DISABLED YOUTH IN APPRENTICESHIP TRAINING IN TURKEY
Lütfiye MUTLUOĞLU
Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı
Özürlüler Uzmanı
ÖZET
Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de özürlülerin çıraklık eğitimi sisteminden yararlanmaları konusunda mesleki eğitim merkezleri, meslek odaları ve özürlülere yönelik faaliyette bulunan sivil toplum örgütleri yöneticilerinin görüş, beklenti ve önerilerinin incelenmesidir.
Araştırmanın modeli “Genel Tarama Modeli”dir. Araştırmanın örneklemini; Ankara ili ve ilçelerinde çıraklık eğitimi kapsamında bulunan 14 mesleki eğitim merkezinden 35 yönetici ve özürlülere yönelik faaliyette bulunan 25 sivil toplum örgütünden 37 yönetici ile Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çıraklık eğitimi kapsamında yer alan mesleklerden Ankara ili merkezinde örgütlenmesi bulunan 44 meslek odasından 44 yönetici oluşturmaktadır. Örneklemi oluşturan bu üç grubun toplamı 116 kişidir.
Araştırmada örneklemi oluşturan her grup için farklı görüşme formları hazırlanmıştır. Bu formlar aracılığıyla her üç grupta görüşülenlerin demografik özellikleri, özürlülere ve özürlülerin çıraklık eğitimine katılmalarıyla ilgili bilgi, görüş ve önerilerine yönelik bulguların elde edilmesi hedeflenmiştir. Veriler, araştırmanın modeline uygun olarak, sıklık dağılımları (frekans, yüzde) ile çözümlenmiştir.
Araştırmada, özürlülerin çıraklık eğitimlerinde tarafları oluşturan her üç grubun da özürlülerin çıraklık eğitimlerine yönelik benimsenmiş bir politikaları olmadığı, bu konuda
birbirleri ile işbirliği içerisinde olmadıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca genel olarak özürlülere yönelik politikalar, hizmetler ve yasal düzenlemeler konusunda bilgi düzeylerinin düşük olduğu sonucuna varılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Özürlüler, çıraklık eğitimi, mesleki eğitim merkezleri, meslek odaları, sivil toplum örgütleri
Topluma üretken bir birey olarak katılmanın ön koşulu gelir getirici bir işe sahip olmaktır. Toplumun tüm bireyleri için geçerli olan bu koşul özürlüler için daha da büyük önem taşımaktadır. Ancak özürlülerin bir iş sahibi olabilmeleri için yerine getirilmesi gereken çok önemli bazı hizmetler söz konusudur. Öncelikle çok iyi bir sağlık hizmeti, herkese bir hak olarak tanınan temel eğitim ve beraberinde özel eğitim, sonrasında bu hizmetlerin en önemli ayağı olan mesleki eğitim olanaklarından özürlülerin mutlaka yararlandırılmaları gerekmektedir. Bu hizmetler sac ayağı gibi olup, bir ayağın eksikliği bütünü etkileyecektir.
Birleşmiş Milletler, 1993 yılında özürlülük alanında büyük bir adım atmış ve “Özürlüler İçin Fırsat Eşitliği Konusunda Standart Kurallar”ı kabul etmiştir. Bu kurallar, politika yapıcıların; teknik ve insan hakları temelinde ülkeler, uluslar arası kuruluşlar ve hükümet kuruluşları arasında işbirliği yapabilecekleri bir araç olma özelliği taşımaktadır. Standart kurallar 22 maddeden oluşmakta olup bunların sekizi özürlülerin eğitim ve istihdamı ile ilgilidir. Özürlülerin eğitim hakkını düzenleyen altıncı maddeye göre devletler, özürlülere bir bütün halinde ve herkesle aynı haklara sahip olacak şekilde ilk, orta ve yüksek eğitim fırsatı verilmesi ilkesini kabul etmeli ve özürlülerin eğitimi ulusal eğitimin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Özürlülerin istihdam hakkını düzenleyen maddelerde de, özürlülerin istihdam alanında haklarını aramaları için güçlendirilmeleri, hem kırsal hem de kentsel alanlarda üretici ve gelir getirici bir işe sahip olmaları konusunda gerekli tedbirlerin alınması gerektiği vurgulanmıştır (UN 1993).
1961 yılında çalışanların temel haklarına yönelik onaylanan Avrupa Sosyal Şartı’nın içeriği 1988 yılında eklenen bir protokolle genişlemiştir. Bu değişiklik sonucunda Şartın 10. Maddesi, özürlülerin mesleki eğitim hizmetlerinden yararlanma haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurgulamıştır. Bu maddede; diğer bütün bireyler gibi özürlülerin teknik ve mesleki eğitim olanaklarından, çıraklık eğitimi programlarından yararlandırılmalarının güvence altına alınması gerektiği, bunu yaparken de mutlaka işveren ve çalışanların örgütleriyle işbirliği kurulması gerektiği vurgulanmıştır (Council of Europe 1988).
Avrupa Sosyal Şartı’nda dikkati çeken ve üzerinde önemle durulması gereken nokta diğer bireylerle birlikte özürlülere götürülecek teknik, mesleki ve çıraklık hizmetlerinde sosyal taraflarla işbirliği kurulmasının özellikle vurgulanmış olmasıdır. Artık gelişmiş toplumlarda benimsenen bu yaklaşımla toplumun bütün kesimlerine hizmetlerin sunumunda sorumluluk verildiği görülmektedir. Özürlülük sorunu hem sorunu yaşayanlar, hem hükümetler hem de sosyal taraflarca birlikte ele alınması gereken bir alan olarak değerlendirilmeye başlanmıştır.
Aynı Şartın 15.maddesinde de özürlülerin sosyal entegrasyon, toplumsal yaşama katılım ve bağımsız yaşam haklarının güvence altına alınması gerektiği hükme bağlanmıştır. Burada üzerinde önemle durulan temel haklar ise; koşulların uygun olması durumunda özürlülerin diğer bireylerle birlikte eğitim ve mesleki yetişme olanaklarından yararlandırılmaları gerektiği, özürlülerin genel işgücü piyasasına katılımlarını geliştirmek için işverenlerin özendirilmeleri, işyerlerinin özürlülerin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiği olmuştur (European Social Charter 1988).
Avrupa Sosyal Şartı ile ortaya çıkan bu yeni yaklaşımla da özürlülerin topluma üretken bireyler olarak katılımlarının sağlanması için genel ve mesleki eğitim olanaklarından yararlandırılmaları gerektiği ve bunu yaparken de ihtiyaç duydukları destek hizmetlerin sağlanması gerektiği anlayışının benimsenmeye başlandığı görülmektedir.
Avrupa Birliği, 1995 yılında “Özürlülerin Mesleki Değerlendirilmelerine İlişkin Şart”ı kabul edilmiştir. Bu Şartta özürlülerin mesleki açıdan değerlendirmeye tabi tutulmalarının onların mesleki entegrasyon, bağımsız yaşam ve nihayetinde toplumsal yaşama tam katılımlarında çok önemli bir yere sahip olduğu vurgulanmıştır. AB’ye üye bütün ülkelerin bu doğrultuda gerekli önlemleri almaları istenmiştir (Council of Europe 1998).
Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde, mesleki vasıf özürlülerin sürdürülebilir mesleki entegrasyonlarında temel araç olarak görülmektedir. Buna bağlı olarak da AB’ye üye ülkeler, hem genel eğitim hem de genel mesleki eğitim sistemlerinde özürlülerin de yer almaları için çeşitli düzenlemeler yapmaktadır. Bu ülkeler, özürlüler için özel mesleki eğitim programlarını normal eğitim sistemine katılamayanlar için yapılandırmaktadır. Ayrıca, bazı ülkelerde mesleki eğitim alan özürlüler için bireysel yardım sistemleri geliştirilmiştir. Özürlüler, bireysel düzeyde mali ve teknik yardım almaktadır. Özellikle bilgi teknolojisi gibi yeni teknolojiler hızla yayılmaktadır (Council of Europe 2000).
AB’ye üye ülkelerden Avusturya; kota sisteminin bir parçası olarak çıraklık eğitimini benimsemiş durumdadır. Bu eğitimin amacı, Avusturya’da genç özürlülerin mesleki eğitimlerini arttırmak olarak belirlenmiştir. Bu sistemden yararlanabilmek için genç özürlülerin, kayıtlı özürlü ve eğitimlerine veya normal çıraklık programlarına devam edemiyor olmaları gerekmektedir. Bu çıraklar için, kota sistemi altında işverenlerden kesilen vergilerden oluşan fon aracılığıyla aylık belli bir miktar para aktarılmaktadır. Ağır durumda olan özürlüler için bu para iki katına çıkarılabilmektedir. Ayrıca, “Özürlülerin İstihdamı Yasası” ile özürlü çıraklara karşı ayrımcılık yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu sistemde çıraklık 3 veya 3,5 yıl devam etmektedir (Bergeskog 2001).
Bir başka üye ülke olan Finlandiya’da hem mesleki eğitim hem de mesleki rehabilitasyon programları uygulanmaktadır. Özürlülere yönelik uygulanan mesleki eğitim programları belediyeler veya özürlü sivil toplum örgütleri tarafından işletilen özel mesleki eğitim merkezlerinde uygulandığı gibi normal mesleki eğitim okullarında da uygulanmaktadır. Bu hizmeti sunanların, verdiği eğitimi ve eğitim araç-gereçlerini özürlülerin ihtiyaçlarına göre düzenlemesi zorunluluğu bulunmaktadır. Bunun için ilgili kurumlara kaynak aktarılmaktadır (Bergeskog 2001).
Almanya’da, Mesleki Rehabilitasyon Yasası’na göre; mesleki değerlendirme, istihdam yoluyla bireyin kendi gelirini kendi emeğiyle elde edebilmesi için kapasitesini ortaya çıkarma, geliştirme, arttırma, eski durumuna getirmek için gerekli olan her türlü yardımı içermesi gereken bir süreçtir. El Sanatları Düzenleme Yasası’na göre de, özürlüler için mesleki eğitim özürlü olmayanlarla birlikte resmi olarak kabul görmüş bir işletme veya idare içerisinde gerçekleştirilmesi gereken bir eğitim olmalıdır. Aynı zamanda özürlü birey bir mesleki eğitim okuluna devam etmeli ve eğitim bütünleştirilmelidir. Temelde çıraklık eğitimine dayanan bu sistemde işverenler özürlü çırak istihdam etme konusunda teşvik edilmekte ve çeşitli finansal destekler sağlanmaktadır (Russell 1998).
Ülkemizde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Türkiye İş Kurumu (İŞKUR), Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Başbakanlığa bağlı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü (SHÇEK) bünyesinde çeşitli mesleki rehabilitasyon ve mesleki eğitim/meslek edindirme hizmetleri yürütülmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde hizmet götüren Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü aracılığıyla genç işsizliğini önlemeye yönelik çıraklık eğitimi uygulamasında bulunulmaktadır (Kuzgun 2001). 1986 yılında yürürlüğe giren 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu çıraklık eğitimi alanında bir dönüm noktası olup pek çok yeniliği ve gelişimi beraberinde getirmiştir. Bu kanunla özürlü bireyler için de düzenleme öngörülmüştür. Kanunun 39. Maddesi’nde “Bakanlık, özel eğitime muhtaç kişilere iş hayatında geçerliliği olan görevlere hazırlayıcı özel meslek kursları düzenler. Kursların düzenlenmesinde ve uygulanmasında bu kişilerin ilgi, ihtiyaç ve yetenekleri dikkate alınır. Kurslara katılanlar, kursa devam ettikleri sürece bu Kanunun çırak ve öğrencilere verdiği haklardan yararlanırlar.” ifadesi yer almaktadır.
Bu özel hüküm dışında, 3308 sayılı Kanunun 9. ve 10.maddelerinde aday çırak ve çırak olabilmenin şartları belirlenmiştir. Buna göre, ilköğretim mezunu olan herkesin bir mesleğe hazırlık amacı ile çıraklık dönemine kadar işyerlerinde aday çırak olarak eğitilebilecekleri hükme
bağlanmıştır. Çırak olabilmek için ise 14 yaşını doldurmuş ve 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilköğretim mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşulları getirilmiştir (MEB 1997).
Çırak olabilmek için aranan bu son koşul ilk anda özürlülerin aleyhine bir hüküm gibi görülse de burada mesleğin gerektirdiği özelliklerin ön plana çıkarılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Hiçbir özrü olmayıp da gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmayan kişiler de bu hüküm uyarınca istedikleri her meslekte eğitim göremeyebilmektedir. Önemli olan bireylerin ilgi, istek, yetenek ve becerileridir. Bu nedenle bu hükmün özürlüleri dışlayıcı, çıraklık eğitiminden yararlanmalarını engelleyici bir hüküm olmadığı düşünülmektedir.
3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun uygulamaya girdiği 1983 yılından sonra özürlülere ilişkin kayıtlar 1997 yılı ve sonrasına dayanmaktadır. Buna göre; 1997-1998 öğretim yılında 62, 1998-1999 öğretim yılında 133, 1999-2000 öğretim yılında 121, 2000-2001 öğretim yılında da 35 özürlü genç çıraklık eğitiminden yararlanmıştır (MEB, 2001). Bu sayılardan da görüleceği üzere özürlü gençler çıraklık eğitiminden yok denecek kadar az sayıda yararlanmaktadır. Ayrıca, çıraklık eğitiminden yararlanan özürlü gençler için herhangi bir destek hizmet sağlanmamakta ve bu gençler özel bir ilgi grubu olarak değerlendirilmemektedir.
Ülkemizde özürlülerin çıraklık eğitiminden yararlandırılmalarında değişik görüşler bulunmaktadır. Kuzgun’a (2001) göre, Türkiye’de özürlü gençlerin çıraklık eğitiminden yararlandırılmalarında, 3308 sayılı kanun ile getirilen işletme-okul işbirliğine dayalı ve işveren ağırlıklı çıraklık eğitiminin savunulması mümkün değildir. Özürlü gençlere dönük çıraklık eğitiminin bir bütün olarak devlet tarafından verilmesi gerekmektedir.
Kuzgun (2001) özürlülerin çıraklık eğitiminde yeni bir model önerisinde bulunmuş ve bu modelin 3308 sayılı kanun ile getirilen modelden temel yaklaşım olarak ayrıldığını vurgulamıştır. Kuzgun’a (2001) göre, özürlü gençlerin, genel istihdam politikası içinde alt özel ilgi alanını oluşturması nedeni ile bu gençlere verilecek çıraklık eğitiminin hem teorik hem de uygulamalı yanının bir bütün olarak devlet tarafından verilmesi gerekmektedir. Bunun için de bireysel kısıtlılığı işgücü piyasasına girmesine engel olmayan özürlü gençlerin ekonomide talebi olan meslek dallarında eğitimden geçirilmelerinde iki yönlü eğitim veren özürlü çıraklık eğitim merkezleri oluşturulmalıdır. Bu eğitim merkezlerinde verilecek eğitimin süresi, içeriği özürlülere göre düzenlenebilir. Yine çırak, kalfa ve ustalık aşamalarında geçen süreler, özürlüler açısından daha uzun tutulabilir. Çıraklık eğitiminden yararlanmada temel eğitim şartının, özürlü gençler için esnek yorumlanması gerekmektedir. Bu bağlamda özürlü gençler için “esnek çıraklık eğitimi” uygulanması gerekmektedir. Modelin uygulanmasında çıraklık eğitimi ile ilgili kurumlaşmadan yararlanılabilir. 3308 sayılı kanun paralelinde ücret ve sosyal güvenlikten yararlanma sağlanabilir.
Türkiye onaylamış olduğu Avrupa Sosyal Şartı uyarınca belli aralıklarla ülke raporları hazırlamaktadır. Çeşitli kurumların bir araya gelmesi ile 2001 yılında hazırlanan dokuzuncu ülke
raporu; Şartın dördüncü, dokuzuncu ve onuncu maddeleri ile ilgili olup, onuncu maddenin ikinci paragrafında özürlüler de içinde olmak üzere isteyen herkese çıraklık eğitimine girişte fırsat eşitliğinin sağlanıp sağlanmadığı sorulmaktadır. Hazırlanan ülke raporunda çıraklık eğitimine girişte fırsat eşitliği olduğu, özürlülerin çıraklık eğitiminden yararlanmalarını engelleyici bir hüküm olmadığı vurgulanmıştır (ÇSGB 2002) .
Görüleceği üzere Avrupa Birliği ile üyelik sürecinde olan Türkiye çıraklık eğitiminde özürlülere fırsat eşitliği sağlamak zorundadır. Burada üzerinde önemle durulan ve vazgeçilemez olan tek koşul bireylerin istekli olup olmamalarıdır. Dolayısıyla Kuzgun (2001) tarafından önerilen modelin bütün özürlüler için geçerli olamayacağı, burada özür durumunun ve genel çıraklık programlarından yararlanıp yaralanamayacaklarının göz önünde bulundurulmasının gerektiği sonucuna varılmıştır. Elbette ki, normal çıraklık programlarından yararlanamayacak durumda olan ağır özürlüler için özel programlar geliştirilmesi düşünülebilir. Gelişmiş batı ülkelerinde de benimsenen bu yaklaşımın nihai amacı dahi özürlüleri normal programlara katılabilecek duruma getirmek olmalıdır. Aksi takdirde, çağdaş anlayışın gereği olan “herkes için tek toplum” anlayışı, özürlüler için her alanda geliştirilecek olan özel programlarla anlamını yitirmiş olacaktır.
Karataş’ın (2001a:14) da belirttiği gibi bir yandan özürlüleri dışlayan süreç devam ederken, bir yandan da onları toplumla bütünleştirme çabası, ne yazık ki birbiriyle çelişen iki süreç olduğu için, çok da başarılı olamamaktadır. Yine Karataş’ın (2001b:143) ifade ettiği gibi bu yaklaşım, toplumdaki herkesi içine alan, herkesi en baştan düşünen bir anlayışı yansıtmamaktadır.
Halen Türkiye’de bütün illerde ve 109 meslekte gerçekleştirilen çıraklık eğitiminin özürlüleri de içine alan bir yapıya kavuşturulmaması ve buna yönelik politikalar geliştirilmemesi,
özürlü işsizliğinin çözüm sağlayıcı bir biçimde ele alınmadığını göstermektedir.Bu çalışma bu alanda var olan bu eksikliği göz önünde bulundurarak ele alınmıştır. Konuyla ilgili olarak yapılan ilk çalışma olması nedeniyle ve gelecekte planlanacak çalışmalara kaynaklık yapabileceği inancıyla da; özürlüler için bu eğitimin en önemli tarafları olan mesleki eğitim merkezleri, meslek odaları ve özürlülere yönelik faaliyette bulunan sivil toplum örgütlerinin görüş, beklenti ve politika düzeyinde önerilerinin alınmasının gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmada elde edilen bilgilerin, özürlü bireylerin mesleki eğitim ve istihdamlarına yönelik politikaların oluşturulmasına yol göstermesi beklenmektedir.
YÖNTEM
Örneklem
Bu araştırma, Ankara İli ve ilçelerinde (Çubuk, Kızılcahamam, Nallıhan, Gölbaşı, Beypazarı, Şereflikoçhisar, Kalecik, Polatlı) çıraklık eğitimi kapsamında bulunan 14 mesleki eğitim merkezinde (MEM) görev yapan toplam 35 yönetici (müdür, müdür vekili, müdür yardımcısı), MEB bünyesinde çıraklık eğitimi kapsamında yer alan mesleklerden Ankara İli merkezinde meslek odası olarak örgütlenmesi bulunan 44 oda yöneticisi (başkan, başkan vekili, genel sekreter, yönetim kurulu üyesi) ve Ankara İli ve ilçelerinde özürlülere yönelik faaliyette bulunan toplam 25 sivil toplum örgütünün yönetiminde görev alan 37 kişi (başkan, başkan vekili, başkan yardımcısı, genel sekreter, yönetim kurulu üyesi, eğitim koordinatörü) ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, örneklemi oluşturan bu üç grubun toplamı olan 116 kişi katılmıştır.
Veri Toplama Araçları
Araştırmada veri toplama aracı olarak soru formu kullanılmıştır. Bu soru formu; mesleki eğitim merkezleri yöneticilerinin, meslek odaları ve özürlülere yönelik faaliyette bulunan sivil toplum örgütlerinde yönetimde görev yapan kişilerin, özürlülerin çıraklık eğitiminde yer almaları ile ilgili bilgi, görüş, düşünce ve politika düzeyinde önerilerini irdeleyen hem açık uçlu hem de kapalı uçlu sorulardan oluşmaktadır.
İşlem
Soru formları yüz yüze görüşme ile uygulanmıştır. Uygulama aşamasında; araştırmacı konu hakkında bilgi ve deneyimi olan uzman (özürlüler uzmanı) kişilerden destek görmüştür. Bu desteği veren görüşmecilerin seçiminde; sosyal bilimler alanlarında en az lisans eğitimi almış olma, özürlülük alanında bilgi ve deneyim ve daha önce benzer bir araştırmada yer almış olma ölçütleri belirlenmiştir. Soru formları 6- 31 Mart 2003 tarihleri arasında uygulanmıştır.
Soru formuna verilen cevaplar, açık uçlu soruların kategorileştirilmesinden sonra kodlanmıştır.Veriler SPSS 11.5 Programı ile analiz edilmiş ve tanımlayıcı bir analiz tekniği olan frekans dağılımları yoluyla çözümlenmiştir.
BULGULAR
Mesleki Eğitim Merkezleri (MEM) (eski adıyla Çıraklık Eğitimi Merkezleri), çıraklık eğitimi kapsamında örgütlenmesi bulunan Meslek Odaları ve özürlülere yönelik faaliyette bulunan Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) yöneticilerinin, özürlülerin çıraklık eğitimine katılmalarıyla ilgili görüş, beklenti ve önerilerini almaya yönelik gerçekleştirilen araştırmada her üç grup ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde her üç grubun demografik özelliklerine yönelik bilgiler alınmıştır.
Araştırmanın ikinci bölümünde ise araştırmacı tarafından yapılandırılan ifadeler aracılığıyla her üç grubun özürlüler ve özürlülerin çıraklık eğitimine katılımlarıyla ilgili bilgi, görüş ve beklentileriyle ilgili bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu bir soru yoluyla da bu konuda politika ve uygulama düzeyinde önerileri elde edilmiştir.
Bu bölümde sorulan soruların bir kısmında araştırmaya katılanlar birden fazla yanıt verebildikleri için bazı tablolarda elde edilen yanıt sayısı görüşülenlerin sayısından daha yüksek çıkmıştır. Bu sorularda değerlendirme, araştırmaya katılan görüşülen sayısı üzerinden değil verilen yanıtlar üzerinden yapılmıştır.
I. Araştırmaya Katılanların Demografik Özelliklerine İlişkin Bulgular
I.1.) Mesleki Eğitim Merkezleri Yöneticilerine İlişkin Bulgular
I.2) Meslek Odaları Yöneticilerine İlişkin Bulgular
I.3) Sivil Toplum Örgütleri Yöneticilerine İlişkin Bulgular
II) Araştırmaya Katılanların Özürlüler ve Özürlülerin Çıraklık Eğitimine Katılımlarıyla İlgili Bilgi, Görüş, Beklenti ve Önerilerine İlişkin Bulgular
MEM yöneticilerinin özürlü gençler ve çıraklık eğitimine katılmaları ile ilgili ifadelere katılma düzeylerine ilişkin bulgular tablo 1’de verilmiştir:
| Tablo 1:MEM Yöneticilerinin Özürlü Gençler ve Çıraklık Eğitimine Katılmalarına ile İlgili İfadelere Verdikleri Yanıtlar | |||||
| Kesinlikle Katılmıyorum % | Katılmıyorum % | Katılıyorum % | Kesinlikle Katılıyorum % | N | |
| Mesleki eğitim merkezinde bir yönetici olarak özürlülerin de bu programlardan yararlanmaları için kişisel olarak çaba gösteriyorum. | 5 ,7 | 40.0 | 37.1 | 17, 1 | 35 |
| 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun öngördüğü gibi özürlü gençler için ayrı programlar geliştirilmeli, özürlüler özürlü olmayanlarla bir arada eğitilmemelidir. | 22 ,9 | 17, 1 | 40.0 | 20.0 | 35 |
| Özürlü gençlerin çıraklık eğitimi programlarından yararlanabilmeleri için devletin mesleki eğitim merkezlerine ek bir kaynak aktarması gerekmektedir. | 2, 9 | 11, 4 | 40.0 | 45.7 | 35 |
| Mesleki eğitim merkezlerinde görev alan eğitici personelin özürlü olan ve özürlü olmayan gençleri bir arada eğitme bilgi ve becerisi bulunmamaktadır. | 2, 9 | 22, 9 | 40.0 | 34.3 | 35 |
| Özürlü gençler çıraklık eğitim programları yerine okula dayalı mesleki eğitim programlarına yönlendirilmelidir. | 5, 7 | 28, 6 | 37.1 | 28, 6 | 35 |
| MEB’nın özürlülerin çıraklık eğitimi konusunda bir politikasının olmaması, mesleki eğitim merkez yöneticilerinin bu konuda girişimde bulunmasını engellemektedir. | 5, 7 | 25, 7 | 45.7 | 22, 9 | 35 |
| Çıraklık eğitim programlarına yerleştirilecek özürlü çıraklar için MEB tarafından koordinatörlük/danışmanlık sistemi kurulmalı ve özürlü-işveren-mesleki eğitim merkezi arasında üçlü iletişim ağı bu şekilde kurulmalıdır. | 5, 9 | 35.3 | 58.8 | 34 | |
| Özürlü gençlerin de çıraklık eğitim programlarından yararlanabilmeleri için mesleki eğitim merkezlerinde çalışan yönetici ve eğitici personele yönelik hizmetiçi eğitim programları düzenlenmelidir. | 2, 9 | 2, 9 | 48.6 | 45.7 | 35 |
| Özürlülere yönelik hizmet götüren kamu kurum ve kuruluşları (ÖİB, MEB, SHÇEK, vb.)toplumda özürlülerin çıraklık eğitimine yönelik farkındalık ve duyarlılık yaratmak için kamuoyuna açık etkinlikler düzenlemeli ve her aşamada mesleki eğitim merkezleri çalışanlarından görüş ve öneriler alınmalıdır. | 2, 9 | 62.9 | 34.3 | 35 | |
| Pek çok meslekte gerekli olan fiziksel güç/iş özürlülerin çıraklık eğitim programlarına katılımını engellemektedir. | 5, 7 | 25, 7 | 40.0 | 28, 6 | 35 |
| Pek çok meslekte gerekli olan entelektüel beceriler özürlülerin çıraklık eğitim programlarına katılımını engellemektedir. | 5, 7 | 42.9 | 37.1 | 14, 3 | 35 |
| Çıraklık eğitim programlarına katılan özürlü öğrenciler diğer mesleki eğitim programlarına (okula dayalı) katılanlardan daha çok iş bulma imkanına sahip olacaktır. | 5, 9 | 32.4 | 44.1 | 17, 6 | 34 |
| Mesleki eğitim merkezlerinde eğitim alan özürlü öğrenciler sorunlarını özürlü olmayan akranları kadar kolay çözemezler. | 2, 9 | 31.4 | 54.3 | 11, 4 | 35 |
| Özürlüler için mesleki yetişme özürlü olmayanlar kadar önemli değildir. | 40.0 | 40.0 | 14, 3 | 5, 7 | 35 |
| Çıraklık eğitim programlarının amacı, üretime en üst düzeyde fayda sağlayacak bireyleri yetiştirmektir. Bu nedenle özürlülerin bu sistemin içerisinde yer almaları üretimi olumsuz yönde etkileyecektir. | 40.0 | 45.7 | 8, 6 | 5, 7 | 35 |
| Özürlü öğrencilerin çok azı, özürlü olmayan akranları ile yarışma azim ve yeteneğine sahiptir. | 20.0 | 34.3 | 34.3 | 11, 4 | 35 |
| Genel olarak toplumda çıraklık eğitimine verilen değerin az olması özürlülerin de bu programlara katılımını engellemektedir. | 5, 7 | 11, 4 | 40.0 | 42.9 | 35 |
| Özürlü gençler çıraklık eğitim programlarına katılsalar da çalışma hayatında özürlü olmayanlarla birlikte yer alamazlar. | 22, 9 | 54.3 | 17, 1 | 5, 7 | 35 |
| Özürlü gençlerin çıraklık eğitiminden yararlanabilmeleri için bireysel yardım sistemleri geliştirilmelidir. Özürlü öğrencilere mesleki eğitimleri boyunca rehberlik, teknik yardım, özürlüler için adapte edilmiş eğitim materyalleri, sınav ve testler gibi eğitim destekleri sağlanmalıdır | 2, 9 | 2, 9 | 37.1 | 57.1 | 35 |
| Özürlülerin çıraklık eğitiminden yararlanmaları için bilgilendirici kitapçık, broşür, afiş vb. rehber materyaller hazırlanmalı ve halka açık yerlerde sergilenmelidir. | 2, 9 | 5, 7 | 48.6 | 42.9 | 35 |
| Çıraklık Eğitim Sisteminin işleyişi MEB’nın sorumluluğundan alınmalı ve ÇSGB bünyesine verilmelidir. | 50.0 | 23, 5 | 20, 6 | 5, 9 | 35 |
| Gerekli koşullar sağlandığında özürlü gençler de özürlü olmayanlarla aynı koşullarda çıraklık eğitimi programlarından faydalanabilirler. | 5, 7 | 11, 4 | 57.1 | 25, 7 | 35 |
| 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu yeniden gözden geçirilmeli ve özürlüleri de kapsayacak şekilde yeni hükümler getirilmelidir. | 5, 7 | 5, 7 | 54.3 | 34.3 | 35 |
MEM yöneticilerinin tablo 1’de yer alan ifadelere verdikleri yanıtlara bakıldığında; özürlülerin çıraklık eğitimi programlarından daha yaygın bir şekilde yararlanmalarını sağlayacak önerileri içeren ifadelere araştırmanın beklentileri doğrultusunda olumlu yönde yanıt verdikleri görülmektedir. Bunun dışında kalan ifadelerde ise beklentiler dışında cevaplar da alınmıştır.
Beklentiler doğrultusunda yanıtlanan ifadeler arasında en belirgin olanlar şunlardır: araştırmaya katılanlar “özürlü gençlerin çıraklık eğitimi programlarından yararlanabilmeleri için devletin mesleki eğitim merkezlerine ek bir kaynak aktarması gerekmektedir” ifadesine %85,7 ile katıldıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca, “çıraklık eğitim programlarına yerleştirilecek özürlü çıraklar için MEB tarafından koordinatörlük/danışmanlık sistemi kurulmalı ve özürlü-işveren-mesleki eğitim merkezi arasında üçlü iletişim ağı bu şekilde kurulmalıdır” ifadesine de %94 gibi büyük bir oranla katılmışlarıdır. Diğer bir örnekte ise; “3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu yeniden gözden geçirilmeli ve özürlüleri de kapsayacak şekilde yeni hükümler getirilmelidir” ifadesine de %88,6 ile katıldıklarını ifade etmişlerdir. Görüşülenler, “özürlü gençlerin de çıraklık eğitim programlarından yararlanabilmeleri için mesleki eğitim merkezlerinde çalışan yönetici ve eğitici personele yönelik hizmetiçi eğitim programları düzenlenmelidir” ifadesine de %94,3 oranı ile katılmışlardır.
Beklentiler doğrultusunda yanıtlanmayan ve bu araştırmada asıl belirleyici olabilecek yanıtlara verilebilecek en dikkate değer sonuçlar ise; “3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunun öngördüğü gibi özürlü gençler için ayrı programlar geliştirilmeli, özürlüler özürlü olmayanlarla bir arada eğitilmemelidir” ifadesine görüşülenlerin %60,0’ı katıldıklarını belirtmişlerdir. Bir başka ifade ile bu grubun yarıdan fazlası özürlü gençlerle özürlü olmayanların bir arada eğitilmelerini doğru bulmamaktadır. Mesleki eğitimin çok önemli bir ayağı olan ve genç işsizliğinin önlemesinde üzerinde önemle durulan bu sistemde yönetici konumunda olanların eğitimci kimliklerine rağmen böyle bir görüşü büyük bir oranda paylaşıyor olmaları oldukça düşündürücü ve endişe vericidir.
“Çıraklık eğitimi programlarına katılan özürlü öğrenciler diğer mesleki eğitim programlarına (okula dayalı) katılanlardan daha çok iş bulma imkanına sahip olacaktır” ifadesine MEM yöneticilerini %61.7’si katılırken, “özürlü gençler çıraklık eğitimi programları yerine okula dayalı mesleki eğitim programlarına yönlendirilmelidir” ifadesine de %65.7 ile katılmışlardır. Burada araştırma grubunun iki ifadeye verdikleri yanıtların birbiri ile çeliştiği görülmektedir. Bir yandan, çıraklık eğitimi programlarına katılanların daha çok iş bulma imkanına sahip olacaklarını düşünmekte, diğer yandan ise özürlülerin okula dayalı programlara yönlendirilmeleri gerektiğini ifade etmektedirler. Bu anlayış; mesleki eğitimde istihdama katkısı bakımından çıraklık eğitiminin benimsendiğini, ancak bu sistemde özürlülerin de yer almaları gerektiği anlayışının benimsenmediğini göstermektedir.
Araştırmada dikkate değer bir diğer sonuç ise; görüşülenlerin “pek çok meslekte gerekli olan fiziksel güç/iş özürlülerin çıraklık eğitimi programlarına katılımını engellemektedir” ifadesine %68.6 ile ve “pek çok meslekte gerekli olan entelektüel beceriler özürlülerin çıraklık eğitimi programlarına katılımını engellemektedir” ifadesine %51.4 ile katılmış olmalarıdır. Burada toplumda özürlülere karşı var olan yanlış yargıların bu grupta da var olduğu görülmektedir.
Araştırmada en dikkate değer bulunan sonuçlar ise; araştırma grubunun “özürlü öğrencilerin çok azı, özürlü olmayan akranları ile yarışma azim ve yeteneğine sahiptir” ifadesine %45.7 gibi bir oranla ve “özürlüler için mesleki yetişme özürlü olmayanlar kadar önemli değildir” ifadesine %20 oranı ile katılmış olmalarıdır. Birinci ifadede oranın oldukça yüksek olması yine genel olarak özürlülere yönelik var olan yanlış yargıların bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci ifadede belki de çok dikkat çekmeyen ama yine de üzerinde önemle durulması gereken bir yanıt alınmıştır. Bu grubun 1/5’inin bu ifadeye katılmış olması oldukça düşündürücüdür. Zira toplumsal yaşama tam katılımın ön şartı gerekli eğitim süreçlerinden geçerek gelir getirici bir işe sahip olmaktır. Bir mesleki eğitim kurumunun başında yönetici olan ve bazı kararları almada yetkili olan kişilerin azımsanmayacak sayıda bu gerçeği göz ardı etmeleri üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.
MEM yöneticilerinin özürlülerin çıraklık eğitiminden daha yaygın bir şekilde yararlanmaları konusunda geliştirdikleri öneriler tablo 2’de verilmiştir:
Tablo 2 :MEM Yöneticilerinin Özürlülerin Çıraklık Eğitiminden Daha yaygın Yararlanmalrı Konusunda Önerileri |
||
| Sayı | Yüzde | |
| Özürlülerin ve toplumun bilgilendirilmesi | 13 | 20,3 |
| Bina ve çevre düzenlemelerinin Devletçe yapılması | 3 | 4,7 |
| Özürlüler için ayrı programlar geliştirilmesi | 9 | 14,1 |
| Yasaların özürlüler açısından iyileştirilmesi | 8 | 12,5 |
| İş analizleri yapılması | 4 | 6,3 |
| MEM'lerde çalışan eğiticilerin bilinçlendirilmesi | 6 | 9,4 |
| İşyeri-özürlü-ailesi ve MEM arasında işbirliği sağlanması | 2 | 3,1 |
| MEM'lere ek kaynak aktarılarak MEM'lerin uygun düzenlenmesi | 6 | 9,4 |
| Özürlüler için ayrı MEM'ler kurulması | 4 | 6,3 |
| Eğitim-istihdam bağını kuran politikaların geliştirilmesi | 3 | 4,7 |
| Kamu-Özel sektör-STÖ işbirliğinin sağlanması | 2 | 3,1 |
| Özürlüler okulları ve personelinin MEM’lerle birleştirilmesi | 1 | 1,6 |
| Politikalarda özürlülerin mesleki eğitimine ağırlık verilmesi | 1 | 1,6 |
| Bilmiyor/fikri yok | 1 | 1,6 |
| Cevap Yok | 1 | 1,6 |
| Toplam | 64 | 100 |
MEM yöneticilerinin bazı önerileri politika düzeyinde öneriler olup sistemin yeniden yapılandırılmasında yol gösterici olabileceği düşünülmektedir.
Görüşülenlerden %20,3’ü özürlülerin çıraklık eğitiminden daha yaygın bir şekilde yararlanabilmesi için özürlülerin ve toplumun bilgilendirilmesi gerektiğini, %12,5’ü yasaların özürlüler lehine iyileştirilmesi gerektiğini vurgulamışlardır.
Getirilen önerilerden en çarpıcı olanları; özürlüler için ayrı programlar geliştirilmesi (%14,1) ile özürlüler için ayrı mesleki eğitim merkezleri kurulması (%6,3) önerileri olmuştur. Her iki öneride de özürlülerin özürlü olmayanlarla bir arada eğitilmelerinin doğru olmayacağı inancı yatmakta ve ayrı bir yapılanma önerilmektedir. Bu yaklaşım, özürlülerin özürlü olmayanlarla birlikte toplumsal yaşama katılmaları ve entegrasyon yaklaşımının her aşamada benimsenmesi gerektiği anlayışının eğitimciler arasında dahi yeterince benimsenmediğini göstermektedir.
II.2) Meslek Odaları Yöneticilerine ilişkin Bulgular
Meslek Odaları Yöneticilerinin özürlü gençler ve çıraklık eğitimine katılmalarına ilişkin ifadelere katılma düzeylerini gösterir bulgular tablo 3’te verilmiştir:
| Tablo 3: Meslek Odaları Yöneticilerinin Özürlü Gençler ve Çıraklık Eğitimine Katılmaları ile İlgili İfadelere Verdikleri Yanıtlar | |||||
Kesinlikle Katılmıyorum % |
Katılmıyorum % |
Katılıyorum % |
Kesinlikle Katılıyorum % |
N |
|
| Ülkemizde meslek odalarına bağlı işyerleri özürlülerin de çıraklık eğitiminden yararlanabilmeleri için çaba göstermektedir. | 31, 8 |
20, 5 |
36.4 |
11, 4 |
44 |
| Özürlü gençlerin çıraklık eğitimi programlarından yararlanabilmeleri, devletin işyerlerinde uygun düzenlemeler yapılabilmesi için işverenlere mali kaynak yaratması ile mümkün olabilecektir. | 4, 5 |
54, 5 |
40, 9 |
44 |
|
| Özürlüler için korumalı işyerleri açılarak çıraklık eğitimleri o işyerlerinde gerçekleştirilmelidir. | 4, 7 |
7.0 |
51.2 |
37.2 |
43 |
| İşyerlerinde özürlü çırak çalıştırmak işverenlere ağır yükler getirmektedir. | 11, 4 |
27, 3 |
38.6 |
22, 7 |
44 |
| Çıraklık eğitiminde sistemin işleyişinden sorumlu olan MEB Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü, özürlü çırak çalıştırmada işverenlerin karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmede yetersiz kalmaktadır. | 4, 5 |
6, 8 |
50.0 |
38.6 |
44 |
| Özürlü gençler, çıraklık eğitim programları yerine okula dayalı mesleki eğitim programlarına yönlendirilmelidir. | 7, 3 |
9, 8 |
56.1 |
26, 8 |
41 |
| Çıraklık eğitim programları yoluyla meslek edinmek özürlüler için özürlü olmayanlar kadar önemli değildir. | 38.6 |
31, 8 |
20, 5 |
9, 1 |
44 |
| Özürlülerin çıraklık eğitimi programlarından yararlanabilmeleri için MEB’nın meslek odalarına yönelik eğitim seminerleri, bilgilendirme toplantıları v.b. etkinlikler düzenlemesi gerekmektedir. | 4, 5 |
36, 4 |
59, 1 |
44 |
|
| MEB tarafından, çıraklık eğitiminden yararlanan ve bir işyerinde çalışan özürlü öğrenciler için koordinatörlük/danışmanlık sistemi geliştirilmeli ve işyeri-özürlü-eğitim merkezi arasındaki iletişim bu yolla sağlanmalıdır. | 2, 3 |
45, 5 |
52, 3 |
44 |
|
| Özürlü gençlerin çok azı özürlü olmayan akranları ile bir arada eğitilme özelliğine sahiptir. | 13, 6 |
20, 5 |
50.0 |
15, 9 |
44 |
| Özürlü gençler çıraklık eğitimi programlarına katılsalar da çalışma hayatında özürlü olmayanlarla birlikte yer alamazlar. | 52.3 |
19, 5 |
13, 6 |
4, 5 |
44 |
| Pek çok meslekte gerekli olan fiziksel güç/iş özürlülerin çıraklık eğitimi programlarına katılımını engellemektedir. | 6, 8 |
25.0 |
56.8 |
11, 4 |
44 |
| Pek çok meslekte gerekli olan entelektüel beceriler özürlülerin çıraklık eğitimi programlarına katılımını engellemektedir. | 11, 6 |
30.2 |
53.5 |
4, 7 |
43 |
| Genel olarak toplumda çıraklık eğitimine verilen değerin az olması özürlülerin de bu programlara katılımını engellemektedir. | 9, 1 |
2, 3 |
29, 5 |
59.1 |
44 |
| Çıraklık eğitim programlarına katılan öğrenciler diğer mesleki eğitim programlarına (okula dayalı) katılanlardan daha çok iş bulma imkanına sahip olacaktır. | 9, 1 |
34, 1 |
25 |
31, 8 |
44 |
| İşyerlerinde çırak olarak çalışan özürlü öğrenciler sorunlarını özürlü olmayan akranları kadar kolay çözemezler. | 6, 8 |
11, 4 |
59, 1 |
22, 7 |
44 |
| İşyerlerinde görev alan usta öğreticilerin, özürlü olan ve özürlü olmayan öğrencileri bir arada eğitme becerileri yoktur. | 9, 1 |
11, 4 |
34.1 |
45.5 |
44 |
| Çıraklık eğitim programlarının amacı, üretime en üst düzeyde fayda sağlayacak bireyleri yetiştirmektir. Bu nedenle özürlülerin bu sistemin içerisinde yer almaları üretimi olumsuz yönde etkileyecektir. | 27, 3 |
40, 9 |
18, 2 |
13, 6 |
44 |
| Gerekli koşullar sağlandığında özürlü gençler de özürlü olmayanlarla aynı koşullarda çıraklık eğitimi programlarından faydalanabilirler. | 4, 5 |
2, 3 |
47.7 |
45.5 |
44 |
MEB'in özürlülerin çıraklık eğitiminden yararlanmalarına ilişkin herhangi bir politikası olmadığından, meslek odaları kendilerini bu konunun dışında değerlendirmektedir. |
11, 4 |
9, 1 |
43.2 |
36.4 |
44 |
Meslek odaları yöneticilerinin tabloda yer alan ifadelere verdikleri yanıtlara bakıldığında; özürlülerin çıraklık eğitimi programlarından daha yaygın bir şekilde yararlanmalarını sağlayacak önerileri içeren ifadelere araştırmanın beklentileri doğrultusunda olumlu yönde yanıt verdikleri görülmektedir. Bunun dışında kalan ifadelerde ise beklentiler dışında cevaplar da alınmıştır.
Beklentiler doğrultusunda yanıtlanan ifadeler arasında verilebilecek en belirgin olanlar şunlardır: “özürlü gençlerin çıraklık eğitimi programlarından yararlanabilmeleri, devletin işyerlerinde uygun düzenlemeler yapılabilmesi için işverenlere mali kaynak yaratması ile mümkün olabilecektir” ifadesine görüşülenlerin %95,4’ü katıldıklarını ifade etmiştir. Ayrıca, araştırma grubu “çıraklık eğitim programlarına yerleştirilecek özürlü çıraklar için MEB tarafından koordinatörlük/danışmanlık sistemi kurulmalı ve özürlü-işveren-mesleki eğitim merkezi arasında üçlü iletişim ağı bu şekilde kurulmalıdır” ifadesine %97,8 katılıyorum yanıtını vermiştir. “işyerlerinde görev alan usta öğreticilerin, özürlü olan ve özürlü olmayan öğrencileri bir arada eğitme becerileri yoktur” ifadesine de %79,6 katıldıklarını belirtmişlerdir.
Beklentiler doğrultusunda yanıtlanmayan ve bu araştırmada asıl belirleyici olabilecek yanıtlara verilebilecek en göze çarpan sonuçlar ise; “özürlüler için korumalı işyerleri açılarak çıraklık eğitimleri o işyerlerinde gerçekleştirilmelidir” ifadesine görüşülenlerin %88,4 katıldıklarını belirtmişlerdir. Araştırma grubunun neredeyse tamamı özürlülerin özürlü olmayanlarla bir arada çalışmalarını doğru bulmamaktadır. Bunu destekleyen bir yaklaşımla da, “özürlü gençlerin çok azı özürlü olmayan akranları ile bir arada eğitilme özelliğine sahiptir” ifadesine %66 gibi bir oranla katıldıklarını belirtmişlerdir.
Görüşülenler, “çıraklık eğitimi programlarına katılan özürlü öğrenciler diğer mesleki eğitim programlarına (okula dayalı) katılanlardan daha çok iş bulma imkanına sahip olacaktır” ifadesine toplamda %56,8 ile katılırken, “özürlü gençler çıraklık eğitimi programları yerine okula dayalı mesleki eğitim programlarına yönlendirilmelidir” ifadesine de %82 ile katılmışlardır. Burada araştırma grubunun iki ifadeye verdikleri yanıtların birbiri ile çeliştiği görülmektedir. Bir yandan, çıraklık eğitimi programlarına katılanların daha çok iş bulma imkanına sahip olacaklarını düşünmekte, bir yandan ise özürlülerin okula dayalı programlara yönlendirilmeleri gerektiğini ifade etmektedir.
Dikkate değer bulunan bir diğer sonuç ise; görüşülenlerin “pek çok meslekte gerekli olan fiziksel güç/iş özürlülerin çıraklık eğitimi programlarına katılımını engellemektedir” ifadesine %68.2 ile ve “pek çok meslekte gerekli olan entelektüel beceriler özürlülerin çıraklık eğitimi programlarına katılımını engellemektedir” ifadesine %58,2 ile katılmış olmalarıdır. Burada toplumda özürlülere karşı var olan yanlış yargıların görüşülenlerde de var olduğu görülmektedir.
Araştırmada bulunan en çarpıcı sonuç ise araştırma grubunun %30 gibi bir oranla “çıraklık eğitimi programları yoluyla meslek edinmek özürlüler için özürlü olmayanlar kadar önemli değildir” ifadesine ve %18 oranı ile de “özürlü gençler çıraklık eğitimi programlarına katılsalar da çalışma hayatında özürlü olmayanlarla birlikte yer alamazlar” ifadesine katılmış olmalarıdır. Birinci ifadede görüşülenlerin yaklaşık 1/3’ünün bu görüşe katılması yine genel olarak özürlülere yönelik var olan yanlış yargıların bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci ifadede belki de çok dikkat çekmeyen ama yine de üzerinde önemle durulması gereken bir yanıt alınmıştır. Katılımcıların 1/5’ine yakınının bu ifadeye katılmış olması oldukça düşündürücüdür. Zira toplumsal yaşama tam katılımın ön şartı, gerekli eğitim süreçlerinden geçerek gelir getirici bir işe sahip olmaktır. Günümüzde genç işsizliğinin önlenmesi için de dünyada yaygın olarak benimsenen model, ikili sisteme dayalı çıraklık eğitimidir. Çıraklık eğitiminde taraflardan biri olan 2 meslek odaları temsilcilerinin, özürlülerin bu eğitimden yararlanmalarında olumsuz görüşlere sahip olmaları bu araştırmanın çarpıcı sonuçları arasında yerini almıştır.
Meslek Odaları Yöneticilerinin özürlülerin çıraklık eğitiminden daha yaygın yararlanmalarına ilişkin geliştirdikleri önerileri tablo 4’te verilmiştir:
| Tablo 4: Meslek Odaları Yöneticilerinin Özürlülerin Çıraklık Eğitiminden Daha Yaygın Yararlanmaları Konusunda Önerileri | ||
Sayı |
Yüzde |
|
| Yasalarda iyileştirme | 7 |
9,6 |
| Özürlü,aile, işveren ve toplumun bilinçlendirilmesi | 4 |
5,5 |
| Ağır derecede ve zihinsel özürlüler için korumalı işyerleri açılması | 1 |
1,4 |
| İş analizleri yapılması | 10 |
13,7 |
| Özel sektör,kamu sektörü ve STÖ'lerin işbirliği yapması | 12 |
16,4 |
| MEM, işyerlerinin ulaşılabilirliğinin devletçe üstlenilmesi | 8 |
11 |
| Devletin eğitimin her aşamasında özürlüleri de dikkate alması | 10 |
13,7 |
| Eğitim-istihdam bağını kuran politikaların oluşturulması | 5 |
6,8 |
| İşverenlere mali destek sağlanması | 3 |
4,1 |
| Uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapılması | 1 |
1,4 |
| İşyerlerinin ve MEM'lerin Meslek Odalarına bilgi vermesi | 1 |
1,4 |
| Özürlüler için ayrı çıraklık okullarının açılması | 4 |
5,5 |
| Çıraklık eğitiminin öneminin medya aracılığıyla anlatılması | 1 |
1,4 |
| Özürlü öğrenciler için yeni bir fon kurulması | 5 |
6,8 |
| Bilmiyor/fikri yok | 1 |
1,4 |
| Toplam | 73 |
100 |
Araştırmaya katılan meslek odaları yöneticilerinin özürlülerin çıraklık eğitiminden daha yaygın bir şekilde yararlanmaları konusunda getirdikleri önerilere bakıldığında; %13,7 ile “iş analizlerinin yapılması”, %16,4 ile “özel sektör-kamu sektörü-sivil örgütler arasında işbirliği kurulması” ve %6,8 ile “özürlüler için yeni bir fon kurulması” politika düzeyinde üzerinde önemle durulması gereken öneriler olarak görülmektedir.
Araştırma grubundan dört kişi özürlüler için ayrı çıraklık merkezleri kurulması gerektiğini belirtmiştir. Bu öneride yine özürlülerin özürlü olmayanlarla bir arada eğitilme ve çalışma beceri ve yeteneklerinin olmadığı anlayışı yatmaktadır. Bunun da bilgi eksikliği ve yanlış inançlardan kaynaklandığı düşünülmektedir.
Özürlülere yönelik faaliyette bulunan sivil toplum örgütleri yöneticilerinin özürlü gençler ve onların çıraklık eğitimine katılmalarına ilişkin ifadelere katılma düzeylerini gösterir bulgular tablo 5’te verilmiştir:
Tablo 5: Sivil Toplum Örgütleri Yöneticilerinin Özürlü Gençler ve Çıraklık Eğitimine
Katılmaları ile ilgili İfadelere Verdikleri Yanıtlar |
|||||
| Kesinlikle Katılmıyorum % | Katılmıyorum % | Katılıyorum % | Kesinlikle Katılıyorum % | N | |
Özürlülere yönelik faaliyette bulunan bir sivil toplum örgütü yöneticisi olarak özürlü gençlerin çıraklık eğitiminden yararlanabilmeleri için kişisel olarak ve örgüt düzeyinde her platformda çaba gösteriyoruz. |
10, 8 |
27.0 |
24, 5 |
37.8 |
37 |
Ülkemizde çıraklık eğitimine gereken önem verilmediğinden özürlüler de bu yapıda yeterince yer alamamaktadır. |
2, 7 |
48.6 |
48.6 |
37 |
|
Özürlülere yönelik hizmet götüren sivil toplum örgütleri çıraklık eğitiminin özürlüler açısından sahip olduğu önemin bilincinde değildir. Bu nedenle buna yönelik herhangi bir politika geliştirilmemiştir. |
5, 4 |
16, 2 |
48.6 |
29, 7 |
37 |
İstihdam boyutunda uygulanan kota yöntemi (%3 oranında özürlü çalıştırma zorunluluğu) çıraklık eğitiminde de uygulanmalı, çalıştırılan çırakların belli bir oranda özürlü olması sağlanmalıdır. |
2, 7 |
5, 4 |
40.5 |
51.4 |
37 |
Özürlülere yönelik hizmet götüren kamu kurum ve kuruluşları (MEB, ÖZİ, İŞKUR, SHÇEK) özürlü gençlerin çıraklık eğitim programlarında yaygın bir şekilde yer almaları için sivil toplum örgütleri ile işbirliği içerisinde değildir. |
8, 1 |
48.6 |
43.2 |
37 |
|
Özürlülerin çıraklık eğitim programlarında daha yaygın bir şekilde yer almaları için MEB Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü bütçesine ek bir kaynak aktarılmalıdır. |
8.1 |
48.6 |
43.2 |
37 |
|
1475 sayılı İş Kanunu’na dayanılarak çıkartılan Sakatların İstihdamı Hakkında Tüzük ekinde yer alan belli mesleklerin belli bir özür grubu için daha uygun olduğunu gösteren çizelge vb. materyaller uygulamadan kaldırılmalıdır. |
22, 2 |
44.4 |
22, 2 |
11, 1 |
36 |
3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun özürlüler için özel meslek kursları düzenlenmesini hükme bağlayan 39. maddesine işlerlik kazandırılmalıdır. |
2, 7 |
56.8 |
40.5 |
37 |
|
Özürlülere yönelik hizmet götüren kamu kurum ve kuruluşları (ÖZİ, MEB, SHÇEK, vb.)toplumda özürlülerin çıraklık eğitimine yönelik farkındalık ve duyarlılık yaratmak için kamuoyuna açık etkinlikler düzenlemeli ve her aşamada sivil toplum örgütleri ile işbirliğine gitmelidir. |
40.5 |
59.5 |
37 |
||
Pek çok meslekte gerekli olan fiziksel güç/iş özürlülerin çıraklık eğitim programlarına katılımını engellemektedir. |
13, 5 |
32.4 |
40.5 |
13, 5 |
37 |
Pek çok meslekte gerekli olan entelektüel beceriler özürlülerin çıraklık eğitim programlarına katılımını engellemektedir. |
8, 3 |
55.6 |
33.3 |
2, 8 |
36 |
Çıraklık eğitim programlarına katılan öğrenciler diğer mesleki eğitim programlarına (okula dayalı) katılanlardan daha çok iş bulma imkanına sahip olacaktır. |
2, 7 |
27.0 |
51.4 |
18, 9 |
37 |
Çıraklık eğitimi programlarına katılan özürlü öğrenciler mesleki eğitim merkezlerinde ve işyerlerinde sorunlarını özürlü olmayan akranları kadar kolay çözemez. |
8, 1 |
16, 1 |
59.5 |
16, 2 |
37 |
Özürlü gençler, işletmelerde ve mesleki eğitim merkezlerinde görev alan yönetici/işveren/usta öğretici/eğitici personelin ayrımcı uygulamaları ve gerçekçi olmayan yargıları nedeniyle çıraklık eğitiminde yer alamamaktadır. |
10, 8 |
59.5 |
29, 7 |
37 |
|
Mesleki yetişme özürlüler için özürlü olmayanlar kadar önemli değildir. |
73.0 |
16, 2 |
5, 4 |
5, 4 |
37 |
Çıraklık eğitim programlarına yerleştirilecek özürlü çıraklar için MEB tarafından koordinatörlük/danışmanlık sistemi kurulmalı ve özürlü-işveren-mesleki eğitim merkezi arasında üçlü iletişim bu şekilde kurulmalıdır. |
29, 7 |
70.3 |
37 |
||
Eğitim sisteminde var olan ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılması, eğitim ve işyeri ortamlarının, eğitim materyallerinin yeniden düzenlenmesi ilgili bütün kesimlerin bir araya gelmesi ile mümkün olabilecektir. |
2, 7 |
32.4 |
64.9 |
37 |
|
Özürlülerin yaygın bir şekilde çıraklık eğitiminde yer alabilmeleri için işyerlerinin onların bireysel özelliklerine uygun olarak düzenlenmesi sorumluluğunu devlet üstlenmelidir. |
5, 4 |
48.6 |
45.9 |
37 |
|
Özürlü gençlerin çıraklık eğitiminden yararlanabilmeleri için bireysel yardım sistemleri geliştirilmelidir. Özürlü öğrencilere mesleki eğitimleri boyunca rehberlik, teknik yardım, özürlüler için adapte edilmiş eğitim materyalleri, sınav ve testler gibi eğitim destekleri sağlanmalıdır. |
18, 9 |
81.1 |
37 |
||
Özürlülerin kendileri, toplumda var olan yanlış inanışlar nedeniyle çalışma hayatında yer alabilme şanslarının olmadığına inanmakta ve bu nedenle eğitim sisteminden ve dolaylı olarak da çıraklık eğitiminden kopmaktadır. |
13, 5 |
59.5 |
27.0 |
37 |
|
Özürlülerin kendileri mesleki eğitim ve özelde çıraklık eğitimine gereken ilgiyi göstermemekte ve bu nedenle de bu alanda etkin bir mücadele verilmesini engellemektedir. |
5, 4 |
32.4 |
48.6 |
13, 5 |
37 |
Gerekli koşullar sağlandığında özürlü gençler de özürlü olmayanlarla aynı koşullarda çıraklık eğitimi programlarından faydalanabilirler. |
2, 7 |
13, 5 |
83.8 |
37 |
|
Özürlü gençlerin çıraklık eğitim programlarından yaygın bir şekilde yararlanamamaları, toplumda özürlülere yönelik var olan yanlış inanışların (özürlüler bir meslek sahibi olamaz, özürlülerin çalışma hayatında yer almaları gerekli değildir, aktif olarak çalışma hayatında yer alamaz...vb.) birebir yansımasıdır. |
2, 7 |
8, 1 |
43.2 |
45.9 |
37 |
Sivil toplum örgütleri yöneticilerinin tabloda yer alan ifadelere verdikleri yanıtlara bakıldığında; özürlülerin çıraklık eğitimi programlarından daha yaygın bir şekilde yararlanmalarını sağlayacak önerileri içeren ifadelere araştırmanın beklentileri doğrultusunda olumlu yönde yanıt verdikleri görülmektedir. Bunun dışında kalan ifadelerde ise beklentiler dışında cevaplar da alınmıştır.
Beklentiler doğrultusunda yanıtlanan ifadelere verilebilecek en belirgin sonuçlardan birisi “Özürlülerin çıraklık eğitim programlarında daha yaygın bir şekilde yer almaları için MEB Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü bütçesine ek bir kaynak aktarılmalıdır” ifadesine STÖ yöneticilerinin %92,0 oranında katılmalarıdır. Ayrıca, “Çıraklık eğitim programlarına yerleştirilecek özürlü çıraklar için MEB tarafından koordinatörlük/danışmanlık sistemi kurulmalı ve özürlü-işveren-mesleki eğitim merkezi arasında üçlü iletişim bu şekilde kurulmalıdır” ifadesine %100 katıldıklarını belirtmişlerdir. Bunun yanında; “Eğitim sisteminde var olan ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılması, eğitim ve işyeri ortamlarının, eğitim materyallerinin yeniden düzenlenmesi, ilgili bütün kesimlerin bir araya gelmesi ile mümkün olabilecektir” ifadesine de %97,3 katıldıklarını belirtmişlerdir.
Beklentiler doğrultusunda yanıtlanmayan ve bu araştırmada asıl belirleyici olabilecek yanıtlara verilebilecek dikkate değer sonuçlardan birisi “3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun özürlüler için özel meslek kursları düzenlenmesini hükme bağlayan 39.maddesine işlerlik kazandırılmalıdır” ifadesine, yöneticilerin %97,3’ü katıldıklarını belirtmeleridir. Araştırma grubunun neredeyse tamamı özürlülerin özürlü olmayanlarla bir arada eğitilmelerini doğru bulmamakta ve onlar için ayrı programlar geliştirilmesini onaylamaktadır. Bu grubun özürlülere yönelik faaliyette bulunan bir sivil toplum örgütünde yönetici konumunda oldukları, büyük bir çoğunluğunun özürlü olduğu veya özürlü bir yakını olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu yaklaşım oldukça çarpıcıdır. Özürlü örgütlerinin kendileri dahi entegrasyon yaklaşımını tam olarak benimsememiş görünmektedir.
Araştırmada dikkate değer bulunan bir diğer sonuç ise; yöneticilerin “pek çok meslekte gerekli olan fiziksel güç/iş özürlülerin çıraklık eğitimi programlarına katılımını engellemektedir” ifadesine %54 ile ve “pek çok meslekte gerekli olan entellektüel beceriler özürlülerin çıraklık eğitimi programlarına katılımını engellemektedir” ifadesine %36 oranı ile katılmış olmalarıdır. Bu sonuçlar oldukça düşündürücüdür. Zira araştırma grubu, toplumun diğer kesimlerinde özürlülere yönelik var olan bazı yargıları benimsemiş görünmektedir. Herkesin yapabileceği bir işin olduğu ve bunun da bireyin kişisel özellikleri, yetenekleri, becerileri ile o işin gerektirdikleri arasında kurulacak bağla ilişkili olduğu, özürlü olmanın ya da olmamanın burada belirleyici olamayacağı gerçeğinin sivil toplum örgütleri arasında dahi benimsenmediği görülmektedir.
Araştırmada en dikkate değer bulunan sonuçlar ise araştırmaya katılanların kendilerine yönelik bir öz eleştiri içeren ifadelere verdikleri yanıtlar olmuştur. “Özürlülerin kendileri, toplumda var olan yanlış inanışlar nedeniyle çalışma hayatında yer alabilme şanslarının olmadığına inanmakta ve bu nedenle eğitim sisteminden ve dolaylı olarak da çıraklık eğitiminden kopmaktadır” ifadesine, görüşülenlerin %86,5’i, “ özürlülerin kendileri mesleki eğitim ve özelde çıraklık eğitimine gereken ilgiyi göstermemekte ve bu nedenle de bu alanda etkin bir mücadele verilmesini engellemektedir” ifadesine %62,1’i ve “özürlülere yönelik hizmet götüren sivil toplum örgütleri çıraklık eğitiminin özürlüler açısından sahip olduğu önemin bilincinde değildir. Bu nedenle de buna yönelik herhangi bir politika geliştirilmemiştir” ifadesine de %78,3’ü katıldıklarını belirtmişlerdir. Araştırmaya katılanların, özürlülerin çıraklık eğitiminde yaygın bir şekilde yer alamamalarında taraflardan biri olarak sorumluluk almaları ve kendilerine öz eleştiri getirmeleri gelecekte planlanacak çalışmalar için umut vericidir. Sivil toplum örgütleri olarak sorumluluğu tümüyle devlete yüklememeleri ve bu alanda gereken mücadeleyi vermediklerini ifade etmeleri gerçekçi bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Ancak, farklı bir bakış açısıyla da özürlülerin mesleki eğitim olanaklarından yararlandırılıp işgücüne üretken bireyler olarak katılmaları kendi örgütleri tarafından dahi en ihmal edilen alan olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sivil Toplum Örgütleri yöneticilerinin özürlülerin çıraklık eğitiminden daha yaygın bir şekilde yaralanmalarına ilişkin geliştirdikleri öneriler tablo 6’da verilmiştir:
Tablo 6 : STÖ Yöneticilerinin Özürlülerin Çıraklık Eğitiminden Daha Yaygın Yararlanmaları Konusunda Önerileri |
||
Sayı |
Yüzde |
|
| Yasalarda iyileştirme | 7 |
10,4 |
| Özürlü,aile, işveren ve toplumun bilinçlendirilmesi | 14 |
20,9 |
| İleri derecede ve zihinsel özürlüler için korumalı işyerleri | 4 |
6 |
| İş analizleri yapılması | 9 |
13,4 |
| Özel sektör, kamu sektörü ve STÖ'lerin işbirliği yapması | 13 |
19,4 |
| MEM ve işyerlerinin ulaşılabilirliğinin devletçe üstlenilmesi | 5 |
7,5 |
| Destek hizmetlerin alt yapısının sağlanması | 6 |
9 |
| Çıraklık eğitiminin yaygınlaştırılması ve yerelleştirilmesi | 2 |
3 |
| Eğitim-istihdam bağını kuran politikaların oluşturulması | 3 |
4,5 |
| MEM eğiticilerine hizmet içi eğitim programları hazırlanması | 2 |
3 |
| Bilmiyor/fikri yok | 1 |
1,5 |
| Cevap Yok | 1 |
1,5 |
| Genel Toplam | 67 |
100 |
Araştırmaya katılanların, özürlülerin çıraklık eğitiminden daha yaygın bir şekilde yararlanmaları konusunda önerilerine bakıldığında en sıklıkla getirilen ilk üç öneri; %20,9 ile “özürlü, aile, işveren ve toplumun bilinçlendirilmesi”, %19,4 ile “özel sektör, kamu sektörü ve STÖ’lerin işbirliği yapması” ve %13,4 ile “iş analizlerinin yapılması” önerileri olmuştur. Bu gruptaki yöneticiler, “çıraklık eğitiminin yaygınlaştırılması ve yerelleştirilmesi” önerisini sadece %3 oranında dile getirmişlerdir. Hizmetlere erişim ve ulaşım açısından özürlü olmayanlara oranla daha büyük sorunlar yaşayan özürlü gençlerin, çıraklık eğitiminden daha ulaşılabilir bir şekilde yararlanabilmeleri açısından önemli olabilecek bu önerinin bu kadar düşük bir oranda dile getirilmesi oldukça düşündürücüdür.
Özürlülerin çıraklık eğitim sisteminde daha yaygın bir şekilde yer almalarının sağlanması amacıyla, konunun üç tarafı ile gerçekleştirilen araştırmada her üç grubun (Mesleki Eğitim Merkezleri, Meslek Odaları ve özürlülere yönelik faaliyette bulunan Sivil Toplum Örgütlerinin yöneticileri) özürlü gençler ve onların çıraklık eğitimine katılmaları ile ilgili bilgi, görüş, düşünce ve beklentilerine baktığımızda, özürlülerin var olan çıraklık eğitimi programlarından daha yaygın bir şekilde yararlanmalarını sağlayacak önerilere büyük oranda katıldıkları görülmektedir. Ancak, bu yaklaşıma tamamen ters bir yaklaşımla her üç grup da özürlüler için ayrı programlar geliştirilmesi ve özürlü olmayanlarla bir arada eğitilmemeleri görüşüne benzer oranlarla katıldıklarını belirtmişlerdir. Her üç grubun da özürlülerin mesleki eğitiminde kaynaştırma yaklaşımının önemi konusunda bir farkındalık geliştiremedikleri görülmektedir.
Araştırmaya katılanlar, çıraklık eğitimine katılan özürlü gençlerin daha çok iş bulma imkanına sahip olacağını belirtmekte, ancak özürlü öğrencilerin çıraklık eğitimi programları yerine okula dayalı mesleki eğitim programlarına yönlendirilmeleri gerektiğini vurgulamaktadır. Burada, bireylerin bir iş sahibi olup çalışma yaşamına katılmalarında çıraklık eğitiminin öneminin her üç grupta da benimsendiği, ancak özürlülerin bu sistemde yer almaları konusunda olumlu bir yaklaşımın benimsenemediği görülmektedir.
Özürlülerin çıraklık eğitiminde benimsenmiş bir politikaları olmayan her üç grup, bu konuda birbirleriyle de iletişim içerisinde değildir.
Özürlülerin çıraklık eğitimi sisteminden daha yaygın bir şekilde yararlanmalarını sağlamak için getirilen önerilere baktığımızda ise; her üç grubun da özürlülerin, ailelerin ve genel olarak toplumun bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladığı görülmektedir. Ayrıca yasalarda iyileştirmeler yapılması gerektiği de ortak olarak ifade edilen öneriler arasında yer almaktadır.
Özürlülerin çıraklık eğitimi sisteminde daha yaygın bir şekilde yer alabilmeleri konusunda özel sektör, kamu sektörü ve sivil toplum örgütlerinin işbirliği yapması gerektiği de ortak olarak benimsenmiş bir öneridir. Araştırma gruplarından MEM ve meslek odaları yöneticileri özürlüler için ayrı çıraklık eğitimi merkezlerinin kurulması önerisini getirirken, STÖ yöneticileri bu öneriyi sadece ağır derecede özürlü olanlar için ifade etmişlerdir. Burada STÖ yöneticilerinin entegrasyon yaklaşımını diğer iki gruba oranla daha yaygın bir şekilde benimsedikleri görülmektedir.
Özürlülerin çıraklık eğitiminden daha yaygın bir şekilde yararlanıp iş piyasasına katılımlarının sağlanması amacıyla aşağıdaki önerilere yer verilebilir:
1. Özürlülerin mesleki eğitimlerinde ulusal bir politikanın ortaya konması amacıyla ilgili disiplinler, kamu kuruluşları, işçi ve işveren örgütleri, özürlülere yönelik faaliyette bulunan sivil toplum örgütleri bir araya gelmeli ve imzalanan uluslararası normlara uygun bir politika benimsenmelidir.
2. Özürlülerin istihdamının mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyondan bağımsız düşünülemeyeceği gerçeğinden hareketle, ülkemizde özürlü genç işsizliğinin önlenmesinde çıraklık eğitimi model olarak benimsenmelidir.
3. Özürlülerin çıraklık eğitiminden akranları ile birarada yararlanabilmeleri için 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda gerekli değişiklikler yapılmalı ve özel meslek kursları düzenlenmesini hükme bağlayan 39.madde sadece ileri derecede özürlü olanlar ve normal çıraklık programlarından yararlanamayanlar için işlerlik kazanmalıdır.
4. Özürlülerin çıraklık eğitimlerinin genel çıraklık eğitiminin ayrılmaz bir parçası olduğu göz önünde bulundurulmalı ve kamu-özel-sivil toplum işbirliği sağlanmalıdır.
5. Özürlülerin çıraklık eğitiminde taraflardan üçü olan mesleki eğitim merkezleri, meslek odaları ve özürlülere yönelik faaliyette bulunan sivil toplum örgütleri yöneticilerinin konu üzerinde tartışmada bulunması ve çözüme yönelik kararlar alabilmesi için ilgili kamu kuruluşları (ÖZİ, MEB, İş-Kur, SHÇEK) bu üç grubu biraraya getirmeye yönelik etkinlikler (sempozyum, panel, konferans, vb.) düzenlemelidir.
6. 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde merkezde Mesleki Eğitim Kurulu ve illerde İl Mesleki Eğitim Kurulu adıyla oluşturulan kurullarda, özürlülere yönelik faaliyette bulunan sivil toplum örgütleri yöneticilerinin de temsil edilmesi sağlanmalıdır.
“Türkiye’de Özürlülerin Çıraklık Eğitim Sisteminden Yararlanmaları Konusunda Mesleki Eğitim Merkezleri, Meslek Odaları ve Özürlülere Yönelik Faaliyette Bulunan Sivil Toplum Örgütleri Yöneticilerinin Görüş, Beklenti ve Önerilerinin İncelenmesi” araştırması Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı’nda Doç Dr. Aliye MAVİLİ AKTAŞ danışmanlığı ile hazırlanmış ve 23.06.2003 tarihinde anılan Enstitü tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiştir.
Araştırma süresince, sağlık sorunları ve yoğun çalışma programına rağmen anlayış, destek ve yardımlarını esirgemeyen çok değerli danışmanım sayın Doç Dr. Aliye MAVİLİ AKTAŞ’a ve araştırmanın her aşamasında bana sabırla katkı sunan sevgili arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunarım.
KAYNAKLAR
BERGESKOG, A., Labour Market Policies, Strategies and Statistics for People with Disabilities, Uppsala, Sweden: Office of Labour Market Policy Evaluation (IFAU), (20