Canan AKTAŞ
Sinan GERGİN
Tayyar KUZ
Lütfiye MUTLUOĞLU
Bahar UĞURLU
Zühal YILMAZ
Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı
Özürlüler Uzmanları
ÖZET
Özürlülerin istihdamında gerek diğer ülkelerde gerek ülkemizde yoğun sorunlar yaşanmaktadır. Ülkemizde özürlülerin istihdamında kota-ceza yöntemi benimsenmekte, istihdamı destekleyen hizmetler ihmal edilmekte ve yeni istihdam teknikleri üzerinde çalışmalar yetersiz kalmaktadır. Bu çalışmada, ülkemizde ihmal edilen ve dünyada pek çok ülkede başarılı bir şekilde uygulanan korumalı istihdam yöntemi ele alınmıştır.
Farklı tanımları ve uygulamaları olmakla beraber korumalı istihdam; normal işgücü piyasasına kazandırılmaları güç olan özürlüler için, meslekî rehabilitasyon ve istihdam oluşturmak amacıyla, gerektiğinde devlet tarafından teknik ve malî yönden desteklenerek çalışma ortamının özel olarak düzenlendiği işyerlerinden oluşan bir yöntemdir.
Ülkemizde bugüne kadar korumalı işyerlerine ait kuramsal bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle makalede korumalı işyerleri araştırmasının yanı sıra kuramsal çerçeve de geniş bir biçimde yer almıştır.
Korumalı işyerleri araştırması Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından 2003 yılında başlatılmıştır. Başkanlık 2003 yılında yapılan çalışma sonuçlarına göre korumalı işyerleri ile iletişime geçmiş ve soru formları ile 25 Mayıs-15 Haziran 2004 tarihleri arasında 13 korumalı işyeri (özürlü çalışma merkezi, atölye) ziyaret edilerek araştırma gerçekleştirmiştir.
Araştırmada, merkezlerden elde edilen bilgiler arasında standart sağlanabilmesi amacıyla bir görüşme formu geliştirilmiş ve bu görüşme formunda; korumalı işyerinin adres bilgileri, mülkiyet durumu, kuruluşu, işbirliği yapılan kurum ve kuruluşlar, üretim yapılan/yapılması planlanan alanlar ve izlenen yöntem, mesleki rehabilitasyon, gelirler, giderler ve karşılanma yöntemleri, pazarlama yöntemleri ve karşılaşılan sorunlar, hedefler, çalışan özürlülerin çeşitli değişkenler (cinsiyet, eğitim durumu, özür oranı, özür gurubu) açısından özellikleri, iş alanı ile ilgili başlıca sorunları ve sosyal güvenlik durumları gibi konularda bilgi alınmasını sağlayıcı sorular yer almıştır. Ayrıca görüşülen kişinin görüşlerini ve önerilerini daha özgürce ifade edebilmesini sağlamak amacıyla açık uçlu sorulara da yer verilmiştir.
Elde edilen veriler araştırma modeline uygun olarak frekans ve yüzdelerin hesaplanması yolu ile çözümlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Korumalı İşyerleri, Özürlüler, İstihdam
Dünyada özürlülere yönelik işgücü programları; temelde kota/kota-ceza, mesleki rehabilitasyon, mesleki eğitim, destekli istihdam, subvanse edilen istihdam, belli işlerin özürlüler için ayrılması ve korumalı istihdam olarak uygulanmaktadır.
Korumalı istihdam, bir dizi farklı programı kapsayan, özürlülere korunaklı bir ortamda istihdam sağlayan rekabetten uzak bir programdır (Bergeskog, 2001).
Korumalı işyeri; özürlüye, normal çalışma ortamında olduğu varsayılan yarışma ve başarısız olma riski olmadan çalışma fırsatı vermektedir. Normalleştirme yerine, kişiyi düş kırıklıkları, problem ve risklerden koruyarak bir takım düzenlemelerle beraber (çalışma tarih ve saatleri, süpervizyonluk, üretim planları gibi) özürlünün işin gerektirdiği normal görevlere devam etmesini sağlamaktadır (Rosen, Bussone, Dakunchak, Cramp, 1993).
Almanya’da “Özürlüler Çalışma Atölyesi” (ÖÇA) adıyla faaliyet gösteren korumalı işyerleri; yetersizliklerinin derecesi ve/veya karmaşıklığı sebebiyle normal emek piyasasında iş bulmakta güçlük çeken veya iş bulması hemen hemen hiç mümkün olmayan özürlülere, bir çalışma imkanı sağlamakta ve/veya münasip bir iş yapabilmeleri için kendilerine uygun bir çalışma ortamı hazırlamaktadır.( Seyyar, 2001).
Korumalı işyerlerinin en önemli ve kritik bileşeni “korumalı” kavramının getirdiği anlam ile ilgilidir. Bu kavram, özürlülere, normal koşullarda travma etkileri getirecek rekabet faktörü olmaksızın, korunaklı bir ortamda çalışma ve işi öğrenme deneyimi sağlamaktadır (Rosen, Bussone, Dakunchak, Cramp, 1993).
Tarihsel olarak korumalı işyerlerinin ilk örneklerine 1800’lü yıllarda ABD’de rastlanmaktadır. Günümüzde korumalı istihdam, pek çok ülkede birbirinden farklı ve çeşitlilik gösteren kurumsal örgütlenmelerle yaygınlaşma eğilimi göstermiş ve çalışmak isteyen özürlülere iş imkanı sağlamaya başlamıştır. Bu gelişmeye karşın, bu sektörde iki temel sorun özel bir önem taşımaktadır. Bunlar:
1. Korumalı istihdamın değişik kavramsal tanımları : Korumalı istihdam uzun vadede özürlülere bir iş mi sağlamaktadır? Yoksa özürlülerin açık istihdama girişlerini/yeniden girişlerini sağlayabilecek geçişli bir istihdam yapısı kurabilir mi?
2.Korumalı istihdamın amaçları : Hizmet ve mal üretimi, terapötik/tıbbi ve sosyal amaçlara göre daha öncelikli mi olmalıdır? Bu ikili amaçlar birbiri ile uyumlu bir şekilde bir arada yer alabilir mi? (Vısıer, 1998).
ILO tarafından, dünyada var olan korumalı istihdam hizmetlerine yönelik gerçekleştirilen bir araştırmada 20 ülkeden yanıt alınmış ve alınan bilgiler çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmiştir (Visier, 1998).
Araştırma çerçevesinde; korumalı istihdamın temel hedefleri çoğunlukla sosyalve mesleki entegrasyon ile rehabilitasyon olarak vurgulanmıştır. Temel amaç:
1. İş sağlamaktır. (Avustralya, Danimarka, Hindistan, İsveç)
2. İşe yerleştirmektir. (Belçika)
3. Hizmet ve mal üretimidir. (Kosta Rıka, Norveç, Portekiz, Güney Afrika)
4. Mali performanstır . (İsveç-öncelikler sırasında dördüncü sırada yer vermiştir)
5. Üretim bir çıktı değildir. Üretim acil bir hedeften ziyade çalışan özürlü bireyin kendini gerçekleştirmesinin bir sonucudur. (Lüksemburg)
Korumalı istihdam yapılarında yürütülen faaliyetlerle ilgili olarak kesin bir veri bulunmamasına rağmen en çok ifade edilenler sırasıyla: endüstriyel bir faaliyetintaşeronluğu (paketleme, montajlama veya imalat), sadece imalat, hizmetler, tarım, ve ticari faaliyetlerdir (Vısıer, 1998).
Araştırma kapsamındaki ülkelere baktığımızda karşımıza dört ana model çıkmaktadır:
1. Terapötik model (“çalışan” statüsüne karşı “koruma”): Terapötik model genellikle zihinsel engellileri çalıştıran kuruluşlarda karşımıza çıkmaktadır.
2. Ara model (özürlü işçinin “yarı çalışan” olarak görüldüğü durum): Bu modelde çalışma koşulları, tamamen ücretli istihdam olarak görülemeyeceği gibi tam olarak terapötik bir fonksiyonu da yansıtmamaktadır.
3. Karışık (dual) model: Bu modelde genellikle iki, bazen daha çok sayıda değişik tip korumalı istihdam yapıları görülmektedir. Ancak bu, dual (ikili) sistemi uygulayan ülkelerde benzer durumların yaşandığı anlamına gelmemektedir.
4. Ücrete dayalı istihdam modeli (koruma ve iş yasaları): Bu modelde özürlü birey diğerleri gibi çalışma hakkına sahip bir birey olarak değerlendirilmekte ve olabildiğince aynı sorumlulukları üstlenmesi beklenmektedir (Vısıer, 1998).
Araştırma kapsamındaki ülkelerde korumalı işyerlerinde yasal durum ve denetim mekanizmalarına baktığımızda karşımıza değişik yapılar çıkmaktadır:
Korumalı sektör çok çeşitli yasal mevzuat altında yönetilmektedir. Bazı ülkelerde (örn. Kosta Rıka, Yunanistan, Hindistan, İrlanda, Güney Afrika ve İsveç) korumalı işyerlerinin organizasyonu ve işletilmesi ile ilgili özel bir yasa bulunmazken, diğer birçok ülkede korumalı istihdamın çeşitli yönlerini ele alan belirli yasa veya yönetmelikler bulunmaktadır. Bu yasal düzenlemelerin amacı çalışanları korumak ve iş yasasının uygulanmasındaki istisnaları (özellikle belirlenmiş asgari ücret dikkate alındığında) ortaya koymaktır.
Bazı ülkelerde, korumalı istihdam açık bir şekilde standart iş mevzuatının dışında tutulmuş (örn. Avustralya), diğer bazı ülkelerde de korumalı istihdamla ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı durumlarda, var olan iş mevzuatının kullanılması yolu seçilmiştir.
Korumalı işyerleri; merkezi bir şekilde çalışma bakanlığı (Örn. Norveç ve Portekiz) tarafından denetlenebildiği gibi bölgesel veya yerel düzeyde de denetlenebilmekte (örn. İspanya) veya her iki düzeyde de denetlenebilmektedir.
İki veya daha fazla tipte korumalı işyerlerinin bulunduğu durumlarda, önceliği üretime veren ve önceliği tedaviye veren işyerleri arasında farklılık görülmektedir. Bu işyerleri konu ile ilgili bakanlıklar tarafından denetlenmekte (çalışma veya sağlık bakanlığı) ve farklı farklı yönetmeliklerin ilgi alanına girmektedir. Hafif düzeyde özürlü olanlar daha çok üretime öncelik veren işyerlerinde, zihinsel engeli olanlar ise tedavi merkezli işyerlerinde çalışmaktadır (Vısıer, 1998).
Araştırma kapsamındaki ülkelerde korumalı işyerlerinin finansmanı ve sübvansiyonlarında da farklı uygulamalar olduğu görülmektedir:
Ülkeler iki geniş kategoriye ayrılmaktadır:
1.Bu tür yapılanmaların bir bakanlık birimi veya ulusal kuruluş tarafından merkezi hükümet yardımı aldığı durum (örn. Avustralya, Kosta Rıka, Fransa, İrlanda, İsveç)
2.Finansmanın bölgesel veya yerel düzeyde karşılandığı durum (Örn. Belçika, Portekiz, Güney Afrika, İspanya).
Ancak, çok az sayıda da olsa her iki finansman türünden yararlanan örnekler de bulunmaktadır (örn. Arjantin, Danimarka ve Scotland (Birleşik Krallık).
Bazı örneklerde, hükümetin finansmanı belli düzeyde kazançlara bağlanmışken (örn. İspanyada asgari ücretin yarısı), diğer bazı örneklerde kazançlarla doğrudan bir bağlantı kurulmamıştır.
Ancak hiçbir örnekte ücret bağlantısı tek başına finansmanı belirleyebilecek durumda değildir. Bunun yanında; araç-gereçler, iş yaratılması ve eğitim için sübvansiyonlar (Örn. Portekiz’de korumalı bir işyerinde istihdam edilebilmek için gerekli olan ön mesleki eğitim aşamasının 9 aya kadarı tamamen subvanse edilmektedir.), işyerlerinin uyarlanması için sübvansiyonlar [örn. İsveç’te Samhall’a (İsveç’te devlete bağlı olarak, ağır derecede özürlü olanlara korumalı istihdam hizmeti sunan bir şirket) bağlı işyerleri “özürlü çalışanların maliyet yüksekliği” temelinde tüm maliyetleri karşılayan bir sübvansiyon almaktadır.] (Vısıer, 1998).
Greenleigh Associates (1975) tarafından yürütülen çalışmalarda korumalı işyerleri; (a) ürettikleri malların çeşitliliğinin ve miktarının az olması,
(b) basit montaj işlerinin daha fazla olması,
(c) özürlülerin eğitiminde modern araç ve makinelerin yokluğu,
(d) eğitilmiş ve yeterli personelin az sayıda olması,
(e) korumalı işyerlerinin devamına yönelik fon kaynaklarının bulunmasına karşın, özürlülerin korumalı işyerlerinden açık istihdama geçişlerini destekleyici fonların bulunmaması açılarından eleştirilmektedir (Rosen, Bussone, Dakunchak, Cramp, 1993).
Korumalı istihdamdan açık istihdama geçiş nihai bir amaçtır. Ancak uygulamada bu çok az gerçekleşen bir durumdur. Avrupa Birliği üyesi birçok ülkede korumalı işyerleri, dışarıda çalışacak donanımlı işgücü sağlamak yerine, ekstra eğitim ve sosyal destek sağlayıcı bireysel güvenlik ve yeterliği artıran yerler olarak kullanılmaktadır. Bu alanda devletin müdahalesindeki başlıca engel; açık istihdam sektöründe yeni olanaklar yaratmadaki başarısızlıktan kaynaklanmaktadır (Thornton ve Lunt, 1997).
Korumalı işyerleri kuşkusuz ağır eleştiriler karşısında bir takım değişiklikleri gerçekleştirmelidir. İşyerleri özürlü olmayan çalışanlarla entegre edilebilir, verimliliği sağlamak için ileri teknoloji düzenlemeleri kullanabilir, rehabilitasyon amaçlarından taviz vermeden geçerli ürün ve hizmetleri sağlayabilir. İşgücünün ulaşabileceği ve piyasaya ulaşılabilen herhangi bir yerde korumalı işyerleri kurulabilir. Bu yer bir enstitü veya yerleşim yerinin içinde olabilir (Rosen, Bussone, Dakunchak, Cramp, 1993).
Korumalı istihdama ilişkin ortaya atılan görüşler ve ILO tarafından gerçekleştirilen geniş kapsamlı araştırma bu konuda iki farklı yaklaşımın benimsendiğini ortaya çıkarmıştır:
1. Özürlülerin öncelikle desteğe ihtiyaç duyan bireyler olarak değerlendirildiği yaklaşım (bu destek sayesinde özürlüler bazı mesleki sorumlulukları yerine getirebilmektedir).
2. Çalışma hakları ve kuralları açısından korumalı çevrenin normal iş çevresinden farklı olarak değerlendirilmediği yaklaşım.
Sonuç olarak araştırılması gereken soru şudur: Bu sektörün temel belirleyicileri olan ‘koruma ve destek’ iş ilişkilerini ve çalışma koşullarını etkilemekte midir, etkiliyorsa nasıl etkilemektedir? Bu sorunun yanıtı, ülkelerin benimsediği korumalı işyeri modellerine göre değişmektedir. Birinci yaklaşımı benimseyen ülkelerde koruma ve destek ön plana çıkarken, ikinci yaklaşımı benimseyen ülkelerde üretim ön plana çıkmaktadır. Ancak son yıllarda iki yaklaşımın dengeli bir şekilde kullanıldığı ara model benimsenmeye başlanmış ve tartışmalar bu yönde yoğunlaşmıştır.
Bu tartışmalar ışığında korumalı işyerlerinde benimsenmesi gereken ölçütler şu şekilde belirlenmiştir:
- Korumalı işyerleri normal işgücü piyasasında yer alamayan ağır ve zihinsel engelliler için oluşturulmalı, işyerleri özürlülerin normal işgücü piyasasında çalışabilmelerini sağlayacak geçiş mekanizmaları olarak tasarlanmalıdır.
- Özürlünün özellikleri ile işin gereklilikleri ve iş organizasyonu birbiri ile uyumlu olmalıdır.
- Çalışanların yasal durumu, işin türü, çalışma saatleri ve alacakları ücret göz önüne alınmalıdır.
- Çalışanlara tıbbi, sosyal ve psikolojik destek ile yeterli danışman personel sağlanmalıdır.
- Çalışanlara normal bir çalışma ortamında özel eğitim ve denetim sağlanmalıdır.
- Korumalı işyerleri, iş piyasasında geçerliliği olan iş programları geliştirmeli ve gerekli personel desteğini sağlamalıdır.
- Normal firmalara bağlı bağımsız üretim birimleri oluşturulmalıdır.
- Korumalı işyerleri özürlüleri destekleme fonksiyonunu gerçekleştirme yanında mümkün olduğunca rekabetçi bir ekonomik sistemin parçası olmalıdır.
- Yapılan işin özelliklerine bağlı olarak tatmin edici ücret sağlanmalıdır.
- Korumalı işyerleri sosyal amaçlarını gerçekleştirmenin yanında mali olarak varlıklarını sürdürmeye çalışmalıdır. Bu, çoğunlukla verilen ücretin bir kısmının devlet desteği ile verilmesiyle sağlanır.
- Danışman personelin gerekli teknik vasıflara sahip olması gereklidir. Ayrıca gerek duyulduğunda ek bilgi ve eğitimin verilmesi gerekmektedir.
- Korumalı işyerlerinde çalışan özürlüler sözleşmeli statüye sahip olmalı ve mümkün olduğunca normal bir işveren\işçi ilişkisi kurulmalıdır (Council of Europe, 1991:37)
Ülkemizde özürlülerin istihdamına ilişkin politikalar büyük ölçüde kota ve kota/ceza sistemine dayanmaktadır. Özürlülerin istihdamına ilişkin hükümlerin yer aldığı temel yasalar ise 4857 sayılı İş Kanunu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’dur. 657 sayılı DMK’na göre, kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşlar dolu kadro sayısının (taşra teşkilatı dahil) %3 oranında özürlüyü istihdam etmekle yükümlü kılınmıştır. 657 sayılı DMK, özürlü istihdam etmeme durumunu herhangi bir cezai yaptırıma bağlamamıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 30.maddesi uyarınca, işverenler 50 ve daha fazla işçi çalıştırdıkları işyerlerinde en az %3 oranında özürlü çalıştırmakla yükümlü kılınmıştır. Bu maddedeki hükümlere aykırı olarak özürlü çalıştırmayan kamu ve özel sektör işverenlerine yine aynı kanun 101. maddesi uyarınca her ay çalıştırmadıkları her özürlü için belli bir miktar para cezası uygulanmaktadır.
Yine aynı kanunun 30.maddesi uyarınca kontenjan üstünde özürlü çalıştıran, özürlü çalıştırma yükümlülüğü olmadığı halde özürlü çalıştıran ve çalışma gücünü %80’den fazla kaybetmiş özürlüyü çalıştıran işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir özürlü için ödemeleri gereken sigorta prim hisselerinin %50’si Hazine tarafından karşılanmaktadır. Bu uygulama işverenlere yönelik bir teşvik olup, özürlülerin istihdamında sigorta primlerinin sübvansiyonu şeklinde yerini almaktadır.
Ülkemizde özürlü nüfusun işgücüne dahil olma durumuna ilişkin veriler Tablo 1’de verilmiştir:
Tablo 1- İşgücü Durumuna Göre Özürlü Nüfus Oranı (12 ve daha yukarı yaştaki nüfus) TOPLAM
|
ERKEK (%) |
KADIN(%) |
TOPLAM (%) |
İşgücüne dahil olma oranı |
21.71 |
32.22 |
6.71 |
İşsizlik oranı |
15,46 |
14,57 |
21.54 |
İşgücüne Dahil Olmayan Nüfus |
78,29 |
67.78 |
93.29 |
Kaynak: Türkiye Özürlüler Araştırması, DİE, 2003
Ülkemizde 2002 yılında gerçekleştirilen ve genel sonuçları 2003 yılı Aralık ayında açıklanan Türkiye Özürlüler Araştırması sonuçlarına göre ülke nüfusunun %12.29’unu özürlüler oluşturmaktadır. Bu oran içerisinde 12 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı %91.8’dir. Bu nüfusun işgücüne dahil olma oranı %21.71 olup, işgücüne dahil olmayan nüfusun oranı %78.29’dur. Bu oranlardan da anlaşılacağı üzere özürlülerin işgücüne katılım oranı oldukça düşüktür.
Özürlülerin iş piyasasında yeterince yer alamamalarının en önemli nedenlerinden birisi mesleki vasıf ve becerilerinin çok düşük olmasıdır. Uğuzer Karçkay’ın 2001 yılında özürlü çalıştırma yükümlülüğü olan 124 özel sektör işvereni ile gerçekleştirdiği çalışmada işverenler özürlülerin istihdam edilmemelerinde; özürlülerin rehabilitasyon almamaları ve düşük eğitim düzeylerinde olmalarını (%32) en önemli gerekçe olarak göstermişlerdir (Uğuzer Karçkay 2001). Bu Araştırmada işverenler özürlülerin istihdamının artırılması konusunda birçok önerilerde bulunmuşlardır. Bunlardan en önemlisi; özürlülere genel eğitim, mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon hizmetlerinin sağlanmasıdır (%39) (Uğuzer Karçkay, 2001:116).
Her iki veriden de anlaşılacağı üzere özürlülerin istihdam aşamasından çok önce korunmaları ve ihtiyaç duydukları eğitim, mesleki eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinden yararlandırılmaları gerekmektedir. Aksi takdirde işverenleri özürlüleri istihdam etme konusunda zorlamak, birtakım cezai yaptırımlar öngörmek tek başına yeterli olmayacaktır. Bunun yanında, ülkemizde istihdam yöntemi olarak benimsenen kota ve kota-ceza yönteminin yanında başka istihdam yöntemlerinin de ele alınması gerekmektedir. Bu yöntemlerden birisi de zihinsel engelliler ve ağır derecede engelli olan bireyler için geliştirilen korumalı istihdam yöntemidir.
Ülkemizde, literatürde yer alan “korumalı işyeri” kapsamında değerlendirilebilecek, özürlülerin çalıştığı ve “atölye, kurs, işyeri” adı altında faaliyette bulunan merkezlerin durumunu saptamaya yönelik herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma, bu alanda var olan bu eksikliği gözeterek ele alınmıştır.
Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen bu araştırmanın genel amacı; ülkemizde halen faaliyette bulunan korumalı işyerlerinin incelenerek çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmeleri, bulundukları öznel koşullarda işlerlik kazanabilmeleri ve örnek modeller geliştirilmesi amacıyla öneriler getirilmesidir. Ayrıca, bu araştırma yoluyla korumalı istihdamın bir işgücü programı olarak ülke gündemine alınması ve tartışılması hedeflenmektedir.
YÖNTEM
Bu bölümde araştırmanın örneklemi, kullanılan veri toplama aracı ve verilerin analizi aktarılacaktır.
Örneklem
Araştırma kapsamına alınan işyerleri, 2001 yılında Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan ve 1995-2000 yıllarını kapsayan “Özürlüler İçin Ülke Raporu”nda yer alan bilgiler, 2003 yılı Mayıs ayında soru formlarıyla yapılan merkezler ön araştırması ve kurumumuzla iletişim kuran merkez bilgileri dikkate alınarak belirlenmiştir. Bu çalışmada ülkemizde “korumalı işyeri” olarak nitelendirilebilecek tüm işyerlerine ulaşılması hedeflenmiştir. Araştırma kapsamında değerlendirilen merkezler aşağıda yer almaktadır.
Araştırma kapsamına alınan merkezler:
1. Bedensel Engelliler Derneği Hakkari Şubesi Tekstil Atölyesi
2. Batman Halk Eğitim Merkezi Gümüş İşlemeciliği Kursu
3. Batman Halk Eğitim Merkezi Oltu Taşı İşlemeciliği Kursu
4. Diyarbakır Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Bedensel Ev Tekstil ve Galoş Atölyesi
5. Diyarbakır Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Bedensel Vaksan Ayakkabı Üretim Atölyesi
6. Karadeniz Ereğli Fiziksel Engelliler İş Atölyesi, Mesleki Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi
7. Vakıf Tekstil Özürlüler Beceri Kazandırma ve İstihdam Merkezi Atölyesi, Amasya
8. Türkiye Sakatlar Derneği Zonguldak Şubesi Mesleki Rehabilitasyon ve İş Atölyesi Merkezi
9. Türk Spastik Çocuklar Derneği Zonguldak Şubesi İş- Uğraşı ve Kaynaştırma Merkezi
10. Çaycuma Özürlüler Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi
11. Vakıf Sağlık Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, Amasya
12. Omurilik Felçliler Derneği Tekstil Atölyesi/Folyo Atölyesi / Resim Atölyesi, İstanbul
13. Dilek Sabancı Gülen Yüzler Engelliler Mesleki Rehabilitasyon ve İşyeri Projesi, Kocaeli
Araştırma kapsamında ziyaret edilen merkezlerde gerçekleştirilmesi planlanan görüşmelerde standart sağlanması amacıyla 20 soruluk bir soru formu geliştirilmiş ve görüşmeler bu soru formu yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Yapılandırılan bu görüşme formunda; korumalı işyerinin adres bilgileri, mülkiyet durumu, kuruluşu, işbirliği yapılan kurum ve kuruluşlar, üretim yapılan/yapılması planlanan alanlar ve izlenen yöntem, mesleki rehabilitasyon, gelirler, giderler ve karşılanma yöntemleri, pazarlama yöntemleri ve karşılaşılan sorunlar, hedefler, çalışan özürlülerin çeşitli değişkenler (cinsiyet, eğitim durumu, özür oranı, özür gurubu) açısından özellikleri, iş alanı ile ilgili başlıca sorunları ve sosyal güvenlik durumları gibi konularda bilgi alınmasını sağlayıcı sorular yer almıştır. Ayrıca görüşülen kişinin görüşlerini ve önerilerini daha özgürce ifade edebilmesini sağlamak amacıyla açık uçlu sorulara da yer verilmiştir.
Belirlenen korumalı işyerleri ile iletişime geçilerek araştırmanın amacı aktarılmıştır. 25 Mayıs-15 Haziran 2004 tarihleri arasında özürlüler uzmanları belirlenen 13 korumalı işyerini (özürlü çalışma merkezi, atölye) ziyaret etmiştir. Soru formlarında yer alan konulara ilişkin bilgiler korumalı iş yerlerinde çalışan özürlüler ve yöneticiler ile yüz yüze yapılan görüşmelerle alınmıştır. Elde edilen veriler araştırma modeline uygun olarak frekans ve yüzdelerin hesaplanması yolu ile çözümlenmiştir.
Arjantin, Avustralya, Belçika, Kosta Rıka, Çek Cum.,Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, Hindistan, İrlanda, Lüksemburg, Norveç, Polonya, Portekiz, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İsviçre ve İngiltere.
Araştırma makale yazarlarında adı geçen Özürlüler Uzmanları tarafından gerçekleştirilmiştir.
BULGULAR VE TARTIŞMA
Bu bölümde ilk olarak araştırmaya katılan merkezler kısaca tanıtılacaktır. Daha sonra merkezlerin özellikleri ve merkezlerde çalışan özürlülere ilişkin veriler tablolar haline aktarılarak tartışılacaktır.
Tablo 1: Merkezlerin Bağlı Bulundukları Birimlere Göre Dağılımı |
|
|
Merkezin Bağlı Bulunduğu Birim |
Atölye Sayısı |
Yüzde (%) |
Valilik |
6 |
46,2 |
Büyük Şehir Belediyesi |
1 |
7,7 |
Özürlü Sivil Örgütü |
6 |
46.2 |
Toplam |
13 |
100 |
Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere incelemesi yapılan işyerleri, ağırlıklı olarak kamu kurumlarının bünyesinde (46,2) ve özürlü sivil örgütlerinin (%46,2) kendi girişimleriyle kurulmuştur. Kimi merkezlerin kuruluş aşamalarında uluslararası kaynaklara da başvurulmuştur. Merkezler ticari rekabeti gerçekleştirebilecek özelliklere sahip değildirler. Bu nedenle, ulusal (valilik, belediye) ve uluslararası desteklerle açılan merkezlerin sürdürülebilirliği desteklerin devamlılığıyla mümkün olabilmektedir.
Tablo 2:Merkezlerin Üretim Yapılan Alanlara Göre Dağılımı |
|
|
Üretim Alanı |
Atölye Sayısı |
Yüzde (%) |
Tekstil |
4 |
30.Ağu |
Gümüş işlemeciliği |
1 |
7,7 |
Oltu taşı işlemeciliği |
1 |
7,7 |
Galoş ve Tekstil |
1 |
7,7 |
Ayakkabıcılık |
1 |
7,7 |
Galoş ve Mum |
2 |
15,4 |
Galoş, sağlık ürünleri (idrar torbası, tırnak fırçası vb) |
1 |
7,7 |
Tekstil, folyo kesim, grafik ve görsel tasarım resim, |
1 |
7,7 |
Atık kağıt, serigrafi grafik yazılım, file örme, paketleme montaj |
1 |
7,7 |
Toplam |
13 |
100 |
Merkezlerdeki üretim yapılan alanlar incelendiğinde 4 atölyede (%30.8) tekstil üretimi yapıldığı, ayrıca 3 atölyede diğer üretimlerin yanında galoş üretiminin yapıldığı görülmektedir. Bu sonuçlardan hareketle, merkezlerin piyasa araştırması yapmadan kolay üretilebilir ürünlere yöneldikleri söylenebilir.
Tablo 3: Merkez Gelirlerinin Dağılımı |
|
|
Gelirler |
Atölye Sayısı |
Yüzde (%) |
Üretim |
6 |
46,2 |
Bağışlar ve Üretim |
4 |
30,8 |
Üretim, Valiliğin ayni nakdi yardımı |
2 |
15,4 |
Üretim, SSK ve Emekli Sandığı eğitim katkısı |
1 |
7,7 |
Toplam |
13 |
100 |
Merkezlerin temel gelir kaynağı üretimdir (%46.2). Bununla birlikte, bağışların ve kamu desteğinin de merkezler için önemli gelir kaynakları olduğu görülmektedir.
İşyerlerinin kendi gelirleri ile sürekliliklerini sağlayabilmeleri beklenmekle beraber, çoğu merkezde üretimin yetersiz kaldığı ve bu nedenle merkezlerin devamlılığında, kamu kuruluşlarınca sağlanan desteğe ihtiyaç duyulduğu göze çarpmaktadır.
Tablo 4:Merkezlerde Pazarlamada Yaşanılan Sorunların Dağılımı |
|
|
Pazarlamada Yaşanılan Sorunlar |
Atölye Sayısı |
Yüzde (%) |
Üretimde çeşit eksikliği nedeni ile ihtiyacı karşılayamama |
2 |
15,4 |
Kamu İhalelere katılamama (Üretim çeşitliliğinin azlığı, SSK prim borcu vb. sebeplerle) |
7 |
53,9 |
Pazarlama aşamasına henüz geçilmemiş olması |
1 |
7,7 |
Pazarlama sorunu yok |
3 |
23,1 |
Toplam |
13 |
100 |
Tablo 4:
Merkezler pazarlamada yaşadıkları en önemli sorun olarak %53.9 oranı ile kamu ihalelerine katılamamalarını ifade etmişlerdir. Merkezler kamu ihalelerine katılamama sebepleri arasında; uygun miktarda ve kalitede üretim yapamama, kurumsallaşamama ve yasal sorumlulukları yerine getirememe gibi nedenler belirtilmektedir.
Merkezlerinin devamlılığının sağlanmasında ürünlerin kamuya satılmasının çözüm olarak gösterilmesi, merkezlerinin devlete bağımlı yapısını da ortaya koymaktadır.
Tablo 5:Merkezlerin Mülkiyet Durumuna Göre Dağılımı |
|
|
Mülkiyet Durumu |
Atölye Sayısı |
Yüzde (%) |
Mülkiyeti Merkeze Ait |
1 |
7,7 |
Kira |
7 |
53,8 |
Mülkiyeti başkasına ait ancak kira ödenmiyor |
3 |
23,1 |
Valiliğe ait |
2 |
15,4 |
Toplam |
13 |
100 |
Merkezlerin mülkiyet durumu incelendiğinde, merkezler için genelde kira ödendiği (%53.8) görülmektedir. Merkezlerin, ayrıca kamu ve özel, kurum ve kuruluşlar tarafından da desteklendiği görülmektedir.
Tablo 6:Çalışanların Merkeze Ulaşım Biçimlerine Göre Dağılımı |
|
|
Ulaşım Biçimi |
Atölye Sayısı |
Yüzde (%) |
Merkeze Ait Servis aracıyla |
2 |
15,4 |
Kişisel Olarak |
1 |
7,7 |
İndirimli Veya Ücretsiz olarak Toplu Taşım Araçlarıyla |
3 |
23,1 |
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından sağlanan araçlar |
4 |
30,8 |
Servis ve ücretsiz toplu taşım araçları |
3 |
23,1 |
Toplam |
13 |
100 |
Çalışanların önemli bir bölümünün (%76.9) ücret ödemeden veya indirimli olarak (toplu taşım araçları, ya da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından sağlanan araçlar) merkezlere ulaşımlarını sağladıkları görülmektedir.
Tablo 7: Çalışanların Ücret Alma Biçimlerine Göre Dağılımı |
|
|
Çalışanların Ücret Alma Biçimleri |
Atölye Sayısı |
Yüzde (%) |
Ücretli Olarak Çalışmakta olanlar |
2 |
15,4 |
Kar Ortaklığına Dayalı Olarak Çalışma |
2 |
15,4 |
Ayni ve Nakdi Yardım Karşılığı Çalışma |
5 |
38,5 |
Kar Ortaklığına Dayalı Olarak Çalışma ve Ayni Nakdi Yardım |
2 |
15,4 |
Parça başı ücret alma ayni-nakdi yardım |
1 |
7,7 |
Ücretsiz |
1 |
7,7 |
Toplam |
13 |
100 |
Tablo 7:
Tabloda görüldüğü gibi çalışanların önemli bir kısmı (%38.5) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından sağlanan ayni-nakdi karşılığı çalışmaktadır. Gelirlerin yeterli ve düzenli olmayışı, özürlülerin iş güvencesi ve gelecek endişesi yaşamalarına sebep olmaktadır.
Tablo 8:Çalışanların Sosyal Güvenlik Durumu |
|
|
Çalışanların Sosyal Güvenlik Durumu |
Atölye Sayısı |
Yüzde |
Var |
1 |
7,7 |
Yok |
12 |
92,3 |
Toplam |
13 |
100 |
Tabloda da görüldüğü gibi çalışanların büyük bir çoğunluğu (%92.3) sosyal güvenceden yoksundur. Gelir kaynaklarının yetersizliği, merkezlerin özürlü çalışanlarının sosyal güvenlik gibi en önemli ihtiyaçlarını dahi karşılayamamasına yol açmaktadır.
Tablo 9: Çalışanların Cinsiyete Göre Dağılımı |
|
|
Cinsiyet |
Çalışan Sayısı |
Yüzde (%) |
Kadın |
43 |
28,1 |
Erkek |
110 |
71,9 |
Toplam |
153 |
100 |
Çalışanların, cinsiyete göre dağılımında erkek özürlülerin oranındaki yükseklik dikkat çekmektedir. (% 28 kadın %72 erkek) Batman’da bulunan iki merkezde ise hiç kadın özürlü bulunmamaktadır.
Tablo 10: Çalışanların Eğitim Durumuna Göre Dağılımı |
|
|
Eğitim Durumu |
Çalışan Sayısı |
Yüzde (%) |
Okur Yazar Değil |
31 |
20,3 |
Okur Yazar |
13 |
8,5 |
İlk Okul |
64 |
41,8 |
Orta Okul |
17 |
11,1 |
Lise |
25 |
16,3 |
Üniversite |
3 |
2 |
Toplam |
153 |
100 |
Tablo 10:
Merkezde çalışan özürlülerin eğitim durumları incelendiğinde, çalışan özürlülerin %20.3’ünün okur yazar dahi olmadığı, %41,8’inin ise ilkokul mezunu olduğu görülmektedir.
Tablo 11:Çalışanların Mesleki Eğitim Aldığı Kurumlara Göre Dağılımı |
|
|
Kurumlar |
Özürlü Sayısı |
Yüzde (%) |
Merkez Bünyesinde |
88 |
57,5 |
İş-Kur Kursları |
15 |
9,8 |
MEB Yaygın Eğitim Kursları |
41 |
26,8 |
Merkezde ve İş -Kur Bünyesinde |
1 |
0,7 |
Merkezde ve MEB yaygın eğitim kursları |
8 |
5,2 |
Toplam |
153 |
100 |
Özürlülerin mesleki eğitim aldıkları kurumlar incelendiğinde, mesleki eğitimin genelde merkez bünyesinde (%57.5) verildiği, bununla beraber MEB Yaygın Eğitim ve İş Kur kurslarından da yararlanıldığı görülmektedir.
Tablo 12:Çalışanların Özür Oranlarına Göre Dağılımı |
|
|
Özür Oranı |
Özürlü Sayısı |
Yüzde (%) |
40-60 |
138 |
90,2 |
60-80 |
10 |
6,5 |
80-100 |
5 |
3,3 |
Toplam |
153 |
100 |
Özür oranlarına göre dağılımda, çalışanların % 90’ının özür oranı % 40-60 aralığında değişen özürlülerden oluştuğu görülmektedir. Özürlülerin istihdamı konusunda yapılan değerlendirmelerde özür oranı yüksek kişilerin istihdamındaki güçlükler özürlüler tarafından da sıkça dile getirilmesine rağmen, özürlülerin kendi işyerlerinde özür oranı yüksek kişilere iş imkanı sağlamamaları dikkat çekmektedir.
Tablo 13:Çalışanların Özür Gruplarına Göre Dağılımı |
|
|
Özür Grubu |
Çalışan Sayısı |
Yüzde (%) |
İşitme ve konuşma |
10 |
6,5 |
Ortopedik |
75 |
49 |
Zihinsel |
35 |
22,9 |
Görme |
8 |
5,2 |
Süreğen Hastalık |
8 |
5,2 |
Serebral palsi |
3 |
2 |
Çift özür |
14 |
9,2 |
Toplam |
153 |
100 |
Tablo 13:
Korumalı iş yerlerinde ağır özürlülerin istihdam edilmeleri öncelikli hedeftir. Ancak incelemesi yapılan iş yerlerinde çalışanların önemli bölümünün, diğer özürlülere kıyasla daha kolay iş bulma şansına sahip olan ortopedik özürlülerden (%49) oluştuğu görülmektedir.
Tabloda zihinsel özürlülerin istihdamında yüksek bir oran (%23) karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu oranın yüksekliği, Çaycuma Özürlüler Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezinin özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu merkezde, zihinsel engelliler hizmet almakta ve öncelikli hedef rehabilitasyon olarak karşımıza çıkmaktadır. Üretim, rehabilitasyonu destekleyici ikincil bir hedef olarak benimsenmektedir. Bir başka ifade ile, bu merkezde zihinsel engellilerin birer çalışan olarak değerlendirilmeleri oldukça güçtür.
Merkezlerde çalışan özürlülerin özür gruplarına göre dağılımı, Çaycuma’daki merkez dışarıda tutularak hesaplandığında, diğer 12 merkezde çalışan zihinsel özürlülerin oranı %9.2 ye inerken ortopedik özürlülerin oranı %57.6 ya yükselmektedir.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Korumalı işyerleri; özürlülere normal çalışma koşullarındaki rekabetten uzak bir ortamda iş öğrenme deneyiminin ve çalışma ortamının sunulması ve (Rosen, Bussone, Dakunchak, Cramp 1993), özrünün ciddiyeti ve karmaşıklığı nedeni ile normal iş piyasasında iş bulması olanaksız olan özürlülere istihdam sağlanması (Seyyar,2001) gibi çeşitli biçimlerde tanımlanmaktadır. Bu çalışmada değerlendirilen iş yerleri; özürlülerin istihdam edilmelerini, meslek sahibi olmalarını, toplumsal hayatta daha fazla yer almalarını sağlayacak sosyal işyeri olma nitelikleri nedeniyle, henüz belirli bir yasal statüye kavuşmamış olsalar da “Korumalı İşyeri” olarak adlandırılabilecek işyerleridir.
Bu çalışmada incelenen merkezlerin/işyerlerinin kurulu bulundukları yerlerde, istihdam ile sınırlı kalmayan, özürlü hareketlerini, özürlü örgütlenmelerini, özürlülerin devlet ile ilişkilerini etkileyen fonksiyonları da bulunmaktadır.
Kimi ülkelerde korumalı işyerlerine yönelik özel yasal düzenlemeler bulunmakta iken kimi ülkelerde bu işyerleri, varolan iş mevzuatının içerisinde değerlendirilmektedir (Viser,1998). Ülkemizde ise korumalı işyerlerine ilişkin özel veya iş mevzuatı içinde yer alan her hangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Yasal düzenlemenin bulunmaması merkezlerin kurulması, yönetimi ve sürdürülebilirliği aşamalarında çeşitli sorunlara yol açmaktadır.
Bu çalışmada incelenen merkezlerin kurulması ve merkezlerin ayakta kalabilmesinde devletin sağladığı destekler önemli yer tutmaktadır. Merkezler, özürlülük konusunda duyarlı bir kamu yöneticisinin (Vali, Kaymakam, Belediye Başkanı, Sosyal Hizmetler İl Müdürü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü, İş Kurumu İl Müdürü v.b.) görevde bulunduğu dönemlerde ve/veya ulusal veya uluslararası bir kaynak fırsatından yararlanma isteği ile kurulmuştur. Ancak, ilgili kamu görevlilerinin ayrılmaları ile göreve gelen yetkililerin, özürlülük konusunda her zaman gereken duyarlılığı göstermemeleri durumunda ya da fon kaynakları tüketildiğinde merkezlerin çalışmalarında ciddi sorunlar yaşanmaktadır.
Korumalı iş yerleri birer ticari işletme olarak değil sosyal iş yeri olarak değerlendirilmeli ve bu özellik, belirlenecek yasal statüde de göz önünde bulundurulmalıdır. Korumalı iş yerlerinin kendilerine özgü bir statülerinin oluşmasının yanı sıra kooperatif, vakıf veya derneklere bağlı ticari işletmeler olarak faaliyet sürdürebilmeleri merkezlerin işletilmesine katkı sağlayacaktır. Korumalı iş yerleri finansal açıdan kimi ülkelerde merkezi hükümetler, kimi ülkelerde yerel yönetimler kimi ülkelerde ise her iki otorite tarafından desteklenmektedir. (Vıser,1998). Ülkemizde ise korumalı işyerleri hem merkezi otoritenin taşra örgütleri hem de yerel yönetimler tarafından finansal açıdan desteklenmekte, ayrıca uluslararası kaynaklardan da yararlanmaktadır.
Kuruldukları tarihlerde özürlülerin başta istihdam edilmeleri olmak üzere bir çok ihtiyacı karşılayan işyerleri zamanla önemli finans sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Merkezlerin ticari işletme mantığı ile işletilmemeleri karşılaşılan en önemli finansal sorundur. Bu sorunun önemli nedenleri arasında merkezlere destek sağlayan kurum ve kuruluşlar ile, özürlü sivil örgütlerinin merkezleri piyasa şartlarına uygun işletebilecek personel veya üye bulmakta zorluk çekmeleridir. Üyelerin kişisel ilişkileri ile buldukları sınırlı pazarlama olanakları, üye yapısının ve piyasa koşullarının değişmesi ile birlikte daralmakta ve büyük ümitlerle kurulan işyerleri kapanma noktasına gelmektedir.
Yaşanılan bu sorunun kaynağı merkezlerin kuruluş aşamasına kadar gitmektedir. İşyerlerinde kullanılan ulusal veya uluslararası kaynaklar, kuruluş aşamasında ve belirli sürelerle projelere destek sağlamıştır. Ulusal veya uluslararası kaynaklı projeler, bu tür katkıların sona ereceği tarihe kadar iş yerlerinin kendi ayakları üzerinde durabilmelerini hedeflemektedir. Ancak, yapılan incelemelerde özellikle uluslararası kaynakların sona ermesiyle, iş yerlerinin kendi ayakları üzerinde durma konusunda ciddi sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir.
Yaşanan finansal sorunların diğer bir nedeni merkezlerin önemli bölümünde üretilecek ürünlere yönelik piyasa araştırmalarının yapılmamasıdır. Piyasa araştırması yapılmasına ihtiyaç duyulmamasında, özürlülerin “hangi kalitede ve fiyatta olursa olsun biz yapalım, devlet satın alsın” anlayışının önemli bir etken olduğu düşünülmektedir. Bu anlayış özürlüler tarafından ifade ediliyor olsa da, anlayışın oluşumunda sürdürülebilirliği güç olan projelere özürlüleri yönlendiren ve kamu imkanlarını aktaran kamu görevlilerinin önemli etkisinin olduğu düşünülmektedir. Bu anlayışla işletilen merkezlerin kuruluş aşamasından itibaren karşılaşılan temel sorun, merkezler için başlıca pazar olarak kamunun düşünülmüş olmasıdır. Ancak, Devlet İhale Kanununda yapılan değişiklik, kamunun malzeme alımında yerel düzeyde merkezlere sağladıkları kolaylıkların sona ermesine neden olmuş ve işyerleri için pazarlamada önemli sorunlar ortaya çıkartmıştır.
Yukarıda yer alan sorunların sonucu bazı iş yerleri sınırlı sürelerle çalışır hale gelmiş, bazı işyerleri ise kapanma noktasına gelmiştir. Bazı işyerlerinin ise sorunlarının çözümü için buldukları yöntem, merkezin kamu kuruluşlarınca devralınmasıdır.
İşyerlerinin sürdürülebilirliği açısından, işyerlerine üretim maliyetlerini azaltacak ve rekabet imkanı sağlayacak desteklerde bulunulmalıdır. Üretim maliyetlerinin azaltılmasını sağlayacak destekler; çalışanlara ödenecek sigorta primlerinin bir bölümünün devletçe karşılanması, elektrik, doğal gaz, su gibi işletme giderlerinde indirime gidilmesi ve vergi indirimlerinin sağlanmasıdır. Üretim maliyetlerinin azaltılması beraberinde merkezlere rekabet imkanını da sağlayacaktır. Buna ilaveten Kamu İhale Kanununda yapılacak değişikliklerle korumalı işyerlerinde üretilen ürünlerin devlet tarafından satın alınmasında belli kolaylıkların sağlanması, iş yerlerinin pazarlama sorununun çözülmesinde etkili olacaktır.
Pazarlama sorununun gidermesini sağlayacak diğer bir yöntem ise, işyerlerinin kurulması aşamasında bölgesel ihtiyaçların belirlenmesi ve ihtiyaçlara göre üretim yapılmasıdır. Bunun için belediyeler, sanayi ve ticaret odaları, esnaf ve sanatkar odaları, üniversiteler, İŞ-KUR ve KOSGEB ile kurumsal işbirliği kurulmalıdır. Bu süreçte en önemli görev il istihdam kurullarına düşmektedir. Yapılacak işbirliği merkezlerde eksikliği gözlenen araştırma ve geliştirme birimlerinin işlevini de üstlenecektir.
İş yerlerine insan kaynakları kapasitelerinin artırılmasını sağlayacak desteklerde bulunulmalıdır. Ülkemizde özürlülük alanında çalışan yeterli sayıda personel bulunmamakta (psikolog, sosyal hizmet uzmanı, fizyoterapist, odyolog vb.) ayrıca bir korumalı iş yerinde bu meslek elemanlarının birden fazlasına ihtiyaç duyulmaktadır. Nitelikli personel bulamamanın yanı sıra, personele ücret ödenmesi de korumalı işyerlerinin karşılaşacağı bir başka sorundur.
Mevcut işyerlerinde yaşanılan bu sorunlar ileride kurulacak işyerleri için de geçerli olacaktır. İşyerlerinin Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, İş Kurumu, üniversiteler ile işbirliği kurarak gerekli uzman personeli temin etmeleri, işyerlerinin insan kaynakları kapasitelerinin artırılmasında önemli rol oynayacaktır.
Bu işbirliğinin kurulması ile kamuda çalışan, özürlülük konusunda uzman personel, korumalı işyerlerindeki eğiticilerin eğitimini gerçekleştirmiş olacaktır.
Yukarıda da yer aldığı gibi, karşılaşılan önemli sorunlara rağmen korumalı istihdam, özürlülerin istihdamı ve toplumla bütünleşmeleri açısından desteklenmesi ve geliştirilmesi gereken bir istihdam yöntemidir. Ülkemizde uygulanan kota ve cezaya dayalı istihdam yöntemlerinin bu alanda istenilen sonuçları sağlayamaması, korumalı işyerlerinin önemini daha da artırmaktadır.
Korumalı işyerlerinin yaygınlaşması ve geliştirilmesi için öncelikle mevcut işyerlerinin sürekliliklerinin sağlanması ve daha sonra kurulacak işyerlerinin de benzer sıkıntılar yaşamasını önleyecek tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Aynı zamanda birer sosyal işyeri olmaları nedeniyle korumalı işyerleri sadece istihdam boyutu ve özürlüler için gelir sahibi olmanın bir aracı olarak değerlendirilmemeli, özürlülerin toplumsal bütünleşmesindeki önemi de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu çalışmada, incelenen iş yerleri 1995-2000 yıllarını kapsayan “Özürlüler İçin Ülke Raporu”nda yer alan bilgiler, 2003 yılı Mayıs ayında soru formları yoluyla gerçekleştirilen “merkezler ön araştırması” ve kurumumuzla iletişim kuran merkez bilgileri dikkate alınarak belirlenmiştir. Ülke raporu ve ön çalışmada ulaşılamayan merkezler, küçük atölyeler veya işyerleri dışarıda tutulmuş olabilir. Bir sonraki çalışmada daha detaylı bir tarama ile daha geniş bir örnekleme ulaşmak mümkün olabilir.
KAYNAKLAR
BERGESKOG, A., Labour Market Policies, Strategies and Statistics for People with Disabilities, Uppsala, Sweden: Office of Labour Market Policy Evaluation (IFAU), (2001).
Council of Europe., A Cohorent policy for the rehabilitation of people with disabilities. (1991).
ROSEN, M., Bussone A., Dakunchak P., Cramp, J., Sheltered Employment and Second Generation Workshop, Journal of Rehabilitation, January-March, 59,1, 1-7. (1993).
SEYYAR, A., Özürlülerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Hakları Toplumun Özürlülere Karşı Sorumlulukları, Türdav A.Ş, İstanbul, (2001).
THORNTON, P., Lunt N., Employment Policies for Disabled People in Eighteen Countries: A Review, Social Policy Unit, University of York. (1997).
UĞUZER, Karçkay, K., Employment Policies and Their Implıcations for Disabled Population in Turkey, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara:H.Ü. Nüfus Etüdleri Enstitüsü, (2001).
VISIER, L., Sheltered Employment for Persons with Disabilities, International Labou rReview, 137,3, 347-365. (1998).
In Turkey, disabled people face so many problems during their working life like in other countries. In our country quota/levy scheme is being used for the employment of disabled people. Other supportive services are insufficient and there are very limited studies related with the new employment techniques. In this research, sheltered employment technique which is neglected in our country but practiced successfully in some developed countries has been considered.
The term “Sheltered Employment” has many definitions and practices. In general, in sheltered workshops the work environments are adjusted for vocational rehabilitation and employment of disabled people who face difficulties in participating into normal labour market. Governments usually give technical and financial support for the adjustment of these workshops if it’s necessary.
Up to now, there is no theoretical study related with sheltered workshops in our country. Because of this deficiency there is also a detailed theoretical framework in our research besides assessing the sheltered workshops.
Administration on Disabled People has initiated the research on sheltered workshops in 2003. In this year the Administration has determined the sheltered workshops and sent a question form to take information about them. After receiving the answers the research had been conducted with 13 sheltered workshops in 25 May- 5 June 2004 . The sheltered workshops that have been visited during this research were examined by different variables
Key Words: Sheltered Workshops, People with Disabilities, Employment
SUMMARY
In Turkey , disabled people face so many problems during their working life like in other countries. In our country quota/levy scheme is being used for the employment of disabled people. The other supportive services are insufficient and there are very limited studies related with the new employment techniques. In this research, sheltered employment technique, which is neglected in our country but practiced successfully in some developed countries, has been considered.
The term “Sheltered Employment” has many definitions and practices. In general, in sheltered workshops the work environments are adjusted for vocational rehabilitation and employment of disabled people who face difficulties in participating into normal labor market. Governments usually give technical and financial support for the adjustment of these workshops if it’s necessary.
Up to now, there is no theoretical study related with sheltered workshops in our country. Because of this deficiency there is also a detailed theoretical framework in our research besides assessing the sheltered workshops.
The aim of this research is to examine the sheltered workshops, which are still activated in our country by different variables and to evaluate the results. Our target is to improve new models for our country and also to put sheltered employment on Turkey ’s agenda as a labor market program by the help of this research.
Method:
By gathering the information from “Country Report for Disabled” that published in 2001 by Administration on Disabled, the Administration has determined the sheltered workshops and send a question form in order to take information about these workshops in May 2003. Our aim was to reach all the workshops which have been qualified as a “sheltered workshop” in Turkey . After receiving the answers the sample of this research has been formed. Researchers have evaluated 13 sheltered workshops in the extend of these study visits. These were:
1. Bedensel Engelliler Derneği Hakkari Şubesi Tekstil Atölyesi
2. Batman Halk Eğitim Merkezi Gümüş İşlemeciliği Kursu
3. Batman Halk Eğitim Merkezi Oltu Taşı İşlemeciliği Kursu
4. Diyarbakır Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Bedensel Ev Tekstil ve Galoş Atölyesi
5. Diyarbakır Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Bedensel Vaksan Ayakkabı Üretim Atölyesi
6. Karadeniz Ereğli Fiziksel Engelliler İş Atölyesi, Mesleki Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi
7. Vakıf Tekstil Özürlüler Beceri Kazandırma ve İstihdam Merkezi Atölyesi, Amasya
8. Türkiye Sakatlar Derneği Zonguldak Şubesi Mesleki Rehabilitasyon ve İş Atölyesi Merkezi
9. Türk Spastik Çocuklar Derneği Zonguldak Şubesi İş- Uğraşı ve Kaynaştırma Merkezi
10. Çaycuma Özürlüler Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi
11. Vakıf Sağlık Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, Amasya
12. Omurilik Felçliler Derneği Tekstil Atölyesi/Folyo Atölyesi / Resim Atölyesi, İstanbul
13. Dilek Sabancı Gülen Yüzler Engelliler Mesleki Rehabilitasyon ve İşyeri Projesi, Kocaeli
During these study visits, a question form was formed in order to obtain standard data from these sheltered workshops which the researchers planed to interview. The question form that was used as a tool for collecting data from these workshops was formed by 20 questions. The addresses, ownership, foundation, institutions that are cooperated, the existing production areas or the planned production areas an the method that they followed for their production, vocational rehabilitation, their incomes and expenses (method for them), the methods and problems about marketing, their goals, disabled workers properties by different variables and their main problems about these work areas and their social security conditions, arrangements, profile of the working trainers were the standard questions. Also views and suggestions were asked as open-ended questions during these interviews.
The sheltered workshops that are visited in 25 May- 5 June 2004 have been examined by different variables with the question form. In this study, face-to-face interview technique was used.
Findings and Discussion
This part consists of the important determinations of analyzed data that were gathered from the question form.
In this study it was came out that the sheltered workshops that have been examined during this research have other aspects that effects the movements of disabled, their organizations, the relations of these organizations with public authorities in addition to employment.
Governmental support is determined as a very important issue for the establishment and continuity of the examined sheltered workshops.
Sheltered workshops should be evaluated not only as commercial enterprises but also as social workshops and this property should be taken into consideration while making legislation on sheltered workshops.
There are some necessary supports that have to be supplied for the continuity of sheltered workshops and for reducing the production costs. These supports are: the insurance premium support to the employers by the government, discount of the costs of electricity, gas and water and discount of taxes.
In order to manage the marketing problems of the workshops that were came out from the findings, the regional needs have to be determined, and the production should be organized according to these regional needs.
There should be supporting services to improve the human source capacity of the sheltered workshops. In order to cope with this problem, the workshops should be in regular cooperation with public institutions in order to take the necessary help from the specialized staff.
Exposing the present situation of sheltered workshops we can obviously understand that the sheltered workshops have many problems that they have to cope with. Although they experience so many problems in order to sustain their functions we have to claim that they should be supported for increasing the employment rates of disabled and for their integration into the society.
22.01.2002 tarih ve 24648 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu İhale Kanunu ile değişiklik yapılmıştır.
© 2005- T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi - Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı