova konuşmasını gerçekleştirmiştir. Bulgaristan’da engellilerle kanun, politika ve uygulamalardan bahsetmiştir.
Engellilerin Entegrasyonu Kanunu’nu 2003 yılında Avrupa Engelliler Stratejisine dayanılarak hazırlandığını söylemiştir. Ayrıca kanun hazırlanmadan önce engellilerin beklentileri ile ilgili araştırmalar gerçekleştirdiklerini söylemiştir. 220 sivil toplum örgütünü bir araya getirerek kanun hakkındaki görüşlerini aldıklarını, yasada yer alacak konulara beraber karar verdiklerini belirtmiştir. Kanunda yer alan konuların AB mevzuatına dayandırılarak temel anlamda ayrımcılığı önlemeye ve toplumla bütünleşmeyi arttırma amacıyla hazırladıklarını dile getirmiştir. Hazırlanan kanunun eski kanundan bazı maddeleri de içerdiğini ama yeni bir felsefe ile hazırlandığını aktarmıştır. Önceki kanun sosyal yardım ve korumayı hedef alırken hazırlanan yeni kanunun bütünleştirme ve eşit haklar, sosyal katılıma ve aileye de yer vermiştir. Eğitim, istihdam, altyapı, fiziksel çevre ve bilgiye ulaşılabilirlik, sosyal hayata katılım konuları ile ilgili düzenlemeler getirmektedir.
Bunun dışında engelliler Ulusal Kurulu yapılandırılmıştır. Bakanlar Kuruluna bağlı hareket eden bu kurulda sivil toplum kuruluşları, işveren ve işçi sendikaları, belediyeler birliğinden temsilcilerinde olduğu bu kuruldur. Yeni kanun yeni bir icra kurumu kurarak bu kurumun özürlülerle ilgili hizmet veren özel kurumların denetimini, ithal edilecek yada üretilecek her türlü yardımcı aracın standardını, toplumsal bilinçlendirme, özürlülükle ilgili projelere finansman desteği, özürlülerle ilgili veri tabanı oluşturma ile görevlidirmiştir. İstihdamla ilgili yeni bir düzenleme getiren bu kuruma başvuran işverenler işyerlerinin özürlülerin çalışmasına uygun hale getirilmesi ile ilgili destek alabiliyor. Ayrıca işyerlerine yerleştirilen engelli bireylerin maaşları bir yıl boyunca bu fondan karşılanıyor. Bunun karşılığında bu işyeri özürlü bireyi en az üç yıl daha istihdam etmekle yükümlü oluyor. Bu yöntemi kullanarak çok sayıda engellinin iş sahibi olduğunu belirtmiştir.
Kanun ayrıca yeni bir değerlendirme süreci getirmiştir. Yapılan tıbbi değerlendirmenin yanında, sosyal değerlendirme mekanizması da yapılandırılmıştır. Bu değerlendirme ile özürlü bireyin istihdam, sosyal bütünleşme ve rehabilitasyon ihtiyacının tespitinin yapılması amaçlanmaktadır. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurulu bu değerlendirmeyi Sosyal Hizmet Kurumundan ve Çalışma Bürosundan bireyler aracılığı ile gerçekleştiriyor. Bu değerlendirme kişinin talebi üzerine yapılıyor. Değerlendirmeyi yapan kişiler değerlendirme raporunu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kuruluna iletiyor. Yapılan değerlendirme sonucunda o kişiye aylık bağlanıp bağlanmayacağına karar veriliyor. Genel olarak özürlü bireyin sosyal statüsünü iyileştirmek amacıyla her türlü destek sağlanmaya çalışılıyor. Özürlü bireyin özründen dolayı vermek zorunda kaldığı her türlü gider, böylece devletin güvencesi altına alınıyor.
Yardımcı araçlar, kişisel otoların ithalatı, konut, bilgi ve iletişim teknolojileri, refakat, tercümanlık hizmetleri, ilaç giderleri, ithalatla ilgili de yeni düzenlemeler öngören bu kanunun 01.Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinin beklendiği dile getirilmiştir.
Engelliliğe yönelik haklara dayalı yaklaşımı tanıtmak başlığı altında gerçekleştirilen en son konuşma Leeds Üniversitesinde Engelliler Araştırma Merkezi öğretim görevlisi olan Anna Lawson tarafından gerçekleştirilmiştir. Kendiside görme engelli olan Lawson haklara dayalı yaklaşımın gelişmesinde son on yılda yasal düzenleme ve politika konularında engellilerle ilgili büyük gelişmeler yaşandığını ve bu yöndeki yaklaşımlarda farklılıklar oluştuğunu belirterek konuşmasına başlamıştır. AB’nin çalışmalarının haklara dayalı yaklaşımın hayata geçirilmesinde önemli olduğunu, ancak bunların yayınlaşmasında özürlü örgütlerinin çok daha önemli rol oynadığını söylemiştir. Lawson konuşmasına bu yaklaşımlara da değinmiştir. Geleneksel yaklaşımın özürlülere yönelik korumacı bir anlayışla, tıbbi yoksunluklara dayandırıldığını bu yaklaşımın özürlük kavramını bireysel ve tıbbi yaklaşımla açıkladığını söylemiştir. Yaklaşımlar verilecek hizmetlerin temelini oluşturduğu için, bireydeki eksikliklilere ve bozukluklara odaklı bu yaklaşım sonucu özürlü bireyler sosyal yaşamın dışında kalmıştır. Geleneksel yaklaşımda, özel kurum ve kuruluşlar oluşturup özürlü bireylerin buralara yerleştirilmesi söz konusudur. Korumalı işyeri ve özel eğitim okulları da bu yaklaşımın bir sonucudur. İstihdamda özürlülere yönelik uygulanan kota sisteminin de bu yaklaşımdan kaynaklandığını aktarmıştır.
Ancak zamanla anlayıştaki değişiklikler, yeni düzenlemeler ve yeni uygulamaların hayata geçirilmesine yol açtığını ekleyerek günümüzde engelliler konusunda geleneksel yaklaşımın terk edilerek “ Haklara Dayalı Yaklaşım” olarak adlandırılan yeni bir yaklaşım kabul gördüğünü belirtmiştir. 2003 yılında kabul edilen AB Eylem Planı da yeni yaklaşımın prensipleri doğrultusunda hazırlanmıştır. Bu plan üç sosyal faktöre dayanmaktadır. Ayrımcılığın ortadan kaldırılması, bütüncül yaklaşım (mainstreaming) ve erişilebilirlik. İnsan hakları ve insan onurunun öncelikli konular, olarak benimseyen AB insan haklarına ve insan onuruna saygı gösterilmesine çok büyük önem vermektedir. Ama önemli olan bu yaklaşımın uygulanmasıdır. Engelli insanların kurduğu ya da bu konuda çalışan örgütlerin bu planın uygulanması için çaba göstermesi gerektiğini belirtmiştir. Hakka dayalı yaklaşımın yaygınlaştırılması ve uygulamada daha fazla yer alması için bazı önerilerde bulunmuştur. Sivil toplum örgütlerinin karar mekanizmalarında daha fazla söz hakkı tanınması; özürlü örgütlerinin güçlendirilmesi; kamuoyunda bilinç oluşturması; özürlülere yönelik yardımcı araç gereç teknolojilerini ve bilgi teknolojilerini yaygınlaştırılması; fiziksel engellerin ortadan kaldırılması; bütüncül yaklaşımın (mainstreaming) yaygınlaştırılması için ulusal eylem planı oluşturması; yasal düzenlemeler yapılırken hakka dayalı yaklaşımın benimsenmesi özürlü bireylerin insan haklarından ve vatandaşlık haklarından diğer bireyler kadar faydalanmaları olanağını sağlayacaktır.
Avrupa Komisyonu Engellilerin Entegrasyonu Birimi Başkan ı Wallis Goelen Avrupa’nin engelliliğe yaklaşımını ve faaliyetlerini anlatan bir konuşma gerçekleştirmiştir. Avrupa Birliği’nin engellilere yönelik yaklaşımının ana temel öğelerinden bahsetmiştir. Buna göre özürlülük bir hak meselesidir ve özürlü bireylere karşı ayrımcılık ortadan kaldırılmalıdır. İkinci prensip sosyal bütünleşmeye dayalı ve bireyselleştirilmiş yaklaşımın benimsenmesidir. Üçüncüsü ise özürlülerin kendileri ile ilgili karar alma mekanizmalarına katılımının arttırılmasına dayanmaktadır. Avrupa Birliği’nde benimsenen genel prensip ve değerlerin temelini oluşturan demokrasi, iyi yönetim, insan hakları ve sosyal bütünleşme burada da öne çıkmaktadır.
AB’nin bu temellerine dayanarak özürlülükle ilgili politikaların oluşturulması sürecinde özellikle özürlü bireylerin katılımının garantiye alınması beklenmektedir. Özürlü bireylere eşit haklar tanınması, politika oluşturma ve uygulama süreçlerinde onlardan fikir alınması bu yöndeki politikaların gücünü arttıracaktır. Ayrıca etkili danışma mekanizmaları oluşturulması ve hareket özgürlüğü uygulamaların gücünü arttıracaktır. Tüm bunlar daha iyi yönetimi, şeffaflığı ve iyi yönlendirmeyi de beraberinde getirecektir. Avrupa Birliği parlamentosunda Başkan lığını Richard Hewitt’in yaptığı bir engelli insanlar grubu bulunmaktadır. Bu grup parlamenter demokrasi ayağını oluşturur. Sosyal diyalog ayağında ise işverenler, sendikalar ve sivil toplum örgütleri bulunmaktadır. Demokrasinin son ayağını ise sivil diyalogun yani sivil toplum örgütleri aracılığıyla temsil edilme oluşturmaktadır. Tüm bu ayakların kullanılması ile AB’nin politikalarının daha açık, daha demokratik, katılımcı, hakka dayalı ve bütünleştirici hale getirmektedir. Bu engellilerle ilgili politikalara da yansımaktadır.
Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı Madde 21. ve Amsterdam Antlaşması Madde 13. ayrımcılığın ortadan kaldırılmasıyla, Temel Haklar Şartı Madde 26 ise engellilerin toplumla bütünleşmesi ile ilgili politikalara temel oluşturan maddelerdir. Özürlü bireylerin bağımsız hareket edebilmesi ve sosyal hayata tam katılımını güvence altına alınması da kabul edilen bir başka unsurdur. Özürlülerin sosyal hayata katılımlarını arttırmaya yönelik Sosyal İçerme Stratejisi ve özürlü bireylerin iş yaşamına katılımını artırmak için İstihdam Stratejisi hazırlanmıştır. Bunlarına hayata geçirilmesinde çerçeve oluşturacak AB Eylem Planı’nın AB ülkelerine politika oluştururken rehber olacağı öngörülmektedir. 2003 yılını “Engelli İnsanların Yılı” olarak ilan eden Avrupa Komisyonunu 2003 yılında sivil toplum kuruluşlarına destek olarak ulusal ve AB düzeyinde geniş bir kampanyalar düzenlemiştir. Kampanya AB düzeyinde daha iyi bir bilgilendirme olmasını sağlamıştır. 2003 yılında gerçekleştirilen faaliyetler daha çok eşit haklar ve ayrımcılık karşıtı önlemler, erişilebilirliği engelleyen fiziksel ve davranışsal engelleri ortadan kaldırmak, tüm tarafların katılımını ve bağımsız hareket olanaklarını arttırmak konuları üzerine yoğunlaşmıştır. Konuşmasında ayrıca AB genelinde özürlülere yönelik politikaların uygulamada yer bulabilmesi için bir anlayış geliştirilmesi gerektiğini ve bunun gerçekleştirilebilmesi için yapılması gerekenlere değinmiştir. Buna göre ulusal ve AB düzeyinde ekonomik ve sosyal hayata özürlülerin tam katılımımın politikacılar tarafından tam anlamıyla anlaşılması, politika geliştirme sürecinin her aşamasında özürlü bireylerin haklarının ve ihtiyaçlarının gözetilmesi, tam katılımla ilgili olarak tüm tarafların karar mekanizmalarına katılımlarını arttırmak, uygulamaların yaygınlaşması da önemli rol oynayacaktır. Ayrıca, özürlü bireylerin durumu ile ilgili hazırlanacak olan raporda ulusal ve AB düzeyinde özürlülerin sosyal bütünleşmesi için gerekli süreçlerin tanımlanması, yaklaşımların ve yeni eğitimlerin takip edilmesi, gelecekte oluşturulacak politikalara temel oluşturacak yeni olanakların değerlendirilmesi ve yeni önceliklerin Komisyon Özürlüler Eylem Planına eklenmesi gibi alanlarda neler yapıldığına ve yapılabileceğine değinilecektir. Bu raporun dört yılda bir hazırlanması öngörülmektedir.
AB düzeyinde özürlülerle ilgili faaliyet gösteren başka bir oluşumda Özürlüler Üst Düzey Çalışma Grubu’dur. Bu grup engellilerin sorunlarıyla bölgesel düzeyde ilgilenmektedir. Bu grubun üyeleri Üye Ülke hükümetlerinden temsilciler, Avrupa Özürlüler Forumu ve Avrupa genelinde faaliyet gösteren Avrupa Sosyal NGO Platformu, Avrupa Kadınlar Lobisi, Avrupa Hizmet Verenler Birliği ve Avrupa Rehabilitasyon Platformu temsilcileri oluşturmaktadır. Bu çalışma grubu belirli aralıklarla toplanarak özürlülükle ilgili ulusal ve uluslararası faaliyetleri değerlendirir, iyi örnekler ve uygulamalar hakkında bilgi alışverişi sağlar, belirlenen bütüncül yaklaşım ilkelerinin uygulamaları ile ilgili bağlayıcı kararlar alır ve AB düzeyinde özürlülüğe yönelik yaklaşımlara yön verici kararlar alır.
Bunların yanında Komisyonun sivil toplum örgütleri çeşitli faaliyetler çerçevesinde bir arada çalıştığı durumlarda olmaktadır. Çeşitli ulaşım, standardizasyon belirleme çalışmaları ve fiziksel çevre ile ilgili çalışmalarda sivil toplum örgütleri ile bir araya gelinmektedir.
Bayan Goelen Konuşmasının sonunda Avrupa genelinde kapasite geliştirme çalışmalarından bahsetmiştir. 2001-2006 yılları içerisindeki projelere toplan 100 milyon Euro ayırdıklarını söylemiştir. Avrupa Özürlüler Forumu aday üye ülkelerde özürlülere yönelik hizmet veren kuruluşların 2002-2004 yılları arasında AB PHARE Programı dahilinde kapasite geliştirme projeleri için desteklendiğini düzenlediğini belirtmiştir.
Diyalog ve daha güçlü sivil toplum hareketi geliştirme başlığı altında gerçekleştirilen bir diğer konuşma Avrupa Özürlüler Forumu, Kapasitesi Geliştirme Projesi grubu temsilcisi Javier Güemes tarafından yapılmıştır. Güemes konuşmasına Avrupa Birliği düzeyinde özürlülerin haklarını savunmak için çalıştıklarını ve bütüncül yaklaşım (mainstreaming) desteklediklerini belirterek başlamıştır. Ulusal Özürlüler Konseyinin ve Avrupa Engelliler Örgütünün, Avrupa Özürlüler Forumu’nun iki ana organı olduğunu ve bu organların ulusal ve AB düzeyinde özürlülerle ilgili ana politikaları uygulamaya geçirmede önemli rolleri bulunduğunu söylemiştir. Ulusal Konseylerin tıbbi model yaklaşımından hakka dayalı modele ülke bazında büyük çabalar harcadığına değinmiştir. Ardından kapasite geliştirme konusuna değinmiştir. Kapasite Geliştirme Projeleri, AB üyesi ve aday ülkeleri kapsadığını ve özellikle aday ülkelerde AB direktiflerini ulusal mevzuata uyarlamak, bunların ülke çapında hayata geçirilmesini sağlamayı amaçlayan projelere destek sağlandığını söylemiştir. PHARE Programından bu projelere 1 milyon Euro para ayrıldığını ancak, bu parayı ülkelerin uygulamalarında farklılıklar gösterdiğini belirtmiştir. Üye ülkeler arasında ağ oluşturulduğunu konferanslar ve diyaloglar sonucu Avrupa düzeyinde programlar başlatıldığını aktarmıştır. Oluşturulan Uzman Gruplarından tüm ülkeler faydalanabilmektedir. Bu süreçte ortaklığa yeni girecek ülkelere siyasi belgelerin nasıl hazırlanacağı konusu hakkında bilgi verilmektedir. Bunun dışında eğitim amaçlı çalışma ziyaretleri yapılmıştır. Sivil diyalogun nasıl gerçekleştirileceği, lobi faaliyetlerinin nasıl yapılacağı hakkında, bu örgütlere bilgi verilmelidir. Ayrıca kitle iletişim araçlarının bu faaliyetlerde önemli olduğunu onlara aktarmak gerekir. Yeni üye 10 ülkede engelli örgütlerinin faaliyetleri hakkında araştırma yaptık. Vergilendirme, eğitim ve istihdam alanında teknik bilgiye sahip uzmanları bulunduğunu ve bu ülkelere destek verebilecek durumda olduklarını söylemiştir. Kuruluşların organizasyon şemaları, faaliyet ve amaçları hakkında yeni aday ülkelere fikir verme açısından kitapçık hazırladıklarını söylemiştir. Bu bilgilendirme kitapçığında üye ülkelerdeki örgütlerin olumlu ve olumsuz deneyimleri aktarılmıştır.Örgütler arası ağların kurulduğunu ve ulusal düzeydeki örgütler için ayrı ihtiyaç listesi hazırlandığını söylemiştir. Bunların yanında eğitici programlar uygulandığını, her ülke için ulusal materyaller ve raporlar hazırladıklarını belirtmiştir. Kapasite geliştirme yardımı alan kuruluşların Avrupa Özürlüler Forumu çalışmalarına daha kolay adapte olabildiğini gözlediklerini söylemiştir. Bu yapılanmadan sonra bilgi değiş tokuşunun kolaylaştığını aktarmıştır. Bu raporlar internette yayınlanarak daha fazla ülkeye kaynak oluşturması sağlanmıştır. Mevzuatın nasıl uygulandığının bu raporlar aracılığı da izlenebildiğini söylemiştir.
Çoğunlukla kısa süreli olan bu projeler fazla miktarda finansman sağlayamadığı için problemlere neden olmuştur. Ulusal düzeyde ve AB düzeyinde daha fazla finansman kullanmak gerektiğini, aksi takdirde kapasite yeteri kadar geliştirilemeyecek ve özürlülerin kendilerini temsil etme kapasiteleri sınırlı kalacaktır. Ulusal düzeyde devlet makamlarının kapasitelerinin geliştirilmesinin daha doğru olacağını söylemiştir.
Bu konuşmanın ardından Nöromotor Engelliler Birliği Başkan ı Ioana Monica Antoci konuşmasını yapmıştır. Konuşmasında bu örgütte Nöromotor Engelli çocuğu nedeniyle yer aldığını ve yaşadığı deneyimleri aktarmıştır. 14 yıllık bir örgüt olduğunu ayrıca Romanya Ulusal Özürlüler Kuruluşunun kurulmasına da öncülük ettiğini anlatmıştır. Ardından Romanya da özürlü bireyler için olan sistemden bahsetmiştir. Romanya da özürlülerin istihdamı için kota sistemi bulunmaktadır. 75 ve üstü işçi çalıştıran yerler % 4 oranında özürlü birey çalıştırma zorunluluğu bulunmaktadır. Kamu’daki oranda bu oranla aynıdır. Romanya’da özürlü bireylere çalışsalar bile sosyal yardım verildiğini belirtmiştir. Ancak, Romanya’da ki özürlü bireyler bina ve konutlara erişimde büyük problemler yaşadığını da eklemiştir. Ayrıca bu örgütün yaşlanan özürlü nüfusu ile ilgili çalışmaları da bulunduğunu maktadır. Amsterdam antlaşmasının 13. maddesine dayanarak Romanya’da ayrımcılığa karşı bir belge hazırladıklarını aktarmıştır. Engelli insanların örgütlerinin baskı yapması ve hakları için eylemlerde bulunması gerektiğini dile getirerek konuşmasını sonlandırmıştır.
Bu oturumun ardından gerçekleştirilen oturum başlığı sosyal örgütler tarafından fırsat eşitliği yaratmak adına yapılan çalışmalara odaklanmıştır. Bu oturumda söz alan ilk konuşmacı Addeco Group, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projeleri Sorumlusu Bruce Roch Engellilik ve Beceriler başlıklı bir sunum gerçekleştirmiştir. İş piyasasını özürlü bireylerde dâhil olmak üzere herkese erişilebilir kılmak adına gerçekleştirdikleri çalışmalarını anlatmıştır. Addeco International bir insan kaynakları firmasıdır ve uluslar arası düzeyde herkesin iş bulabilmesi özelikle iş piyasası dışında kalma riski bulunan gruplar için iş olanakları yaratmak için çalışır. Bu bireyler genelde özre sahip insanlar, ilke kez işe girecek insanlar, iş değiştirmek zorunda kalan yaşlı bireyler, iş yaşamından uzun süre uzak kalan ya da iş yaşamları belirli yaşa kadar olan (Atletler gibi) bireylerden oluşur. Özellikle Fransa’da binlerce özürlü bireye istihdam olanağı bulmuşlardır. Bu yaparken özürlüler için en büyük eğitim merkezi olan ADAPT ile ortak çalışmalar gerçekleştirmiştir. İtalya ve İspanya’da da her yıl çok sayıda özürlü bireyin iş hayatına katılımını sağlayacak çalışmalar yapmaktadır. Bu faaliyetler arasında iş arayan özürlü bireylerin bulunduğu veri tabanı oluşturmak, eğitim yoluyla iş edinme şanslarını artırıcı beceriler kazandırmak, iş dünyası, hükümet ve NGO’larla işbirliği içinde bulunmak da vardır. 1986 yılından beri özürlü bireyleri de kapsayacak şekilde iş gücü piyasası dışında kalan ya da kalma riski olan bireylere yönelik çalışmalar yapmalarının yanında özellikle 2003 yılında bu alana daha özel önem vermişlerdir. 2003 Avrupa Engelli İnsanlar Yılında, Adecco’ya işe yerleştirilme amacıyla başvuran 11.500 kişiden 8,791’ine iş bulduklarını aktarmıştır. İşyerlerinin ulaşılabilir olmasını sağlamak amacıyla 33 adet konferans düzenlemişlerdir. Geliştirilen Engellilik ve Beceri Programı sayesine beceri kazanmak isteyen bireyler bundan faydalanmaktadır. 4 ülkede 2004 Ocak ayından Eylül ayına kadar 8.627 engelli kişiye iş teklif götürüldüğünü bunların 7.710’ünün işe alındığını aktarmıştır. İşe girenlerin işyerinde kalıcı olarak istihdam edilme oranı %30-50’arasında olduğunu belirterek programlarının önümüzdeki yıllarda daha da geniş bir coğrafyaya yaymayı amaçladıklarını belirtmiştir.
Avrupa Özürlüler için Servis Sağlayıcıları Birliği(EASPD), Engellilere Hizmet Saplama Uzmanı, John O’Gorman özürlülere yönelik verilen hizmetin kalitesine ile ilgili bir sunum yapmıştır. Örgütlerindeki üyelerin hem kamu görevlilerinden hem de özel sektörden olduğunu dile getirmiştir. Örgütlerinin vizyonu ve misyonu hakkında bilgi vermiştir. Özürlü bireylerinde eşit hakka sahip vatandaşlar olduğu ve toplumsal hayata katılımlarının en yüksek düzeyde olduğu toplumlar yaratmayı vizyon olarak belirleyen bu örgüt, özürlülerin günlük yaşamlarında onları her yönden destekleyebilmeyi de misyonları olarak belirlemiştir. Faaliyetlerini dayandırdığı değerleri ise vatandaşlık hakları üst bileşeninde insan hakları ve insanlık onuruna dayandırmaktadır. Birey Odaklı Modeli yani birey için en uygun hizmetin götürülmesini amaçlayan bir hizmet modeli olarak yapılandırmışlardır. Bütünleşmiş bir toplum için hizmet veren kurum ve kuruluşlar amaçlarının bilincinde olarak, engelli insanlara sunulan hizmetlerde de aynı ilkeler ile hareket etmelidirler. Günümüzde hizmetler ek desteğe ihtiyaç duymaktadır. Hizmetler sadece engelli insanlara değil ailelerine de verilmelidir. Uzmanlar tarafından evde ziyaretlere daha çok önem verilmelidir. Ailelere verilen zamlar artırılmalıdır. Hizmet verenler artık müşteri modelinden vatandaş /birey modeline geçmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu modelde birey önceliklidir ve bireyin ihtiyaçları ve istekleri hizmet sunumu için öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken başlıklardır. Hizmetler bütünleşme mantığı ile yapılandırılmalı, ayrıştırılmış hizmet kavramından uzak durulmalıdır. Aileye destek sağlamak, açıklayıcı bir yaklaşımla davranmak önemlidir. Ayrıca engellilere hangi durumlarda ne tip haklara sahip olduklarını anlatmak gereklidir.
Bu konuşmanın ardından Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkan Danışmanı Adem Saykın çalışmanın yoksulluk ve sosyal dışlanmanın kısır döngüsünden kaçmanın en etkili yolu olduğunu belirterek konuşmasına başlamıştır. Özürlülerin eşit haklardan yararlanamamalarının önündeki en büyük engeli ise istihdamda yaşanan problemlere dayandırmıştır. Dolayısıyla da toplum içinde kabul görmelerine ilişkin sorunlar yaşamaktadırlar. Tüm dünyada yükselen 'engelli' hareketinin Türkiye’de de uzantıları bulunduğunu ve ülkemizde son yıllarda bu alanda büyük gelişmeler olduğunu dile getirmiştir. Bunun sonucunda iş kanununda yapılan değişiklikler ve iş yeri düzenlemeleri uygulamalarının artması engellilerin çalışma hayatında daha fazla yer bulmaları sağlanmıştır.
Türkiye’de özürlüler alanında hizmet veren kurum ve kuruluşların engellilerin sosyal ya şama ve istihdama katılımında AB Politikalarının daha fazla hayat bulması için çaba göstermeleri ve bu konuda bilgilendirilmeleri gerektiğini belirtmiştir. Avrupa Birliği düzeyinde uygulanan sosyal yaklaşım, engellileri yardıma muhtaç bireyler olarak görmekten uzaklaşıp, eşit haklara sahip, toplumsal olarak bütünleşmiş bireyler olmalarını sağlamaktadır. Ülkemizde Anayasamızla, bazı kanunlarla ve kanun hükmünde kararnamelerle, yönetmeliklerle, genelge ve idari kararlarla çeşitli düzenlemeler yapıldığını ancak uygulamada sorunlar yaşandığını dile getirmiştir. Mevcut düzenlemelere rağmen Avrupa Birliği İlerleme Raporunda, Türkiye de engellilerle ilgili ulusal bir programın olmadığının belirtildiğini söylemiştir. Engellilerin sorunlarının çözümünde ve fırsat eşitliği olanakları yaratmada uygulanabilir programların oluşturulmasının önemine dile getirmiştir. Ülkemizde geçmiş dönemlerdeki geliştirilememiş “engelli” politikaları günümüzde yerini, çözümden yana, realist ve ayrımcılık gütmeyen, sistematik engelli politikalarına bırakmaya başladığını dile getirerek konuşmasına son vermiştir.
11 Aralık 2004
Konferansın son gününde konuşmacılar haklara erişimde örnek uygulamalar başlığı altında sunumlarını gerçekleştirmişlerdir. Birleşik Krallık Engelliler Bakanı Maria Eagle yaptığı konuşmasında 1995 yılına kadar Birleşik Krallıkta engellilere yönelik bir hukuksal temel bulunmadığını belirtmiştir. 1980 yılına kadar da özürlülerin ayrı kurumlarda barındırıldığını belirtmiştir. Ancak son birkaç onyılda özürlülere yönelik ses getirici faaliyetlerde bulunulduğunu söylemiştir. Bu faaliyetler sonucu özürlülerin durumu ile ilgili bir rapor hazırlandığını ve şu anki mevzuattaki durum bu çabaların sonucu oluşturduğunu aktarmıştır. Kanunda ayrımcılık tamamen yasaklanmıştır. Ayrıca 20 ve üzeri işçi çalıştıran işyerlerine kota sistemi olduğunu, ancak İngiltere’de genelde 20’nin altında işçinin çalıştığı yerler olduğu için bu sistemin işe yaramadığını belirtmiştir. 1999 yılında kota kaldırılmış ve tüm işyerlerine belirli bir oranda özürlü çalıştırma mecburiyeti getirilmiştir. Hizmet ve mallara erişilebilirlik olanakları da arttırılmıştır. Özellikle ayrımcılık ortadan kaldırılmıştır. Engelli bireylerin oluşturduğu danışma kurulu bulunmaktadır. Bu kurul hükümete özürlülerle ilgili konularda tavsiyelerde bulunmaktadır. Özellikle engellilerle çalışmak üzere bir kurul oluşturmuştur. Mevzuatta iyileştirme yapmak için çalışmaları devam etmektedir. Kanunların nasıl uygulandığı bir izleme kurulu ile izlenmektedir. Engelli Hakları Komisyonu ayrımcılığa karşı, devlet engellilerin toplumsal hayattan dışlanmasının önüne geçmek için çalışmaktadır. Hizmet ve mallara ulaşılabilirlik adına izlemeler de bulunulabilir. İngiltere’de işverenleri engelli çalıştırmaya teşvik etmek ve çalışan engellilere daha iyi iş şartları sunmak için çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalar dahilinde yaklaşık 1 milyon işverene mektup yazarak mevzuatı ve engelli çalıştırmanın avantajları anlatılmıştır. Ayrıca kota sistemi varken engelli çalışabilir nüfusun %43’ünün istihdam edildiğini ama kota sistemi kaldırıldıktan sonra bu oranın %75’e çıktığını bildirdi. Engelli insanların mümkün olduğunca haklarından yaralanması için çaba gösterdiklerini söyleyerek konuşmasına son vermiştir.
Bu sunumun ardından Haznedar ve Avrupa Engelliler Forumu Üyesi olan Pekka Tuominien konuşmasını gerçekleştirmiştir. Konuşmasında AB engelliler forumu ile ilgili bilgi vermiştir. AB Engelliler Forumunun finansmanı 1999 yılında Amsterdam Antlaşması ile kabul edilmiştir. AB Programları sayesinde engelli insanların hareketleri birleşmeye başladığını ve bunun sonucunda ortak bir örgüt kurmaya karar verdiklerini böylece bağımsız AB Engelliler Forumu’nu oluşturduklarını anlatmıştır. Her ne kadar finansmanı AB tarafından karşılansa da bu örgüt bağımsızlığını korumaktadır. Avrupa Engelliler Forumu içinde AB’nin genişlemesini ve oluşturdukları bu örgüte yeni üyelerin katılımını beklediklerini söylemiştir. Aday ülkelerin üye olmasıyla daha da genişleyecekleri umudu taşıdığını ve buna açık olduklarını söylemiştir.
Avrupa Parlamentosu Üyesi Engellilik Çalışma Grubu Başkan ı Richard Howitt, konuşmasında Özürlülerle ilgili çözülmesi gereken sorunların tüm Avrupa genelinde yaşandığını ve AB’nin istediği tüm hususların tam olarak hiçbir ülkede yerine getirilmemiş olduğunu belirtmiştir. Ancak Avrupa genelinde gerçekleşen iyi uygulamaların bulunduğunu ve bunların paylaşılarak bilgi ve deneyimden karşılıklı faydalanma olanakları yaratmaya çalıştıklarını söylemiştir. Özelikle müzakerelere başlamak üzere olan Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği için daha alması gereken yolu olduğunu ancak özürlülük alanında bir çok yenilik ve hareket getirdiğini söylemiştir. Ancak Bu alanda kapasite geliştirme çalışmalarının ağırlık kazanması gerektiğini aktarmıştır. Herkes, engelli insanların sorunlarını çözmek için çabalamalıdır, Avrupa’daki her kurumun bunda sorumluluğu bulunduğunu söylemiştir. Avrupa Parlamentosu olarak, tüm ülkelerin bu alandaki amaçlara ulaşma konusunda, sorunların çözümüne finansman desteği sağlanacağını belirterek konuşmasını sonlandırmıştır.
Konferansınkapanış konuşması Avrupa Komisyonu Çalışma, Sosyal İşler ve Eşit Fırsatlar Genel Müdürlüğü Yatay ve Uluslararası Konular Direktörü Lisa Pavan-Woolfe: tarafından gerçekleştirilmiştir. Konuşmasında herkesin her düzeyde katılımının ve paylaşılmış sorumluluğun önemine değinmiştir. Bu konferansın Sosyal Politika ve İstihdam alanında Kopenhag Kriterlerini yerine getirmede yeni bir yol çizebileceğini, Avrupa Sosyal Modeli’nin benimsenmesi için koşullar yeni yarattığını dile getirmiştir. Ama başarının en önemli yönünün mevzuatın uygulamaları olduğunu vurgulamıştır. Engelliliğin tüm toplumun önünde duran bir sorun olduğunun, hakların kullanılmasının ne kadar önemli olduğunun daha iyi anlaşılmasını gerektiğini belirtmiştir. Aday ülkelerin başka alanlarda olduğu gibi engelliler konusunda da çalışması gerektiğini ve engellilerle ilgili Avrupa yaklaşımının Aday ülkelerce daha iyi anlaşılmasını sağladığını belirterek konferansın amaçlarına ulaştığını belirterek tüm katılımcılara katkılarından dolayı teşekkürlerini bildirerek konferansı bitirmiştir.
© 2005- T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi - Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı