Toplum Temelli Rehabilitasyon Nedir?
Toplum Temelli Rehabilitasyonun (TTR) genel yapisi 1978'de Alma Ata'da düzenlenen uluslararasi konferansta, bir çok saglik bakaninin kabul ettigi bir bildirgeyle dogmustur. Daha sonraki gelismelerde, toplumsal düzeyde bir temel alinmadikça rehabilitasyon servislerinin hizmet vermesinin mümkün olmadigi görülmüstür. Bu bildirgenin yayimlanmasindan sonra Dünya Saglik Örgütü (WHO) nün Toplum Temelli Rehabilitasyon Programi, Dünya Özürlüler Yili'nda (1981) resmen baslamistir. “Toplum Temelli Rehabilitasyonun genel yapisi, bir çok akimi gözler önüne sermekte ve halk seviyesinde elde edilen tüm ölçümlerin nasil kullanilacagini ve bunlarla nasil kaynak olusturulacagini kapsamaktadir. 1980'lerin basinda, UNICEF dünyanin en fakir ülkelerinde aktif bir sekilde TTR programlarina destekte bulunmustur. Bu destek daha çok özürlü çocuklar üzerinde yogunlasmis ve çogu genel saglik servisi ve organize sosyal hizmetler seklinde gerçeklestirilmistir”( Sultana S. Zaman,2000).
“TTR, toplumda temel hizmetlere ulasmakta güçlük çeken bireylere ulasmanin alternatifi veya tamamlayicisi olan bir yaklasim” olarak tanimlanir. Özürlü kisilerin toplumda esit haklardan yararlanmasi için mevcut kaynaklarin harekete geçirilmesini saglar.Toplumsal rehabilitasyon kavrami içinde, tibbi rehabilitasyon boyutu yaklasimin sadece bir bölümünü kapsar. Özürlünün toplum hayatina uyumu, diger bireylerle esit haklardan yararlanmasi ve yasadigi çevre ve toplumun özürlünün yasamasina olanakli kilacak sekilde düzenlenmesi gibi kavramlarla bütünlesir” (Istanbul TTR Programi Degerlendirme Raporu,2004).
Toplum Temelli Rehabilitasyonun Tanimi
Dünya Saglik Örgütü'nün kilometre tasi olan “Özürlülerin Halk Içinde Egitilmesi” kilavuzunun yazarlarindan biri olan Dr. Helander'in tanimi söyledir; “TTR özürlülerin yasam kalitesini yükseltmek için hizmet dagilimini gelistirmeyi, daha esit firsatlar saglamayi ve özürlülerin haklarini korumayi amaçlayan bir stratejidir. TTR toplumun ve özürlü ailelerinin tam ve koordine çabalarini gerektirmektedir. TTR ilgili bütün sektörlerin (egitim, saglik, yasama, sosyal refah ve çalisma) bu yolda bütünlestirilmesini hedeflemekte ve özürlülügün tam temsil ve yetki gücünü amaçlamaktadir. TTR'nin amaci bir degisim yaratmak, yardima ihtiyaç duyan tüm özürlülere ulasmayi saglayacak bir sistem gelistirmek ve bu sistemleri kullanarak ilgili hükümetleri ve halki bilinçlendirmektir”( Helander,1989).
ICIDH (Internal Classification of Impairments, Disabilities and Handicaps) hastalik, bozukluk ve özürlülükten engellilige ilerlemenin oldugu dogrusal bir modeli baz almistir. Bozukluk vücudun ya da bir organin yapisindaki ya da islevindeki anormalliktir. Özürlülük ise bozulma sonucu yetilerin kisitlanmasi veya yetilerden tamamen yoksun kalinmasidir. Engellilik ise bozukluk ve özürlülükten kaynaklanan sosyal dezavantaj olarak tanimlanmistir (WHO, 1980).
Doksanli yillarda özürlü bireyin halk arasinda kabulü ve daha iyi insan haklarina erisme vurgusuyla gelisen yapisal degisim, 1994'te ILO, WHO ve UNESCO'nun ortak raporunda yansitildigi gibi, Toplum Temelli Rehabilitasyon Programinin tanimini degistirdi. Degisiklikler ayrica ICIDH'nin 1999'da yenilenmis uyarlamasiyla ortaya çikan “Uluslararasi Bozulma, Aktivite ve Katilim Siniflandirmasi'na” da yansidi. Bu uyarlamada olumsuz bir anlam içeren “özürlülük” , “aktivite” ile “engelli” de “katilim” ile degistirildi. Bu yeni terimlerin kullanilmasinin amaci katilimi engelleyen bozulmanin aktivite ve “baglamsal etkenler” ile ilgili olarak, insanin dogasinin ortaya çikartilmasidir. Bu siniflandirma dogrusal olmayan, es zamanli olarak saglik sartlari ile daha önce bahsedilen baglamsal etkenler arasindaki iliskinin derecesini “katilim” açisindan açiklamaktadir (Thomas&Thomas,1999). “Toplum temelli rehabilitasyondaki vurgu, tibbi rehabilitasyon ve bireyin yeniden yapilanmis islevinden toplumdaki özürlü bireyin sosyal bütünlesmesiyle ilgili olarak baglamsal etkenlerin kullanimiyla yer degistirdi. Benzer olarak halk içinde yeniden yapilandirici terapiler yerine, müdahalelerin odagi özürlü kisilerin insan haklarina, özürlü ailelerin kendi kendine yardim gruplarinin gelistirilmesin ve halktaki özürlü olmayan insanlarin genel tutumundaki degisime kaymistir” (Zaman,2000).
TOPLUM TEMELLI REHABILITASYON PLANLAMASI
Halk Katilimi Için Planlama
Toplum Temelli Rehabilitasyon en basindan beri gelismekte olan ülkelerde rehabilitasyona uygun bir yaklasim olarak tesvik edildigi için, halk katilimi bu program için önemli bir bilesen olarak görülmüstür. Pratikte ise, ne yazik ki çogu program çesitli sebeplerden dolayi yeterli seviyede halk katilimini gerçeklestirmede zorlanmaktadir. Otoritenin merkezden dagitilmasi ve tabandan tavana yaklasimlar gelismekte olan ülkelerde yenidir.
Gelismekte olan ülkelerde, zaman zaman halk katilimini planli bir çerçevede gelistirmek gerekli hale gelmektedir. Proje kapsaminda tam bir toplumsal sorumluluk kavrami ortaya atilirken, karsimiza çikacak zorluklarin hatirda tutulmasi halk katiliminin niye gerekli oldugunu açiklamaktadir. Toplum Temelli Rehabilitasyon Programlari kapsaminda, özürlü bireyler ve onlarin ailelerinden olusan marjinal gruplar yönlendirilmeli ayrica daha katilimci bir gelisme modeli yakalamak, halkin bazi sorumluluklar üstlenmeye baslamasi ve ileriki asamalarda rehabilitasyon programinin büyük bir kisminin sorumlulugunu yüklenebilmesi için halk harekete geçirilmelidir.
Süreklilik Için Planlama
Süreklilik insanlarin genel kaygi ve degerlerini yerlestiren, gelecege bakan, bir toplumun degisimle mücadele yetisini güçlendiren, temel nedenleri bulmayi saglayan süreci gelistiren, toplumun tüm üyelerine çikar saglamayi amaçlayan, insanlarin birbiriyle iliskilerini vurgulayan, sorumlulugu gelistiren, gelecek için bir vizyon olusturan, gelismeyi takip eden ve temel kaynak ihtiyaçlarini karsilayan uzun dönemli bir kavramidir. Söyle tanimlanabilir: “ Sistemin yerel olarak farkli bölgelere uygun, farkli stratejilerin, sistem amaçlarini gerçeklestirinceye kadar sürdürme becerisidir”.
Süreklilik planlamasi çerçevesinde süreklilik programini sosyal ve kültürel açidan etkileyebilecek farkli etkenleri ayirt etmek ve tanimlamak daha sonra da sürekliligi gelistirmek amaciyla, bu çalisma boyunca belirlenmis etkenlerle ilgili stratejiler gelistirmek planlamacilar için çok önemlidir (Zaman,2000).
Özürlü ve Özürlü Aileleri Organizasyonlari Için Planlama
Rehabilitasyon hizmetlerinde demokratik ve potansiyel olarak özgürlükçü bir yeniden yapilandirma yakalamak adina, TTR sürecinin tüm asamalarinda özürlü insanlarin organize hale gelip tam katilim ve liderlik için baskida bulunmalari gerekir. TTR programini baslatmada tabandan tavana yaklasimlarin tesvik edilip desteklenmesi önemlidir.
AMAÇLARIN YENIDEN TANIMLANMASI
Özürlülerin kendileri de “rehabilitasyonun” altinda yatan mantigin ve hedefin yeniden düsünülmesine katkida bulunmalidir. Genelde - özellikle tepeden inme yaklasimlarda - rehabilitasyonun hedefi, özürlüleri süregelen adil olmayan ayrimci toplumun içinde normallestirmesidir. Buna karsin diger bir alternatifin hedefi - tabandan tepeye olan yaklasimlar - günümüz toplumunu daha adil, daha demokratik ve insan farkliliklarina karsi daha kabulcü bir hale getirmek için özürlü insanlari dezavantajli ve uç gruplarin organize mücadelesine katilmalari için yetkili kilmaktir. Bu alternatif rehabilitasyon yaklasiminin amaci toplumun özürlülere kapadigi kapilari zorlamak degildir. Bunun yerine, esitsizlik duvarlarini yikip tüm insanlara esit saygi, esit firsat ve esit haklarin saglanacagi bir sosyal düzene dogru çabalamaktir (Mendis,1989).
DÜNYADA TTR UYGULAMA ÖRNEKLERI
BASARILI TOPLUM TEMELLI REHABILITASYONDA ANAHTAR: PERSONEL EGITIMI
(Education of Personnel: The Key To Successful Community Based Rehabilitation)
Padmini Mendis
Disability Studies Unit, faculty of Medicine, University of Kelaniya P.O Box 06, Ragama, Sri Lanka
TTR VE EGITIM
TTR' deki egitim süreci her alanda oldugu gibi dinamik olup degisen sartlara ve taleplere karsilik verecek sekilde degismelidir.
Birincisi, egitim programi özürlülerin ihtiyaçlari üzerine kurulmalidir. Gelismekte olan ülkelerde özürlülerin genel durumlarinda temel bir benzerlik olmasina ragmen degisip çesitlilik gösteren sosyal, ekonomik, politik ve kültürel çevreler hesaba katilmalidir. Bu yüzden egitim programlarinda her ülke için yeni bir program benimsemelidir.
Ikinci olarak, hizmet sunduklari insanlarin degisen ihtiyaçlarini fark edip benimsemek için egitim programlari kendi içerisinde sürekli gelisim sistemlerine sahip olmalidir. Bu iki nokta da günümüz TTR egitiminde ihmal edilmektedir. Ayrica siklikla müfredatlar TTR hakkinda bilgisi ve özürlülerle etkilesimi az olan kisiler tarafindan düzenlenmektedir. Bu sebeple dersler özürlülerin ihtiyaçlarinin ne olmasi gerektigi üzerine kurulmaktadir.
Üçüncü olarak, egitim genellikle disaridan ya da tepeden getirilen bilgi ve teknolojinin bir paylasimi olarak görülmektedir. Bunun yerine egitim insanlarin kendi anlayislarini gelistirdikleri ve kendi çözümlerini bulduklari bir süreç olarak görülmelidir. Bu daha kabul gören ders ve konusmalar yerine tartisma, problem çözümü ve proje çalismalari gibi “ögrenme-merkezli” egitim yöntemleriyle kolaylastirilmalidir.
Profesyonellerin Egitimi
Önce profesyoneller seçilir, çünkü degisimin en fazla ihtiyaç duyuldugu yer burasidir. Bu grup su anda özürlü insanlarla yakindan ilgili olan ve ödeme yapilan çalisanlardan olusmaktadir. Genellikle saglik, sosyal refah ve egitim sektörlerinde ise alinirlar. Ayni zamanda terapistlerin, sosyal çalismacilarin ve okul ögretmenlerinin olusturdugu gönüllü organizasyonlar da vardir.
Birincisi, programi baslatanlar, ögretmen ve idarecilere duyulan acil gerekli ihtiyaci karsilamak için kisa kurslarin verilmesidir.
Ikincisi, terapistler ve ögretmenler için sürdürülen egitim programinin temel müfredatini belirlemektir. Kurslar verilmeye baslandiginda yeni kurs tarzlarinin göz önünde bulundurulmasi gerekir. Profesyonellerin yetistirilmesinde kalicilik - özellikle orta sinif çalisanlarin üretimine dayali uzun dönem ihtiyaçlarinin karsilanmasi için- gereksinimi duyulmaktadir. Son iki yildir Sri Lanka Kelaniya Üniversitesi Tip Fakültesi Özürlülük Çalismalari Ünitesi, Sri Lanka'li ve uluslararasi katilimcilardan olusan iki ögrenci grubuna kisa kurslar uygulamistir. Bu iki tip kursun bazi yönleri asagida verilmistir.
Uluslararasi Kurslar
Bu kurslar alti hafta boyunca tüm gün sürmekte ve katilimcilar TTR' de çalisan ya da yakin gelecekte çalismayi düsünen profesyonel çalisanlardir (yöneticiler dahil). Kurslar, Birlesmis Milletler (BM) ve uluslararasi yardim kuruluslarinin iki tarafli bagislarindan elde edilen sponsorluklarla desteklenmistir.
Kursun Hedefleri
Kurs, katilimcilarin ögretme ve yönetimsel yeteneklerini arttirmayi amaçlamaktadir. Kurslar bu genel hedefi basarmak için ayrintili bir sekilde katilimcilarin gerekli tutumlarini, bilgi ve becerilerini gelistirmeyi amaçlamaktadir. Bu sayede katilimcilar sunlari yapabilecek konuma geleceklerdir:
*Özürlü ve onlarin ailelerinin ihtiyaçlarina duyarlilikla karsilik vermek ve onlarin yeteneklerini gelistirmek.
*Topluluklarin kendi programlarini planlama, yürütme ve denetlemede onlara yardimci olup desteklemek.
*Toplumun yapisi, aktiviteleri, kaynaklari ve destek sistemlerini analiz etmek ve onlarin koordineli kullanimini saglayip gelistirmek.
*Asamali yöre/bölge programi gelisimi için detayli plan yapmak.
*Disiplinler arasi gruplari etkilesimli kilmak ve isbirligi saglamak.
Kursun Içerigi
Her kurs günü 45 dakika süren yedi dersten olusmaktadir. Kurs içerigi su modellere ayrilabilir:
1. Özürlülük kavrami ve özürlülerin durumu (34 ders)
2. Toplumsal kalkinma ve destek sistemleri (22 ders)
3. Rehabilitasyon programi gelisimi (86 ders)
4. Alan çalisma ve analizi (50 ders)
5. Yetiskin ögretimi ve egitimi (20 ders)
6. Gerekli teknik yardimlar (20 ders)
7. Kurs açilis ve kapanisi, tanitimlar, katilimcilarin egitimlerinin degerlendirilmesi, kurs degerlendirmesi (20 ders).
Diger ülkelerde oldugu gibi Sri Lanka'da da diger ülkelerden gelen kaynak insanlar seçilmistir. Ögrenme-merkezli katilimci ögretim, mümkün oldugunca kullanilmaktadir. Dersler sürerken, ders/model hakkinda katilimcilar tarafindan bir degerlendirme yapilmaktadir. Genel bir bakis açisi yaratmasi için kurs sonu degerlendirme ve kurs bitiminden 18 ay sonra gerçeklesen genel bir degerlendirme yapilmaktadir.
Ulusal Kurslar
Birçok yardim kurulusu küçük ve izole TTR projelerini yürütürken, Sri Lanka'daki Ulusal Program, Saglik ve Toplumsal Kalkinma Bakanligi'nin sorumlulugundadir. Ulusal seviyede tüm sektörler, özürlülere mümkün firsatlar sunmak ve ulastirmak için sektörler arasi ulusal bir yapida bir araya gelmislerdir. Bu yapi Saglik, Sosyal Hizmetler, Egitim ve Çalisma Bakanliklarinin temsilcileri gibi BM temsilcilerini de kapsamaktadir. Bu yöntemde var olan personel ve altyapi her sektörün kendi personelinden olusur ve her sektör kendi personelinin ödemesini gerçeklestirir. Sri Lanka'daki TTR stratejisinde, bölgesel seviyede profesyonel destek topluluklara mümkün hale getirilmistir. Bu diger ülkelere kiyasla en sinirsal idare seviyesidir. Her bölgede topluluklara istedikleri kadar teknik destek verilir ve genel program destegini saglamak için “çekirdek bir takim” egitilir. Bölgesel Çekirdek Takim bir sosyal çalismaci, bir terapist ve her bölgenin ayrica seçtigi diger bir üyeden olusur. Üçüncü üye genellikle toplumsal ve kirsal kalkinma memurlari, yerel STÖ (Sivil Toplum Örgütleri) çalisanlari ve planlama memurlari olmaktadir. Takimlarin tüm üyeleri çesitlilik gösteren ve kendi alanlarinda sahip oldugu pratik tecrübenin yaninda temel bir profesyonel egitime sahiptir. Üyeler, TTR görevlerini sürdürmekte olduklari islerine dahil ederler.
Bu strateji ülkenin 260 bölgesinin 20'sinde baslatilmistir. Tüm egitim çalismalari Saglik, Sosyal Hizmetler, Egitim ve Çalisma Bakanliklarinin temsilcilerin olusturdugu sektörler arasi merkezi bir yapi sayesinde koordine edilmektedir. Özürlülük Çalismalari Ünitesi, Ulusal TTR programi için teknik bir kaynak gibi hareket etmekte ve çekirdek takim üyelerinin egitimini saglamaktadir. Sunu da eklemek gerekir, ünitenin “TTR'deki Ortaklik Programi” özürlü organizasyonlari ve özürlülükle ilgili diger organizasyonlarin kapasitesini güçlendirmek ve bunlarin TTR'ye aktif katilimini saglamanin yollarini aramaktadir. Ancak okul ögretmenleri, meslek egitmenleri ve TTR ögretmenlerinin egitimi baska enstitüler tarafindan üstlenilmistir ve bu çalismada bunlara deginilmeyecektir. Ayrica yerel idari memurlarin da TTR' de seminer ve çalisma gruplari vardir.
Kursun Hedefleri
Kursun öncelikli hedefi, bölgesel çekirdek takimi üyelerinin gerçeklestirecegi görevler için katilimcilari hazirlamaktir. Bunlar:
1. TTR Bölgesel Yönetim Komitesi üyeleri olarak etkili bir sekilde çalismak.
2. Toplumda sosyal hareketliligin saglanmasi.
a)Programlarin sürdürülmesinde sorumluluk almak için her toplulugun halk rehabilitasyon komitesi kurmasi amaçlanir.
b)Programin yürütülmesi için topluluk rehabilitasyon komitesi gönüllülerinin seçmesi amaciyla topluluklarin sosyal aktariminin yürütülmesi amaçlanir.
3. En az iki hafta süren, gönüllüler için egitim kursunu organize edip baslatmak ve gerekli oldugunda diger topluluk üye/liderlerini kabul etmek (Ulusal Kilavuz, Özürlülerin Halk Içinde Egitim Kilavuzu halk egitimi için bir araç olarak kullanilmistir. Bu da WHO kilavuzundan benimsenmistir) (Helander et al.1989).
4. Daha pratik bir egitim, sorunlari çözmeye yardimci olmak ve süreci denetlemek için gönüllülerle birlikte düzenli ev ziyaretlerinde bulunmak.
5. Destek ve denetim amaciyla halk rehabilitasyon komiteleriyle düzenli bir sekilde toplanmak.
6. Veri toplamak, kayit tutmak ve bölgesel yönetim komitesine rapor sunmak.
7. Egitim memurlariyla iletisim kurmak ve okula gidemeyen çocuklara egitim olanaklari saglamak için Halk Rehabilitasyon komitelerine yardimda bulunmak.
8. Çalisma memurlari ve Ulusal Gençlik Hizmet Konseyi (UGHK) memurlariyla iletisim kurmak, mesleki egitim ve is bulma konusunda ihtiyaç duyan genç ve yetiskinlere yardimci olmak.
9. Tibbi müdahaleye ihtiyaç duyanlarin tibbi saglik memuru ya da diger saglik servislerine havalelerini takip edip, havalelerin gerçeklestiginden emin olmak.
Kursun Içerigi
Kurs üç model üzerine kurulmustur.
Model I-Program Temeli
*Özürlülerin genel durumu
*Özürlülük ve özürlülere karsi olan tutum
*Özürlülük kavrami
*TTR kavrami ve yaklasimlari
*Ulusal strateji ve katilimcilarin rolü
Model II-Teknoloji
*Görme zorlugu çekenlerin rehabilitasyonu
*Hareket etmekte güçlük çekenlerin rehabilitasyonu
*Duyma ve/veya konusmada güçlük çekenlerin rehabilitasyonu
*Ögrenme zorlugu (zihinsel gerilik) çekenlerin rehabilitasyonu
*Anormal davranislarda bulunan (akli rahatsizligi) yetiskinlerin rehabilitasyonu *Nöbetleri olan (sara) insanlarin rehabilitasyonu
*Birden çok özrü bulunan insanlarin rehabilitasyonu
*Özürlü bebeklerin emzirilerek beslenmesi programlari
*Özürlü çocuklar için erken teshis programlari
*Sosyallesme firsatlari
*Psiko-sosyal ihtiyaçlar
Model III-Programin Yürütülmesi
*Birey aile ve topluluklar arasi etkilesim (kisiler arasi yetenekler)
*Sosyal aktarim için stratejiler
*Ihtiyaç tespiti, siniflandirmasi ve degerlendirmesi, bireyler için rehabilitasyon planlamasi
*Egitim sistemi ve Egitim Bakanliginin rolü
*Genç ve yetiskinler için gelir saglanmasi ve Sosyal Hizmetler Bölümü, Çalisma Bakanligi ve Ulusal Gençlik Hizmet Konseyinin rolü
*Tibbi ihtiyaçlari karsilamak ve Saglik Bakanliginin rolü
*Hükümet ve özel sektörlerle koordinasyon
*Bilgi toplanmasi, kayit tutulmasi, rapor ve denetleme
*Kaynak analizi ve yararlanisi
*Gönüllülerin seçilmesi ve egitilmesi
*Bölgesel program planlamasi
Kursun Sonuçlari
Egitim ve program gelisiminin etkileri, Özürlülük Çalismalari Ünitesi ve Saglik ve Sosyal Refah Bakanliginin TTR ünitesi tarafindan denetlenmektedir. Bu denetleme, bir rapor sistemi gelistirilmesine ragmen daha çok alan ziyaretleri sayesinde gerçeklesmistir. Su anda, ön hazirlik kurslari 15 ve üst seviye kurslarla sürdürülmektedir. Üst seviye kurslari, alan denetlemesiyle gözlenen ihtiyaçlar üzerine gelistirilmektedir .TOPLULUKLARI EGITMEK – SOSYAL AKTARIM
Daha genis halk yiginlarinin da ayrica TTR konusunda egitime ihtiyaci vardir. Topluluklarla ilgili egitimin hedefi, onlarin TTR' de aktif katilimini saglamaktir. Sosyal aktarim, Bölgesel Çekirdek Takiminin program gelisiminin sürekli bileseni olup, resmi olmayan egitim metotlarinin kullanmasiyla gerçeklestirilmektedir. Her topluluk, nüfuz sahibi insanin nasil seçilecegini ögrenirler. Kullanilan yöntemlerin biri teke tek durumlarda ya da küçük gruplarda resmi ve gayri resmi liderlerle görüsmeler düzenlemektir. Sonra da onlarin topluluktaki geleneksel baglarini kullanarak halkin geri kalanina ulasmaktir. Diger yöntem ise, halkin toplantilara katilimini saglayarak bu sayede halk üyeleriyle dogrudan görüsmektir. Egitim ve sosyal aktarimi, toplum liderleriyle üyeler arasinda bir görüsme süreci olarak görülmektedir. Bu da özürlülerin hayatini iyilestirmede sorumluluk üstlenecek olan halkin “Halk Rehabilitasyonu Komitesini” kurmalarina öncü olacaktir. Su da görülmüstür ki, komitelerin programi yürütülmesi ve kaliciligini saglamasinin yani sira, halkin programin onlara ait oldugunu kesinlestirmesi açisindan hayati derecede önemlidir. Görüsme sayesinde gerçeklesen egitim süreci genelde su yönleri barindirmaktadir:
*TTR Programi, halkin rolünün anlami ve sorumluluklari hakkinda bilgi.
*Özürlülük ve ona sebep olan etkenlerin dogurdugu sorunlar hakkinda bilinç.
*Özürlü toplum bireylerinin ihtiyaçlari ve onlarin hayat kalitesini yükseltecek temennileri hakkinda bilinç.
*Programi gelistirmek için halkin kaynaklari nasil, ne ölçüde kullanacagi bilinci. *Özürlü bireylerin özel ihtiyaçlarini karsilamak için bilgi ve teknolojilerin yararlanilabilirligi.
*Halkin saglayamayacagi hizmet ve müdahalelerden yararlanilmasi için diger seviyelerden uygun destek ve yardim.
*Diger programlarin basari ve kisitlamalara yol açacak etkenlerinin örnekleri.
*Sorulara yanitlar.
Bizim deneyimimizde, halk katilimini saglamak için bilgi dagilimi TTR programlarinin sürekli bir parçasi olmalidir.
TOPLULUK ÇALISANLARININ EGITIMI
Sri Lanka'da her topluluk, kendi halk TTR çalisanlarini seçer ve onlar da gönüllü olarak çalisir. Su siralar bu rolde orta yas grubunun payi artsa da çogunlukla çalisanlar gençlerdir. Birçogu 12. sinif mezunu olmasina ragmen minimum egitim düzeyi genellikle 10. siniftir. Bu topluluk çalisanlari çogunlukla halk organizasyonlarinin üyesi olup TTR' nin de içinde bulundugu kalkinma aktivitelerini gelistirmektedirler. Bunlar kadin programlari, yoksullukla mücadele ve saglik gelisiminden olusmaktadir.
Kursun Uzunlugu
Tanitici kurs en az 14 gündür ve ondan sonra da sürekli periyotlarla alan egitimi izlenir. Topluluk çalisanlarinin egitimi, Bölgesel Çekirdek Takim sorumlulugundadir ve onlarin egitimi düzenli ev ziyaretleri sirasinda da devam eder.
Kursun Hedefleri
Kursun hedefleri, topluluk çalisanlarinin yerine getirecegi görevler tarafindan tanimlanmaktadir. Sunlari yapabilmeleri gereklidir:
-Halki rehabilitasyon programina çekmek.
-Özürlülerin yerlerini belirlemek ve varsa rehabilitasyon ihtiyaçlarini tespit etmek.
-Birey ve ailesiyle görüsmeler yaparak özürlü her bireye bir “egitmen” bulmak ve TTR kilavuzunu bir yardimci olarak kullanarak belirlenmis gereksinimleri karsilamak için müdahaleler planlamak.
-Ihtiyaçlar karsilana kadar birey ve aile üyelerini rehabilitasyon sürecine devam etmeleri için rehberlik yapmak, desteklemek ve harekete geçirmek.
-Sorunlari ve kisitlamalari belirlemek ve bunlari orta kademe TTR destek çalisanlari gibi hareket eden bölgesel çekirdek takimiyla görüsmek.
-Çocuklari okula göndermek için okul ögretmenleriyle isbirligi için yollar aramak ve problemleri halk rehabilitasyon komitesine bildirmek.
-Halk rehabilitasyon komitesiyle görüsmeler yaparak gençler ve yetiskinler için gelir kaynagi bulmak.
-Tibbi müdahaleye ihtiyaci olan bireyleri saglik çalisanlarina yönlendirmek. -Gelismeyi degerlendirmek, kayit tutmak, halk rehabilitasyon komitesi ve bölgesel çekirdek takimina rapor vermek.
-Programi kendi toplumlarinda sürdürmek.
Özürlülerin Halk Içinde Egitim Kilavuzu (WHO, 1983) durumumuza uygun olup, topluluk çalisanlari tarafindan temel bir araç olarak kullanilmaktadir.
Kursun Içerigi
Tanitici Egitim Kursunun içerigi asagida verilmistir. Alan egitimi, acil ihtiyaçlari karsilamak ve zayif yöreleri güçlendirmek için kullanilmaktadir. Topluluk çalisanlari için daha ileri kurslar ihtiyaca göre sürdürülmektedir.
1.Rehabilitasyona giris: (özürlü insanlarin durumu ve halkin özürlülükle, özürlülere karsi tutumu, özürlülük kavrami ve rehabilitasyon ihtiyaçlari, TTR'nin amaçlari, bilesenleri ve yöntemleri, topluluk çalisanlarinin rolü).
2.Insanlarin sahip olduklari farkli özürlere karsi, yaygin olan rehabilitasyon yöntemleri: (sosyal etkilesim, gelir kazanimi, günlük aktiviteler, okul, erken teshis, anne sütü tavsiyesi).
3.Görme zorlugu çeken insanlarin özel ihtiyaçlarini karsilamak: (bireylerin karsilastigi olasi problemler, birey ve ailelere egitim, müdahaleler, kendi kendine bakim, uyum ve hareketlilik hakkinda bilgi).
4.Konusma ve/veya duymada güçlük çekenlerin özel ihtiyaçlarini karsilamak (iletisim, iletisim problemleri, imkanlar hakkinda bilgi, iletisim egitimi teknikleri).
5.Hareket etmekte güçlük çekenlerin özel ihtiyaçlarini karsilamak (olasi problemler ve imkanlar hakkinda bilgi, basit gerekli yardim ve ekipmanlari da öngören günlük aktivite ve hareketlilik için egitim teknikleri, biçimsel bozukluklari önlemenin yöntemleri).
6.Anormal davranis gösteren insanlarin özel ihtiyaçlarini karsilamak (akil rahatsizliklardan dogan özürlülük): (davranis bozukluklari ve ailelere bununla nasil basa çikabilecekleri konusunda tavsiye, günlük aktiviteleri yeniden yapilandirma, yönlendirme ve tedavinin önemi).
7.Nöbetleri olanlarin özel ihtiyaçlarini karsilamak: (özürlülük hakkinda bilgi ve ailelere bununla nasil basa çikacaklarina dair tavsiyede bulunmak, yönlendirilmenin ve tedavinin önemi).
8.Ögrenme zorlugu (zihinsel gerilikten kaynaklanan) çeken insanlarin özel ihtiyaçlarini karsilamak : (olasi problemler ve ailelerin bunlarla nasil bas edebilecegine dair bilgi, çocuklar ve yetiskinler için egitim teknikleri).
9.TTR programini baslatmak: (halkin rolü ve sorumlulugu ve onlarin nasil buna dahil edilecegi, özürlülerin rolü ve onlarin nasil katilacagi).
10.Özürlülerin halk içinde egitimi - Ulusal Kilavuzu'nun nasil kullanilacagi ve bir araç olarak programi nasil yürütecegi- : (Kilavuzu ve kilavuzun nasil kullanilacagini tanitmak, ev sakinlerini ziyaret etmek, özürlü bireylerin yerlerini belirlemek, rehabilitasyon ihtiyaçlarini ortaya çikarmak, egitim malzemesini seçmek, her birey ve aileyle rehabilitasyon programini planlamak ve yürütmek, kayit tutmak, rapor vermek ve havaleleri gerçeklestirmek, halkin TTR programini nasil devam ettirmesi gerektigi ve özürlülügün engellenmesinin önemi) .
AILELER VE ÖZÜRLÜ BIREYLER IÇIN EGITIM
Yukarida bahsedilen egitim yaklasimlarinin tümünün öncelikli bir hedefi vardir: Güçlendirilmeye ihtiyaç duyulan olumlu iliskiler, halkla aralarindaki etkilesimi gelistirecek bilgi ve beceriler, kendilerini yeterli kilmak için özürlü birey ve ailelerine
ulasilmasi. Iste tam bu noktada TTR programi gelisimi açikça baslar. Özürlü bireyler ve aile üyeleri evlerinde oturmakta ve egitilmis topluluk çalisanlari onlarin ihtiyaçlarini seslendirip onlara yardim etmektedirler.
Topluluk çalisanlari sahip olduklari bilgi ve becerileri paylasirlar bunlari birey aile ve halkla çalisirken kisilerin ihtiyaçlarini karsilamak için kullanirlar. Evde ya da halk seviyesinde gerçeklestirilemeyen ihtiyaçlar Bölgesel Çekirdek Takimina yönlendirilir. Tibbi ihtiyaçlar bölgesel saglik memuruna yönlendirilir.
SONUÇLAR
Bu çalismada, TTR stratejisinin basarisinin altinda anahtar rol oynayan özürlüler ve aileleri, toplum liderleri ve üyeleri, topluluk çalisanlari, profesyoneller ve yöneticilere sunulacak kaliteli egitimin önemi vurgulanmaktadir. Sri Lanka'nin TTR programi son 13 yildir devam etmekte ancak hala erken asamalarinda oldugu kabul edilmektedir. TTR, halk katiliminin ve ülkenin her idari yönetim seviyesinde destekleyici girdilerin temel alindigi çok sektörlü bir yaklasim seklinde gelisimini sürdürmektedir. Su andaki en büyük zayifligi ise özürlü organizasyonlarinin kisitli katilimidir. Egitim girdileri arttikça bir öncelik olarak görülecektir. Bu örgüt tamamen hükümet disi bir programi yürütse de, PROJIMO'nun ( Program of Rehabilitation Organized by Disabled Youth of Western Mexico ) özürlü takim üyeleri de gönüllü bir sekilde hükümetin girisimlerine ortak olmuslardir. Ancak onlar kendi programlarinin kontrolü ve kendi özgürlüklerine derin bir deger vermektedirler.
ÖZÜRLÜ PERSONELLI PROGRAMLAR
Bir Toplum Temelli Rehabilitasyon programinin niçin yerel özürlüler tarafindan kurulup isletilecegine dair birçok neden vardir.
1. Kendilerinde bir bozukluk oldugundan özürlü çalisanlar diger özürlülerin ihtiyaç ve hislerine karsi daha duyarli olmaktadir ve onlara daha esit yaklasmaktadir.
2. Bu esitlik kavramindan ötürü özürlü birey çalisanlari, rehabilitasyona gelenlere daha çok problem çözme sürecinde yardimci olmaktadir. Bu özürlünün - çocuklarin bile - kendi ihtiyaçlarini degerlendirmede ve hangi terapinin veya yardimci ekipmanin etkili olacagini bulmasinda önemli bir rol oynamasina izin vermektedir. Böylece , özürlü insanlar rehabilitasyon nesnesi yerine öznesi olmaktadir.
3. Çalisanlarin kendi özürlerinden kazandiklari anlayis sayesinde onlarin sagladiklari rehabilitasyon, terapi ve yardimlar gerçek ihtiyaçlari karsilamada daha yeterli olmaktadir. Sunu isaret etmeliyim ki, Birlesik Devletler ve Avrupa'daki tekerlekli sandalye, protez ve ortopedik aygitlarin dizaynlarindaki gerçek buluslar onlara saglanan ekipmandan memnun olmayan tekerlekli sandalye kullanicilari, bir uzvunu yitirmis insanlar ve destek kullanan insanlar tarafindan gerçeklestirilmistir ve gereksinim duyulan gelismeler için de mücadeleye girismislerdir.
4. Belki de en önemlisi özürlü lider ve zanaatkarlarin özürlü çocuk ve ailelerine sundugu rol modelidir. Meksika'da, dünyanin bir çok yerinde oldugu gibi, birçok ebeveyn özürlü çocuklarini derinden sevmektedir. Ancak çocuklarini asiri korumakta, onlar için her seyi yapip kendi baslarina bir sey yapmalarina izin vermemektedirler. Bazen de diger çocuklarla oynamalarina ya da okula gitmelerine izin vermedikleri de görülebilmektedir. Açikçasi onlarin çaresiz ve bagimli olmalari beklenmektedir. Böyle bir aile, PROJIMO gibi bir programi gördügünde bu tutumlar tersine çevrilmektedir. Onlar, köylüleri tekerlekli sandalyeleri ve koltuk degneklerinde programi yürütürken, saglik ve hastabakicilik hizmetlerini saglarken, genis alana yayilmis hizmetlerini gerçeklestirirken, hayatlarini kazanirken, ailelerini kalkindirirken, yasamdan zevk alirken ve digerlerine saglikli insanlardan daha fazla yardim ederken görüyorlar. Bu hem ebeveynlere hem de çocuklara nelerin mümkün olabilecegine dair yeni bir mantik kazandiriyor. Iste bu da rehabilitasyonun – ya da mümkün kilinabilirligin - ilk büyük adimi ve sonuç olarak da yetki iradesidir.
5. Liderler ve üstün yetenekli teknisyenler olarak özürlülerin kisitli resmi egitime sahip olmasi “rehabilitasyon” sürecindeki iki yönlü sir perdesini ortadan kaldirmaktadir. Ilk olarak su görülmektedir ki, birinci elden tecrübe ve kisisel baglilik bazen yillarin ezbere egitimi ve resmi diplomalardan daha agir basabilir. Ikinci olarak özürlü insanlari - hem saglayan hem de yararlananlar- pasif alici rolünden kurtarip rehabilitasyon sürecinde aktif katilimcilara dönüstürmektedir. Bu sebepten yeterli özürlü rehabilitasyon çalisaninin olusturdugu örnek, sadece özürlü çocuk ve ailesine degil ayni zamanda topluma yeni daha açik ve özgürlükçü bir bakis açisi kazandirmaktadir. Bu genelde tavirlarini degistirilmesi çok zor olan - özürlü olmayan- rehabilitasyon profesyonellerini de kapsamaktadir.
6. Sonuçta, rehabilitasyon ve özürlülük haklari alanlarinda elden ele dagitilan yetenek egitimi ve özürlü insanlara sunulan liderlik firsatlari, özürlerinin halk sagligi çalismasinda seçkin bir nitelik tasiyacagi is imkanlari sunmaktadir. Umarim, planlamaci ve yöneticilerin özürlülügün olumlu yanlarini taniyacagi ve - diger nitelikler esit olmak üzere - onlarin özellikle özürlü insanlari ilgilendiren islerde meslek egitimi ve liderlik rollerinde özürlü adaylari tercih edecegi günler yakinda gelecektir.
ÖZÜRLÜ HAKLARI
Ben suna inaniyorum ki, özürlülerin mutlulugunu çabalayan organizasyon ve aktivitelerde özürlü bireyin basrolü oynama hakki vardir. Bu baglamda, özürlü haklarini kadin haklariyla karsilastirmaliyiz. Çogumuz kendini kadin meselelerine adamis bir organizasyonun erkekler tarafindan yönetilmesi ve personelinin erkekler tarafindan olusmasini bugün mantiksiz bulmaktadir. Yine de söz özürlülüge gelince, bizim bilincimiz hâla az gelismis bir durumdadir. Çogu ülkede özellikle rehabilitasyon merkezleri ve programlarinin olusturuldugu özürlü organizasyonlari hâla temelde özürlü olmayan kisiler tarafindan yönlendirilmektedir. Çogu ülkedeki kadinlar simdi kendi sorunlarini temsil eden kurumlarin liderlik haklarini talep etmektedir. Zaman, her taraftaki özürlülerin benzer taleplerde bulunmasi, planlamaci ve yöneticilik için gerekli firsatlari, tesvik ve uygun beceri egitimlerini saglamanin zamanidir. Bunlarin en acil olani ise, özürlü olmayan profesyonellerin onlarin kendi kontrollerini saglamalari için özürlü haklarini tanimalari ve bu nedenle kibar bir sekilde profesyoneller olarak artik tepede olmayacaklari bir rolün öngördügü sekilde bir kenara çekilmeleridir.
ÖZÜRLÜ INSANLARIN ROLLERININ GÜÇLENDIRILMESI
Yapilacak hâla çok sey bulunmaktadir. Asagida Toplum Temelli Rehabilitasyonda özürlü kisilerin rolü ve liderligini güçlendirmek için özürlü organizasyonlari, mali kuruluslar ve karar alicilarin izledikleri politika ve yaklasimlarla gerçeklestirilen bir takim degisiklikleri siralanmaktadir.
1.Özürlü ve Özürlü Aileleri Organizasyonlari
Rehabilitasyon hizmetlerinde demokratik ve potansiyel olarak özgürlükçü bir yeniden yapilandirma yakalamak adina, TTR sürecinin tüm asamalarinda özürlü insanlarin organize hale gelip tam katilim ve liderlik için baskida bulunmalari gerekir. Kuzeydeki sanayilesmis ülkelerde son 15 ila 20 yil boyunca özürlü insanlar firsat ve daha esit haklar bakimindan tatmin edici ilerlemeler saglamislardir. Ancak halkin tutumu ve yasamadaki degisiklikler uzun mücadeleler ve özürlü insanlarin kendilerinin organize kararliligi ve talebi sonucunda gerçeklesmistir. Bugün güneyin daha fakir ülkelerinde, özürlü insanlar daha yeni organize olmaya basliyorlar. Moritanya'da Tambo Camara'nin liderliginde böyle organizasyonlar özürlüler tarafindan saglanan güçlü girdilerle, TTR programini baslatmada anahtar rol oynamistir. Böyle tabandan yukari olan yaklasimlarin tesvik edilip desteklenmesi önemlidir.
2.Amaçlarin Yeniden Tanimlanmasi
Bizim su andaki rehabilitasyon çabalarimiz ne kadar önemli olsa da hâla kovadaki tek bir damla gibidir. Bugünün dünyasindaki yapisal siddet, özürlülükle basa çikilmasindan daha hizli bir sekilde özürlülük üretmektedir. Artan yoksulluk, yetersiz beslenme, issizlik, evsizlik, baski ve insan haklari ihlali gibi toplumsal zorlayici nedenlerle karsi karsiya kalip onlari degistirene kadar milyonlarca özürlünün temel ihtiyaçlari karsilanamayacaktir. Bu yüzden herhangi bir rehabilitasyon veya kalkinma çabasinin uzun vadedeki degeri, onlarin marjinal gruplari nasil yetkili kilacagi ve bizi ne kadar daha adil, daha demokratik bir sosyal yapiya yaklastiracagi ile ölçülmelidir.
3.Tepeden Inme Yaklasimdan Tabandan Tavana Rehabilitasyona Dogru Hizmetleri Yeniden Yapilandirmasi
Çok siklikla “toplum temelli rehabilitasyon” pratikte, halkin kendinin temelini kurdugu, planladigi ve yönettigi bir programdan çok zayif ülkelere yapilan yardimlardir. Özürlüler ve aile üyelerinin ön sinif çalisanlari olmalari, orta kademe rehabilitasyon çalisanlarinin denetleyici yerine isleri kolaylastirici ve destekleyici olmalari ve profesyonellerin tepeden asagida olmasi için beceri piramidinin ters çevrilmesi gerekmektedir. Rehabilitasyon çalisanlarini seçerken (tüm seviyeler ama özellikle halk seviyesinde) özürlülük anahtar bir nitelik olarak aranmalidir. Diger niteliklerle ya esit tutulmali ya da buna biraz daha fazla agirlik verilmelidir. Böyle makamlar için aktif bir sekilde özürlü adaylar aramali ve onlar tesvik edilmelidir. Zayif veya daha az nitelikli olduklari alanlarda özürlü kisilere özel ve ek egitimler saglanmalidir (organizasyon ve yöneticilik becerileri dahil).
4. Profesyonelleri Yeniden Egitmek
Profesyonellerin özürlü kisilerin gelisme potansiyelini görüp buna katkida bulunmalari gerekir. Ayrica özürlülerin ihtiyaçlarini çözerken özürlüleri bir ortak gibi görmeleri ve rehabilitasyon hizmetlerinin planlama, idare, dagilim ve degerlendirmesinde özürlülerin katilimini ve liderligini tesvik etmeleri gerekir.
5.TTR Girisimlerini Baslatma ve Sürdürmede Özürlü Organizasyonlarinin Aktif Katilimini Desteklemek ve Tesvik Etmek
Kurum ve organizasyonlari özürlüler tarafindan kurulan ya da yürütülen TTR programlarina ayricalikli bütçe saglamali veya teknik ve karar verici makamlari da kapsayan tüm kademelerde belli bir özürlü kadrosuyla çalisan programlara öncelik verilmelidir. Programlarin böyle mevkilere gelecek özürlüleri yetistirecek plan ve zaman çizelgelerini içermeleri gerekir.
6.Küçük Topluluk Merkezleri Kurmak
Burada özürlüler ve aile üyeleri bir araya gelip bilgi alisverisinde bulunabilir, birbirlerine yardim ve tavsiyede bulunabilirler. Örnegin, yillardir zihinsel sorunlu çocuguna bakmis ve onun bakiminda bir çok yetenek ve yöntem ögrenmis anne yeni dogmus böyle bir bebegin annesine degerli tavsiyeler sunabilir. Standart TTR yaklasimi kendini ev ziyaretlerine adamis olup özürlüler ve aileleri arasindaki bilgi paylasimini gelistirmeye yetecek pek bir sey genelde yapilamamaktadir. Küçük bir topluluk merkezi olusturmak, özellikle özürlü ve/veya ailelerinin kendileri tarafindan yürütüldügünde bu süreci kolaylastirabilir.
7.TTR Tarafindan Saglanan Yönlendirme ve Teknik Hizmetlerin Halka Yakinlastirilmasi Konusundaki Çalismalar
Birçok TTR programinda genis ve genelde köprüsüz olan bu aralik en temel merkez tabanli TTR hizmetleriyle, uzaktaki kentsel yönlendirme hizmetlerini birbirinden ayirir. Sonuç; çok sayida özürlünün ihtiyaci olan rehabilitasyon ve teknik yardim olmaksizin hayatini sürdürmesidir. Bu sorunu çözmek için destek üretimi, protez, tekerlekli sandalye yapimi, daha ileri klinik degerlendirmeler, görme ve duyma testleri, kasici bölgelerin cerrahi olmayan yöntemlerle düzeltilmeleri ve/veya çesitli yetenek egitimleri gibi aktiviteler yukarida bahsedilen topluluk merkezlerinde yapilabilir. Daha üstün beceri gerektiren bu rehabilitasyon hizmetlerini yerine getirmek için yerel özürlü, özel tasarlanmis kurslarda yetistirilebilir. Burada çalisanlara az da olsa diger orta yetenekli çalisanlarin kazanciyla orantili bir sekilde adil ücretler verilir. Bu ücretler, uzaktaki pahali sehir rehabilitasyon merkezlerine yolladiklari havalelerden biriktirilecek paralarla karsilanabilir. Havale ve teknik hizmetlerin merkezlerden böyle kopmasi uzun vadede daha ekonomik olup muhtemelen asiri ihtiyaç duyulan, daha uygun hizmet ve cihazlarin arz edilmesini saglayacaktir. Ayni zamanda genç özürlülere anlamli da bir is imkani da sunmaktadir.
8.Merkeziyetçi Olmayan ve Esitlikçi Özürlü Organizasyonlarini Tesvik Etmek
Son 20 yilda özürlülerin haklari ve refahina dair iki heyecan verici ve potansiyel olarak özgürlükçü gelisme olmustur. Ilk olarak Bagimsiz Yasam Hareketiyle birlikte özürlülerce yürütülen organizasyonlar ve ikinci olarak da Toplum Temelli Rehabilitasyon Hareketidir. Her birinin kendince güçlü ve zayif yanlari vardir.
*Özürlü Organizasyonlari ve Bagimsiz Yasam Hareketinin gücü, bunlarin tamamen halktan aktif bir sekilde saygi ve esit firsatlar talep eden özürlüler tarafindan yürütülüp kontrol edilmesidir. Zayifliklari ise kuzeyde oldugu gibi güneyde de üyeliginin ve gündeminin kent temelli ve orta sinifa ait olmasidir. En fakir ve en uç özürlü gruplarin çogu bölüme dahil edilmezler.
*TTR Hareketinin gücü ise, odaginin en fakir ve en dezavantajli özürlülerden olusmasi ve TTR'nin onlarin köylerine ve hatta evlerine kadar ulasmasidir. Zayifligi ise özürlü bireylerin rehabilitasyon sürecinde aktif liderler yerine genellikle pasif alicilar olmasidir. Özürlü organizasyonlari ve toplum temelli rehabilitasyon programi arasinda daha iyi bir isbirligi, bu önemli girisimi yaklasim açisindan daha yetkili, mali açidan ise daha esitlikçi olmasina yardimci olabilir. Birkaç ülkede TTR programlari özürlü organizasyonlari tarafindan baslatilmistir. Diger ülkelerde TTR girisimleri özürlülerin organize olmalarini ve birlikte hareket etmelerine yardimci olmaktadir. Hangi yoldan olursa olsun, özürlülerin TTR programlarinda daha aktif ve önder bir rol üstlenmeleri gerekir.
MEKSIKA
PROJIMO Program of Rehabilitation Organized by Disabled Youth of Western Mexico
(Bati Mexico Genç Özürlüler Rehabilitasyon Organizasyon Programi)
Bati Mexico'nun daglarinda 1000 kisinin yasadigi Ajoya köyünde küçük toplumsal yönlendirme programi olarak baslamistir. Program, 1981 yilindan beri özürlülerin hayatini kolaylastirmak ve onlara danismanlik hizmeti vermeyi amaçlamaktadir.
Projimo nun Diger bazi TTR programindan Farklari
*Projimo'nun baslatilmasi, organizasyonu ve yürütülmesi özürlü köylüler tarafindan yapilmaktadir.
*Koruyucu saglik programi gelistirilmistir.
*TTR merkezinde özürlü insanlarin ve aile üyelerinin özelliklerinin neler oldugu, cihaz yardimi ve diger yardim tekniklerinin nasil verilecegi ögretilmektedir.
*Özürlülere yapilan cihaz yardimlari ve hizmetler, rehabilitasyon profesyonelleri, usta teknikerler tarafindan ve gönüllülerce usta - çirak iliskileri içinde özürlülere ögretilmektedir(Uzmanlar tarafindan, hizmet saglamak yerine özürlülere beceri kazanmalari ögretilmektedir).
*TTR programlari beklentilerin ötesinde ve kaliteli gelismistir.Çünkü Projimo çalisanlari yogun çalisma yillarinda degismelere meydan okuyarak özürlülük için farkli alanlarda olaganüstü liderler olusturmustur. Gerçekten, özürlü bireyler için onlarin özelliklerine uygun özel etkili cihazlar ve yardimlar kentlerdeki rehabilitasyon merkezlerinde satilanlarin çok altinda bir fiyata olusturulmustur.
Bu çalismada, Toplum Temelli Rehabilitasyon (TTR) Programi kapsamindaki insan, malzeme ve para gibi kaynaklarin özürlülere hizmet için nasil aktarilacagi açiklanacaktir. Banglades'in ücra köylerinde halen devam eden Banglades Protibondhi Kurumu'nun (BPK) yürüttügü TTR Programi göz önüne alindiginda, çalismalara kaynak aktariminin nasil mümkün hale getirildigini açiklamaktadir. TTR Programi 1996'da Kishoregonj'un bazi köylerinde kapi kapi dolasarak yapilan anketlerle baslamistir. Özürlülügün incelenmesi ve teshisindeki profesyonel gelisim ve özürlü çocuklara sunulan hizmetle birlikte; ana-baba, ögretmen ve yerel halk tarafindan topluluklar kurulmustur. Sonra da özürlü aileleri mikro-kredi ve tasarruf programlariyla tanismistir.
Son olarak da “Özürlülere Refah Dernegi” kurulmustur. Bu kurumun maddi ihtiyaçlari gönüllü olarak ana-babalar ve yerel halk tarafindan karsilanmistir. Hatta bazi gönüllüler arazi bagisinda bulunmustur. Bu arazilerde insa edilen basit yapilarda dernek toplantilar düzenlemekte, egitim ve atölye çalismalari gerçeklestirilmektedir. Her ne kadar TTR Programi BPK'nin öncülügünde baslasa da kurumun asil ilerlemesini saglayan para ve gerekli malzemeyi toplayan yetenekli ana-babalar ve yerel halk olmustur. Bu bir toplulugun fakir üyelerine yardim sürecinde, nasil yardim önerebileceginin ender örneklerinden biridir.
Özürlü çocuklarin temel sorunlari, onlar kasabalarda da kirsal kesimde de yasasalar aynidir. Fakir çocuklarin büyük bir çogunlugu ve dogal olarak özürlü çocuklar kirsal kesimde yasadigindan, çogunluk yine kirsal kesimde ve fakir sehir sakinlerinde olacaktir. Bu çocuklar için bu duruma en gerçekçi yaklasim halk rehabilitasyonudur. David Werner, özürlü çocuklarin sorunlarina çözüm üretmenin toplumsal kalkinma politikasinda yüksek bir önceligi olmasi gerektigini savunmaktadir. Werner sunlari da ekliyor: “Halk ve çocuk rehabilitasyonu olmadan, özürlü çocugun mutsuz, issiz ve muhtemelen tamamen bagimli bir birey olmasi olasidir. Rehabilitasyonla birlikte, ayni çocuk daha basarili, daha bagimsiz ve topluma aktif bir sekilde katkida bulunabilen bir birey haline gelecektir.” (Werner, 1986).
TTR Programinin amaci bir degisim yaratmak, yardima muhtaç tüm özürlülere ulasmayi saglayacak bir sistem gelistirmek ve her ülkede kaynaklarin gerçekçi ve makul bir kismini kullanarak ilgili hükümetleri ve halki bilinçlendirmektir (AHRTAG, TTR haberleri, 1993)
BILGININ PROFESYONELLERDEN TTR PERSONELINE GEÇISI
TTR Programinin basarisi planlama asamasinda analiz edilmesi gereken bir takim etkenlere dayanmaktadir. TTR'yi egitim, saglik hizmetleri, bütünlesmis toplumsal kalkinma üzerinden ya da herhangi bir organizasyon üzerinden baslatilsa da, profesyonellerin yine de önemli bir rol oynamasi gerekmektedir. Su vurgulanmalidir ki, TTR'nin genel yapisi ardindaki düsünceyi iyice anlamamiz gerekir. Öncelikle kendi profesyonel tutumumuzu degistirmeliyiz sonra da halktaki özürlülere karsi olan tutumu degistirmeliyiz. Alisilageldigi üzere, profesyoneller tibbi rehabilitasyon modeline daha fazla önem vermektedirler.(Bu rehabilitasyonun sadece bir yönüdür). Özürlü birey topluma geri kazandirildiktan sonra, programi tibbi açidan devam ettirecek bir sey kalmiyor. Bu bireyin en fazla destege ihtiyaç duydugu nokta olmaktadir. TTR Programinin profesyonel katilim olmadan etkili olamayacagi açiktir. Buna ragmen profesyoneller de özürlü insanlara kabul ve takdirlerini, onlarin yeteneklerini ve olanaklarini halk içinde sosyal ve kültürel aktivitelerdeki tecrübeleri paylasarak göstermelidirler. Profesyonellerin, özürlülerin inanç ve davranislarina -onlarin bilgi ve becerilerine zarar vermeden- saygi duymayi ögrenmeleri gerekir (Chhetri, 1992).
TTR'nin 1982'deki kurulusundan bugüne kadar, programin felsefi deger yargilarinda büyük degisiklikler gerçeklesmistir. Bu degisikliklerin bazilarindan bundan sonraki paragraflarda bahsedilecektir (Price, Radio, Toga, 1999, Thomas M. ve M.J. Thomas, 1999).
ÖZÜRLÜ BIREYIN YENIDEN YAPILANAN KONUMUNDAN DEGISEN
BAGLAMSAL ETKENLERE OLAN ODAKTAKI DEGISIM
Doksanli yillarda, Toplum Temelli Rehabilitasyondaki vurgu tibbi rehabilitasyon ve bireyin yeniden yapilanmis islevinden toplumdaki özürlü bireyin sosyal bütünlesmesiyle ilgili olarak baglamsal etkenlerin kullanimina kaymistir. Benzer olarak halk içinde yeniden yapilandirici terapiler yerine, müdahalelerin odagi özürlü kisilerin insan haklarina, özürlü ailelerin kendi kendine yardim gruplarinin gelistirilmesin ve halktaki özürlü olmayan insanlarin genel tutumundaki degisime kaymistir.
TOPLUM TEMELLI REHABILITASYON ÇALISMALARININ ÖLÇEGINDEKI DEGISIKLIKLER
Çogu gelismekte olan ülke, kaynaklari kisitli olmasina ragmen, daha genis bir hizmet ihtiyaci duymaktadir. Böyle durumlarda kaynaklar her yere zayif bir sekilde dagitilir, bu yüzden hizmet kalitesi fakirlesir. Bir kisim evrensel kaynak sahipleri çesitli hizmetlerin düsük bir kalitede bile olsa hiç olmamasindan daha iyi olacagini düsünürken, digerleri düsük kalite hizmetin rehabilitasyondan dogan beklentileri yikabilecegini savunuyor bu sebeple de verimsiz olacagina inaniyorlar. Gelismekte olan ülkelerde planlama yapanlar için mücadele, sinirli kaynak ve genis miktarda ihtiyacin kisitlanmasiyla birlikte en iyi hizmet kalitesine ne kadar yaklasilabilecegidir.
ANA-BABA- PROFESYONEL ILISKI MODELLERI
Özürlü çocuk ana-babalarinin statüsü son yirmi yilda pasif alicilardan aktif tüketicilere yükseldikçe TTR Programi kapsamindaki ana-baba-profesyonel iliskisinin sorunlarini da daha karmasik hale gelmektedir. Ana-babalarin ortak olarak bu girisime karismalari hem programi saglamlastiran hem de program bittikten sonra bile kalici etkileri olan sürekli bir sistem olusmasini saglamaktadir (Bronfenbrenner, 1974).
Toplum Temelli Rehabilitasyon literatüründeki incelemeler ve ana-babalarin özürlülük hizmetlerine karismasi ve görev almasi bu politikaya yol gösteren ve bunun uygulamalarinin gerçeklestirilebilecegi bir takim model çesitlerini ortaya çikartmistir (Mittler ve Mittler, 1983; Cunningham ve Davis 1985; Appleton ve Minchom 1991; Dale 1996).
Bu modeller pratik yol haritalari olarak görülmektense, daha çok düsünmek için gerekli araçlar gibi görülülebilir. Cunningham ve Davis (1985) profesyonellerle ana-babalar arasindaki iliskiyi göstermek amaciyla üç model ortaya koydular.
Bu modeller uzman modeli, nakil modeli ve tüketici modelidir. Appleton ve Minchom ise (1990) bir dördüncü modeli tanimladi. Bu Amerikan literatüründe kesin yeri bulunan sosyal örgüt/sistemler modeliydi. Yine Appleton ve Minchom (1991) besinci bir model ortaya koydu. Ayni zamanda ortaklik modeli (McConachie, 1995) olarak da ifade edilen bu model yetki modeli adini tasiyordu. Bu besinci model ailenin bir sistem ve sosyal örgüt oldugunu göz önünde bulundurarak ana-babalarin haklarini bir tüketici olarak da bütünlestiriyor. Buna göre ana-baba kendine uygun hizmeti profesyonel bir yaklasimla istedigi gibi seçebilir. Dale (1996) altinci bir model olarak görüsmeye odaklanarak, ana-baba - profesyonel ortakliginda anahtar bir rol oynayacagi görüsmeci modeli sunmustur (Bakiniz Tablo I).
Çogu gelismekte olan ülke, tepeden inme bir yaklasim oldugu için mümkün oldugunca geleneksel “uzman modeli”ni izlemektedir. Hem özürlü ailesi hem de profesyoneller bu yaklasimi oldukça rahat bulmaktadirlar. Çünkü çogu ana-baba okuma yazma bilmediginden, sorumlulugu profesyonellere birakip, onlarin yasadigi tecrübe boyunca baskiyi minimum düzeye çekmelerini saglamaktadir. Gelismekte olan ülkelerde su sekilde genel bir kani hakimdir: “En iyisini doktor bilir.” (Mubarek 1997). Yine de ana-babalarin bir tüketici olarak da haklarini bütünlestiren besinci model ana-babalarin profesyonellerin yaninda ortak olma yetkisini sunmaktadir. Bu model gelismis ya da gelismekte olan bir ülkede basarili bir TTR Programina iyi bir model olusturabilir.
|
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
6 |
|
Uzman model |
Aktarmali( nakil) model |
Tüketici model |
Sosyal Örgüt/sistemler modeli |
Güçlendirici / Yetki modeli |
Görüsmeci modeli |
Ailenin rolü |
Tedaviye razi olmak |
Bilgilendirme ve destekleme |
Hizmetler için tercih |
Standart ev ortami |
Tanimlanan ihtiyaçlari, farkliliklarla uyumlandirmak |
Ihtiyaçlarin tanimlanmasindaki farkliliklarin belirtilmesi |
Meslek elamanlarinin rolü |
Uzman |
Egitmen |
Danisman |
Yardimci |
Ailenin ihtiyaçlarina farkliliklari uyumlandirmak |
Ailenin ihtiyaçlarindaki farkliliklarin anlasilmasi |
Gelismelerdeki kararlarin kontrolü |
Meslek elemani |
En iyi meslek elamanlarina sahip olma |
Ana-baba |
Ortak kontrol |
Ortak kontrol |
Konum ve ihtiyaçlarin farkliliklarinin anlasilmasi |
Temel kural |
En iyi mesleki tanimlari bilmek |
Mesleki bilgilerin nasil tanimlanacagi bilmek |
Ana- babalarin diger ihtiyaçlarini bilmek |
Meslek elemanlari sosyal sistemin etkilerini olumlu yönde kolaylastirir |
Ikisi arasinda uzlasmaya varilir |
Uyusmazlik ve görüs birliginin olusmasinda görüsmeler etkili olmaktadir |
Avantajlar |
Ana- babalarin sikintilari ve sorumluluklari azaltildi. |
Yayin kaynaklarindaki artislar nedeniyle ana-babalarin dikkati çekildi. |
Ana-babalarin ihtiyaçlarinin farklari görüsmelerle esnetildi. |
Aile üyelerine önem verilerek çocugun sosyal bütünlesmesi saglandi, çocuklar çevresel etkilesimi tanimayi gerçeklestirdi. |
Etkili destek ana-babayi kontrol altina aldi ve güçlendirdi. |
Görüsmelerle tanim süreçlerinde görüs birligi saglandi, uyusmazliklarin üstesinden gelindi ve basari kazanildi. |
Dezavantajlar |
Becerisi olmayan ana-babalar meslek elemanina tam bagimlilik olusturdu. |
Çocugun becerilerinin gelismesine genellikle aileler önem vermediler, ana-babalar hala meslek elemanlarina bagimlilar.
|
Çocuklarin bagim- sizlastirilmasina önem verilmedi |
Problemlerdeki uyusmazliklar giderilmedi |
Problemlerdeki uyusmazliklar giderilmedi |
Gelismekte olan bazi ülkelerin konumu için uygun olmamakta, örnegin yasal haklar gibi sosyal ve politik degisimler gerekebilmektedir. |
BANGLADES PROTIBONDHI KURUMU'NUN TOPLUM TEMELLI REHABILITASYON PROGRAMI
Banglades'te, özürlü küçük çocuklara hizmette bulunan profesyoneller tarafindan üstesinden gelinmesi beklenen bir çok mücadele konusu bulunmaktadir. Yüksek bir nüfus yogunlugu mevcut, her mil kareye 1000 kisi düsmekte ve ne yazik ki 120 milyonluk nüfusun yarisi 18 yasin altindadir. Rakamlara göre nüfusun %26' sinin mutlak yoksulluk sinirinin altinda yasadigi tahmin ediliyor. Ayrica her 1000 bebekten 85' i ölüyor ve dogan bebeklerin de %50 sinin de düsük agirlikta dogdugu tahmin edilmektedir (UNICEF, 1997).
Banglades birçok nehrin olmasina ragmen zayif yol, köprü ve tren yolu yapilariyla iletisimin zor saglandigi bir ülkedir. Nüfusun da %81'i kirsal kesimde yasamaktadir. 1987-88 arasinda süren genis ve detayli epidemiolojik bir çalisma gösterdi ki, çocuk nüfusun %1,6'sinin çesitli özürlerle ilgili rahatsizligi bulunmaktadir. Bu verilerin sayilara çevrildiginde ise, 10 yas alti 1 milyon çocugun özürlü oldugu anlasilmaktadir (Khan et al 1995). Tüm bunlara ragmen ne yazik ki mevcut hizmet miktari azdir. Sehirlerde bile çok az okul bulunmakta ve bes yas alti için okul neredeyse yoktur. Bu yüzden kirsal kesimde gerekli hizmeti gerçeklestirmek için yenilikçi bir düsünme tarzina ihtiyaç duyulmaktadir.
Bir TTR Programinda tüm yastan özürlü insanlara hizmet ve yiyecek saglanmasina ragmen, BPK'nin TTR Programinin önemi daha çok -özürlülük, kötü beslenme ve ölüm tehlikelerine en açik grup oldugundan- çocuklar üzerinde yogunlasmistir.
TTR Programina baslamadan önce, BPK ülke çapinda iki kayda deger arastirma baslatmistir. Bu arastirmalar sonucunda (i) halk seviyesinde özürlü çocuklari tedavi ve incelemede ve (ii) özürlü çocuklarin evlerinde hizmet dagilimi konusunda müthis bir yardim ve destek saglandi. Bu iki arastirmanin her biri 2-3 yillik periyotlardan olusmus olup, söyledir:
(I) Ilk Çalisma “Banglades'teki Özürlü Çocuklarin Hizli Epidemiolojik Degerlendirmesi”
Dakka Üniversitesi Psikoloji Bölümü, Banglades Protibondhi Kurumu, Gertrude Sergievsky Merkezi ve New York Columbia Üniversitesi'nin isbirlikçi yardimi ve destegiyle, 1987-88 boyunca 2 ila 9 yas arasindaki çocuklardaki özürlü kalma riskini, yayilma degerlendirmelerini, hizli ve düsük bir maliyet metoduyla gelistirecek bir çalisma yürütmüstür. Çalismada ayrica özürlü çocuklar için basit bir inceleme enstrümani gelistirilmesi de amaçlamistir.
Çalisma, Banglades'in bes bölgesinde “On-Soru” (OS)* yu uygulayip geçerli kilmak için yürütülmüstür. Bu “On-Soru” özürlü çocuklar için kaynaklarin kisitli oldugu bölgelerde çocuk özürlerini incelemede bir araç olarak kullanilmistir. On Soru Programi sayesinde arastirilma sansi bulunan özür çesitleri körlük, sagirlik, zihinsel gerilik ve saradir.
OS'nin özürleri incelemede geçerliligini test etmesi için iki asamali bir plan izlenmistir. Birinci asama, topluluk çalisanlarinin ev halkina yönelttigi sorular ve örnek modeldeki tüm çocuklarin OS tarafindan incelenmesinden olusmaktadir. Ikinci asama, inceleme sonucu sorun çikan örnegin OS pozitif veya sorun çikmayan örnegin OS negatif çocuklarin genis ve ayrintili profesyonel (tibbi ve psikolojik) degerlendirmesinden olusmustur.
Banglades'in bes bölgesinde yaslari 2-9 arasi olan toplam 10306 çocuk, topluluk çalisanlari tarafindan OS kullanilarak birinci asama kapsaminda incelenmistir. Sonuç; OS gibi basit bir anket kullanarak doktor ve profesyonellerin is yüklerinin gözle görülür bir sekilde azaltilabilecegini göstermistir.
Bunun yaninda baslangiç niteligindeki sonuçlardan hareketle sunu belirtmek cesaretlendirici olmustur; OS ayrica sonuçlar bazinda acilen müdahale edilmedigi takdirde (gece körlügü, kulak enfeksiyonu vs.) özre dönüsebilecek sartlari da önleyen durumlarin seçimini kolaylastirmaktaydi. Çalisma sunu ifade etmektedir ki, Banglades'te tüm özürlerde (hareket, görme, duyma, kavrama, sara) %68 lik gibi yaygin bir oran varken bu 2-9 yas çocuklardaki ciddi özürlerde %1,6 dir (Zaman et al, 1992). WHO ve UNICEF “On-Soru” yu halk seviyesinde özrü inceleyen bir araç olarak kabul etmistir. OS bugün bile çocuklar arasinda özürleri incelemek ve arastirmak adina TTR Programlarinca tüm dünyada kullanilmaktadir.
(II) Ikinci Çalisma “Banglades'teki Ulasilamayan Özürlü Çocuk Ailelerinin Egitiminde Uzaktan Egitim Paketinin Etkisi”
Uzaktan Egitim Paketi (UEP) Banglades Protibondhi Kurumu'nun hiçbir sekilde hizmet ulastirilamayan bölgelerdeki ana-babalar için tasarlanmis bir ev-merkez odakli egitim programidir. Egitim anne babalara/bakicilara merkezde özürlü çocuklara resimli egitim kilavuzlariyla onlari nasil yönlendirecekleri anlatilarak gerçeklestirilmektedir. UEP, temel olarak resimli egitim kilavuzlaridir. Bu kilavuzlarda farkli hareketler gelisimsel asamalar kaydetmek adina siralanmis ve basit yazili talimat ve resimlerle açiklanmistir. Bu kilavuzlar “paket” denen ve kitapçiklar halinde toplanmis bir egitim seklidir. Bu paketler hareket, konusma ve dil, kavrama gelisimi, sosyal ve gündelik yasam becerileri alanlarinda gelistirilmistir. (Kavrama gelisimi için Portage Erken Egitim Kilavuzu Portage Resimli Paketlere dönüstürüldü)
Yapilan bir çalismada Banglades'teki özürlü küçük çocuklar için Uzaktan Egitim Paketi çerçevesinde düsük maliyetli müdahalenin etkileri ile yüksek maliyetli merkez tabanli müdahale karsilastirdi. Yasi 1,5-5 arasi kentsel ve kirsal kesimden 85 özürlü çocuk bu arastirma için seçildi. Sonuç olarak UEP gibi düsük maliyetli danisma servislerinin Banglades gibi bir ülkede annelere özürlü çocuklarinin yeteneklerini gelistirmede yardimci olan, umut vadeden bir sistem oldugunu ortaya çikardi (Zaman , 1998).
BPK'NIN TTR PROGRAMI'NIN BASLANGICI
On yildan fazla süredir Banglades Protibondhi Kurumu ev ve merkez tabanli programlar sayesinde özürlü çocuk ve bireylere hizmet saglamaktadir. Servisler tüm ülke çapinda daha genis sayida özürlü ailesine yayildi, hatta Uzaktan Egitim Paketiyle en uzak köylere bile ulastirildi. Çesitli arastirmalar sayesinde verilen hizmetin deneysel olarak da kesinlikle yüksek kalite oldugu kanitlanmistir. Ama asil soru suydu: Kirsal kesimde yasayan (Tüm nüfusun %81 i kirsal kesimde yasamakta) özürlü nüfusun yüzde kaçi bu hizmetlerden faydalanabiliyordu? Yardimlardan faydalanan ailelerin ve halkin mali açidan katilimi veya hizmetler için herhangi bir destegi var mi? BPK sinirli kaynak ve personeliyle daha ne kadar özürlülere tek yönlü bir hizmet vermeye devam edebilir? Bu gerçekleri göz önünde bulundurarak, BPK toplumdaki özürlülere TTR Programi çerçevesinde verilen hizmeti, Agustos 1996'da Dhamrai ve Savar'in (Dakka sehrinin 45 km . kuzeybatisi) 20 köyünde baslatti. Daha sonra da Dakka sehrinin 150 km . kuzeyindeki Kishoregonj, 45 km . kuzeyindeki Narsihngdi ve 100 km . güneybatisindaki Faridpur'un 30 köyünde 1997 ve 1998'de hizmete baslanmistir.
BPK' nin TTR Programinin vizyonu özürlü insanlara baskalarina bagimli olmama ve onlarin hayat standartlarini yükseltme konularinda yardim etmektir. TTR hizmeti özürlüleri bagimsiz ve kendine güvenen bireyler haline getirecek program ve aktiviteleri üstlenmektedir.
TTR Programinin Genel Amaçlari
-Toplumdaki tüm özürlü bireyleri belirlemek.
-Özürlülere gerekli rehabilitasyon hizmetini saglamak.
-Özürlülük ve onunla ilgili tüm konularda insanlari bilinçlendirmek.
-Rehabilitasyonla ilgili becerileri halka transfer etmek.
-Programi yürütecek kaynaklari aktarmak ve gelirleri arttirmak.
-Halkin katilim düzeyini en yüksek dereceye ulastirmak.
-Özürlülerin ihtiyaçlari yeterince karsilanincaya kadar TTR Programini sürekli kilmak.
-Özürlü çocuklar hizmetine öncelik vermek.
BPK'nin TTR Programi, çocuklara hizmet ulastirilmasini ve düsük korunmaya sahip yüksek riskli çocuklarin özürlü hale gelmelerini engellemeyi hedeflemektedir.
BASLANGIÇTA BÖLGELERIN SEÇILMESI, ÖZÜRLÜLERIN IHTIYAÇ
DEGERLENDIRMESI VE ASIL ARASTIRMA SONUCU
Belirlenmis her bölgede birkaç köy TTR Programini baslatmak için seçilmistir. Sonra her bölgede dört veya daha fazla lise mezunu olan topluluk çalisaniyla bir danisman (BPK ve TTR arasinda bir köprü konumunda olan) yerel halk arasindan seçilmistir. Daha sonra da topluluk çalisanlari ve danisman TTR ve On Soru dogrultusunda BPK merkezinde ya da köyün içinde kurum profesyonellerince egitilmistir.
(a) Özürlü Insanlarin Gereksinimlerinin Degerlendirmesi
BPK tarafindan program bölgelerinde TTR'nin misyonunu gerçeklestirmesi amaciyla bir arastirma gerçeklestirildi. Adi “Özürlü Birey ve Ailelerinin Gereksinimlerinin Degerlendirilmesi” olan çalisma farkli türde müdahalelere duyulan ihtiyacin yani sira hükümet ve hükümet disi düzeyde personel, malzeme, finans ve teknoloji gibi mevcut kaynaklarin da farkli çesitlerine olan ihtiyaca odaklanmistir (Thomas & Thomas).
(b) Topluluk Çalisanlari Tarafindan Özürlü Çocuklarin Incelenmesi
Özürlülük üzerinde temel bir veri tabani elde etmek ve özürlülük sayisi, yasi, cinsiyete göre dagilimi ve çesitleri hakkinda bilgi toplamak için seçilen köylerin tümünde, halk ve ev halki için olan anketlerle birlikte, kapi kapi OS uygulandi. OS'nin yanindaki anketlerdeki basliklar baslica çocuklarin saglik ve beslenme durumu, özürlülük çesitleri, engellilik nedenleri, özürlülere kimin baktigi, özürlüyle ilgilenenin günlük aktivite ve is yükü, ailenin bunlarla basa çikma stratejileridir.
(c) Profesyonel Takim Tarafindan Teshis
Özürlülügü incelemek için OS uygulandiktan sonra, bir çocuk doktoru, bir psikolog ve özel bir egitmenden olusan profesyonel ekip bu bölgeleri gezdi ve OS kapsaminda topluluk çalisanlari tarafindan incelenmis çocuklar üzerinde tibbi incelemelerde bulunup onlara bir takim psikolojik testler uyguladilar (Sonuçlar Tablo-II' dedir).
BPK, TTR Programini Banglades'in farkli kirsal kesiminde uyguladi. Bunlar:
(1)Dhamrai (2)Savar (3)Kishoregonj (4)Narcshingdi
On Soru Kapsaminda 4 Bölgede Yapilan Özürlü Incelemesinin Sonucu
TABLO-II
Bölge |
Toplam Nüfus |
2 - 9 yasindaki çocuklarin bölgedeki dagilimi |
Agir derecedeki özürlü çocuklarin bölgedeki dagilimi |
2-9 yaslarindaki çocukluk dönemindeki özürlülerin orani |
Dhamrai |
9227 |
1753 |
34 |
1.94 |
Savar |
7492 |
981 |
23 |
2.34 |
Kirhoregonj |
7855 |
2197 |
72 |
3.28 |
Narshingdi |
13032 |
2107 |
65 |
3.08 |
Toplam |
37606 |
7038 |
194 |
2.76 |
Gereksinim degerlendirmesi ve asli arastirmadan sonra, profesyoneller ve topluluk çalisanlari tarafindan hizmet ulastirilmasina baslandi ve hizmetler devam etmektedir.
PROFESYONELLER VE TOPLULUK ÇALISANLARI TARAFINDA HIZMET ULASTIRILMASI VE BÜTÜN ÇOCUKLAR IÇIN KLINIK VE OKULLARIN BASLATILMASI
( i ) Bütün Çocuklar Için Klinik
Fizyoterapi, konusma terapisi, özel egitim ve ayrica uzaktan egitim paketi kullaniminda yetistirilmis topluluk çalisanlari önce profesyonellerle birlikte köylerde çesitli teshis konmus özürlülerin evlerini ziyaret ettiler. Aile üyelerinin egitimi önce profesyonellerce baslatildi sonra da egitim düzenli sekilde topluluk çalisanlari tarafindan sürdürüldü. Yine de profesyoneller periyodik ziyaretleriyle programi denetim altinda tuttular. Tibbi ekip tarafindan profesyonel degerlendirme sürecinde bölgenin içi ve çevresinden hasta çocuklar da merkeze gelmeye basladi. Bu çocuklar da tibbi muayeneden geçirilip öneriler verildi. Sonra da merkez köy “bütün çocuklar için klinik” haline getirildi.
( ii ) TTR Programindaki Her Seyin Dahil Oldugu Okullar
BPK'nin özürlü çocuklarla ilgili çalismalari bölgenin içi ve çevresinde duyuldukça, insanlar özürlü ve normal çocuklari için daha fazla hizmet talebinde bulunmaya basladi. Bu talep aslinda “çocuklarinin egitimi” içindi. Kendiliginden gelisen bu süreçte özürlü çocuklarin istekli bir sekilde normal çocuklarla yazildigi “bütün çocuklar için okul” tüm TTR Programlarinda açildi.
( iii ) Kishoregonj'daki Bütün Çocuklar Için Kalyani Ilkögretim Okulu
Kishoregonj'daki çocuklarin ebeveynleri tarafindan bütün çocuklar için olan Kalyani Ilkögretim Okulu açildi ve elbette bununla birlikte BPK yardim elini daha fazla uzatti. Okulun insasi (bambu agaçli yapi) ana-babalarin ve BPK'nin ortak girisimidir. Malzemeler, çalisma kitaplari, kagitlar, egitimsel oyuncaklar vs. “aile birligi”, BPK ve sevindirici bir sekilde hükümet tarafindan saglandi. 8 Subat 2000'de BPK üyelerinin, hükümeti temsil eden üst düzey bir bürokratin ve yerel liderlerin davetli konuk olarak bulundugu bir seremoniyle okul törenle açildi. Açilis töreninde BPK Genel Sekreteri konusmasinda “herkese egitim” in sart oldugunu ve o bölgede bütün çocuklar için okul açmanin ne kadar acil oldugunu vurguladi. Orada bulunan kalabalik bu çalismayi oldukça takdir etti ve gönüllü bir sekilde “Her Seyin Dahil Oldugu Egitim Programini” gelistirmek için hemen orada kisisel bagis çagrilari yaparak bir bakima yardim teklifinde bulundular. Bir saat içerisinde açilis törenine gelenler tarafindan 15.000 Taka toplandi. (1 ABD Dolari=60 Taka)
KISHOREOGONJ'DAKI TTR PROGRAMININ DEGERLENDIRME VE DENETIMI
BPK'nin profesyonel TTR takimi en basindan beri, çocuklar arasinda özürlülük teshisi, hizmetin dagitimi, agir özrü bulunan çocuklarin tibbi tedavisi ve toplumdaki normal çocuklarin yaninda özürlü çocuklarin genel gelisimleriyle ilgilenmistir. Daha sonralari “Aile Birligi” kuruldu ve TTR çalismalari devam etti. Bu arada BPK uzmanlari ve koordinatör de tüm TTR aktivitelerini denetlemekle yükümlüydü. Ancak zamanla profesyonel beceriler topluluk çalisanlariyla annelere aktarildi.
Çesitli konu ve sorunlari tartismak için düzenli toplantilar, özürlü ana-babalari topluluk çalisanlari ve TTR danismani arasinda bilgi-alisverisi düzenlendi. Toplantinin sonuçlari TTR danismaniyla bilgi alisverisinde bulunduktan sonra her zaman sorunlari çözmeye çalisan TTR koordinatörüne rapor edildi. Ayrica danisman da planlanan aktivite ve TTR Programlarinin basarisinin denetiminden sorumluydu. Bunlar da periyodik olarak program kapsamindaki yerleri ayda veya iki haftada bir ziyaret eden koordinatör ve yardimci koordinatöre rapor edilirdi. Bunlarla birlikte her alti ayda bir TTR Programi su etkenler dogrultusunda degerlendirmeye tabi tutuldu:
-Planlanan egitim ve aktivitelerin belirli amaçlari karsilamakta yeterli ve etkili olup olmadigi.
-Egitimin birey tutumundaki degisikliklere etkisi
-Özürlü bireyin hayat standartlarindaki
gelisme ve toplumsal etkinliklere katilmanin
ilerlemesi ile ilgili etkiler.
-Her seyin dahil oldugu okullar
ve genel gelismeye yönelik birey tutumundaki degisiklikler.
(i) Özürlü Çocuklar Tarafindan Basarilan Genel Gelisme
Degerlendirme özürlü çocuklardaki gelisme ve topluluk üyelerinin genel anlayislarindaki degisim gözlemlenerek gerçeklestirildi. Özürlü çocuklarin basardigi günlük becerilerdeki genel gelisme Denver Gelisimsel Inceleme Testi (DGIT) nin uygulanmasiyla degerlendirilmistir. Bir yildan sonra yapilan testler en bastaki teshis sürecinde elde edilen sonuçlarla kiyaslanmistir.
Teshis Sürecindeki DGIT Sonuçlari Ve Bir Yil Sonra Yapilan DGIT'in Sonuçlarinin Karsilastirilmasi
Tablo- III
SL |
Adi |
Köyü |
Yasi |
Ilk test sonuçlari |
Yasi |
Son test sonuçlari |
1 |
Mobarak |
Koromuli |
2 |
32 |
3 |
45.00 |
2 |
Faruque |
" |
8 |
15 |
9 |
32.00 |
3 |
Tumpa |
" |
4 |
35.68 |
5 |
53.33 |
4 |
Imran |
" |
3 |
34.38 |
4 |
45.35 |
5 |
Roksana |
Bwueail |
3 |
13.37 |
4 |
42.00 |
6 |
Rima |
" |
2 |
53.00 |
3 |
57.77 |
7 |
Aklima |
" |
7 |
28.27 |
8 |
35.50 |
8 |
Ramin |
" |
2 |
54.77 |
3 |
75.00 |
9 |
Sultana |
" |
5 |
31.00 |
6 |
31.72 |
10 |
Wasim |
" |
6 |
8.10 |
7 |
23.75 |
11 |
Sabina |
Bogadia |
6 |
27.77 |
7 |
66.46 |
12 |
Afraja |
" |
7 |
27.87 |
8 |
23.75 |
13 |
Wasim |
" |
6 |
8.10 |
7 |
14.87 |
14 |
Aklima |
" |
1 |
47.92 |
2 |
51.00 |
15 |
Ramim |
" |
2 |
37 |
3 |
46.00 |
16 |
Samsul Alam |
" |
7 |
8.03 |
8 |
14.38 |
17 |
Saiqul Islam |
Salpomari |
9 |
30.00 |
10 |
58.01 |
18 |
Hawah |
" |
4 |
20 |
5 |
25.00 |
19 |
Arifein |
" |
7 |
31 |
8 |
52.77 |
20 |
Tania |
Dhamrai |
4 |
34.38 |
5 |
45.35 |
21 |
Jamal |
" |
3 |
48.26 |
4 |
77.50 |
Tablo-III göstermektedir ki, teshis sürecinde ve bir yil sonrasinda DGIT uygulanan 21 çocugun hepsinde kayda deger gelisme görülmüstür. Son test uygulanana çocuklardan elde edilen sonuçlarin ifade ettigi “Gelisimsel Bölüm” (GB) ilk teste göre daha yüksek çikmistir. Özürlü aileleri kadar normal çocuklarin ailelerine de uygulanan anket sonucu hazirlanan halkin tutumunu inceleyen çalismaya göre aile birliginin diger üyeleri, birlik konseyi üyeleri ve topluluk çalisanlari oldukça kabul görmekte ve olumlu karsilanmaktadir.
(ii) Tesvik ve gelisme
Halk su anda zaten ciddi derecede özürlü çocuklar için TTR Programindan örnegin BPK' dan tibbi terapi, fizyoterapi, konusma terapisi ve Portage Resimli Paketleri sayesinde kavrama gelisimi konusunda egitim ve yardim almaktadir. Sonuç olarak bu çocuklarin günlük aktivitelerinde hatiri sayilir bir gelisme kaydedildi. Terapistlerden yeterli tesvik ve egitim gördükten sonra bazi çocuklar oturup kalkmayi, yürümeyi ve konusmayi ögrendi. Bazilari da ortopedik cihaz kullanabilmeleri için ayaklarindan ameliyat edildi. Digerleri o denli ilerleme gösterdi ki, okula gitmeye bile basladilar. Tedavi ve tesvikle birlikte “risk tasiyan” çocuklar neredeyse normale döndü. Sarali çocuklarin nöbetleri kesildi ya da en azindan gözle görülür bir sekilde azaldi. Gece körlügü bulunan çocuklarin görüs mesafesi yüksek dozda A vitamini tabletleriyle normalde döndü. Bu baglamda Saglik ve Aile Planlamasi bilinci programi annelere önlem almalari konusunda yardimci oldu.
(iii) “Herkes için Kalyani Ilkögretim Okulunun durumu” (Alti ay sonra)
1) |
Tumpa 11 yasinda içe kapanik, çok yavas konusabilen, sosyalligi yavas gelisen bir kizdi çocugu idi, simdi 100 ve yukarisinda kesin bir biçimde sayi ve kelime bilmektedir. |
(2) |
Imran, 4 yasinda otistik ve devamli tükürme aliskanligi olan hiç konusmayan bir çocuktu. Onun tükürme aliskanligi davranisi degistirildi. |
(3) |
Murad, 11 yasinda hiperaktif ve digerleriyle iletisim kuramayan bir çocuktu, simdi digerlerine yaklasip "nasilsiniz" diyor ve sinifta sarkilara katilmaktadir. |
(4) |
Afzal, 13 yasinda fiziksel özürü olan ve fiziksel özürü nedeniyle okula gidemeyen erkek çocugudur. Koltuk degnegi ile okula basladiktan sonra onda önemli degismeler oldu.Simdi sarki söylüyor, kitaptan ezbere okuyabiliyor ve sinifin diger faaliyetlerine katilmaktadir. |
(5) |
Azharul, 7 yasinda hiperaktif bir çocuktu ve okulun katkisiyla çok gelisti. O simdi normal çocuklarla birlikte kitap okuyor, sarki söylüyor ve oyun oynamaktan hoslaniyor. |
(6) |
Aferin, 8 yasinda konusamayan ve digerleri ile iletisim kuramayan bir çocuktu, simdi isaret diliyle digerleri ile iletisim kurabiliyor ve sayi ve kelimeleri tekrarlayabiliyor. |
(7) |
Selina, 7 yasinda içine kapanik digerleriyle birlikte olamayan bir kiz çocugu idi, simdi yavas yavas içe kapanikliktan çikmakta ve okuyup yazabilmektedir. |
(8) |
Saiful, 13 yasinda fiziksel engelli olan, yanlizca evde oturan ve çok az konusan bir çocuktu. Simdi bambu koltuk degnegi ile okula gelmekte ve diger çocuklarla sinifta konusmaktadir. |
(9) |
Shirin, 7 yasinda ve sag eli saglam olmayan bir kiz çocugudur. Fizik tedavi ile güçlendirildi ve okula gittikten sonra sayilari ve kelimeleri ögrendi. |
(10) |
Lalita, 13 yasinda sara nöbetleri nedeniyle okula gitmemis bir kiz çocugudur.Simdi Kalyani Ilkokuluna gitmekte çok iyi ögrenmektedir. |
Herkes Için Kalyani Ilkögretim Okulu”na Kayit Yaptiran Özürlü Çocuklarda 6 Ayda Gözlemlenen Gelisme:
10'u özürlü olmak üzere toplam 75 çocuk okula gitmektedir. Öte yandan okulda ana sinifi ve birinci sinif açilmistir. Tüm çocuklara resimli kitaplar, sayi ve kelimeler için kitaplar temin edilmistir. Çocuklar okulun bahçesinde kendi yerel oyunlarini oynamaktadirlar. Lise mezunu iki ögretmenin BPK'nin “Herseyin Dahil Oldugu Egitim” hakkinda siki bir egitim aldiktan sonra BPK tarafindan Kishoregonj'daki Kalyani Ilkögretim Okulu'nda ögretmen olarak göreve baslatilmislardir.
KAYNAKLARIN AKTARIMI: INSAN, MALZEME VE PARA BAGLAMINDA YEREL KAYNAKLARA AKTARMAK
(I) INSAN KAYNAGININ AKTARIMI
(i) “Özürlülere Refah Dernegi” ve “Aile Birligi' nin” Kurulmasi
Her TTR bölgesinde, ilk hizmet dagilim saglandiktan sonra “Aile Birligi” ve “Özürlülere Refah Dernegi” kuruldu. Bunun yaninda özürlü çocuklarin anne babalari ve komsu çevreden normal çocuklarin anne babalari, yerel okullardaki ögretmenler, birlik konseyinin kadin üyeleri ve özürlülük sorunlari ya da çocuklarin refahiyla ile ilgilenen köylerdeki insanlar da bu birlik/dernegin üyesi oldu. Köylerin yakinligina bagli olarak birçok birlik kuruldu. Yerel danisman ayni zamanda toplantilara her zaman katilmasi sart kosulan bir üye olarak seçildi. Her birlik her hafta ya da iki haftada bir düzenli toplantilar gerçeklestirdi. Toplantilara katilan üyelerin sayisi bazen 40-45 e kadar çikmaktadir.
Aile Birliginde genellikle su sorun ve konular tartisilmistir:
(i) Kalyani Ilkögretim Okulunun nasil isledigi
(ii) Tüm çocuklarin terapi ve hizmetleri zamaninda ve profesyonel takim ve topluluk çalisanlari tarafindan ihtiyaçlarina göre alip alamadiklari
(iii) Herhangi bir çocugun özel tibbi bir tedaviye ihtiyaci olup olmadigi
(iv) Çocuklarinin genel gelisimine nasil katkida bulunabilecekleri
(v) Saglik bilinci
(vi) Çevrenin temizligi
(vii) Daha iyi beslenme hakkinda bilgi
(viii) Özürlülük bilinci
(ix) Normal çocuklarin da ihtiyaçlarinin karsilanmasi için nasil yardim edilecegi
(x) Devlet sektörü ve özel sektörde “Her Seyin Dahil Oldugu Egitim” i savunmak
“Aile Birligi” halkin katilimini artirmak için belli sayidaki köylerde kurulmus ve yerel halkin da ilgisiyle genislemistir. TTR Programinin yararlarinin farkina varan insanlar üye olmak için gönüllü sekilde yardim önermislerdir.
Bu birligin üyesi olduklarinda köylüler bir bütün olarak söyle yararlar elde etmektedir:
(i) “Herkese Egitim” hakkinda bilinç
(ii) Özürlülük hakkinda bilinç
(iii) Saglik, aile planlamasi ve çevre
temizligi hakkinda bilinç
(iv) Beslenme hakkinda bilgi
(v) En önemli yarar ise köylülerin
birlik halinde birlesmesidir
(ii) Halk Katilimi
Halk katiliminin çesitli seviyeleri vardir ve bizim bunlari ve belli bir süreç sonrasinda beklenen basari hedeflerini iyi bir sekilde anlamamiz gerekmektedir. Asagidaki tablo farkli katilim düzeylerini siralamanin basit bir yöntemini göstermektedir: (Thomas & Thomas, 1999)
Bes Farkli Halk Katilim Seviyesi Vardir (Bkz. Tablo-IV). Bu Seviyeler Söyledir:
TABLO-IV Gelisme Projelerinde Farkli Halk Katilim Seviyeleri
1.Seviye |
2.Seviye |
3.Seviye |
4.Seviye |
5.Seviye |
Halk hizmetten yararlanir ama katkida bulunmaz. |
Halktan bazi personel, mali veya malzeme katkisi verir, ama karar verme asamasinda halk karismaz. |
Düsük seviyeli halk katilimi, idari kararlar alinir. |
Katilim düsük seviyenin üstündedir, denetim ve politika belirlenmesi için karar alinir. |
Bazi dis kaynakli mali ve teknik yardim disinda, program tamamen halk tarafindan yürütülür. |
Bu bes katilim seviyesi arasindan, BPK'nin TTR Programinin kuskusuz 4. Seviyeye ulastigi söylenebilir.
(iii) BPK ve Hisse Sahipleri Olarak Halk
Hepimiz biliyoruz ki bir TTR Programinda halk katilimi çok önemli bir bilesendir. Buna ragmen gelismekte olan ülkelerde ekonomik, sosyal ve politik kargasalar ve tehditler dolayisiyla TTR Programi kapsamindaki halk katilimi düsük seviyede kalmaktadir. Ancak su memnun edicidir ki, BPK'nin TTR Programi tüm bu engelleri asarak en iyi derecede bir halk katilim seviyesine ulasmayi basardigi iddia edilebilir. Dhamrai, Savar, Kishoregonj, Narshingdi ve Faridpur halkini da hisse sahipleri olarak kabul edebiliriz. BPK bu bölgelerde özürlü çocuklara tibbi hizmet, fizyoterapi, konusma terapisi ve kavrama gelisiminde egitim (Portage Resimli Paketleri sayesinde), mikro-kredi ve ailelere danismanlik hizmetleri saglamaktadir. Öte yandan TTR Programi halktan arazi bagisi, insaatlar için maddi kaynak ve bazi yerli kisiler tarafindan “Refah Fonu”na yapilan katki ve desteklemeler seklinde yararlanmaktadir. Son olarak da Kalyani Ilkögretim Okulu “Herkese Egitim”i gelistirmek adina o bölgede ileri atilmis çok büyük bir adimdir.
(iv) BPK TTR Takiminin Sosyal Güvenligi
BPK' dan çocuk doktoru, psikolog ve terapistlerin olusturdugu TTR ekibi birkaç günlügüne köyleri ziyarete gittiginde, yerel halktan bazilari aksilik ve sorun yaratmaya çalisirken köylülerin çogu destek çikip, onlara çesitli sekilde yardim edip güvenliklerini garanti altina almislardir.
(II) KAYNAKLARIN AKTARIMI: MALZEME
(i) Arazi Bagisi ve Merkez Binasi Insaati
TTR'nin aktivitelerinin yaninda agir derecedeki özürlü çocuklar ve onlarla birlikte normal çocuklarin gelismesini de gözlemleyerek, bazi iyi niyetli özürlüler yardim tekliflerinde bulunmuslardir. Bunlar, arazi bagisinin yani sira herkese ilkokul ve topluluk çalisanlariyla anneler için ofis ya da egitim merkezi olarak kullanilacak basit yapilarin insasidir. Böyle yapilar bazi yerlerde kurulmus olup su anda köydeki TTR Merkezinde oldugu gibi “Herkes Için Okul” olarak da kullanilmaktadir.
(ii) Köylülerin Yardimi
Köylüler geçmiste ihmal ettikleri, duyarsiz kaldiklari özürlü çocuklara simdi sempatik ve yardimci bir anlayisla yaklasiyorlar. Annelerin egitim seanslari süresince, yerel halk yiyecek saglayarak, iletisim olanaklariyla ve egitimlerin yapilacagi yerleri ayarlayarak yardim elini daha da fazla uzatmaktadir. Su kesindir ki, BPK'nin TTR Programinin su anki tartismalarindan hareket edilerek, hiçbir TTR Programi halk katilimi olmadan sürekliligi yakalayamaz. Biz de daha çok insani TTR Programina katilmaya davet etmeliyiz. Buna bagli olarak halktan insanlarin yardim teklif etmelerini ve programini tamamen kendileri katkida bulunarak yürütecek sorumlulugu almalarini umuyoruz.
(III) KAYNAKLARIN AKTARIMI: PARA
(i) Gelir Toplanmasi
Bazi dernekler özürlü çocuklar yararina “Refah Fonu” kurmakta, baskanla danismanin ortak imzalariyla yerel bankalarda isletilecek hesaplar açmaktadir. Bu fon herhangi acil bir durumda ihtiyaci olacak tüm çocuklar için toplanmaktadir.
(ii) BPK'nin Mikro-Kredi Programi
BPK, ailenin maddi durumunu düzeltmek için uzun süredir çok fakir özürlü ailelerine küçük ödemeler yapmaktadir. Su an TTR Programinin uygulandigi bir bölgede 21 aileye mikro-kredi verilmektedir. Her aileye yillik 5000 Taka verilmektedir. Borç taksitlerle geri ödenirken sadece %10 luk bir faiz bastaki miktara uygulaniyor. Grameen Bankasi gibi diger bankalar tarafindan da mikro-kredi programi için izlenen kati kurallar, BPK'nin mikro-kredi programi tarafindan degistirildi. BPK mikro-kredisinin sartlari öyle basit ve rahat hale getirildi ki bu hiçbir sekilde aileleri tehdit etmiyor. TTR danismani ise ailelere borçtan en fazla nasil fayda saglayabilecekleri konusunda yardim ediyor. Gerektiginde danisma parayi en makul sekilde nasil harcayacaklari konusunda ailelere tavsiyelerde bulunur. Bu durumda en sevindirici gelisme ise son bir yilda, BPK ailelere yapilan yardimin %100 ünü geri toplanmistir.
SONUÇ
BPK'nin TTR Programi, böyle bir mücadeleye girismeden önce, bu çalismanin girisinde de belirtilmis olan ve TTR'nin geçmisten bugüne felsefesiyle genel yapisinda olan degisikliklerle ilgili birçok farkli konuyu göz önünde bulundurmustur. Bu konular da program kapsaminda basarili bir sekilde kullanilmaya baslanmistir.
Öncelikle Kalyani Ilkögretim Okulu'nin açilis töreni “Her Seyin Dahil Oldugu Okul” felsefesine dogru atilmis büyük bir adimdir. TTR Programindaki bölgelerde özürlü çocuklar bugün ayri görülüp dislanmiyor aksine normal köy çocuklariyla kaynasmislardir.
Ikinci olarak, programdaki özürlü çocuk ailelerinin katilimi vurgulanmistir. Ana-babalar özürlülere sunulan hizmetleri oldugu gibi kabul etmekten daha çok, programa katkida bulunuyorlar. Profesyoneller becerilerini ana-babalar ve topluluk çalisanlarina transfer etmeye çalisiyorlar. Sunu gözlemledik ki, ana-babalar ve profesyonel ortakligi ayni zamanda TTR Programindaki ana-babalarin yetki gücüdür. Ana-baba - profesyonel iliskilerinin modelleri Tablo-I'de açiklanmistir: Ana-babalar ayrica birligin aktif üyesidirler ve TTR Programinin genel kalkinmasina katkida bulunmaktadirlar.
Üçüncü olarak program, özürlü çocuklarin her seyin dahil oldugu okullara gitmesi hakkindaki toplumsal bütünlesmeyi ve - tibbi rehabilitasyon yerine - halki vurgulamaktadir. Ayrica ana-babalar da “Aile Birligi”ni kurup tam sorumluluk üstlenerek ve normal çocuk ailelerinin sorunlarini anlayarak ve onlara yardim ederek TTR'ye entegre oldular. Bu yolla hem kendi çocuklarinin rehabilitasyonuna hem de toplum kurma bilincine katkida bulunulmaktadirlar.
Dördüncü olarak, her ne kadar TTR Programinin büyüklügü fazla genis olmasa da sundugu hizmetin kalitesi oldukça yüksektir. Hatta Banglades gibi kalkinmakta olan bir ülkede ve BPK gibi kisitli kaynaklari olan bir organizasyonla bu yapilabileceklerin en iyisi ve mevcut kaynaklarla saglanabilecek en iyi hizmet kalitesidir.
Besinci olarak, yerel insanlarin sadece yardimla yetinmeyip Aile Birliginin üyesi olmalari, arazi bagislamasi ve refah fonlarina katkida bulunmalari sayesinde halk katilimini oldukça basarili olmustur.
Son olarak BPK'nin TTR Programi sosyal ve kültürel etkenleri kendine entegre edecek bir sekilde planlanmis ve bu dogrultuda gelismistir. Bu sayede BPK TTR Programi felsefesinde süreklilik geçerli kilinmistir. Zaten mümkün oldugunca her yöreye uygun farkli stratejiler kullanilmaktadir. Bu sayede sistemin amaçlarini gerçeklestirene kadar devam edecegi tahmin edilmistir. Bu bir bakima halkin tüm sorumlulugu üstlenmesi anlamina gelmektedir (Tablo II'deki 5. Halk Katilim Seviyesi).
Bu çalismada verilen BPK'nin TTR Programinin genel tanimi insan, malzeme ve paranin halk içindeki özürlü çocuklarin rehabilitasyonunu amaciyla nasil aktarildiginin açik ve kesin bir kanitini sunmaktadir.
Insan Aktarimi: “Aile Birligi” basariyla özürlü ve normal çocuklarin ailelerini yerel birlik konseyi üyelerini, ve diger yerel halki bilinç yaratilmasi ve halk katilimi konusunda bütünlestirmistir. Özürlülük programinin yaninda, TTR insanlari topluluk üyeleri için saglik, çevre temizligi ve aile planlama programlarinda ve geç de olsa her seyin dahil oldugu tüm çocuklara olan okullar konularinda harekete geçirmistir.
Malzeme ve Para: TTR Programi iyi ve kaliteli hizmeti sayesinde toplumun üyelerinin ilgisini çekerek, onlarin tüm çocuklara okul insasinda arazi ve para bagislamalarini ve ayni zamanda da “Aile Birligi”nin “Refah Fonu”na maddi katkida bulunmalari saglandi.
BPK'nin insan, malzeme ve para gibi kaynaklarini basariyla aktarmakta olan “Toplum Temelli Rehabilitasyon Programi” süphesiz özürlülük programi sayesinde tüm halkin kalkinmasi'nin açik ve kesin bir örnegidir.
Her soru Evet( ) Hayir( ) olarak yanitlanir.
1. Diger çocuklarla karsilastirildiginda, çocuk oturma, ayakta durma ve yürümede herhangi bir ciddi gecikme yasadi mi?
2. Diger çocuklarla karsilastirildiginda, çocuk gündüz veya gece herhangi bir görme zorlugu yasiyor mu?
3. Çocuk duymakta zorluk çekiyor mu?
4. Çocuga bir sey yapmasini söylediginizde, ne dediginizi anlamis gibi görünüyor mu?
5. Çocuk yürüme ya da kol veya bacaklarini hareket ettirmede herhangi bir güçlük çekiyor mu ya da zayifligi ve/veya (hareket ederken) agirligi var mi?
6. Çocuga bazen nöbet geliyor mu, çocuk hareketsiz kalip kaskati kesiliyor ya da bilincini kaybediyor mu?
7. Yasiti olan diger çocuklar gibi, çocuk bir seyler yapmasini ögreniyor mu?
8. Çocuk tamamiyla konusabiliyor mu? (kendini kelimelerle ifade edebiliyor, herhangi taninabilir/anlasilabilir kelime söyleyebiliyor mu?)
9. 3-9 yas arasina sorulacak:
Çocugun konusmasi her hangi bir yönden normalden (ailesi disinda diger insanlar tarafindan anlasilacak kadar açik olmayan sekilde) farkli mi?
2 yasindakilere sorulacak:
En azindan bir nesneyi tanimlayabiliyor mu? (örnegin bir hayvan, oyuncak, bardak, kasik)
10. Kendi yasindaki diger çocuklarla karsilastirildiginda, çocukta zihinsel olarak geri kalmislik, agirlik veya yavaslik var mi?
Herhangi bir veya daha fazla yildizla (*) isaretlenen cevap inceleme
sonucunun pozitif oldugunu göstermektedir.
TTR PLANLAMASININ BASARISI
Performance of Community- Based Rehabilitation planning (CBR)
H.Nahvinejad MD
Director of CBR Department (Iran Welfare Organization)
Kisaltmalar:
TTR- Toplum Temelli Rehabilitasyon
TSB- Temel Saglik Bakimi
HRK- Halk Rehabilitasyon Komiteleri
TSÇ- Temel Saglik Çalisani
OSSÇ- Orta Seviye Saglik Çalisani
TSBÇ- Temel Saglik Bakimi Çalisanlari
ARÇ- Ara Rehabilitasyon Çalisanlari
Iran'da TTR projesi 1990'da baslamistir. Su anda TSB (Temel Saglik Bakimi) sayesinde 60 sehrin (28 tasra) kirsal kesiminde sürdürülmekte ve 2.663.269 birey gözlenmistir. Yüzde sekseninin özürlü oldugu 37000 sorunlu insan, daha yüksek bir hareket özgürlügü saglanmasi amaciyla yüksek seviyelere yönlendirilmektedir.
Iran'daki TTR, WHO'nun kilavuzlarinin (Özürlülerin Halk Içinde Egitimi) tercüme edilip Iran kültürüne adapte edilmesiyle baslamistir. Egitim paketlerinde tarif edilen teknolojiler açik bir sekilde, yeterli ve mükemmel bir kalitenin islevsel sonuçlari olarak görülmektedir. Ilk egitim çalismasi, Saglik Bakanligi'ndan TSB yöneticileri ve Refah Organizasyonundan WHO yardimiyla uzman terapistleri kapsayan doktorlarla ilk pilot uygulama Miami ve Shahrad sehirlerinde ve Semran tasrasinda düzenlendi. Diger alti sehir için de sürekli devam eden egitim modeli ile sürdürüldü. Refah Organizasyonundaki fizyoterapist ve mesleki terapistler, Tahran ve diger sehirlerde egitim görmüslerdir. Sonra da merkez bürosu Tahran'da bulunan Refah Organizasyonunun rehberligi ile diger sehirlerde TTR personelinin egitimi ile ilgilenmeye baslamislardir. Su anda Iran'in 28 tasrasinda TTR devam etmektedir. Bu, Refah Organizasyonunun önderligi ile ancak TSB'nin kapsamli yapisinin çerçevesinde yürütülen ulusal bir programdir. TSB, saglik ocagi ya da biriminden, kirsal kesim saglik merkezi, bölge merkezleri ve tasra merkezlerine kadar dört seviyeli kapsamli bir sistemden olusmaktadir.
1) Saglik Çalisanlari : Saglik birimleri ve merkezlerinde görev almaktadir. Su anda Iran'da 16.000 saglik ocagi ( 1921 saglik ocagi TTR Programina dahil) mevcut olup bunlarin her biri 1500 kisiye hizmet vermekte ve iki yil yetistirilip sonra da iki haftalik TTR egitimine tabi tutulan bir ya da iki saglik görevlisi (behvarze) barindirmaktadir. Bunlar, ayni zamanda özürlülerin teshis edilmesi, islevsel egitimi, yönlendirilmesi ve desteklenmesi konularindan