Aile Eğitim Seti - Dil ve Konuşma
AİLE EĞİTİM REHBERİ
DİL VE KONUŞMA ÖZÜRLÜLER
İçindekiler
İletişim Dil ve Konuşma
İletişim
B- Dil
C- Konuşma
Dil ve Konuşma Gelişim Dönemleri
A- Çocukluk Çağı Normal Gelişim Evreleri
B- 0-5 yaş Arasındaki Çocuklarda Alıcı ve İfade Edici Dil Gelişimi Aşamaları
Çocuklarda Konuşma ve Dil Gelişiminin Desteklenmesi
A- Anne ve Babanın Çocuğuna İletişim Ortamını Sağlaması
B- Aile-Çocuk İletişim Becerilerini Geliştirme Önerileri
Konuşma ve Dil Gelişimini Etkileyen Sorunlar
A- Zihinsel Özür
B- Fiziksel Özür
C- Duyusal Özür
D- Duygusal Yoksunluk
E- Uyaran Eksikliği
F- Psikolojik Bozukluklar
G- Uzun Süren ve Sık Tekrarlayan Hastalıklar
H- Otizm
Konuşmanın Genel Özellikleri
Konuşma ve Dil Özellikleri
A- Fizyolojik Konuşma Güçlüğü
B- Gecikmiş Konuşma
C- Telaffuz Bozuklukları
D- Kekemelik
E- Afazi
F- Apraksi
G- Dizatri
H- Yutma Güçlüğü
I- Salya Problemleri
İşitme Kaybına Bağlı Konuşma Bozuklukları
Psikolojik Konuşma Bozuklukları
Ses Bozuklukları
10-Yasal Düzenlemeler
11-İlköğretim Okulları
12-Meslek Liseleri
13-Sivil Toplum Örgütleri
1- İLETİŞİM, DİL VE KONUŞMA
Dil kazanımı insanların yaşamları sırasında başardığı en karmaşık işlemlerden birisidir. Genellikle çocuklar dili kendi doğal çevrelerinde herhangi bir sorunla karşılaşmadan kazanmaktadır. Bu nedenle dil kazanımının ne kadar karmaşık bir süreci içerdiği özellikle dil gelişiminde bir bozukluk olduğunda görülmektedir. Dil ve konuşma bozukluklarını anlayabilmek, değerlendirebilmek için temel olan kavramların bilinmesi gerekmektedir.
İletişim, dil ve konuşma kavramlarının hepsi çocuklarda anadilin kazanılmasını ve güçlüklerini tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu konuda bazı sorular sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Örnek olarak “Bir çocukta bunlardan hangisi problemdir?” veya “Hepsi aynı şeyi mi ifade etmektedir?”
Bir bilginin, duygunun ve düşüncenin dil kullanılarak (sözel iletişim) ya da dil kullanılmaksızın (sözel olmayan iletişim) ifade edilmesi yöntemidir.

İletişim
Bilgilerin iletilmesi amacı ile alışılmış bir düzen içinde sembollerin, seslerin ve jestlerin düzenlenmesidir. Dil, sözel veya yazılı olabilir.

Atatürk yeni Türk Alfabesini öğretirken.
Dil bir toplumun kültürünün, geleneklerinin, bilgi birikiminin bir sonraki kuşağa aktarılmasını sağlayan bir araçtır. Her sosyal durum için vazgeçilmez olduğunu söyleyebiliriz. Tüm bu aktivitelerin amacı iletişimdir, insanlar mesajlarını diğerlerine aktarmaya çalışmaktadır. Dil, insanlar arasındaki en etkin iletişim yoludur. İnsanlar bir arada yaşadıkları her yerde birbirleriyle anlaşmak için bir sistem geliştirmişlerdir.
Dilin kullanılmasıdır. Dilin sembolik birimlerinin yerine geçen sesleri çıkarmak için kullanılan bir seri kas harekettir. Bize basit gelen bir sözcük için kaslar ve vücut organlarını biz seri olacak şekilde kullanırız.

Konuşma, iletişim kurabilmek için kullanılan köprülerden biridir.
Dil gelişimi kişiden kişiye farklılık gösterir. Dil gelişimi ile ilgili genellemeler yapılması mümkün olsa da, bu genellemeler her çocuk için doğru değildir. Çocuklar arasında dil gelişimi yönünden büyük farklılıklar vardır. Bu nedenle, bir çocuğun dil bozukluğu hakkında konuşurken çok dikkatli olunmalıdır. Çünkü, çocuğun dil gelişimi aşağıda tanımlanan dönemlere tamamen uymayabilir. Bu dönemlerden farklı gelişim gösteren bir çocuk ile ilgili olarak aşırı heyecanlanmak da bir hata olabilir. Ayrıca, çocuğun normal gelişim sırasından bir sapma gösterdiği durumlar da dikkate alınmalı ve izlenmelidir.
Çocuklar farklı hızlarda gelişim gösterirler. Hangisinin normal olarak kabul edileceği konusu çok farklılık göstermektedir. Çocukların dil ve konuşma gelişimi açısından genel olarak baktığımızda, dili kullanma yönünden ailelerin bilmesi gereken temel gelişim aşamaları vardır.
2- DİL VE KONUŞMA GELİŞİM DÖNEMLERİ
Çocukluk çağından itibaren normal gelişim evrelerinin ve normal davranışın hangi dönemde, neyi ifade ettiğinin bilinmesi ortaya çıkabilecek bozuklukların erken teşhisinde büyük faydalar sağlamaktadır.
Konuşmadaki fonksiyon bozuklukları ile mücadele erken dönemde başlatılmakta ve ileriye yönelik daha başarılı adımlar atılmaktadır. Bu amaçla günümüzde teşhis ve tedavi amaçlı pek çok yöntem başarı ile uygulanmaktadır.

Ağız ve yüz yapıları ve fonksiyonlarındaki değişim günümüzde anne karnında yapılan bazı yöntemlerle ortaya konulmaktadır. Damak gelişiminin gebeliğin 12. haftasında tamamlandığı düşünülürse, daha önce yapılan ultrason incelemesi bu dönemde ortaya çıkabilecek bu tip problemlerin önüne geçilmesini sağlayabilir.
Anne karnında bebeklerde yutma gelişimi 12. haftada, emme gelişimi 18-24 haftalar arasında belirginleşmektedir. 34. haftada çocuk ihtiyaçlarını karşılayabilecek emme ve yutma becerisine sahip olmaktadır. Yapılan pekçok araştırma, anne karnında ağız kontrol ve koordinasyonda zayıf olan bebeklerin ileri yaşlarda ciddi fiziksel, algısal problemler, konuşma ve lisan gelişiminde gerileme, beslenme ihtiyaçlarını karşılamada zayıflıkları olduğunu göstermiştir.
Bebeklik çağından itibaren düzenli yapılan tetkik ve çalışmalarla pek çok problemin önceden teşhisi ve erken rehabilitasyonu (tedavi ve eğitim) mümkün olabilmektedir.
Doğumdan sonra aileye, çocuğun gelişimini doğru bir şekilde değerlendirmesi öğretilmeli, normal olmayan davranışlar görüldüğünde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiği belirtilmelidir.
Dil kısa sürede kazanılan ve gelişen bir beceri olmadığından çocuğun gün boyunca kullanacağı bir araç gibi düşünülmeli ve çocuk yaptığı her farklı davranış ve sözcük için desteklenmeli, çocuğun iletişim kurduğu çevre genişletilmeli ve konuşması için teşvik edilmelidir.
Anneler, çocuklarının iletişim, dil ve konuşma gelişimlerinin normal bir seyirde devam edip etmediğini görebilirler. Bu amaçla, yaşlara göre bebek ve çocukta görülmesi gereken davranışlar aşağıda sıralanmıştır:
Doğum ve ilk 3 aylık Dönemde Bebek;

3-6 ay arasındaki Dönemde Bebek;

7-11 ay arasındaki Dönemde Bebek;

12-17 ay arasındaki Dönemde Çocuk;
18-23 ay arasındaki Dönemde Çocuk;
24 ve üstü aylarda Çocuk;
Bebeğinizde/çocuğunuzda yukarıda sıralanan davranışlardan bir ya da birkaç tanesi görülmüyorsa mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir.
B- 0-5 Yaş Arasındaki Çocuklarda Alıcı ve İfade Edici Dil Gelişimi Aşamaları
0-6 Aylık Bebeğiniz;
6-12 Aylık Bebeğiniz;
12-18 Aylık Çocuğunuz;
18-24 Aylık Çocuğunuz;
2-3 Yaşındaki Çocuğunuz;
eksik olabilir (“Baba iş gitti” gibi),
3-4 Yaşındaki Çocuğunuz;
4-5 Yaşındaki Çocuğunuz;
Çocuklar; 3 yaşına kadar [b,c,d,g,h,m,t] seslerini, 4 yaşına kadar [n,p,j,s] seslerini, 5 yaşına kadar [ç,f,ğ,k,ş] seslerini, 6 yaşına kadar [l,r] seslerini, 8-9 yaşına kadar [v,j,z] seslerini, büyük bir çoğunlukla üretmeyi başarabilir. |
3- ÇOCUKLARDA KONUŞMA VE DİL GELİŞİMİNİN DESTEKLENMESİ
Bebekler, doğuştan dil ve konuşma yeteneğiyle doğarlar; ancak yönlendirme çok önemlidir. Araştırmalar, çocuğun nasıl ve ne zaman konuşmayı öğrendiği konusunda, ailesinin desteğinin olumlu etkisi olduğunu göstermektedir.
Dili kullanmayı öğrenmek göreceli bir süreçtir. Bebekler, çevresinde konuşulan dili dinlemekten mutlu olacaktır ve duyduklarını, pratik yaparak konuşmayı öğrenecektir. Önce kendisine söylenen şeyleri anlamaya, daha sonra da sözcükleri tek tek kullanmaya başlayacaktır. Başlangıçta bu sözcükleri tutarsız olarak kullanabilir. Daha sonra bu sözcüklerle basit cümleler kuracak ve en sonunda da daha uzun ve anlaşılır cümleler kurarak, hangi sesleri nasıl kullanacağını doğru olarak öğrenecektir.
Çocukların konuşmayı öğrenmesi çok karmaşık bir süreçtir. Bu aşamada anne babaların katkısı çok önemlidir.
Çocukların konuşmayı öğrenme sürecinde desteklenmesi için aşağıda bazı öneriler verilmiştir:

Konuşmayı öğrenmeleri için çocuklara uygun ortamların yaratılması.
Birçok aile, çocukların nasıl ve ne zaman konuşması gerektiğini bilmekte güçlük çekerler. Ancak, her çocuğun iletişim beceri kapasitelerinin farklı olduğunu unutmamak gerekir. Aynı ailedeki çocukların konuşmayı öğrenme süreleri farklı olabilir. Burada önemli olan, çocuğun dil gelişiminde tutarlı bir süreç göstermesidir. Ailelerin, çocuklarının dil gelişimlerini desteklemek ve iletişim kurabilmek amacıyla, her gelişim döneminde yapabilecekleri aşağıda sıralanmıştır;
0- 6 ay arasında

İletişim becerilerinin geliştirilmesi
6-12 ay arasında
12-18 ay arasında
18-24 ay arasında
2-3 yaş arasında
2-3 yaş döneminde, aileler çocuklarının kullandığı sözcüklerde bir "patlama" olduğunu görürler. Her durum için bir sözcükleri vardır ve sürekli "neden?" tipinde soru yöneltirler.
3-5 yaş arasında
3 ve 4 yaş arasında sıklıkla "kim?", "nerede?" ve "ne?" ile başlayan soru cümlelerini kullanabilirler. Cümleleri daha uzundur ve konuşması daha akıcıdır. Çocuklar, 4-5 yaş arasında kendisine söylenen her şeyi anlar ve anlaşılır bir şekilde konuşur.

3-5 yaş arasındaki çocuklar ile oynanabilecek oyunlar.
4- KONUŞMA VE DİL GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN SORUNLAR
A- Zihinsel Özür
Zihinsel özür, kavramların algılanması ve günlük yaşam için gerekli becerileri etkilemekte, dil ve konuşma gelişiminde gecikmelere ve bozukluklara neden olmaktadır. Çocuğun zeka yaşının normalin altında olması nedeniyle bu sorunlar ortaya çıkar. Lisan gelişimi de zihinsel gelişimi gibi geri kalabilir. Genelde eğitilebilir düzeyde olan çocuklar, lisan ve kendine bakım konularında eğitim ile üst düzeylere çıkarılabilir.

Zihinsel engelli bir çocuğun eğitimi.
Öneriler: Ailelerin ya da bu konuda çalışacak eğitimcilerin sabırlı, esnek ve hoşgörülü davranışlar göstermesi gerekir. Zihinsel özürlü çocuk samimi ve sıcak davranışlar görmek ister, eğitimcisine güven duymak ihtiyacı hisseder. Çocuğun çabaları desteklenmeli, sık sık takdir edilmelidir. Çocuğun başarı duygusunu tatmasını ve kendine güven duygusunu geliştirmek için çocuğun başarılı deneyimlerinin olmasını sağlayacak ortamlar oluşturulmalıdır.
Çocuğun başarılı olduğu durumlarda mutlaka ödül kullanılmalıdır.
Ödülün yanı sıra ceza ve mola verme gibi yöntemler de kontrollü bir şekilde kullanılabilir. Zihinsel engelli çocukların öğrendiklerini çabuk unutmamaları için çok tekrar gereklidir. Somut bilgiler ve becerileri yaşayarak, yaparak, deneyerek öğretmeye çalışmak gereklidir.
Zihinsel engelli çocuğa kazandırılacak her bilgi ve becerinin o andaki ve gelecekteki yaşamı için bir anlamı olmalıdır. Çocuklara boş zamanlarında kendi başlarına yapabilecekleri faydalı bir beceri öğretilebilir.
Zihinsel özürlü çocuğun eğitiminin yanı sıra ailelerinin de eğitimine önem verilmeli ve eğitime aktif katılmaları sağlanmalıdır.
B- Fiziksel Özür
Konuşma organlarındaki fiziksel yetersizlikler ya da algılama ve tanımada kullandığımız el gibi organların çalışması ve yapısındaki engeller cisimlerin algılanmasını, tanınmasını ve günlük hayatta kullanılmasını güçleştirmekte, dil ve konuşmada problemlere yol açmaktadır.
C- Duyusal Özür
İşitme kaybı, görme özürü, tat alma duyusunda yetersizlik, dokunma duyusu bozuklukları konuşma ve dil becerilerini etkileyen önemli duyulardır.
D- Duygusal Yoksunluk
Çocuğun gelişimin destekleyecek, pekiştirecek, güvenlik duygusunu sağlayacak anne-baba ve çevrenin olmaması konuşma ve dil becerilerinin gelişmesini olumsuz etkiler.
E- Uyaran Eksikliği
Çocuğun dikkatini çekecek uygun araç ve gereçlerin olmaması dil ve konuşma gelişimini olumsuz yönde etkiler.
F- Psikolojik Bozukluklar
Konuşma sırasında ortaya çıkan güvensizlik ve kaygılar sonucunda konuşmanın bozulmasıdır.
G- Uzun Süren ve Sık Tekrarlayan Hastalıklar
Gelişim süreci içerisinde ortaya çıkan, çocuğun dış çevre ile bağlantısının kesilmesine neden olan uzun süren hastalıklar, nörolojik ve psikolojik bozukluklar, çocuğun dil ve konuşmasını ortaya koyma becerisini azaltmaktadır.
H- Otizm
Organik veya genetik sebeplere bağlı beyin zedelenmelerinin yol açtığı, sosyal ve iletişim becerilerinin gelişmesini engelleyen ve davranış bozukluklarına yol açan bir bozukluktur. Otizmi olan çocuklar ve yetişkinler, iletişim kurmakta güçlük çekerler. Arkadaşlık duyguları ve karşıdaki kişilerin duygularını anlama konusunda yetersizdirler. Çeşitli takıntılar, değişik davranış şekilleri ve özel korkular geliştirebilir. Günlük yaşamın becerileri ile başa çıkmada uzman yardımına ihtiyaç duyarlar.
Konuşma lisan gelişimini etkileyen diğer nedenler; kardeş sayısı, sırası, aile yapısı, cinsiyet ve konuşulan dildir. Karşılaşılan bu tip problemler çocuğun öğrenme ve uygulama becerisini azaltır.
İnsanın Doğası ve Büyüme
Lisan gelişiminin hızı temel olarak, kalıtsal lisan yeteneğindeki bireysel farklılıklara bağlıdır. Fiziki ve psikolojik olgunluk, kişilik, yapı, zeka ve cinsiyet ile ilgili bireyler arasındaki farklılıklar, kişiden kişiye değişen konuşma gelişimindeki farklılıkları açıklamaktadır. Örn; genellikle kızlar erkeklerden daha önce ve daha kolay konuşurlar.
Çevresel Etkiler
Ailenin sosyal ve ekonomik seviye ve yapısı, eğitim düzeyi veya büyük kardeşlerin olmasının lisan gelişiminde önemli etkisinin olduğu bilinmektedir.
Gelişim Hızı
Çocuklarda konuşmanın gelişim hızı, zamanı ve özelliklerinde çeşitli farklılıklar vardır. 2 yaşın sonunda, özellikle erkek çocuklarında, konuşmanın başlamasında gecikme görülebilmektedir. Ancak, bu sonraki lisan gelişiminin gerileyeceği anlamını taşımaz. Bununla birlikte bazen normal olmayan bir başka durumu (tümör veya hormonal hastalıklar gibi) gösterebileceği unutulmamalıdır.
Çocuğun lisan yeteneği, kısmen çevreden gelen kelime uyarısına, kısmen de tüm işitsel uyarıların beyinde doğru algılamasına bağlıdır.
Lisan gelişiminin ilerleyişini konuşma organlarının çalışma kapasitesi kadar, görsel ve işitsel dikkat, işitsel hafıza, işitme ve dokunma ile ilgili kontrolün geri bildirim mekanizmaları da etkilemektedir.
6- KONUŞMA VE DİL BOZUKLUKLARI
Sesin çıkarılmasında meydana gelen hatalar konuşma bozukluğu olduğunu göstermez. Bu durum, lisan gelişiminin normal bir süreci olarak değerlendirilebilir. Beyindeki işitsel algılama ve yorum hataları, konuşma organlarının sesi çıkarma için gerekli hareketleri tamamlayamaması, yapılan hataların nedenlerinden bazılarıdır. Kelimelerin son seslerini söylememe, kelime içindeki seslerin benzerlerini kullanma, seslerin yerini değiştirme, sesleri uzatma ya da kaydırma gibi söyleyiş hataları vardır.
Çocuğun beklenen yaşta ve şekilde konuşma-lisan becerilerinde sınırlılık olarak ifade edilebilir. Fiziksel ve zihinsel gelişimdeki genel bir gerileme nedeniyle 3. yaşın sonuna kadar dil gelişiminin olmamasıdır. Bu gerilik çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir.

Konuşma ve lisan eğitimi.
Gecikmiş konuşmanın temelinde zihinsel gerilik, sosyal yetersizlikler, duygusal ve fiziksel problemler, algılama problemleri, işitme kayıpları ve güdülenme eksiklikleri vardır.
Gecikmiş konuşmanın nedenlerini; organik yetersizlikler ve elverişsiz konuşma çevresi olarak ikiye ayırabiliriz. Organik yetersizlikler; beyindeki merkezi sinir sistemi yaralanmaları, virüs enfeksiyonları, hormonal bozukluklar, konuşma organlarındaki yapı bozuklukları, işitme kaybı veya hafıza bozukluklarıdır. Elverişsiz konuşma çevresi ise, güdülenme azlığı, çevrenin sessiz olması, yetersiz öğretme teknikleri, anne ve baba arasındaki sorunlar, çocuğa karşı davranışlarının uygun olmaması, yeni bir kardeşin doğması veya ikiz kardeş durumu gibi problemleri içermektedir.
Öneriler: Tedavide genel prensip, erken tanı ve eğitimdir. Bu konuda uzman tarafından bireysel eğitim programları ve aile eğitim programları ile uygun terapi teknikleri önerilir. Çocuğun ilk söylediği kelimeler övülmelidir. Onay gördüğünü ve sevildiğini hisseden çocuk kendisini tanımlayabilir ve konuşmasını geliştirebilir.
Konuşmanın kazanılmasında her çocuk farklı gelişim hızına sahiptir.
Pek çok şeyin erken yapılmasını beklemek kesinlikle zararlıdır. Eğer çocuk konuşmada gecikme gösteriyorsa, uygun teşhis ve tedavi uzman bir ekip tarafından yapılmalıdır.
Belirli konuşma seslerini telaffuz etmede veya kullanılan dilin kurallarına uygun söylenilmesindeki güçlüklerdir. Bir ya da birkaç sesin çıkarılmasındaki problemler kelimelerin anlaşılmasını etkileyebilir. Telaffuzun, konuşmanın anlaşılmasına katkısı çok fazladır.
Telaffuz bozukluğu olan çocuklar genellikle konuşmaya geç başlamışlardır ve çok yavaş ilerleme gösterirler. Bu durum, lisanda gelişme geriliği gösteren çocukların tümünde mevcuttur. Bu çocuklar aşırı hareketli, dalgın, dikkatsiz, ilgisiz ve çoğunlukla utangaç görünürler, fiziki ve psikolojik gelişmeleri de geri olabilir. Kısa cümleler halinde gelişmemiş telaffuz ile konuşurlar. Telaffuz bozuklukları orta kulak enfeksiyonu; dudak, diş, dil, burun ve damak gibi konuşma organlarında yetersizlikler; bu şekilde konuşmayı alışkanlık haline getirme; gelişim geriliği ve genetik nedenlerden meydana gelebilir.
Öneriler: Tedavide öncelikle; damak, dudak, diş ve dilin yapısı veya hareketlerindeki bozukluk varsa tedavi edilir. Telaffuz bozukluğu olan çocukların kulak hastalıkları ve işitme kaybı yönünden de değerlendirilmesi gereklidir. Doğru telaffuz, görme, işitme ve dokunma duyuları kullanılarak öğretilmelidir.
Konuşmanın akışında, ritminde veya akıcılığında bir bozukluk olması durumudur. Kekemelikte konuşmadaki ritim bozukluğunun yanında, ayrıca kaslarda aşırı kasılma, yüzde, ellerde ve ayaklarda tikler görülebilir. Konuşmada tekrarlamalar, bloklar, uzatmalar ve eklemeler görülebilir. Nedenlerine yönelik birçok görüş olmasına rağmen, organik ve çevresel etkenler üzerinde durulmaktadır.

Kekemelikte konuşma tedavisi
Öneriler: Çocuğun akıcı olmayan konuşmasına dikkati çekmeyin ve eleştirmeyin. Çocuğunuzun konuşma bozukluğuna üzülmeyin, şimdilik onun konuşma şeklinin böyle olduğunu ve her şeyin normal olduğunu kabul edin. Konuşması için cesaretlendirin, geniş arkadaş çevresi olmasını ve sosyal faaliyetlere katılmasını sağlayın. Size bir şey söylemeye çalışırken dikkatinizi ona verin. Ayrıca, bu konuda uzman kişilerden mutlaka yardım alın.
Beyinde meydana gelen hasar sonucu, dil ve konuşmanın bozulması ve anlaşılamamasıdır. Çok farklı şekillerde ve derecelerde afazi tipleri bulunmaktadır. Genel olarak afaziler 3 gruba ayrılır:

Afazi'li bireyin konuşma tedavisi.
Öneriler: Afazinin terapisinde hedef, hastanın hastalık öncesi durumuna dönmesinden çok, mümkün olduğu kadar bağımsız olmasıdır. Afazi terapisinde, en üst seviyede iletişimi sağlamak, lisan eksikliklerini mümkün olduğu kadar düzeltmek ve değişmiş yaşam koşullarını kabullendirmek hedeflenir. Amaç, hastaya mümkün olduğu kadar bağımsız yaşamayı ve erişebileceği en üst seviyede iletişim kurmayı öğretmektir.
F- Apraksi
İstemli konuşmanın üretiminde sıralı konuşma hareketlerinin motor planlanmasında oluşan bozukluk sonucu otaya çıkan motor konuşma bozukluğudur. Normal kas tonusu ve koordinasyonuna rağmen, amaca yönelik hareketler yerine getirilemez. Seslerin çıkarılması için gereken kasların pozisyonlanmasında güçlük vardır. Konuşma organlarında amaca yönelik davranışların ortaya konulamamasıdır. Kişi ifade etmek istediği şeyi söylemekte zorlanmaktadır.
Öneriler: Tedavide üzerinde önemle durulması gereken şey dikkattir. Hastanın dikkatini toplaması için zaman verilmeli ve yardımcı olunmalıdır. Hasta, doğru konuşması için motive edilmeli. Hastayı depresyona ya da kızgınlığa itecek telkinlerden kaçınılmalıdır. Kişiye mümkün olduğunca sabırlı davranılmalı, terapiden göreceği faydalar mutlaka açıklanmalıdır.
Doğru konuşma modelini oluşturmak için görsel, işitsel ve dokunma gibi duyular kullanılarak uyarılar pekiştirilmelidir. Doğru uyaran çok önemlidir. Karmaşık pek çok uyaran yerine mutlaka doğru ve tek bir uyaran tercih edilmeli daha sonra bu uyaranların sayısı ve çeşitliliği artırılmalıdır. Sık ve doğru tekrar çok önemlidir. Tedavi sırasında öğrenilenler mutlaka günlük yaşamda da uygulanmalı ve kullanılmalıdır.
Konuşma organlarının hareket ve kontrolünü sağlayan kasların çalışmasında yaşanan sorunlar ve konuşma organlarının birbiriyle koordinasyonunun bozulması nedeni ile ortaya çıkan bir dil ve konuşma bozukluğudur. Sorunun olduğu bölgenin yeri ve kaybın derecesine göre farklı tiplerde sınıflandırılabilir.

Dizatri konuşma tedavisi.
Öneriler: Tüm tedavi yaklaşımları hastalığın nedenin belirlenmesiyle başlamalıdır. Bu aşamadan nörologlar sorumludur. Konuşma lisan pataloğu ise, dizartrik konuşma bozukluğunun semptomatik olarak düzeltilmesi konusunda görev yapar. Terapide amaç, konuşmaya yardımcı organların, dil, diş, çene, yüz, ağız, kaslarının birbiri ile koordine olacak şekilde çalıştırılmasını sağlamak, uygun kas egzersizleri yaptırmak ve uygun telaffuz terapisi uygulamaktır. Ayrıca, konuşma organlarındaki kasların uyumlu çalışması içinde, fizik tedavi egzersizleri yapılmalıdır (elektroterapi, direnç egzersizleri gibi).

Yutma güçlüğü, ağızdan mideye aktif yiyecek ve sıvı girişinde zorluk yaratan durum olarak tanımlanmaktadır. Yutma bozukluklarının nedenleri arasında; serebral palsi, merkezi sinir sistemi hasarları, beyin kanamaları, yaralanmalar, ağız bölgesindeki tümörler, kas hastalıkları, mide ve bağırsak sistemi hastalıkları, solunum bozuklukları, sinir sistemi hasarları, erken doğum, yaşlılık, yapısal anormallikler, genetik bozukluklar, psikolojik yutma ve beslenme bozuklukları sayılabilir.
Yutma Güçlüğünün Belirtileri
Yutma sırasındada öksürme ve tıksırma,
Yutmayı başlatmada güçlük,
Boğaz içine yemek yapışması,
Nedeni bilinmeyen kilo kaybı,
Beslenme alışkanlıklarında değişiklik,
Sık tekrarlayan zatürre,
Konuşma ve seste değişiklik (ıslak ses),
Burundan kusma,
Boyun yada göğüste yemek yanma hissi,
Oral farengeal kusma,
Öneriler: Yeme veya içme sırasında mutlaka dik pozisyon (yaklaşık 90°) sağlanmalıdır. Besinler küçük parçalar halinde olmalıdır (yarım kaşık ya da bir çay kaşığı gibi.). Beslenme çok yavaş olmalı, aynı saat içinde sadece bir gıda verilmelidir. Yemek yerken konuşmaktan kaçınılmalıdır. Her yemek öğününden sonra kişi mutlaka 90° açıda 30-45 dakika oturmalıdır. Yutma bozukluğu görülen hastalarda bireysel farklılıklar olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle her hasta için güvenlik önlemleri de farklı olacaktır. Yutma bozukluklarının tedavisi uzman bir ekip tarafından yapılmalıdır. Yapılacak uygulamalar uzman ekibin ortak kararı doğrultusunda verilmelidir. Terapi programı, her hasta kendi içinde değerlendirilerek planlanmalıdır.
I- Salya Problemleri
Salya çok ciddi bir tıbbi ve sosyal problemdir. Kişinin günlük hayatında pek çok olumsuzluğa yol açmaktadır. Salyanın kişi üzerinde koruma, yutma, beslenme ve konuşma gibi fonksiyonları bulunmaktadır. Salya kontrolünün bozulması bu fonksiyonların kalitesini önemli oranda etkilemektedir.
Problemin ortaya çıkışı üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası, diş çıkarma, apse gibi nedenlerle olabilir. Nörolojik hastalıklardan kaynaklanan baş kontrolündeki yetersizlikler sonucu da yutma güçlüğü oluşabilir. Kas tonusunun ya da tükürük bezlerinin aşırı uyarılması, dilin normalden büyük olması, çocukluk çağında alınan sara nöbetlerinin tedavisinde kullanılan ilaçlar, güdülenme eksikliği ve zeka geriliği de salya problemlerine neden olabilir..
Salya problemleri iki şekilde görülür:
Salyanın aşırı salgılanması, s alyanın aşırı üretilmesinden kaynaklanan salya problemleridir.
Salya kontrolsüzlüğü, s alyanın ağızda kontrolünün zayıflamasından dolayı meydana gelen problemlerdir. 15-18 aya kadar normal çocuklarda da görülebilmektedir. Fakat, 4 yaşın üzerinde görülmesi nörolojik bir sorunun varlığını düşündürmelidir.
Öneriler: Salya problemleri görüldüğü ve devam ettiği zaman mutlaka bir nörologa başvurulması gerekmektedir.
7- İŞİTME KAYBINA BAĞLI KONUŞMA BOZUKLUKLARI
İşitme, konuşma gelişiminde en önemli etkendir. Konuşma bozukluğu, işitme kaybının derecesine göre değişik şekillerde meydana gelir. Bunlar:

İşitme engelli çocuğun eğitimi.
Öneriler: İşitme kaybı nedeniyle hastaneye başvuran kişi bir ekip tarafından değerlendirilmelidir. Bu ekipte KBB doktoru, odyolog, konuşma pataloğu, eğitim odyoloğu, psikiyatrist veya psikolojik danışman, rehberlik uzmanı, çocuk gelişimci ve sosyal hizmet uzmanı görev almalıdır. İşitme kaybı teşhis edilip, işitme cihazı adaptasyonu yapıldıktan sonra, kişinin tüm gelişim alanları ve lisan gelişimi incelenmeli ve uygun işitme-konuşma eğitim programı başlatılmalıdır.
8- PSİKOLOJİK KONUŞMA BOZUKLUKLARI
Psikolojik konuşma bozukluğu, çok yoğun bir duygusal coşkunluğa karşı gösterilen savunma türü tepkidir. Bu tür hastalarda yapısal bir yatkınlık görülmektedir. İnsan hayatında çok önemli, üzücü, kaygılandırıcı olaylar yaşanmaktadır. Bunlardan bazısıyla baş edilebilir, bazısıyla ise baş edilemeyebilir. Psikolojik tepkilerin temelinde içgüdülerin yer aldığı unutulmamalıdır. Psikolojik kökenli konuşma bozuklukları çok farklı şekilde sınıflandırılabilir. En sık karşılanılan psikojenik kökenli konuşma bozukluğu mutizm'dir.
Mutizm
Bireyin, yeterli konuşma gelişimi ve bilinç düzeyine rağmen konuşma ile iletişimi reddetmesidir. Ama, konuşmayı anlama normal veya sözlü lisandan çok daha iyidir. Hiç olmayan veya çok az olan sözlü iletişim ile normal veya normale yakın alıcı dil yetenekleri arasındaki büyük fark mutizmin en çarpıcı özelliğidir. Mutizmde ses telleri yoluyla üretilen ses tamamen yok olmaz. Bu kişi iletişimde bulunmak amacıyla isteyerek veya kendiliğinden gürültü yapabilir. Fakat bu konuşma sesi değildir. Mutizm bireyin konuşabilme özelliğine ve yeterli bilinç seviyesinin olmasına rağmen, konuşma iletişimi için isteksizlik halidir. İletişim, tamamen bireyin isteğine bağlı kalmaktadır.
9- SES BOZUKLUKLARI
Sesin aşırı ya da yanlış kullanım sonucunda ses ile ilgili patolojiler ortaya çıkmaktadır. Sesin oluşması ile ilgili bozukluklar ses ile ilgili bir ya da daha fazla problem varsa oluşur. Ses bozuklukları ameliyat ya da tıbbi müdahale gerektiren larenksle ilgili bir anormallikten kaynaklanabildiği gibi, larenkste anatomik bir anormalliğin olmadığı durumlarda da var olabilir. Sesi oluşturan mekanizmaların herhangi birinde bir problem olduğu zaman sesin şiddet ve frekansı bozulacaktır.

Ses bozukluğuna neden olan pek çok hastalık vardır. En sık görülen hastalıklar arasında ses yolunda çeşitli tipte şişlikler, ses tellerinin felç olması, solunum yollarında enfeksiyon, ödem ve midedeki asitli sıvının yemek borusundan gırtlağa kadar gelmesi sayılabilir. Bu patolojiler sesin çok ve hor kullanılmasından olabileceği gibi hiçbir nedene bağlı olmadan da gelişebilir. Sık görülen belirtiler arasında, seste kısıklık, boğazda kuruluk hissi, boğazda yanma, tıkanma, sık öksürme, gün içerisinde seste değişmeler, sayılabilir.
Öneriler: Yukarda belirtilen semptomlardan birkaçı görüldüğü zaman, en kısa sürede Kulak Burun Boğaz hekimine, ses terapisi içinde dil ve konuşma patoloğuna danışılmasıgerekmektedir. Ses bozukluklarının tedavi prensipleri olarak ses bozukluğuna bağlı olarak medikal tedavi, cerrahi tedavi ve ses terapisi sayılmaktadır
10- YASAL DÜZENLEMELER
ÖZÜRLÜ HAKLARI |
HAKKIN YASAL DAYANAĞI |
BAŞVURU KAYNAKLARI |
EĞİTİM |
EĞİTİM |
EĞİTİM |
Özel eğitime ve korunmaya ihtiyaç duyan çocukları yetiştirmek için özel tedbirler alınır. Zorunlu ilköğrenim çağında bulundukları halde, zihnen, bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan özürlü olan çocukların özel eğitim ve öğretim görmeleri sağlanır. Özel eğitim gerektiren bireylerin Türk Milli Eğitiminin genel amaçları ve temel ilkeleri doğrultusunda genel ve mesleki eğitim görme haklarını kullanabilmeleri sağlanır. Hiçbir gerekçeyle özürlülerin eğitim alması engellenemez. Özürlü çocuklara, gençlere ve yetişkinlere, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve özürlü olmayanlarla eşit eğitim imkanı sağlanır. |
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu
573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun |
Milli Eğitim Bakanlığı
|
Okullarda kaynaştırma eğitimine ağırlık verilmektedir. |
573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname |
İl Milli Eğitim Müdürlükleri |
Milli Eğitim Bakanlığı, özel eğitime muhtaç kişilere iş hayatında geçerliliği olan görevlere hazırlayıcı özel meslek kursları düzenler. Kursların düzenlenmesinde ve uygulanmasında bu kişilerin ilgi, ihtiyaç ve yetenekleri dikkate alınır. Kurslara katılanlar kursa devam ettikleri sürece Kanunun çırak ve öğrencilere verdiği haklardan yararlanırlar. |
3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu
5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun |
Milli Eğitim Bakanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlükleri Bilgi için: |
Özel eğitim gerektiren bireylerin eğitsel tanılaması “Özel Eğitim Değerlendirme Kurulları”nda yapılmaktadır. Özürlü çocuğu olan aileler buralara başvurarak çocukları hakkında danışmanlık hizmeti alabilirler. |
573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun |
Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Bilgi için: |
Türkiye'de özürlülere eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerini Milli Eğitim Bakanlığı vermektedir. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. |
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun |
|
Uzun süre hastanede yatan çocuklar için bazı hastaneler bünyesinde “hastane ilköğretim okulları” bulunmaktadır. |
|
Milli Eğitim Bakanlığı |
Milli Eğitim Bakanlığı kendi çıkardığı mevzuatlara dayanarak özel eğitim veren özel statüdeki kuruluşlar için açılış izni veren ve denetimini yapan kurumdur. Bu kurum özel, tüzel ve kamu tüzel kişilerince açılıp işletilmektedir. |
Milli Eğitim Bakanlığı 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu
|
|
Özürlü çocuğun resmi veya özel eğitim merkezlerinde aldıkları gelişim ve eğitime ilişkin giderlerin bir kısmı çalışılan kurum, emekli sandığı ve sosyal sigortalar kurumu tarafından karşılanmaktadır. Emekli sandığına ve sosyal sigortalar kurumuna bağlı kişilerin çocuklarının özel eğitimleri için her yıl Bütçe Uygulama Talimatı ile belirlenen oranda yardım yapılmaktadır. |
Bütçe uygulama talimatları çerçevesinde 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun |
|
Az gören üniversite öğrencileri fakülte/yüksekokul/bölüm amirliklerine yazılı olarak başvurarak sınav sorularını büyük puntolu harflerle yazılmış olarak sağlayabilirler |
|
fakülte/yüksekokul/bölüm amirlikleri
|
Braille yazılmış ortaöğretim ders kitapları görme engelliler akşam sanat ve basım evi matbaasında basılıp ihtiyaç sahiplerine talep halinde ulaştırılmaktadır. Görme özürlü öğrencilere destek amacıyla ders kasetleri rehberlik araştırma merkezleri aracılıyla ulaştırılmaktadır.
|
İlköğretim ve Eğitim Kanunu 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği |
Milli Eğitim Bakanlığı
|
Görme engellilere okul öncesi dönemde gündüzlü, ilköğretim düzeyinde yatılı ve gündüzlü olarak eğitim verilmektedir. |
İlköğretim ve Eğitim Kanunu Milli Eğitim Temel Kanunu Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği |
İl Milli Eğitim Müdürlükleri Bilgi için: |
İlköğretim okulunu bitiren görme özürlü öğrenciler öğrenimlerine normal okullarda kaynaştırma yoluyla devam etmektedirler. |
İlköğretim ve Eğitim Kanunu Milli Eğitim Temel Kanunu Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği |
İl Milli Eğitim Müdürlükleri
|
İşitme engelli öğrenciler meslek liselerine sınavsız yerleşebilmektedirler |
|
Milli Eğitim Bakanlığı |
İşitme engellilere okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde gündüzlü ve yatılı olarak eğitim hizmeti verilmektedir |
İlköğretim ve Eğitim Kanunu Milli Eğitim Temel Kanunu Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği |
Milli Eğitim Bakanlığı
|
SAĞLIK |
SAĞLIK |
SAĞLIK |
Özürlü bireylerin tıbbi tanılaması hastanelerde yapılmaktadır. Sağlık Kurulu Raporu alabilmek için bu konuda yetkili hastanelere başvurulmalıdır. |
Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliği ve eki |
Yetkili hastaneler için: |
Ülkemizde hamilelik döneminde bebeğin fiziksel ve zihinsel özürlü olup olmadığının saptanması amacıyla genetik danışma merkezlerinde genetik danışma hizmeti sunulmaktadır. |
Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği
|
|
Özürlü çocuk doğumlarının önlenmesi için, gebelik öncesi ve gebelik döneminde tıbbi ve eğitsel çalışmalar yapılır. Yeni doğan bebeklerin metabolizma hastalıkları için gerekli olan testlerden geçirilerek risk taşıyanların belirlenmesine ilişkin tedbirler alınır. |
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu (Ek bent: 30. 05. 1997-KHK/572, m. 24) |
|
Ülkemizde tıbbi rehabilitasyon hizmetleri Sağlık Bakanlığı ve üniversitelerde verilmektedir. |
|
Sağlık Bakanlığı, üniversiteler |
MESLEKİ REHABİLİTASYON VE |
İ STİHDAM |
İŞ YAŞAMINDA KORUMA - SOSYAL GÜVENLİK |
Ülkemizde özürlü vatandaşlarımız için Türkiye İş Kurumu, Devlet Personel Başkanlığı, halk eğitim merkezleri, mesleki eğitim merkezleri, özel dershaneler, belediyeler ve özürlülerle ilgili dernek ve vakıflar tarafından meslek edindirme kursları açılmaktadır. |
|
Türkiye İş Kurumu, Halk Eğitim Merkezleri, Mesleki Eğitim Merkezleri, Özel Dershaneler, Belediyeler ve Özürlülerle İlgili Dernek ve Vakıflar Bilgi için: http://www.iskur.gov.tr
|
Gerek kamu gerekse özel sektörde özürlü işçi olarak iş bulmayı sağlayacak kurum Türkiye İş Kurumudur. |
4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu |
Türkiye İş Kurumu Bilgi için: http://www.iskur.gov.tr |
Yasal kotasının üstünde özürlü çalıştıran işverenlerin sigorta primlerinin yarısı devlet tarafından karşılanmaktadır. |
4857 sayılı İş Kanunu |
Türkiye İş Kurumu
|
Sosyal güvenlik kuruluşlarınca karşılanan araç ve gereçlerin standartlara uygun olarak sağlanması gerekmektedir. |
572 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Madde 16- 18-19 |
Emekli Sandığı-SSK-Bağkur
|
Sosyal güvenlik kurumlarında iyileştirme hükümleri sayesinde engelsiz sigortalılara nazaran daha erken emekli olma imkanı sağlanmıştır. |
|
Emekli Sandığı SSK Bağ-Kur
|
Özürlüler için sınavlar, özürlü grupları dikkate alınarak sınav sorusu hazırlamak ve değerlendirmek üzere özel sınav kurulu teşkil edilerek ayrı yapılır. Sınavlarda özrün özelliğine göre kurumların refakatçi bulundurması gereklidir. |
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Md. 50/Değişik fıkra: 30. 05. 1997-KHK/572, m. 14 Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelik |
Devlet Personel Başkanlığı |
Özelleştirme kapsamında işten çıkarılan özürlülerin iş kaybı tazminatı iki katı ödenir. |
4046 Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun |
Türkiye İş Kurumu |
50 ve daha fazla işçi çalıştıran kamuya ait işletmeler % 4, özel sektör işletmeleri % 3 oranında özürlü çalıştırmak zorundadır. Yükümlülüğüne uymayan işletmelere kesilecek ceza paraları özürlü vatandaşlarımızın istihdamı, mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyonu için kullanılmaktadır. |
4857 sayılı İş Kanunu |
Türkiye İş Kurumu
|
Kamu kurumlarınca özürlü vatandaşlarımıza ayrılan boş devlet memuru kadroları için her yılın nisan-mayıs, temmuz-ağustos veya ekim-kasım dönemlerinde sınav açılmaktadır. Sınav duyuruları devlet personel başkanlığı tarafından resmi gazete de, tirajı yüksek ulusal gazetelerde ve TRT televizyon ve radyo kanalları aracılığıyla yapılmaktadır. Kurumlar sınav duyurularında işin özelliği gerektirmediği sürece özür grupları arasında bir ayrım yapamayacağı gibi özür oranında da üst sınır getiremeyeceklerdir. |
Sakatların Devlet Memurluğuna Alınma şartları ile Hangi İşlerde Çalıştırılacakları Hakkında Yönetmelik |
Devlet Personel Başkanlığı |
Kurum ve kuruluşlar çalışma yerlerini özürlü vatandaşlarımızın çalışmasını kolaylaştıracak şekilde düzenlemek gerekli tedbirleri almak ve özürlü vatandaşlarımızın çalışmaları ile ilgili özel araç ve gereçleri temin etmek zorundadır. |
Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelik-Madde 24 Özürlü, Eski Hükümlü ve Terör Mağduru İstihdamı Hakkında Yönetmelik-Madde 14 |
Bilgi için: |
Kurum ve kuruluşlar Devlet Memurları Kanununa göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda % 3 oranında özürlü çalıştırmak zorundadır. % 3`ün hesaplanmasında ilgili kurum veya kuruluşun (taşra teşkilatı dahil) toplam dolu kadro sayısı dikkate alınır. |
Devlet Memurları Kanunu md. 53/Ek fıkra: 30.05.1997-KHK/572, m.15 |
Kamu kurumlarının sakat memur çalıştırma yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin takip ve denetiminden başbakanlık devlet personel başkanlığı sorumlu ve yetkilidir Bilgi için: http://www. basbakanlik-dpb. gov. tr/ |
İşverenlerin belirli bir mesleği olan özürlüleri öncelikle meslekleri ile ilgili işlerde çalıştırmaları gerekmektedir |
|
|
SOSYAL YARDIMLAR |
İNDİRİMLER |
İSTİSNALAR |
Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan özürlü vatandaşlarımızın almış oldukları sağlık kurulu raporlarından bağış ve evrak parası adı altında para talep edilmeyecektir. |
03. 12. 2002 tarih ve 2002/58No'lu Başbakanlık Genelgesinin 6ncı maddesi Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2004/30 sayılı Genelgesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı SSK 26.07.2004 tarihli Genel Yazısı |
Sağlık Bakanlığı |
Özürlülere yönelik bakım hizmeti veren kuruluşların amaçlarına uygun teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden müstesnadır. |
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu Madde 17/2 |
|
Sosyal Güvenlik kuruluşlarında hiçbir nam altında gelir ve aylık elde etmeyen özürlüler kendilerine aylık bağlanmasını talep edebilirler. |
2022 Sayılı Yasa 5378 Sayılı yasanın 25. maddesi |
Bağlı bulunduğu yerdeki valilik veya kaymakamlık makamları |
Özürlülerin Sosyal Güvenlik kurumlarınca karşılanmayan tedavi giderleri, fonksiyon kazandırıcı ortopedik ve diğer yardımcı araç ve gereçlerin karşılanmayan kısmı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu kapsamındadır. |
572 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Madde 17 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Kanunu |
İl ve İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları
|
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 7. maddesine göre, II sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi mallardan, münhasıran aracı sakatlığına uygun hareket ettirici özel tertibatı bulunanların malul ve sakatlar tarafından beş yılda bir defaya mahsus olarak bizzat kullanılmak üzere ve %90 ve üstü oranda raporu bulunan tüm özürlüler yeni otomobil ve bir kısım ticari araçlarda Özel Tüketim Vergisinden muaftırlar. |
4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu |
Maliye Bakanlığı
|
Çalışma gücünün asgari % 80'ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece sakat, asgari % 60'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece sakat, asgari % 40'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece sakat sayılır ve aşağıda belirtilen sakatlık indiriminden faydalanırlar. Sakatlık indirimi özel indirim tutarının; Birinci derece sakatlar için sekiz katı, İkinci derece sakatlar için dört katı, Üçüncü derece sakatlar için iki katıdır. Sakatlık derecelerine göre tespit edilecek indirimler, özel indirime eklenerek hizmet erbabının ücretinden indirilir. Aile reisinin, eşinin ve çocuklarının her birinin gerçek usulde tespit edilen ücret gelirine bu maddede yer alan özel indirim ve sakatlık indirimi uygulanır. |
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 31/2 Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri no:222 |
Maliye Bakanlığı |
Devlet Demir Yolları ana hat yolcu trenleri ile seyahat halinde özürlüler %20 indirimden yararlanabilir. |
|
Devlet Demir Yolları Bilet Satış Birimleri |
Devlet tiyatroları, gösterilerini özürlülere ücretsiz sunmaktadır. |
|
Devlet Tiyatroları Bilgi için: |
Harp Malulü ve Vazife Malulleri ve kendilerine refakat eden eşleriyle şehitlerin eşleri Devlet Demiryolları ve Denizcilik Bankasının iç hatları vasıtalarından birinci mevkide ve belediye vasıtalarında ücretsiz seyahat ederler. Bu Kanunun 1 inci maddesine göre kendilerine aylık bağlanan dul eş de bu haklardan yararlanır. Bu Kanun kapsamına girenler ile bunların eşleri ve dul eşleri Genel ve Katma Bütçeli daire ve idarelere ait veya bağlı hastanelerde ücretsiz tedavi edilirler. Ayrıca, bu tedavi kurumlarından ve dışardan alacakları ilaç bedelleri Devlet tarafından ödenir. |
İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun. Madde 2/(Ek cümle: 4432 - 8. 8. 1999)/ (Ek fıkra: 3688 - 5. 12. 1990) |
Devlet Demiryolları Denizcilik Bankası Belediyeler Kamuya ait hastaneler ve diğer sağlık kuruluşları |
Kızılay, muhtaç hastalara tedavi yardımı yapar; güçsüz ve fiziksel özürlülere noksan veya arızalı organlarının fonksiyonlarını tamamlayıcı, destekleyici veya rehabilite edici nitelikte araç temin etmeye çalışır. |
Türkiye Kızılay Derneği Tüzüğü |
Türkiye Kızılay Derneği Şubeleri |
Kredi Ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün öğrenci yurtlarından özürlü öğrenciler istemde bulunmaları halinde yararlanabilmektedirler. |
|
Kredi ve Yurtlar Kurumu Bölge Müdürlükleri Bilgi için: |
Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından uygulanan harç ve öğrenim kredisi tahsisinde %40 ve üzerinde özürlü olduğunu belgeleyenlere öncelik tanımakta ve harç kredisinin geri ödenmesinde yönetim kurulu kararı ile %50 indirim yapılmaktadır. |
Kredi ve Yurtlar Kurumu Yönetim Kurulu kararı |
Kredi ve Yurtlar Kurumu
|
Malul ve sakatların kullanımına mahsus eşya gümrük vergilerinden muaftır. Münhasıran malul ve sakatlar tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş hareket ettirici tertibatı bulunan ve bunlar tarafından ithal edilen motorlu veya motorsuz koltuklar, bisiklet, motosiklet ve motor silindir hacmi 1600 (dahil) cc'ye kadar olan binek otomobilleri (arazi taşıtları hariç) ile el ve ayak fonksiyonlarını tamamen yitirmiş olmaları nedeniyle bizzat sakat kişi tarafından kullanılamayan, sakat kişinin araca binip inmesiyle taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunan ve sakat kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya sakat kişi tarafından iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılan motor silindir hacmi 2500 (dahil) cc'ye kadar olan taşıtlar (arazi taşıtları hariç) gümrük vergilerinden muaftır. |
4458 sayılı Gümrük Kanunu Madde 167/12/a
Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararı Resmi Gazete Tarihi: 28/09/2004
|
Gümrükler |
Sakatlık dereceleri % 90 ve daha fazla olan malul ve özürlülerin adlarına kayıtlı taşıtlar ile diğer malul ve özürlüler, bu durumlarına uygun hale getirilmiş özel tertibatlı taşıtlar motorlu taşıtlar vergisinden müstesnadır. |
5035 sayılı,25.12.2003 tarihli “ Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” |
Maliye Bakanlığı
|
Telsim (cepözel engelliler) - Türkcell (destekcell) cep telefonlarında görüşme ücretinden indirimli olarak yararlanılabilir. |
|
Türkcell ve Telsim müşteri hizmetleri birimi Bilgi için:
|
Türk Hava Yolları ile seyahat halinde belirlenen esaslar doğrultusunda özürlüler %40 indirimden yararlanabilir. |
Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Özürlüler İçin Kimlik Kartı Yönetmeliği Bakanlar Kurulu Kararları |
Türk Hava Yolları Bilet Satış Birimleri
Bilgi için: |
FİZİKSEL ÇEVRE |
ULAŞIM |
STANDARTLAR |
Belediyeler özürlülere uygun düzenlemeleri standartlara uygun olarak yapmak zorundadır. |
5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun |
Belediyeler
|
İmar mevzuatı na ulaşılabilirlikle (fiziksel engellerin kaldırılmasıyla) ilgili hükümler eklenmiştir. Buna göre, kaldırımlar, yaya yolları, konutlar ve umumi binalar özürlülerin ulaşabilirliğine uygun olarak yapılmak durumundadır. Fiziksel çevrenin özürlüler için ulaşılabilir ve yaşanılabilir kılınması için, imar planları ile kentsel, sosyal, teknik altyapı alanlarında ve yapılarda, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uyulması zorunludur. |
3194 sayılı İmar Kanunu MADDE 47 - 48 - EK MADDE 1 - (Ek: 30. 05.1997-KHK/572,m. 1) 5378 sayılı Kanunun Geçici 2. ve 3. maddeleri 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği, Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik, Otopark Yönetmeliği
|
Belediyeler |
Trafik akışını engellememek koşuluyla park etmeye elverişle alanlara araç park edebilirler. (Özürlü Kimlik Belgesinin aracın ön yüzünde görünecek şekilde asılması gerekir. ) |
|
|
Bedenen ve ruhen sağlam, görme derecesi sürücü belgesi almaya elverişli olan sağır ve dilsizler ile bazı bedensel engellilere hekimlerin uygun görmesi halinde sadece otomobil kullanmak üzere H Sınıfı Sürücü Belgesi verilebilir. |
Karayolları Trafik Kanunu |
Sağlık Kuruluşları
|
Özürlü barındıran yurtlarda özürlüler için tuvalet, binanın kat durumuna göre özürlü rampası veya asansör, bulunması zorunludur. |
Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliği Madde 6 |
Milli Eğitim Bakanlığı |
Özürlüler için özel düzenlemeleri içeren standartlar bulunmaktadır. Özürlü İnsanların İkamet Edeceği Binaların Düzenlenmesi Kuralları (TS- 9111) Şehiriçi Yollar-Raylı taşıma Sistemleri Bölüm 5: Özürlü ve Yaşlılar İçin Tesislerde Tasarım Kuralları (TS- 12460) Şehiriçi Yollar-Özürlü ve Yaşlılar İçin Sokak, Cadde, Meydan ve Yollarda Yapısal Önlemler ve İşaretlemelerin Tasarım Kuralları (TS_ 12576) Demiryolu Taşıtları- Yolcu Vagonları- Özürlü Yolcuların Tekerlekli Sandalyeleri İle Seyahatine Uygun Vagon Düzenlemeleri(TS- 12694) Şehiriçi Yollar-Raylı Taşıma Sistemleri-Bölüm 22: Biletlendirme Sistemi Tasarım Kuralları (TS_12637) Sakatların taşınması için asansörler- özellikler ve deney metotları |
Türk Standartları Enstitüsü Kuruluş Kanunu |
Türk Standartları Enstitüsü
Bilgi için: |
Gözleri görmeyen ve yönetmelikte gösterilen özel işaret ve benzerlerini taşıyan kişilerin, taşıt yolu üzerinde bulunmaları halinde, bütün sürücülerin yavaşlamaları ve gerekiyorsa durmaları ve yardımcı olmaları zorunludur. |
Karayolları Trafik Kanunu Madde 77/B |
|
ÖRGÜTLENME |
SİYASAL HAKLAR |
|
Özürlüler, dernekler, federasyonlar ve konfederasyon şeklinde sivil toplum örgütlerinde örgütlenmiştir. |
5253 sayılı Dernekler Kanunu |
Engelliler alanında örgütlü dernekler Türkiye Körler Federasyonu Bedensel Engelliler Federasyonu İşitme Engelliler Federasyonu Zihinsel Engelliler Federasyonu Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Bilgi için: |
Seçmen kütüğü yazımı sırasında, seçmenin oyunu kullanmasını engelleyecek bir özürlülüğü varsa kaydedilir. Özürlü seçmenlerin oylarını rahatlıkla kullanabilmeleri için gerekli tedbirler alınır. Oy verme günü. . Gebeler, hastalar ve sakatlar bekletilemezler. Yaşlılar önce alınabilirler. Körler, felçliler veya bu gibi bedeni sakatlıkları açıkça belli olanlar, bu seçim çevresi seçmeni olan akrabalarından birinin, akrabası yoksa diğer herhangi bir seçmenin yardımı ile oylarını kullanabilirler. Bir seçmen birden fazla malule refakat edemez. |
26. 04. 1961 tarih, 10796 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun (Madde 36, Ek fıkra: 30. 05. 1997-KHK/572, m. 26) Madde 74 - (Değişik madde: 31/07/1998 - 4381/5 md. ) Madde 90 Madde 93 - (Değişik: 17. 05.1979-2234 s. Y. m. 1) |
|
SPOR |
SPOR |
SPOR |
Özürlülerin profesyonel olarak spor yapmaları için devlet bakanlığına bağlı özürlüler spor federasyonları vardır. |
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun 3289/m. 2, 10 5378 sayılı Kanunun33 maddesi |
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Görme Engelliler Spor Federasyonu İşitme Engelliler Spor Federasyonu Bilgi için: |
11-İLKÖĞRETİM OKULLARI
12-MESLEK LİSELERİ
13-SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ
Metnin word formatı için tıklayınız...
© 2006- T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi - Özürlülük Araştırmaları ve İstatistik Dairesi Başkanlığı