Aile Eğitim Seti - Zihinsel Özürlüler



AİLE EĞİTİM REHBERİ
ZİHİNSEL ÖZÜRLÜLER

 

İçindekiler

1-  Zihinsel Özür (Mental Retardasyon)

A- Doğum Öncesi
B- Doğum Sırası
C- Doğum Sonrası
D- Genetik Nedenler

2- Zihinsel Özrün Teşhisi

3- Zihinsel Özürlü Bireylere Sahip Ailelere Genetik Danışma

4- Çocuğun İzlenmesi

5- Zihinsel Özürlülerde Görülebilecek Sağlık Problemleri

6- Down Sendromu

A- Down Sendromuna Neden Olan Etmenler
B- Down Sendromlu Bireylerin Fiziksel Özellikleri
C- Down Sendromlu Çocukların Ailelerine Öneriler

7-  Normal Gelişim Aşamaları

A- Motor Gelişim
B- Bilişsel (Zihinsel) Gelişim
C- Dil Gelişimi
D- Sosyal Gelişim

8- Özürlü Bir Çocuğa Sahip Ailelerin Yaşadıkları Duygular

9- Anne-Babaların Zihinsel Özürlü Bireylerde Görülen Problem Davranışlarla Başetme Yöntemleri

10-  Çocuğa Beceri Kazandırmada Dikkat Edilmesi Gereken
Noktalar

11-Zihinsel Özürlü Bireyin Eğitimi

12-Zihinsel Özürlü Bireylerin Eğitim Programı

A- Bireysel Eğitim
B- Grup Eğitimi
C- Kaynaştırma

13-Eğitim ve Rehabilitasyon Hizmetlerini Veren Kurum ve Kuruluşlar

A- Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Genel Müdürlüğüne Bağlı Özel Eğitim Okulları
B- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na Bağlı Rehabilitasyon Hizmetleri

14-Zihinsel Özürlü Bireylerin Rehabilitasyonu

15-Zihinsel Özürlülerde İş ve Uğraşı Tedavisi ve Mesleki Rehabilitasyon

16-Zihinsel Özürlü Çocuk ve Okul

17-Zihinsel Özürlü Bireylerin Sosyal Becerileri

18-Zihinsel Özürlü Bireylerde Cinsel Gelişim

19-Zihinsel Özürlü Bireyler ve Beden Eğitimi/Spor

20-Zihinsel Özürlü Çocukların Ailelerine Eğitimsel Öneriler

A- Bebeğim 0-12 Aylık
B- Bebeğim 12-36 Aylık

21-Zihinsel Özürlü Bireylerin Sosyal Yaşama Katılımında Ailelerin Karşılaşabileceği Durumlar ve Öneriler

22-Eğitilen Aile ve Toplum

23-Yasal Düzenlemeler

24-İlköğretim Okulları

25-Eğitim Uygulama Okulları

26-Mesleki Eğitim Merkezleri

27-Yetiskin İş Eğitim Merkezleri

28-Sivil Toplum Örgütleri

29-Kaynaklar

 

1- ZİHİNSEL ÖZÜR ( MENTAL RETARDASYON)

Zeka, zihinsel birçok yeteneğin uyumlu çalışması sonucu ortaya çı­kan bir yetenekler bileşimidir. Bu yetenekler algılama, bellek, düşün­me, öğrenme, mantık yürütme gibi yeteneklerdir ve bunların birbiriyle uyumlu ve ilişkili çalışması sonucu zihinsel fonksiyonlar yürütülmekte­dir.

Zihinsel özür, kişinin yaşadığı toplum içerisinde sorunlarla başa çıkma yeteneğini etkileyen, zihinsel bir kısıtlama ya da sınırlanmadır. Bir çocuk ya da yetişkine zihinsel özürlü tanısı konulabilmesi için orta­lamanın altındaki zeka işlevi ile birlikte iletişimde, öz bakımda, evdeki yaşamda, toplumsal becerilerde, toplumsal yararlılıkta, kendini yön­lendirmede, sağlığı korumada, akademik becerilerde ve çalışma alan­larında iki veya daha fazla bozukluğun bir arada olması ve bu durumun 18 yaşından önce başlaması öngörülür. Zihinsel özür, ülkemizde yay­gın olarak karşılaşılan özür gruplarından birisidir. Çocuğunuzun zihin­sel özürlü olmasına neden olan çeşitli etmenler vardır. Bunlar dört grupta incelenebilir:

A.  Doğum öncesi

B.  Doğum sırası

C.  Doğum sonrası

D.  Genetik nedenler

Yukarıda belirtilen nedenlerin bazıları her zaman özre yol aç­mayabilir; ancak bir etken olarak dikkate alınması gerekir.

2-ZİHİNSEL ÖZRÜN TEŞHİSİ

    1. Tıbbi açıdan değerlendirmeler yapılır; kişinin beyninin öğrenme, problem çözme ve IQ veya entelektüel fonksiyonlarını yerine getirme yeteneği genellikle IQ testleri ile ölçülür. Ortalama puan 100 dür. 70-75’in altında puan alanlarda zihinsel özür vardır.
    2. Eğitimsel açıdan değerlendirmeler yapılır; kişinin bağımsız olarak yaşamak için ihtiyaç duyulan becerileri yerine getirip getiremedi-ği(adaptif davranışlar veya adaptif fonksiyonlar) incelenir. Bu becerile­re örnek verirsek, giyinme, kendi kendine yemek yeme gibi günlük ya­şam aktiviteleri, anlama ve cevap verme gibi iletişim becerileri, aile üyeleri, yetişkinler ve yaşıtları ile sosyal becerileri değerlendirilir.

    Zihinsel özürlü bir çocuğun kesin tanısı ve özür durumunun değer­lendirilmesi birçok bilim dalının (multidisipliner) incelemesiyle yapılır.

    Zihinsel gelişme geriliği çocuğun yaşıtlarına göre algılama, problem çözme, bellek, soyut düşünme yeteneği, neden sonuç bağlantısı kura­bilme, gerçeği değerlendirme, yargılama, anlama ve anlatabilme, öğ­renme gibi bilişsel yeteneklerinde eksiklik, yetmezlik ya da bozukluk olması ile belirlenir.

    Zihinsel özürlülüğün birçok belirtisi vardır. Başlıcaları şunlardır:

    Yeterli destek verildiğinde, zihinsel özürlü çocukların çoğu öğ­renebilir, gelişebilir ve büyüyebilir.

    Zihinsel özürlü çocuklar toplumdaki diğer çocuklardan farklıdır. Bu farklılığın zihinsel bir özür olduğunu söylemek için, çeşitli testler kulla­nılır. Bu testler ile bireyin/çocuğun düşünme, öğrenme ve sorun çöz­me ile ilgili yetenekleri ölçülür.

    Zeka Özrünün Sınışandırılması

    A-Hafif düzeyde zihinsel gelişme geriliği        : IQ düzeyi 50-55 ile yaklaşık 70 arası.

    B- Orta düzeyde zihinsel gelişme geriliği       : IQ düzeyi 35-40 ile yaklaşık 50-55 arası.

    C- Ağır düzeyde zihinsel gelişme geriliği        : IQ düzeyi 20-25 ile yaklaşık 35-40 arası.

    D- İleri derecede ağır zihinsel gelişme geriliği: IQ düzeyi 20-25’in altında.

    Yukarıda verilen sınışandırmalar tek başına çocukların değer­lendirilmesinde yeterli değildir.

    A. Hafif düzeyde zihinsel gelişme geriliği:

    Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, "eğitilebilir" olarak nite­lendirilen grubu işaret eder. Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan çocuk­lar, toplumsal ve konuşma yeteneklerini okul öncesi yıllarda 0-5 yaş arasında kazanırlar. Duyusal ve motor alanlardaki bozuklukları çok az­dır ve çoğunlukla daha ileri yaşlara kadar zihinsel özürlü olmayan ço­cuklardan ayırt edilemezler. Bu çocuklar, on yaşın sonuna doğru, al­tıncı sınıf düzeyinde okul becerileri kazanabilirler. Erişkin yaşlarda, an­cak kendi başına yaşayabilmeye yeten toplumsal ve mesleki yetenek­ler kazanırlar. Ancak, alışılmışın dışında toplumsal ve ekonomik sıkın­tılarla karşı karşıya kaldıklarında rehberliğe gereksinim duyarlar. Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, uygun destekle çoğunlukla ken­di başlarına ya da bir yetişkinin denetimiyle toplum içinde bağımsız olarak yaşamlarını sürdürebilirler. Hafif düzeyde zihinsel özürde hare­ket, bedeni kullanmaya ilişkin (motor) problemler az görülür ya da yok­tur. İletişim, öz bakım, ev yaşamı, sosyal etkileşim, toplum içinde ya­şayabilme, kendini yönlendirme, sağlık ve emniyeti gözetebilme, aka­demik/okula ilişkin beceriler, boş vakitlerini değerlendirme, iş beceri­leri gibi özellikler yaşıtlarına çok yakın değerlerde gözlenir.

    B.  Orta düzeyde zihinsel gelişme geriliği

    Orta düzeyde özürlü olan bireyler, "öğretilebilir" olarak sınışandırı­lan gruba eşdeğerdir. Orta düzeyde zihinsel özürlü olan çocuklar, ko­nuşma becerilerinin çoğunu erken çocukluk yıllarında kazanırlar. Mes­leki eğitimden faydalanır ve belirli bir denetimle kişisel bakımlarını ya­pabilirler. Aynı zamanda toplumsal ve iş ve uğraşı alanlarındaki eğitim­den de yararlanırlar. Örneğin duyu-algı-motor bütünleştirme ve bilişsel gelişim için aktivite eğitimi, iş ve uğraşı yaklaşımı olarak uygulanır. An­cak akademik olarak ilkokul ikinci sınıf düzeyinden ileri gitmekte zorla­nırlar. Ergenlik döneminde, toplumsal kuralları öğrenmedeki zorlukları, yaşıtları ile ilişkilerini bozabilir. Erişkinlikte, çoğunluğu beceri isteme­yen işlerde ya da uygun destekle yarı beceri isteyen işlerde çalışabilir­ler. Yeterli destek ile toplumsal hayata uyum sağlarlar.

    C.  Ağır düzeyde zihinsel gelişme geriliği

    Ağır düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, erken çocukluk yıllarında konuşma becerilerini ya çok az kazanırlar ya da hiç kazanamazlar. Okul dönemi boyunca konuşmayı öğrenebilirler ve ancak temel (özba-kım) ihtiyaçlar konusunda eğitilebilirler. Sadece okul öncesi eğitim dü­zeyinde (gerekli işaret ve harşeri tanıma gibi) bir eğitim alabilirler. Eriş-kinliklerinde yakın bir denetimle basit işleri yapabilirler. Zihinsel özre eşlik eden başka bir sorun nedeni ile özel bir bakıma gereksinimleri yoksa, aile içinde ya da küçük gruplardan oluşturulmuş grup evlerin­de toplum hayatına uyum sağlayabilirler

    D. İleri derecede ağır zihinsel gelişme geriliği

    Çoğunda zihinsel özre neden olan özel bir nörolojik sorun vardır. Erken çocukluk yıllarında duyu-motor işlevlerinde uyarı eksikliği nede­niyle önemli gerilikler vardır. Devamlı yardıma ve bakıma ihtiyaç duyar­lar. Eğer uygun bir şekilde eğitilebilirlerse motor gelişmeleri, kendine bakım ve konuşma becerileri geliştirilebilir. Çok yakın denetim ve ko­ruma altında basit işleri yapabilirler.

    Zihinsel özürlü çocuklarda tıbbi tanı konulduktan sonra eğitim­sel açıdan gelişimsel değerlendirmenin yapılarak erken eğitim programına katılımının sağlanması ve rehabilitasyon sürecine başlanması önemlidir.

    Zihinsel özür, erken çocukluk döneminde ve okul öncesi yaşlarda gelişim geriliği ile kendini gösterir. Bu çocukların çoğu gelişim alanla­rında (bilişsel, motor, özbakım, dil, sosyal-duygusal) yavaş bir gelişme gösterir ve kronolojik takvim yaşına göre geri kalırlar. Bu nedenle ağır düzeyde zihinsel özürlü bireyler genellikle erken çocukluk döneminde tanınır.

    Zihinsel özürlülükte tanının erken konması çocuk, aile ve top­lum açısından önem taşır. Sorunun bütün yönleriyle bilinmesi için doğumdan itibaren, ergenlik dönemi de dahil, çocuğun düzenli ve kaliteli bir sağlık hizmetiyle izlenmesi gerekir.

    Ancak hafif düzeyde zihinsel özürlü olan çocuklarda tanı okul çağı­na kadar gecikebilir.

    Zihinsel özürlü bir çocukta, öğrenmede güçlükler vardır. Bu çocuk­ların sosyal becerilerinin gelişmesi (diğer kişilerle iletişim kurma, arka­daş olma) ve kendilerini idare etmeleri uzun zaman alır ve sabır gerek­tirir. Bu çocukların da sevgi ve şefkate gereksinimleri vardır. Buna kar­şın bazen anlaşılamayabilirler ve istenmedik davranışlarla karşılaşabi­lirler. Öğrenmek, okula gitmek, eğlenmek isterler. Ancak, desteğe gereksinimleri vardır, bu da onları anlayabilecek uygun davranışlar gös­terebilecek eğitim ortamlarında olabilir. Gerekli eğitim ve destek aldık­larında, birçok zihinsel özürlü olan çocuk, iş sahibi olabilir ve bağımsız yaşayabilirler.
    Erken tanı, beraberinde erken eğitim ve rehabilitasyonu mümkün kılar. Ancak, bazı durumlarda çocuğun mevcut sorunlarının ve mevcut kapasitesinin ortaya konması zaman gerektirir. Bu zaman sürecinde, çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi önemlidir.

    Okul öncesi yaşlarda gelişim geriliğine dikkat çeken ve en çok karşılaşılan belirtiler şu şekilde özetlenebilir:

    İlk aylarda: Emme güçlüğü,

    Hareket azlığı,

    Çevresel uyarılara işitsel veya görsel tepkilerin zayıf olması veya olmaması,

    6 aydan sonra: Oturma, emekleme, yürümede gecikmeler,

    2-3 yaşında: Dil gelişiminde gecikme ve davranış bozukluğu,

    4-6 yaşında: Öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite.

    3- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERE SAHİP AİLELERE GENETİK DANIfiMA

    Genetik hastalıklar çok çeşitlidir ve büyük bölümünde zihinsel özürlülük gözlenir. Bu nedenle çocuğunuzda, akrabalarınızda ağır sey­reden zihinsel özürlülük varsa; gelişimi ve davranışları diğer yaşıtlarına göre farklı ise (Örneğin üniversiteler bünyesinde bulunan) bir genetik merkezine başvurmanız gerekir.

    Genetik merkezine başvurmanız gereken durumlar;

    1. Ailenizde ve yakın akrabalarınız arasında nedeni bilinmeyen zihin­sel özürlü bireyler var ise,
    2. Önceki çocuklarınızda Down Sendromu gibi kromozom bozukluk­ları nedeniyle oluşan hastalıklar var ise,
    3. Çok sayıda (2 ve daha fazla) düşük yaptıysanız,
    4. Tüm gebelikleriniz düşük ya da ölü doğumla sonuçlanıyorsa,
    5. Nedeni belirlenemeyen büyüme düzensizliği var ise,
    6. Nedeni belirlenemeyen cinsel organ, göğüs gelişim bozuklukları var ise,
    7. Gebe olma yaşınız 35 ve daha üstü ise,
    8. Anne ya da babada bilinen bir kromozom ya da gen düzensizliği var ise,
    9. Ailenizde zihinsel ve gelişim özürlü bireyler var ve siz akraba evli­liği yapmış iseniz,
    10. Gebeliğiniz sırasında anne karnındaki bebeğin ultrason ile değer­lendirilmesinde bir problem ile karşılaşılmış ise.

    Eğer yukarıdaki maddelerden en az biri sizde bulunuyorsa bir genetik merkezine başvurun.

    Gebelik döneminde anne karnındaki bebeği (fetus) çevreleyen zar ya da sıvıdan ultrason eşliğinde alınan bir miktar parça/sıvıda genetik testler yapılır ve doğacak olan bebeğinizin test edilen hastalığa sahip olup olmadığı söylenir. Eğer bebeğiniz hasta doğacak ise nelerle kar­şılaşacağınız genetik uzmanlarınca size anlatılır ve yardımcı olunur.

    Doğum sonrasında yapılan genetik analizlerde, kolunuzdan alına­cak ufak bir miktar kan ile genetik testler yapılır ve sizlere ilgili hasta­lık hakkında bilgi verilir.

    Anne-baba adayları, akraba evliliği yapmamış olsalar bile, zi­hinsel özürlülüğe yol açan risklerin olup olmadığını araştırmalı ve ilgili testleri yaptırmayı ihmal etmemelidirler. Çünkü testlerle orta­ya konacak olan durumlarda erken tanı ve tedavi ile birçok zihin­sel özürlülük önlenebilir. Bu testlerin bir kısmı annenin gebeliği döneminde yapılır.

    Sağlıklı çocuklar ve sağlıklı bir toplum için; üniversiteler bün­yesindeki genetik danışmanlık merkezleri/servisleri ile ilişki içeri­sinde olun.

    4- ÇOCUĞUN İZLENMESİ

    Zihinsel özürlü çocukların da yenidoğan bebekler gibi bir sağlık ku­ruluşunda büyüme ve gelişme, beslenme ve aşılarının düzenlenmesi açısından izlenmesi gerekir. Uygun beslenmemesi durumunda mevcut sorunlarına beslenme bozuklukları da eklenebilir. Ayrıca, beslenmenin de zihinsel gelişimle ilişkisi vardır.

    Bebeğinizin yutma sorunları varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

    Aşılar, her çocuğun enfeksiyon hastalıklarından korunması için önemlidir. Ancak bakım, beslenme sorunu olan ve enfeksiyonlara da­ha duyarlı olan zihinsel özürlü çocuklarda daha da önemlidir. Bu ne­denle, aşılarının zamanında yapılması gerekmektedir. Aksi durumda enfeksiyon geçirirlerse, mikroorganizmalar ve yüksek ateş, zihinsel gelişimini olumsuz etkiler.

    5- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜLERDE GÖRÜLEBİLECEK SA/LIK PROBLEMLERİ

    Bütün bu bulguların bir ya da daha çoğunun zihinsel yetersizliğe eşlik etmesi, sorunu daha da ağırlaştırır, baş etmeyi güçleştirir. Çocu­ğun var olan sorunlar açısından ilgili uzmanlar tarafından muayene edilmesi ve gerekenlerin yapılması ihmal edilmemelidir.
    Ayrıca, zihinsel özre eşlik eden sağlık sorunlarına travmalar, zehir­lenmeler gibi yeni sorunlar da eklenebilir. Yeni özürlülük durumları or­taya çıkabilir. Bu nedenlerle "çok destekli, çok yönlü, düzenli, aralık­sız" izleme zorunludur. Ancak, kaliteli bir izleme sonunda en üst dü­zeyde başarıya ulaşmak için öncelikle, tanısının doğru konması, soru­nun boyutlarının iyi belirlenmesi ve uygun eğitim programları ile reha­bilitasyon programlarının uygulanması gerekmektedir.
    6- DOWN SENDROMU
    Her insanda 23’ü anneden, 23’ü babadan olmak üzere toplam 46 kromozom vardır. Down Sendromunda kromozom sayısı artmıştır ve 46 yerine 47 olmuştur. Üç tipi bulunur: Trizomi 21, Mozaik Tip, Trans-lokasyon
    Çocuğunuzun Down Sendromunun hangi tipi olduğu kromo­zom analizleri sonucu belirlenir.
    A- Down Sendromuna Neden Olan Etmenler;
    Down Sendromu dünyadaki bütün ülkelerde ve çeşitli sosyal ve ekonomik düzeydeki topluluklarda görülebilmektedir. Down Sendrom-lu bireyler zihinsel özürlüler grubu içinde en büyük bölümü oluştur­maktadır. Down Sendromuna neden olan etmenler hakkında kesin olarak belirlenmiş görüşler olmamakla beraber, viral enfeksiyonlar, hormonal bozukluklar, röntgen ışınları, yoğun ilaç kullanımı, ge­netik yatkınlık gibi etmenlerin olabileceği düşünülmektedir.

    Bunlardan başka anne yaşı, Down Sendromuna neden olan en yaygın etmen olarak kabul edilmektedir. Anne yaşı ilerledikçe, başka bir deyişle kromozom yapılarında deformasyonlar arttıkça, Down Sendromlu çocuğa sahip olma riski artmaktadır. 35 yaş ve üstü anneler daha yüksek oranda Down Sendromlu bebek sahibi olma riski ile karşı karşıyadırlar. Yaş ilerledikçe Down Sendromlu bebeğin doğma oranı artmaktadır. 30 yaşın altında da Down Sendromlu çocuğa sahip anneler olabilmektedir. 18 yaşın altındaki çok genç annelerin de Down Sendromlu bebeğe sahip olma oranı yüksektir. Ancak unutulmamalı­dır ki, Down Sendromuna neden olan tek etmen anne yaşı değildir, di­ğer faktörler de etken olabilmektedir.

    Down Sendromlu bebekler, normal bebeklere göre ayırt edici fizik­sel özellikleri sayesinde erken tanınabilmektedir. Böylece tıbbi yönden gerekli kontrol ve gereksinimlerin karşılanması sonucu erken eğitim ve aile danışmanlık hizmetlerinden yararlanmaları söz konusu olabilecek­tir.

    B- Down Sendromlu Bireylerin Fiziksel Özellikleri

    Down Sendromlu çocukların tipik bir yüz görünümü vardır. Yüz yu­varlak ve basık, gözler çekik, göz iç köşesinde küçük bir deri kıvrımı bulunur, göz kapaklarında kıvrım mevcuttur. Gözler birbirinden ayrık durur. Burun kökü basık, burun kalkıktır. Şaşılık görülebilir. Özellikle bebeklerde ağız küçük ve dil dışarıdadır. Bu nedenle salya akar ve ağız kenarında çatlaklar oluşur. Kulaklar aşağıda ve kulak yolu dardır. Baş basık, saç, kaş, kirpikler seyrektir. Boyun kısa ve geniştir. Gövde kısa ve geniş, karın geniştir. Kol ve bacaklar genellikle gevşektir. El ve ayak parmakları kısa ve künttür. Avuç içi çizgisi (Simian Çizgisi) avucu baş-tanbaşa geçer. Bu çocuklarda kalpte anotomik bozukluklar görülür. Ayrıca, hipotiroidi ve bağışıklık sisteminin zayıf olması nedeniyle en­feksiyon hastalıkları da sık görülür. Down Sendromlu çocuklarda hafif­ten ağıra kadar giden zihinsel ve gelişme geriliği olur.

    C- Down Sendromlu Çocukların Ailelerine Öneriler

    Yenidoğan Dönemi

    Erken Bebeklik Dönemi

    Bebeklik Dönemi

    Çocukluk Dönemi

    Çocukluk Ergenlik Dönemi

    Sonraki Yaşlar

    İşitme iki yılda bir, görme iki yılda bir, Troid fonksiyonları her yıl
    kontrol edilmelidir.

    7- NORMAL GELİŞİM ALANLARI

    0-6 yaş dönemi, çocukların hızla geliştikleri, kişiliğin temel özellik­lerinin oluştuğu kritik bir dönemdir. Bu dönemde çocukların sağlıklı gelişip gelişmediklerinin bilinmesi hayati bir önem taşımaktadır. Geli­şimsel bozukluklar ne kadar erken fark edilip, tanı konursa, uygun te­davi ya da eğitim programları ile çocuğun bu bozukluktan daha az dü­zeyde etkilenmesi sağlanmış olur. Çocuğu en yakından tanıyan kişiler olarak siz anne- babaların yaşlara özgü gelişim özellikleri hakkında bil­gi sahibi olması, çocuğun olası gelişimsel bozukluklarının erkenden ta­nımlanması açısından son derece önemlidir. Zamanında önlem alarak çocuğunuzun geleceğini kurtarabilirsiniz. Bu bölümde 0-3 yaş normal gelişim gösteren çocukların özellikleri, zihinsel (bilişsel) gelişim, motor gelişim, sosyo-duygusal gelişim, dil gelişimi ve günlük yaşam beceri­lerinin gelişimi açısından tek tek ele alınmıştır. Çocuğunuzu, tüm bu alanlarda bulunduğu yaş grubunun özellikleri ile karşılaştırınız. Karşı­laştırmalarınız sonucu bazı farklılıklar belirlerseniz hemen telaşlanma­yın. Çünkü çocuklar kendilerine özgü bir hızla gelişirler. Gözlemlediği­niz farklılıklar bireysel farklılıklardan kaynaklanabilir. Ancak bir yandan izlemeye devam edin, öte yandan çocuğunuzun gelişimini destekleyi­ci bilgiler edinerek bunları uygulayın.


    Bu gelişim çizelgelerini aynı zamanda çocuğunuzun gelişimini des­teklemek için de kullanabilirsiniz. Gözlenecek davranışlar bölümünü inceleyerek çocuğunuzu ay ya da yaşına uygun materyallerle tanıştırıp becerilerini geliştirebilirsiniz. Örneğin, çizelgeye göre 24-32 aylık ço­cuğunuza kalem kağıt vererek çizimler yapması için yönlendirebilir, bardaktan suyunu içmesi için fırsat verebilirsiniz.

    Ancak bu farklılığın olağan olup olmadığından emin olabilmek için çocuğunuz 0-3 yaş arasında ise evinize en yakın Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) Merkezine, 3-6 yaş arasında ise İl/ilçe Milli Eğitim Rehberlik ve Araştırma Merkezine (RAM) başvurunuz.

    A- Motor Gelişim

    Yaş

    Motor Gelişim Becerileri

    1. Hafta

    Başını bir taraftan diğer tarafa çevirir.

    1. Ay

    Yüz üstü durumda başını kısa süre kaldırabilir.

    2. Ay

    Yüz üstü durumda göğsünü kısa süre yerden kaldırabilir. Başını aniden kaldırıp düşürse bile oturma durumunda başını dik tutabilir.

    Motor Gelişim Becerileri 2. Ay (Resim)

    3. Ay

    Görme alanı içindeki bir nesneye kolunun tüm hızıyla vurur, fakat ti­pik olarak isabet ettiremez.

    Motor Gelişim Becerileri 3. Ay (Resim)

    4. Ay

    Destekle oturabilir, sırtı dengesizdir.
    Karın üzerinden yana ya da arkaya yuvarlanabilir.
    Görme alanı içindeki nesneyi takip edebilir.
    Gözlerini uzak ve yakındaki nesne üzerine sabitleyebilir.

    Motor Gelişim Becerileri 4. Ay (Resim)

    5. Ay

    Nesneye uzanabilir ve kavrayabilir. Aşina olduğu nesneleri tanır.

    Motor Gelişim Becerileri 5. Ay (Resim)

    6. Ay

    Mama sandalyesi üzerinde kolayca oturur, sallanan nesneleri kavrar.
    Nesneyi bir elinden diğerine geçirir.

    Motor Gelişim Becerileri 6. Ay (Resim)

    7. Ay

    Desteksiz oturur.
    Erişme alanı dışındaki oyuncaklara ısrarla uzanır.
    İlk küpü eline aldıktan sonra ikinciyi alır.

    Motor Gelişim Becerileri 7. Ay (Resim)

    8. Ay

    Kendi kendine oturma durumuna geçer.
    Yardımla ayakta durur.

    Motor Gelişim Becerileri 8. Ay (Resim)

    12. Ay

    Çömelme durumundan kendini yu­karı kaldırarak dizler bükülü ayakta durur.
    Düzgün şekilde oturur. Giyinmeye katılır.

    Motor Gelişim Becerileri 12. Ay (Resim)

    13 - 18. Ay

    Karalamalar yapar. 3-4 küp kullanarak (üst üste koya­rak) kule yapar.
    Ayakta dururken yere eğilip bir nes­neyi alır.

    Motor Gelişim Becerileri 13 - 18. Ay (Resim)

    19 - 24. Ay

    6-8 küp kullanarak kule yapar.
    Çift ayak atlar.
    Duran topa ayakla vurur.

    24 - 32. Ay

    Bir ayağının yanına diğerini getire­rek merdivenleri inip-çıkar, koşar. Dik, yatay ve dairesel çizimler ya­par.
    Kaşıkla dökmeden yer. Bardakla kendisi içer. İri delikli ortalama 4 boncuğu ayak­kabı bağcığı gibi kalın iplere geçirir. Tuvalet ihtiyacını söyler.

     

    B- Bilişsel (Zihinsel) Gelişim

    Yaş

    Zihinsel Gelişim Becerileri


    0-1 aylık

    Eline aldığı nesneleri önüne alarak inceler ve keşfeder. Yakalama reşeksi, deneyimler sonucu istekli yakalama­ya dönüşür.
    30 dereceden 60 dereceye kadar hareketli nesneleri ya­tış pozisyonunda takip eder.

    1-4 aylık

    Hareket eden nesneleri gözü ile takip eder. Görme alanı içindeki nesneleri takip eder. Sesin geldiği yönü araştırır. Müziği sever, sesler çıkarır.

    4-8 aylık

    Mimikleri ve hareketleri taklit eder. Görme alanından uzaklaşan bir nesnenin varlığını de­vam ettirdiğini bilir.
    Saklanan  nesneleri arar. 5 aylıkta saklanan  nesneyi unutmuş gibi gözükürler. 5-8 aylıkta saklanan nesneyi bulma oyununa katılır. "Cee" oyunu oynar.

    8-12 aylık

    Tanıdığı kişileri yabancılardan ayırır ve yabancılara tepki gösterir.
    Hedefe ulaşma yolları bulurlar. Örneğin bir nesneyi al­mak için diğer bir nesnenin üstüne çıkması gibi. Nesneleri inceler, tanımaya çalışır. Bir kutu ya da bardak içinden küçük nesneleri çıkarır.

    12-18 aylık

    Problemlerin çözümü için denemeler yapar.
    Diş fırçalama, çatal-kaşık kullanımı gibi becerileri taklit
    eder.

    18-21 aylık

    Nesneleri ayırt eder ve ortak özelliklerini bulur. Farklı oyuncak grupları içinde aynı renktekileri ayırır. Resim üzerinde ağız, burun kulak gibi organları gösterir. Nesneleri sembolik oyunlarında farklı özelliklerde kulla­nır. Örneğin bir bebeği direksiyon yapar.

    24-36 yaş

    Keşfetme, sorgulama, araştırma ve adını bilme dönemi­dir.
    Nesneleri şekilleri, boyutları, renkleri açısından sınışan­dırır.
    Daire, kare, üçgen şekilleri olan şekil panosunda daire, üçgen ve kare parçaları yerine yerleştirir.

     

    C- Dil Gelişimi

    Yaş

    Dil Gelişimi Becerileri

    3-6 aylık

    Konuşan kişiyi gözleri ile arar.
    İsmi söylendiğinde sesin geldiği yöne bakar.

    6-12 aylık

    İşittiği sesleri taklit eder.
    Çıngırak gibi oyuncakların sesinden hoşlanır.
    Da da, ba ba gibi sesleri tekrarlar.

    Konuşma Dönemi

    12-18 ay

    Kelime hazinesi artar.
    Sesin iniş-çıkışları vardır.
    Sevdiği oyuncakların, eşyaların adı söylenince işaretle
    gösterir.

    18-24 ay

    İsteklerini sözcüklerle ifade etmeye çalışır. İşaretle gös­termeler azalmıştır. "Baba al" gibi. 5 nesne arasından istenileni verir. Basit cümlelerle konuşur.

    24-36 yaş

    Zamirler kullanır. Ben, sen gibi.
    Kapıyı kapat, onu bana getir, gibi yönergeleri yerine
    getirir.
    Resimleri inceler, Kim? Nerede? Ne? Sorularını sorar.

    Yaşamın ilk bir yılında bebekler temel güven duygusunu geliştirirler. Ancak bebeğin sevilme, dokunulma, beslenme ve temizlik gibi temel ihtiyaçları yeterli oranda ve zamanında karşılanmazsa, bebek temel güven duygusundan yoksun yetişir. İleriki yaşamlarında sosyal ilişki kurmada çekingen ve kendine güvensiz bireyler olabilir.

    D- Sosyal Gelişim

    Yaş

    Sosyal Gelişim Becerileri

    1- 2aylık

    Kucağa alındığında sakinleşir. Kendisiyle konuşulduğunda gülümser.

    3-5 aylık

    Konuşma seslerine tepki verir. Kahkaha atar.

    8 aylık

    "Cee" oyunlarına katılır.

    9-12 ay

    Yaptığı bir hareket karşılığında yetişkinden gülümseme ya da alkış bekler.

    12-18 ay

    Çevredeki olaylar ve insanlarla ilgilidir. Konuşurken göz kontağı kurar.

    19 - 22 ay

    Bağımsız yemek yeme konusunda girişimcidir. İstediğinde su ve benzeri sıvıları içebilir. Basit ev işlerin­de yardımcı olabilir.

    23-25 ay

    Giyeceklerini tamamen kendisi giyebilir.

    18-36 ay

    Meraklıdır, çevreyi ve kendisini keşfeder.
    Tuvalet eğitimine başlar.
    Kendi başına oyun oynar.
    Oyuncaklarını paylaşma konusunda yetişkinin yardımına
    gereksinim duyar.

    8-ÖZÜRLÜ BİR ÇOCUĞA SAHİP AİLELERİN YAŞADIKLARI DUYGULAR

    Hangi aşamadasınız?

    Yaşadığınız Duygular-Gösterdiğiniz Davranışlar

    fiok

    Çaresizlik,
    Aşırı ağlama, Aşırı konuşma, Hiç konuşmama vb,

    İnkâr

    Özrü görmezden gelme, kabul etmeme,

    Acı ve Depresyon

    Hayal kırıklığı,

    Çelişki

    Ümitsizlik,
    Özrün derecesini  reddetme (Benim  çocuğum
    biraz tembel),
    Tedaviyi, eğitimi reddetme,

    Suçluluk

    Kendini suçlama (keşke sigara içmeseydim), Eşini ve/veya akrabalarını suçlama,

    Kızgınlık

    Kendine kızma (Neden ben?),
    Diğerlerine kızma (özürlü çocuğa, eşine ya da
    diğer çocuklarına kızgınlığa yansıtma),

    Utanç ve sıkıntı

    Çocuğunu   diğer   kişilerden   ve   çevresinden
    saklama,
    Çocuğundaki özrü kendisinde görüp, kendisine
    olan saygısını kaybetme,

    Pazarlık etme

    Tanrıyla pazarlık etme (Sen benim çocuğumu iyi-
    leştirirsen kendimi dine adayacağım),
    Doktorla ve öğretmenle pazarlık etme (Sen benim
    çocuğumu iyileştirirsen, öğretirsen................. ya­
    parım),

    Kabul ve uyum

    Başkalarının güçlü ve zayıf yanlarının olduğunu kabul etme,
    Çocuğunun durumunu kabul etme, Çocuğuyla ilgili beklenti ve isteklerini sıraya koy­ma veya değiştirme,

    Anne baba olarak bu aşamalardan farklı zamanlarda ve farklı yoğunlukta geçebilirsiniz.

    Bu aşamalarda yaşadığınız duygular normaldir.

    Hastanelerin psikiyatri bölümlerinden ve klinik psikologlardan ya da en yakın sağlık merkezindeki sosyal hizmet uzmanlarından, psikolojik-sosyal-eğitsel destek almanız bu aşamalardan sağlıklı bir şekilde geçmenize neden olacaktır.

    Gerekli desteği alarak bir an önce çocuğunuzun eğitimine katılmayı hedeşemelisiniz.

    9- ANNE-BABALARIN ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERDE GÖRÜLEN PROBLEM DAVRANIfiLARLA BAfiETME YÖNTEMLERİ

    Özürlü ya da normal gelişim gösteren çocuğa sahip olan anne ba­balar çocuklarına bir şey öğretirken ya da davranışlarını kontrol eder­ken sorunlar yaşarlar ve bu konuda yardıma gereksinim duyarlar. Bu sorunlarla baş etme yolları öğretilirse, çocuklarının eğitiminde ortaya çıkabilecek sorunları önleme ve ortaya çıktığında da çözme becerileri­ne sahip olabilirler. Bu nedenle, çocuğun eğitiminin yanı sıra, anne-ba-banın da desteğe ihtiyacı vardır. Bu destek ilgili kurum ve uzman kişi­lerden talep edilebilir.

    Zihinsel özürlü çocuklarda sık görülebilen problemli davranışlarla başetmek için, ilk olarak davranışın açık, net bir şekilde herkesin anla­yacağı dilde ifade edilmesi gerekir. Böylece zihinsel özürlü çocukların öğretmenlerinden ve uzmanlardan uygun yardımlar alabilirsiniz.

    Aşağıdaki sorulardan bir ya da birden fazlasına "evet" cevabını ve­riyorsanız çocuğunuzun davranışı, problemli bir davranıştır.

    Sorular;

    1. Çocuğunuz bu davranışı yaparak kendisine ve başkalarına zarar veriyor mu?
    2. Çocuğunuzun bu davranışı çok sık, şiddetli ya da uzun sürüyor mu?
    3. Çocuğunuz bu davranışı yaptığında çevresindeki kişilerin garipse­melerine, ondan uzaklaşmalarına ya da etkileşime girmemelerine neden oluyor mu?
    4. Çocuğunuzun bu davranışı yapması onun, kardeşinin ya da arka­daşlarının öğrenmesini olumsuz şekilde etkiliyor mu?

    Çocuğun bir davranışı yaptıktan hemen sonra hoşuna giden du­rumlarla karşılaşması davranışı artırırken, hoşuna gitmeyen durumlar­la karşılaşması da davranışı azaltır. Çocuğunuzun bir davranışını artır­mak ya da azaltmak için gösterdiğiniz tepkilerin farkına varmanız son derece önemlidir. Bu olayların farkına vararak çocuğunuzun davranış-larını değiştirebilirsiniz. Görüldüğü gibi, davranışlar belli amaçlarla ya­pılır ve çocukların davranışları verilen tepkilere ve elde ettiklerine göre azalır ya da artar. Her davranış bir amaç için yapılır ve sonucunda bir şey elde edilir. Eğer biz, çocuğun yaptığı davranış sonucunda neyi el­de ettiğini anlarsak, o davranışı değiştirebiliriz. Genel olarak, davranış-lar, dört farklı amaca hizmet edebilir.

    1. İlgi ve dikkat çekme isteği.
    2. Kaçma/kaçınma.
    3. İstediği bir etkinliği, nesneyi elde etme.
    4. Duyumsal davranışlar.

    Ortama ve burada bulunan kişilere, yapılan etkinliğe göre yapma­sını istediğiniz davranış/davranışları o ortama girmeden önce çocuğu­nuza ifade edin.
    Bunu yaparken;

    Çocuğunuz uygun davranışı gerçekleştirdiğinde, hemen

    Çocuğunuz kendisine ve çevresine zarar verdiğinde, gözlerine bak­madan ve konuşmadan yaptığı davranışı durdurun.

    Eğer istediği şeyi kendi çabasıyla elde etmişse, hiçbir şey söyleme­den ve bakmadan elinden alınız.

    Çocuğunuzun kaçınmak için gösterdiği davranışa son verdiği ya da azalttığı bir anda (ağlamayı, masaya vurmayı bıraktığında, ya da şidde­tini azalttığında) yapmasını istediğiniz işi tekrar ifade edin ve istediği­niz işin en azından bir kısmını tamamlamasını sağlayın ve ödüllendirin.

    Uygun davrandığı anda onu ödüllendirin ve uygun davranış göste­rirken farklı bir etkinliğe yönlendirin.

    10-ÇOCUĞA BECERi KAZANDIRMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

    Her beceri yapılırken belli bir sırada, birbirini izleyen basamaklarla yapılır. Çocuğunuz o beceri içindeki bazı basamakları sizin çok küçük yardımınızla yapabilirken, bazı basamaklarda daha fazla yardıma gereksinim duyabilir. Bunu düşünerek, çocuğunuza sadece gereken yer­de, gereken şekilde yardım edebilir ve onu, beceriyi yardımsız olarak yapabilir hale getirebilirsiniz.

    Çocuğunuzla neyi çalışırsanız çalışın, hangi etkinliği yaparsanız ya­pın unutmamanız gerekenler şunlardır:

    1. Çocuğunuza bir beceriyi öğretirken neden o beceriyi öğrenmesi gerektiğini açıklamaya çalışın.
    2. Öğreteceğiniz beceriyi basamaklara ayırın.
    3. Çocuğunuzla çalışırken annesi babası olduğunuzu unutmadan ile­tişim kurun.
    4. Onu yaptığı her basamakta sözel olarak, başını okşayarak ödüllen­dirin. Örneğin, "oğlum/kızım, aferin, kıyafetlerini çok güzel katla­mışsın" gibi.
    5. Çocuğunuzun öğretmeni olmadığınızı, sadece öğrenmelerine des­tek olduğunuzu unutmayın. Onunla çalışırken her zaman güler yüz­lü olun, doğal ortamda o beceriye yönelik çalışın. Örneğin giyinme becerisi konusunda çalışmak için; sabah giyinirken, akşam yatma­ya hazırlanırken ya da gezmeye giderken yapılan giyinme- soyunma zamanlarını değerlendirebilirsiniz.
    6. Çocuğunuzun gelişim düzeyini dikkate alarak, yapabileceği beceri­ler konusunda üst düzeyde başarı bekleyin.
    7. Bir kez yapılan bir çalışma sonucu çocuğunuzun bir beceriyi he­men öğrenmesini beklemeyin. Beceriyi değişik zamanlarda tekrar tekrar çalışın ve her çalışmada yardımlarınızı azaltın. Böylece bir süre sonra sizin yardımınıza gerek olmadan kendisi yapar hale ge­lecektir.

    11- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYİN EĞİTİMİ

    Bütün çocukların eğitiminde olduğu gibi zihinsel özürlü çocukların eğitiminde de onların ileride başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürmeleri, kendi kendilerine yeterli duruma gelmeleri ve toplumla bütünleşmeleri amaçlanmaktadır. Zihinsel özürlü bireylerin tam ba­ğımsızlık kazanmaları ve toplumsal rolleri üstlenebilmeleri için, bireysel farklılıkları ile yapabildikleri dikkate alınarak eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi ve gereksinimlerine uygun eğitim ortamlarının sunulması gerekir.

    Zihinsel özürlülerin eğitim gereksinimleri onların bireysel özellikleri­ne göre farklılaşabilmektedir. Diğer bireylerin kendi başlarına ya da çok az yardımla öğrendikleri birçok beceriyi, zihin özürlü bireyler ken­di başlarına öğrenmede ya da az bir yardımla üstesinden gelmede güçlük çekebilmektedirler. Zihinsel özürlü bireylerin eğitim gereksi­nimlerinin belirlenebilmesi için, çok yönlü (aile, çocuk gelişimi ve eği­timci, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, doktor, fizyoterapist, özel eği­tim öğretmeni gibi) bir yaklaşımla yapılacak bir değerlendirmeye ihti­yaç vardır.

    Birçok zihinsel özürlü birey bağımsız yaşamayı öğrenebilir. Böyle­ce birçoğu kendi bakımını sağlayabilir, ev işlerini yapabilir, evdeki eş-ya ve cihazları kullanabilir, temizliğini yapabilir, yiyecek hazırlayabilir, kısaca kendi yaşamını bağımsız olarak sürdürebilir. Dolayısıyla zihinsel özürlülerin eğitiminde en üst amaç, onların bağımsız yaşam becerileri­ni bireysel özelliklerini gözönünde tutarak geliştirmek olmalıdır.

    12- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN EĞİTİM PROGRAMI

    Zihinsel özürlü çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak birey­sel, grup, kaynaştırma eğitim ve rehabilitasyon programlarından hangisine ihtiyacı olduğuna aileler, özel eğitim uzmanı, çocuk gelişimi ve eğitimci, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, doktor, fiz­yoterapist, öğretmen gibi uzmanlarla birlikte karar vermelidir.

    A- Bireysel Eğitim

    Zihinsel özürlü çocukların bireysel olarak gelişim özellikleri dikkate alınarak gereksinimlerinin eğitimci tarafından çocuğa bireysel olarak verilmesidir.

    B- Grup Eğitimi

    Grup eğitim programı zihinsel özürlü bir grup çocuğun sosyal bir ortam içinde ortak gereksinimlerinin karşılanması, sosyal hayata uyu­mun sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

    Grup eğitim programı yarım günlük eğitim programını kapsamakta­dır. Bu süre içinde; drama, müzik, sanat, jimnastik çalışmalarına ağır­lık verilmektedir.

    C- Kaynaştırma

    Özel Eğitim gerektiren bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmi ve özel okul öncesi, ilköğretim, or­ta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına daya­nan destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamalarıdır. Her aşamada olduğu gibi ailelerinin katılımı çok önemlidir.

    Başarılı Bir Özel Eğitim Programının Genel Kuralları

    1. Zihinsel özürlü çocuğun bazen oldukça normal bir düzeyde ba­zen de büyük zorluklar içinde öğreneceğini unutmamak gerekir.
    2. Öğrenme düzeyi çocuktan çocuğa değişir. Her çocuğu bireysel olarak görmek gerekmektedir.
    3. Zihinsel özürlü çocuğa güvenmek gerekmektedir. Yapabilecek­leri işler konusunda kendilerine fırsatlar verildiğinde hızlı bir gelişim sü­reci oluşmaktadır.
    4. Zihinsel özürlü çocuğa aynı anda birden fazla şey öğretilmeye çalışılmamalıdır.
    5. Çocuk yanlış yaptığında soğukkanlı ve sevecen davranılmalı, za­man zaman çocukların bir çok hata yapabileceği ve başarısız olabile­ceği unutulmamalıdır.
    6. Zihinsel özürlü çocukların dikkat süreleri kısa olabilmektedir. Başlangıçta 10-15 dakika olmak üzere öğretim süresi kısa tutulmalıdır. Bu sürenin uzatılabilmesi için çalışılmalıdır.
    7. Zihinsel özürlü çocuklara beceri öğretirken aceleci davranılma-malıdır.
    8. Program uygulamalarının sessiz, rahat dikkati dağıtmayan bir or­tamda yapılmasına özen gösterilmelidir.
    9. Zihinsel özürlü çocuğa yalnız yardıma ihtiyacı olduğu zaman yar­dım edilmelidir. Bir işi yapmak çocuğun çok zamanını alabilir. Ancak unutulmamalıdır ki çocuk bu yolla öğrenecektir.
    10. Zihinsel özürlü bir çocuk bir işe başladığında o işi bitirebilece-ğine inandırılmalıdır.
    11. Çocuğa her işte model olunmalıdır. Önce yetişkin yapmalı ve bireyin kendisini izlemesini sağlamalı. Sonra çocuktan yapmasını iste­melidir.
    12. Zihinsel özürlü çocuklara her zaman sevgi ile yaklaşılmalıdır. Çocuk, sevildiğini, istendiğini ve ailesinin sosyal yaşantısında yeri ol­duğunu hissederse en iyi şekilde öğrenecektir.

    13-E/İTİM VE REHABİLİTASYON HİZMETLERİNİ VEREN KURUM VE KURULUfiLAR
    Ülkemizde özel eğitim hizmetleri Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, rehabilitasyon hizmetleri ise üniversitelere bağlı rehabilitasyon birimle­ri, devlet hastaneleri ve özel hastaneler bünyesindeki rehabilitasyon birimleri ve özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde yürütülmekte­dir. Ayrıca Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından re­habilitasyon merkezlerinde de yürütülmektedir. Zihinsel özürlü bireyle­re eğitim vermek amacıyla açılan okul, kurs ve kurumlar bireysel eği­tim, grup eğitimi, aile eğitimi konularında özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti vermektedirler. Bu eğitim özel eğitim okullarında tam gün, özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde ise seanslıdır.

    Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Özel Öğretim Genel Müdürlüğü tarafın­dan zihinsel özürlü bireylere eğitim hizmetleri sağlanmaktadır.

    Eğitilebilir Zihinsel Özürlülerin Eğitimi

    Zeka bölümü çeşitli ölçeklerde 45-75 arasında olan bireyler eğitile­bilir zihinsel özürlü olarak tanımlanarak, anaokulu, özel eğitim sınışarı, ilköğretim ve meslek okullarında eğitim alabilmektedirler. Eğitilebilir zi­hinsel özürlülere hizmet veren ayrı bir anaokulu ve ilköğretim okulu bu­lunmamaktadır. Bu çocuklar ilköğretim ve meslek okulları bünyesinde hizmet veren anaokulu veya ilköğretim okuluna gidebilmektedirler. İlköğretim okullarından mezun olan öğrencilere ilköğretim diploması verilmekte ve isteyenler mesleki eğitim merkezine devam edebilmek­tedirler. Normal ilköğretim bünyesinde bulunan özel eğitim sınışarına devam eden eğitilebilir zihinsel engellilere Milli Eğitim Bakanlığı tarafın­dan hazırlanmış olan "Eğitilebilir Çocuklar İlkokul Programı" uygulan­maktadır. Özel eğitim sınıfına devam ederek ilköğretim programını ba­şarıyla tamamlayan eğitilebilir zihinsel özürlü öğrencilere, ilköğretim diploması verilmekte ve isteyenler "Mesleki Eğitim Merkezi"ne giderek eğitimlerini devam ettirebilmektedirler.

    Öğretilebilir Zihinsel Özürlülerin Eğitimi

    Zeka bölümü 25 - 44 arasında olan çocuklar öğretilebilir zihinsel özürlü olarak tanımlanmakta, eğitim ve uygulama okulları ile eğitim uy­gulama okulu ve iş eğitim merkezlerinde eğitim alabilmektedirler. Eği­tim uygulama okulları, öğretilebilir zihinsel özürlü çocukların devam et­tikleri, "Öğretilebilir Çocuklar Taslak Programı" uygulanan gündüzlü okullardır.

    Eğitim-Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezinin iş eğitim merkezi bölümünde, uygulamalı iş eğitim dersleri, işlevsel akademik beceriler, sosyal ve eğitsel etkinlikler, beslenme bilgisi yer almaktadır. İş eğitimi okullarından mezun olan öğrencilere "kurs bitirme belgesi" verilmekte­dir.

    Anne ve baba olarak, çocuğunuzun zihinsel özürlü olduğunu öğre­nir öğrenmez, bulunduğunuz bölgedeki kurumlardan hizmet almaya başlamanız çocuğunuz için önemli olacaktır.

    A- Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Genel Müdürlüğü’ne Bağlı Özel Eğitim Okulları

    Gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri tarafından açılan özel özel eği­tim okullarıdır. Bu okullar özel eğitim gereksinimi olan bireylere hizmet vermek amacıyla açılmaktadır. Bu kurumların açılış izni ve denetimi Milli Eğitim Bakanlığına tabidir. Bu okullarda eğitilebilir veya öğretile­bilir çocuklara müfredat doğrultusunda eğitim verilmektedir.
    Çocuğunuzun bir eğitim kurumuna yerleştirilmesiyle birlikte yasal düzenlemeler doğrultusunda bir aile olarak da beklentilerinizin karşı­lanması önemlidir.

    Anne ve babalar olarak sizler çocuğunuzun eğitiminde en önemli rehberler durumundasınız:

    B- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na Bağlı Rehabilitasyon Hizmetleri

    Korunmaya muhtaç zihinsel özürlülerin bakımı, korunması ve reha­bilitasyonunu sağlamak amacıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirge­me Kurumu Genel Müdürlüğü’ne (SHÇEK) bağlı sürekli hizmet veren kuruluşlar bulunmaktadır. Bunun için her ilde bulunan il sosyal hizmet müdürlüklerine başvurulabilir. Ayrıca SHÇEK, çeşitli illerde ihtiyacı olan engelli bireyler için gündüzlü bakım ve rehabilitasyon hizmeti de vermektedir.

    Rehabilitasyon hizmetlerinin başarısı, bireylerin uygun programlara yerleştirilmesi kadar bu hizmetleri sağlayacak olan personelin nitelik­lerine bağlıdır.

    Rehabilitasyon ekibinde yer alan personelin alanında yetkin olmasına dikkat edilmelidir.

    Ailelerin uzmanlardan beklentileri;

    Zihinsel özürlü çocukta birçok sorun bir araya gelerek aile ve ço­cuk için yaşamı güçleştirir. Bu nedenle problemlerin çok iyi tanımlan­ması gereklidir. Bilimsel ve bilinçli yaklaşım zihinsel özürlü çocuğun daha bağımsız bir yaşama kavuşmasını sağlayabilir. Çocuğun klinik tablosu, zihinsel özrün nedenine, beyinde var olan hasarın şiddetine, şekline ve diğer komplikasyonların (ek rahatsızlıklar) olup olmadığına bağlı olarak farklılık gösterir. Bu nedenle her çocuğun tedavi ve reha­bilitasyon programı farklılıklar içerir. Görülen problemlerin en aza indi­rilmesi ve onların topluma kazandırılması çok yönlü bir rehabilitasyon programıyla sağlanabilir. Ailenin eğitiminden, çocuğun fiziksel çevresi­nin düzenlenmesine kadar her alanda düzenlemeler ve çalışmalar ya­pılır.

    14- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN REHABİLİTASYONU

    Rehabilitasyon yaklaşımlarını genel olarak; tıbbi rehabilitasyon, fiz­yoterapi uygulamaları, iş ve uğraşı terapisi, işitme-konuşma terapisi, özel eğitim uygulamaları, psiko-sosyal rehabilitasyon, davranış terapi­si, mesleki rehabilitasyon başlıkları altında toplayabiliriz. Bu yaklaşım­ların hepsi bir bütündür, özürlü ve ailesi ise bu bütünün en önemli parçasıdır. Zihinsel özürlü çocuklar bu yaklaşımlardan bir kaçına aynı an­da ihtiyaç duyabilirler.
    Türkiye’de zihinsel özürlü çocukların rehabilitasyon uygulamaları, üniversitelere bağlı çocuk rehabilitasyon birimleri, devlet hastaneleri ve özel hastaneler bünyesindeki rehabilitasyon birimleri ve özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde yürütülmektedir. Ayrıca, bu uygulamalar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından rehabilitasyon merkezlerinde yürütülmektedir. Zihinsel özürlü çocuğun rehabilitasyonun çok yönlü ve uzun süren bir uğraş olduğu düşünülür­se, ailelere yol göstermenin önemi daha iyi anlaşılacaktır.

    Bilinçli bir yaklaşım ve etkili rehabilitasyon ile yetersizlikleri en aza indirmek mümkündür. Ailelerin rehabilitasyon yaklaşımlarına başla­makta geç kalmamaları gerekir. Çünkü 0-6 yaş dönemi (okul öncesi dönem) çok önemlidir. Rehabilitasyon yaklaşımlarının zihinsel özürlü teşhisi konulur konulmaz başlaması gerekir. Özellikle 0-1 yaş arası er­ken rehabilitasyon programı daha kapsamlı olarak üniversiteye bağlı merkezlerden alınabilir.

    Zihinsel özürlü çocuklarda rehabilitasyonun amacı;

    Zihinsel özürlü çocuklarda rehabilitasyon yaklaşımlarının 1 yaştan önce başlaması ve multidisipliner ekibin içinde ailenin de yer alması daha başarılı sonuçlar alınmasını sağlamaktadır. Rehabilitasyon prog­ramına erken dönemde başlanması çocukta normal motor gelişimin sağlanmasını kolaylaştıracak, kas yapısındaki bozukluk nedeniyle olu­şabilecek bozukluklar önlenebilecek ve çocuğun fonksiyonel olarak bağımsızlığı sağlanacaktır.

    Rehabilitasyon programı

    Bilinmesi gereken en önemli şey zihinsel özürlü çocuklarda rehabi­litasyonunun çok uzun süren bir süreç olduğudur. Bebeğin büyüme­siyle birlikte rehabilitasyon uygulamaları da devam eder.

    Rehabilitasyon sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli nok­talar şunlardır;

    Zihinsel özürlü çocukların da diğer çocuklar gibi gelişebilmesi için aşırı koruma altına alınmaması ve yapabilecekleri aktivitelere fırsat ta­nınması gerekir.

    15-ZİHİNSEL ÖZÜRLÜLERDE İfi VE U/RAfiI TEDAVİSİ VE MESLEKİ REHABİLİTASYON

    Zihinsel özürlü çocuklarda iş ve uğraşı tedavisinin amaçları:

    İş ve uğraşı tedavisinde bu çocukların eğitiminin en önemli parçası oyundur. Oyun pozisyonları, çevre ve kullanılan materyaller (oyuncak­lar) çocuğun durumuna göre düzenlenerek çocuğun kendini ve dış dünyayı öğrenmesi, iş-uğraşı yaklaşımlarıyla kazandırılmaya çalışılır.

    Günlük yaşam aktiviteleri eğitimi ile yemek yeme, giyinme, banyo yapma, tuvalet gibi aktivitelerde bağımsızlık sağlanmaya çalışılır. Akti-viteyi yapabilme yaşına uygun olarak bağımsızlığı artırıcı aktivite eğitimi verilir. Baş kontrolü, omuzların stabilitesi (sarsılmadan durması), is­temsiz hareketlerin kontrolü doğru pozisyonla, yardımcı gereçlerle art­tırılır. Daha sonra aktiviteyi oluşturan hareket kısımları birer iş olarak ele alınıp, tekrar, taklit yolu ile bireysel ve gruplar şeklinde çalıştırılabi­lir. İş-uğraşı tedavisinin ev rehabilitasyonu yaklaşımı burada önemlidir. Ev ortamı, eşyaların konumu incelenerek çocuk ve ailesi için yaşamı kolaylaştıracak düzenlemeler yapılır. Genç ve erişkinlerde mesleki re­habilitasyon önem kazanmaktadır. Önce bu çocukların fiziksel fonksi­yon, yetenek ve becerileri değerlendirilir. Kişisel ihtiyaçlara uygun ola­rak işe yönelik beceri geliştirici eğitim yapılır. İş ortamında da bağım­sız ve verimli hareketleri kolaylaştırıcı, eşyaların yerini, yüksekliklerini ayarlama, kullanım düğmelerini değiştirme gibi (ergonomik) düzenle­meler yapılır.

    16- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ ÇOCUK VE OKUL

    Zihinsel özürlü çocukların çoğu iş veya oyun aktivitelerinde gerekli beceriler olan uyum sağlama (adaptif) becerilerde yardıma ihtiyaç du­yar. Hem okulda hem de evde bu becerileri çocuğun öğrenmesi sağ­lanarak yardım edilebilir. Bu beceriler aşağıdakileri kapsar:

    17- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN SOSYAL BECERİLERİ

    Zihinsel özürlü çocukların öğrenme güçlüğüne ek olarak, yaşıtları ile ilgili uygun sosyal becerileri geliştirme ve yeni sosyal beceriler öğ­renme olanaklarının oldukça sınırlı olması da bu bireylerin sosyal be-cerilerdeki yetersizliklerini artırmaktadır. Dolayısıyla yaşıtları ve diğer bireyler tarafından kabul edilmeleri ve topluma uyumları güçleşmekte­dir.

    Zihinsel özürlü çocukların sosyal becerilerine yeterince önem veril­mediğinde bu çocuklar yetişkin yaşa geldiklerinde uygun olmayan sosyal davranışları nedeniyle; toplum tarafından reddedilen, topluma aktif olarak katılamayan, çevreleri tarafından kabul görmeyen, redde­dilen bireyler olmaktadırlar.

    Zihinsel özürlü bireyler için eğitimin amacı, yetişkin oldukları zaman normal gelişim gösteren bireyler gibi bağımsız ya da daha az bağımlı yaşayabilmeleri için gerekli becerileri kazandırmaktır. Zihinsel özürlü bireylerin toplum yaşamına hazırlanabilmeleri için kazanmaları gere­ken en temel beceriler, sosyal becerilerdir.

    Sosyal beceriler, zihinsel özürlü bireyin diğer bireylerle etkileşimi başlatma, etkileşimi sürdürme ya da etkileşimi sonlandırma becerileri­ni içermektedir.

    Zihinsel özürlü çocuklar, normal gelişim gösteren yaşıtlarına oranla dar bir çevreye sahiptirler. Bu nedenle çevreleriyle etkileşimleri de ya­şıtlarına göre sınırlıdır.

    Zihinsel özürlü bireylerin bilmedikleri sosyal becerileri öğrenmeleri, öğrendikleri becerileri farklı ortamlarda kullanmaları ve bu becerileri kullanacakları etkileşim fırsatlarının yaratılması gerekmektedir. Özellik­le orta ve ağır derecede zihinsel özürlü bireylerin doğal ortamlarda sosyal beceri öğrenme ve bu becerileri kullanmaları için çevrelerinin zenginleştirilmesine ve etkileşim fırsatlarının artırılmasına gereksinim­leri vardır.

    Zihinsel Özürlü Çocukların Eğitim Programlarında "Sosyal Be­cerilerin" Öğretilmesinin Önemi

    Hedef, özürlü çocukların okul eğitimini tamamladıkları zaman top­luma uyumlarını kolaylaştırıcı sosyal becerilere sahip olmalarıdır.

    Sosyal becerilerin öğretilmesi zihinsel özürlü çocukların akademik becerileri öğrenmelerini kolaylaştıracaktır.

    Zihinsel özürlü çocuklar bazen istenmeyen davranışları sergilemek­te, bu davranışlar çocukların sosyal kabul görmelerini, arkadaş-öğret-men ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla sosyal beceri öğre­timi, zihinsel özürlü çocukların problem olacak davranışlarla olumlu şekilde baş edebilmelerine yardımcı olacaktır.

    Zihinsel özürlü çocuklar gerekli sosyal becerileri öğrenecekler, bu­na bağlı olarak da sosyal kabulleri artacaktır.

    Zihinsel özürlü çocukların karşılaştıkları en temel sorunlarından biri iş bulamamak, bir işte çalışamamak ya da var olan işlerini kaybetmek­tir. Sosyal beceri öğretimi, zihinsel özürlü bireylerin hem işe girmesini hem de işte uzun süreli çalışmasını kolaylaştıracak, aynı zamanda iş başarısı ve iş doyumu artacaktır.

    Zihinsel özürlü çocuklara yaygın olarak kabul edilen kaynaştırma programlarına katılmalarıyla sosyal becerilerin öğretimi, zihinsel özür­lü çocuğun yaşıtları tarafından sosyal kabulünü artıracaktır.

    Sosyal Beceriler

    Dinleme

    Paylaşma

    Selamlaşma

    Yardım isteme

    Sorulara cevap verme

    İşbirliği ile çalışma

    Yardım etme

    Teşekkür etme

    Özür dileme

    Uygun şekilde sınıf vb. ortamlara girme

    Sıraya girme/ sırada bekleme

    Uygun şekilde oturma

    Kurallarına uyma Yazılı kurallara uyma

    Boş zamanını uygun kullanma

    Bir işi zamanında bitirme

    Devam eden bir etkinliğe katılma

    Suçlamalarla baş etme

     

    18- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERDE CİNSEL GELİfiİM

    Cinsel eğitimin amacı, bireyin cinsel kimliğini bilmesi, benimseme­si ve cinselliğin ayıp, kötü değil, doğal bir durum olduğunu öğrenme­sidir. İster zihinsel özürlü olsun, ister olmasın birey birçok biyolojik, sosyal, ruhsal, cinsel değişim ve gelişim evresinden geçer. Aileler ço­cukları ile ilişkilerinde "cinsellik" konusunda da sayısız sıkıntılarla kar­şılaşırlar. Aileler cinsellik konusunda ikaz etme, ahlak dersi verme, azarlama, inkâr etme, dikkati başka yöne çekme gibi tepkiler verirler. Oysa ki cinsellik, bedensel ve ruhsal doyum ile üremeye yönelik ya­şamsal bir değerdir ve zihinsel özürlü bireyler de bu yaklaşımdan so-yutlanmamalıdır.

    Unutmamak gerekir:

    Davranışların şekillenmesinde ilk öğretmenler ana babalardır.

    Cinsellik insan yaşamının sağlıklı ve doğal bir parçasıdır.

    Cinsellik her insan için özel ve değerlidir.

    Zihinsel özürlü çocuğu olan ailelerin cinsellik konusunda daha du­yarlı davranmaları gerekmektedir. Özürlü bireylerin gerçekleştirdiği her türlü davranışın doğal ve yaşanması gereken bir süreç olduğu, bu sü­reçte olumlu davranışların gerçekleşebilmesi için ailenin izlemesi gere­ken tutum ve yöntemlerin olduğu bilinmelidir.
    Zihinsel özürlü bireylerin iletişimde bulunduğu yakın ve uzak çevre­si cinsel gelişim evrelerine yönelik yaşadıkları davranış değişiklikleri hakkında bilgilendirilmelidir.

    Ergenlik döneminde zihinsel özürlü bire­yin sağlıklı bir cinsel gelişim ve davranış süreci yaşayabilmesi için çev­renin de aile ve kurum gibi çocuğa olumlu katkı yapacak tutum ve dav­ranış geliştirmesi gerekir. Bu açıdan ailenin çocuğun cinsel yaşamına yönelik aldığı tedbirlerin çevrede de saygı ile karşılanması ve gereğinin yapılması gerekmektedir. Kesinlikle zihinsel özürlünün cinsel gelişimi­ne yönelik olumsuz tavır ve davranışlar olmamalıdır.

    Kız çocukları, mensturasyon (ay hali) konusunda bilgilendirilmelidir. Bu dönemlerinde nasıl ped kullanacakları öğretilmelidir. Anne bu alış-kanlığı, banyoda oyuncak bebek üzerinde deneme yanılma yolu ile adım adım öğretebilmelidir.

    Özürlüler de evlenebilir. Bu konuda karar ailenindir. Ancak gelecek neslin sağlığı açısından genetik danışmanlık almak şarttır.

    Çocuğunuzun zeka seviyesi, cinsiyeti ve gelişim dönemine öz­gü değişiklikler ve cinsellik konusunda bilgi almak için Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki özel eğitim ve Sağlık Bakanlığı bünyesin­deki ruh sağlığı kurumlarına başvurulmalıdır.

    Zihinsel özürlü yakınınızı görmezden gelmeyin.

    Cinsel yaşam zorlama ve sömürüden uzak olmalıdır.

    İnsanlar cinselliklerini farklı biçimde ifade ederler ve yaşarlar.

    Çocuğunuzu ev içinde ve dışında cinsel istismardan koruyunuz ve duyarlı olunuz.

    Zihinsel özürlü bireyin yakın çevresinin çocuğun cinsel davranışla­rına karşılık utanç, öfke, kızgınlık, korkma, acıma, aşırı merhamet gibi duygularla hareket etmelerinin olumsuz davranışlara yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

    Zihinsel özürlülerde istismarın daha yoğun olması, kendilerini koru­malarının daha zor olduğu bilinmektedir. Cinsel istismar bir insana kar­şı işlenmiş ağır bir suçtur.

    Ergenlik döneminde karşı cinse olan arzula­rının, art niyetli kişilerce istismara uğratıldığı, özellikle bu kişilerin; ço­cukların kendini ve olayı yeterince ifade edememesinden aldığı güçle bu istismarı rahatlıkla gerçekleştirdikleri bilinen bir gerçektir.

    Cinsel istismar çeşitli ruhsal ve bedensel sorunlara neden olur.

    İstismara (tecavüz, taciz) maruz kalınmaması için kesinlikle çocuk­ların ilişkide bulunduğu kurum ve yakın çevre kontrol altına alınmalıdır. Olumsuz gelişmelere zemin hazırlayabilecek her türlü şartlardan kaçı­nılmalıdır.

    Aileler çocuğun izni olmaksızın vücuduna dokunulmaması gerekti­ği, çocuklarına tanımadıkları kişilerden bir şeyler almamaları konusun­da bilgi verebilir ve bu bilgileri vermek için bir uzmandan yardım alabi­lirler. Çocuktan, çevreden hoşuna gitmeyen bir davranışla karşılaştı­ğında bunu, anne-babasına ya da öğretmenine bildirmesi istenmelidir.

    19- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLER VE BEDEN EĞİTİMİ/SPOR

    Zihinsel özür hangi derecede olursa olsun her çocuğun katılabile­ceği bir aktivite vardır. Hareket etmek, hareket becerilerini geliştirmek tüm çocukların ortak gereksinimidir ve sağlıklı gelişebilmeleri bu ge­reksinimlerinin karşılanmasına bağlıdır.
    Hareketsiz bir yaşam tüm bireyler için ileriki yaşlarda aşırı kiloya neden olabilmekte ve kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı gibi has­talıklara yakalanma riskini artırmaktadır. Bu risk hareketsiz bir yaşama eğilimli olan zihinsel özürlü çocuklar için çok daha yüksektir. Aşırı kilo ve yetersiz hareket becerileri, zihinsel özürlü çocukların hem sağlıkla­rını tehlikeye atmakta hem de toplumdan soyutlanmalarına neden ol­maktadır. Çocukların günlük bir yaşamın gerektirdiği, eğilme, oturma, kalkma, yürüme, merdiven çıkma gibi görevleri başarabilmeleri için uy­gun bir ağırlığa, yeterli kas kuvveti ve dayanıklılığına sahip olmaları ge­rekir. Bu özelliklerin gelişmesine siz yardımcı olabilirsiniz. Hareket et­meyi yaşamınızın bir parçası haline getirebilirsiniz. Böylece, çocuğu­nuza yardım ederken kendi sağlığınızı da geliştirip koruyabilirsiniz. Ai­lece yapılan geziler, yürüyüşler ve diğer egzersizler hem birbirinizi da­ha iyi anlamanıza ve iletişiminizi güçlendirmenize yardımcı olacak, hem de bu etkinliklere katılma isteğinizi artıracaktır.

    Özürlü bireylerin spor etkinliklerine katılımı toplumun dikkatini özürlü bireylere çekerek olumsuz tutum ve davranışların değiş-mesinde önemli rol oynayacaktır. Sportif etkinlikler yoluyla özür­lüler toplum içinde işbirliği, paylaşım ve kişiler arası ilişkilerin ku­rallarını öğrenirler. Yapılan aktiviteler özürlü bireylerin yaşam ka­litesini yükseltir ve kendilerini gerçekleştirebilecekleri sosyal or­tam yaratır. Tüm bu özellikleri kapsamına alan bir etkinlik olarak spor özürlülere yaşam boyu önerilmektedir.

    20-ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ ÇOCUKLARIN AİLELERİNE EĞİTİMSEL ÖNERİLER

    A- BEBEĞİM, 0-12 AYLIK

    Özbakım Becerilerine Yönelik Öneriler

    Sosyal Gelişimine Yönelik Öneriler

    Bilişsel Gelişime Yönelik Öneriler

    Motor Gelişime Yönelik Öneriler

    Dil Gelişimine Yönelik Öneriler

    B- BEBeĞİM 12- 36 AYLIK
    Özbakım Becerilerine Yönelik Öneriler

      Sosyal Gelişimine Yönelik Öneriler

      Bilişsel Gelişime Yönelik Öneriler

      Motor Gelişime Yönelik Öneriler

      Dil Gelişimine Yönelik Öneriler

      Çocuğunuzun görme, işitme, dokunma, koklama gibi duyuları­nı kullanarak içinde yaşadığı çevreyi keşfetmesi için cesaretlendirin.

      21-ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN SOSYAL YAŞAMA KATILIMINDA AİLELERİN KARŞILAŞABİLECEĞİ DURUMLAR VE ÖNERİLER

      Özürlü bireylerin özel durumlarına uygun olarak beslenmesi, bakı­mı, araç gereç kullanımı, tıbbi, eğitici, rehabilite edici müdahalelere duyulan gereksinimler aileye maddi yük getirmektedir. Bu da aileyi ekonomik açıdan zorlayan bir durumdur. Ailenin sosyal güvencesinin olmaması halinde bu giderlerin karşılanması ciddi bir sorundur. Özür­lü bireyin evde özel bakım gerektirmesi ve bu nedenle bazı yetişkin ai­le üyelerinin (ki bu çoğu zaman annedir) bu bakımı üstlenmesi, ailede ekonomik açıdan bağımlı kişi sayısını arttırmaktadır.

      Özürlülere hizmet veren kurum ve kuruluşların başlıca görevleri arasında özürlünün en yakınında bulunanlardan başlayarak giderek tüm toplumun bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesidir.

      Özürlü bireylerle profesyonel çalışma, özünde bir ekip çalış-masıdır. Alanda var olan tüm meslek elemanlarının tam bir ekip anlayışı geliştirebilmeleri için bir yandan eğitilmeleri, bir yandan da kurumsal ve yasal çerçevenin bu ekip anlayışına uygun bir bi­çimde geliştirilmesi gerekir.

      DURUMLAR

      ÖNERİLER

      Çocuğunuzun 0-3 yaş arasındaki gelişimi her bakımdan büyük bir öneme sahiptir.
      Çocuklarınızda "alışılmışın dışın­da" bir özellik fark edebilirsiniz.

      Hemen bir sağlık kuruluşuna baş-vurunuz. Birçok sağlık sorununda olduğu gibi kimi özür durumların­da da erken tanı ve tedavi önem­lidir.

      Çocuğunuzun/yakınınızın  özürlü olduğunu öğrendiğinizde bunun sizi yoğun bir biçimde etkileyece­ğini biliyoruz. Çok farklı ve karışık duygular yaşayabilirsiniz.

      Elden geldiğince paniklemeyiniz. En yakınınızdakilerden, benzer durumla daha önce karşılaşmış olan deneyimli kişi ve ailelerden ve gerekli ise profesyonel kuruluş ve meslek elemanlarından yardım alınız.

      Zihinsel yetersizliği olan çocuklar, biyolojik, psikolojik ve sosyal ge­reksinimleri  bakımından  normal çocuklara benzerler. Aynı gelişim basamaklarından geçerler.  Nor­mal yaşıtlarından farkları, dil, bi­lişsel, zihinsel, motor ya da sos­yal becerilerde yaşıtlarına göre, kısıtlılık ve gelişme hızında yavaş-lık olmasıdır.

      Zihinsel yetersizliği olan çocuğu­nuzun gelişimini izlemek ve des­teklemek için daha sabırlı olmalı­sınız. Onlar da diğer çocuklar gibi beslenme, motor fonksiyon, oyun ve öğrenmede uyarana ihtiyaç duyarlar. Yeni doğan dönemin­den itibaren bebeğinizi tutun, onunla konuşun, gözleriyle yüzü­nüzü takip etmesini teşvik edin, zil veya çıngırak gibi sesli objeleri takip etmesine çalışın. Bu şekilde bebeğinizle aranızda yakın bir ilişki gelişecektir ve bebeğiniz için çok önemli olan baş kontrolünün geliştirilmesi, el-göz koordinas­yonu, denge ve bilişsel-zihinsel ihtiyaçları karşılanmış olacaktır.

      Özürlü çocuklarınızın da diğer ço­cuklar gibi zamanında eğitime ve sosyal yaşama hazırlanmaya ihti­yacı ve hakkı vardır.

      Erken müdahale, yalnızca sağlık konularında değil, sosyal ve eğit­sel gelişim konularında da önem­lidir.   Bu  konularda zamanında harekete geçmek sizin ve özürlü yakınınızın yararınadır. Çocuğunuzun eğitim ve rehabili­tasyon sürecine aktif katılımınız önemlidir. Bu nedenle iletişim ve oyun becerilerinizi geliştiriniz.

      Özürlü   bireye  yardım   etmede kendinizi yalnız ve güçsüz hisse­debilirsiniz.
      Sorunlarınızla başetme sürecinde profesyonel  bir yardıma ihtiyaç duyabilirsiniz.

      Özürlülere hizmet veren kuruluş-larla ve meslek elemanlarıyla iş-birliği yapınız. Onlardan yardım almaktan çekinmeyiniz.

      Benzer sorunları/durumları yaşa­yan insanlar arasında dayanışma önemlidir.

      Özürlü üyeleri olan diğer ailelerle tanışıp-görüşünüz. Onlarla dü­şünce ve deneyimlerinizi paylaşı­nız. Bu size güç verecektir.

      Benzer sorunları/durumları yaşa­yan insanlar arasında daha örgüt­lü bir işbirliği, sorunlarınızın çözü­münde önemlidir.

      Özürlü bireylerin gereksinim ve sorunlarıyla ilgilenen, haklarını savunan sivil toplum örgütlerine üye olunuz; eğer çevrenizde böy­le örgütlenmeler yoksa kurulma­sına öncülük ediniz.

      Çağdaş toplumlarda, özürlü bi­reylerin  karşılaştıkları  sorunların çözümünde özürlülerin örgütlen­mesine özel önem verilmektedir.

      Özürlü çocuğunuzun/yakınınızın özürlü örgütlenmelerine üye ol­malarını teşvik ediniz.

      Özürlü çocuklarınızın da diğer ço­cuklar gibi zamanında eğitime ve sosyal yaşama hazırlanmaya ihti­yacı ve hakkı vardır.

      Erken müdahale, yalnızca sağlık konularında değil, sosyal ve eğit­sel gelişim konularında da önem­lidir.   Bu  konularda zamanında harekete geçmek sizin ve özürlü yakınınızın yararınadır. Çocuğunuzun eğitim ve rehabili­tasyon sürecine aktif katılımınız önemlidir. Bu nedenle iletişim ve oyun becerilerinizi geliştiriniz.

      Özürlü   bireye  yardım   etmede kendinizi yalnız ve güçsüz hisse­debilirsiniz.
      Sorunlarınızla başetme sürecinde profesyonel  bir yardıma ihtiyaç duyabilirsiniz.

      Özürlülere hizmet veren kuruluş-larla ve meslek elemanlarıyla iş-birliği yapınız. Onlardan yardım almaktan çekinmeyiniz.

      Benzer sorunları/durumları yaşa­yan insanlar arasında dayanışma önemlidir.

      Özürlü üyeleri olan diğer ailelerle tanışıp-görüşünüz. Onlarla dü­şünce ve deneyimlerinizi paylaşı­nız. Bu size güç verecektir.

      Benzer sorunları/durumları yaşa­yan insanlar arasında daha örgüt­lü bir işbirliği, sorunlarınızın çözü­münde önemlidir.

      Özürlü bireylerin gereksinim ve sorunlarıyla ilgilenen, haklarını savunan sivil toplum örgütlerine üye olunuz; eğer çevrenizde böy­le örgütlenmeler yoksa kurulma­sına öncülük ediniz.

      Çağdaş toplumlarda, özürlü bi­reylerin  karşılaştıkları  sorunların çözümünde özürlülerin örgütlen­mesine özel önem verilmektedir.

      Özürlü çocuğunuzun/yakınınızın özürlü örgütlenmelerine üye ol­malarını teşvik ediniz.

      Özürlü bireyi olan ailelerde "ço­cuklar arasında ayrım" sık rastla­nan bir durumdur.

      Varsa diğer çocuklarınızdan onla­rı ayırt etmeyiniz; ancak diğer ço­cuklarınızı da ihmal etmeyiniz.

      Bildiğiniz gibi yalnız özürlü birey­ler değil, herkes özeldir ve diğer­lerinden kimi özellikleriyle farklı­dır. Farklılıkların gerektirdiği tu­tum ve davranışlar ayrımcılık de­ğildir.

      Devletten ve diğer insanlardan, özürlü bireylerin farklılıklarını dik­kate alacak karar ve uygulamala­rı talep etmekten çekinmeyiniz.

      Özürlü bireylerin toplumdan so­yutlanma/dışlanma riskleri yük­sektir.

      Çocuğunuzu toplumdan soyutla-mayınız. Onu mümkün olduğunca yaşıtları ile bir araya getiriniz, top­lumsal yaşamın her alanında bu­lunması konusunda yüreklendiri­niz.

      Özürlü bir çocuğunuzun/yakınını­zın olması, ona yardım etmek zo­runda olmanız, sizin hiçbir özel yaşamınız olmayacağı anlamına gelmez.

      Zamanınızı ve yapacaklarınızı planlayınız ve kendinize zaman ayırınız.

      Özürlü bireylerle birlikte yaşamak harcamalarınızı arttıracaktır. Bu ve başka nedenlerle ekonomik yardıma ihtiyaç duyabilirsiniz.

      Gereksiniminiz varsa sosyal yar­dım programları ile ilgili yasal dü­zenlemeleri öğreniniz ve hakları­nızı kullanmaktan çekinmeyiniz. Kamusal sosyal yardımlar bir "lü­tuf" değil; koşullarınız uygunsa si­zin en doğal hakkınızdır.

      Sosyal yaşama katılım (insanlarla iletişim kurmak, grup kurallarına uymak, bir gruba ait olmak gibi) bazı sosyal becerileri kazanabil­mekle mümkün olan bir durum­dur. İnsan sosyal bir varlıktır an­cak nasıl sosyalleşeceğini, ken­dinden  nelerin  beklendiğini ve topluma nasıl katkı vereceğini za­manla öğrenir. Bu, özürlü olma­yan bireyler için de geçerli bir du­rumdur. Özürlü bireylerin sosyal yaşama katılımı için gerekli olan sosyalleşme süreçleri özürlü ol­mayan  bireylerinkinden çok da farklı değildir. Bir çocuk (özürlü olsun olmasın) anne-babasının ve çevresindekilerin yaptıklarını tak­lit ederek, arkadaşlarıyla oyun oy­nayarak, okuldaki kuralları öğre­nerek bir birey olmayı, sosyal ya­şama katılmayı öğrenir.

      Bu nedenle çocukluk dönemin­den başlayarak özürlü bireylerin aile ve toplum yaşantısına katıl­ması için fırsat yaratın, var olan fırsatları uygun biçimde değerlen­dirmesine yardım edin.

      Özürlü bireyin toplum içinde nasıl davranacağını öğrenmesi, sosyal yaşama katılımda önemlidir.

      Fırsat bulduğunuz her durumda zihinsel özürlü bireyle dışarı çık­maya çalışın. Örneğin kısa geziler yapmak, açık havada dolaşmak, bir pastaneye, lokantaya gidip yemek yemek, mümkünse sine­ma ya da tiyatroya gitmek, akra­ba, komşu ziyaretlerine gitmek gibi etkinlikler bu davranışların öğrenilmesinde oldukça yararlı­dır.

      Özürlü çocuğunuzun/yakınınızın yapamadığı/beceremediği   bazı işler olabilir.

      Yapamadıkları/beceremedikleri işler üzerinde durmak yerine güç­lü yanları üzerinde durunuz. Onla­rı yapabildikleri konusunda cesa­retlendiriniz/ödüllendiriniz. Zihin­sel özürlü bireye aile içinde ve günlük yaşamda yaşına ve yete­neklerine göre temel sorumluluk­lar verin. Örneğin alışveriş yap­maya gittiğinizde ona da fikrini sorun. Mümkünse sepeti taşıma­sını, alışveriş arabasını itmesini, parayı vermesini veya üstünü al­masını isteyin. Ev yaşamında da birkaç temel sorumluluğu olsun. Yatağını düzeltmek, mutfakta ba­sit işler yapmak (sofrayı hazırla­mada yardım etmek, bulaşık yı­kamada yardım etmek gibi), oyuncaklarını toplamak gibi.

      Ailedeki özürlü bireylerin sorun ve gereksinimleriyle ilgilenmek aile­deki herkesin sorumluluğundadır.

      Tüm aile üyelerinin özürlü bireyin sorun ve gereksinimleriyle ilgilen­melerini sağlayınız. Sorumluluğun aile içinde adil paylaşılması ile kimsenin üzerine aşırı yük binme-yecektir; bu da özürlüye ve aile ilişkilerinize olumlu olarak yansı­yacaktır.

      Özürlü bireylerin de içinde yaşa­dığı topluma üretken bireyler olarak katılması onların bağımsızlığı­nı azami düzeyde arttıracaktır. Bu diğer  bireyler  için  olduğu gibi özürlüler için de bir haktır.

      Özürlülerin topluma üretken bi­reyler olarak katılabilmeleri  için genel eğitimin yanı sıra mesleki eğitim/rehabilitasyon olanakların­dan da yararlandırınız. Onları ça­lışmaları konusunda motive edi­niz ve çalışma yaşamında des­tekleyiniz.

      Özürlü  bireyin,  sosyal yaşama katılımında fiziksel çevrenin dü­zenlenmesi,  eğitim,  rehabilitas­yon, sağlık hizmetlerinin yeterli ve ulaşılabilir olması  önemli  katkı sağlayacaktır.

      Böyle bir fiziksel ve toplumsal çevrenin oluşturulması için, bilinç ve duyarlılık yaratmak, politikalar geliştirmek ve uygulamak için gayret gösteriniz.

      Özürlü olsun olmasın bir bireyin sosyal  yaşama  katılımı  ailede başlar. Ailenin çocuğa davranış şekli ve bu konudaki bilgisi çocu­ğun doğru bir biçimde sosyalleş-mesini etkiler.

      Gereğinden fazla kollayıcı, sınırla­yıcı ve endişeli davranmayın. Özürlü bireylerle yaşarken her za­man dikkatli olun, zarar görme­meleri için çaba harcayın; ancak bunun ölçüsünü iyi belirleyin. Ak­si halde özürlü birey kendisini güçsüz ve bağımlı hissedebilir ve böylece yapabilecekleri şeyler de engellenmiş olur. Bu da onların gelişimini ve sosyal hayata uyu­munu sınırlar.

      Zihinsel   engelli   çocuğunuzun çevreyle ilişkisini, öğrenmeye ilgi­sini ve hevesini yeterli düzeyde görmeyebilirsiniz.

      Zihinsel yetersizliği olan çocuğu­nuzla ilişkilerinizde;

      •  fiziksel uyaranları (oyuncaklar, resimler, sesler, renkli-resimli kitaplar, günlük yaşamda sık kullandıkları nesneler vb. )

      • duygusal  iletişimi (göz göze
      gelme,  öpme,  okşama,  do­
      kunma, sarılarak oyunlar oy­
      nama vb. ) ve
      • sözel iletişimi (konuşma, şar­
      kılı, konuşmalı oyunlar oyna­
      ma, masal okuma, çevresi ve
      çevresindekileri tanıtıcı  bilgi
      verme vb )
      ihmal etmeyiniz.

      Yaşadığı çevreye ve öğrenmeye ilgisinin ve hevesinin artması, ko­lay öğrenmesi ve anlaması için ayrıca,  davranışın tekrarlanması ve ödüllerle pekiştirilmesi işe ya­rayabilir.

      Özürlü çocukların da diğer ço­cuklar gibi zamanında cinsiyet rollerini kazanmaları önemlidir.

      Örneğin, özürlü erkek çocukların babalarıyla, kız çocuklarının ise anneleriyle özdeşimi için aile içi rollerde özel düzenlemeler yapın.

      Genel olarak toplumda ya da ya­kın çevrenizde olumsuz/ayrımcı tepkilerle karşılaşabilirsiniz. Özür­lü bireylerin diğerlerinden farklı algılanmasına neden olan asıl et­men, kendi kişisel farklılıklarının yanı sıra toplumun özürlü bireye bakış açısı/özürlü bireyleri diğer bireylerden farklı görmesidir.

      Bunlar çocukta var olan yetersiz­liğe ek olarak ciddi sosyal uyum sorunlarının da ortaya çıkmasına neden olabilir.

      Çocuğunuzun oyun ve eğitimden uzaklaştırılmasına, dışlanmasına, örselenmesine izin vermeyiniz. Toplumsal önyargıların değiştiril­mesi için en büyük görev sizlere düşüyor. Bu yönde yakaladığınız her fırsatı bilinçli olarak değerlen­diriniz.

      Çocuğunuzu yetiştirirken bazı "istenmeyen" davranışlarla yay­gın bir biçimde karşılaşabilirsiniz.

      Bu davranışların çözümü için, is­tenmeyen davranışın yerine se­çenek olabilecek davranışın ne olabileceğini araştırınız, gerekirse uzman kişilere danışınız. Öğren­diğiniz bilgileri ailenizde ve yakın çevrenizde, çocukla iletişim için­deki diğer bireylerle de paylaşınız ve çocukla iletişimde bu konular­da ortak hareket ediniz. Bu şekil­de özürlü bireyde istenen davra­nış değişikliği daha kolay gerçek­leşecek ve kalıcı hale gelecektir.

      Özürlü bireylerin ve varsa ailede­ki diğer çocukların kendilerine güvenle ilgili sorunları olabilir.

      Çocuklarınızın öz güven kazana­bilmeleri için onların güçlü yönle­rini bulunuz, onları destekleyiniz ve uzman kişilerden konuyla ilgili bilgi alınız.

      Özürlü bireyin bakımı ve yetiştiril­mesi sırasında zaman zaman öf­kelenebilir ve kendinizi baskı al­tında hissedebilirsiniz.

      Öfkenizle ve stresinizle nasıl başa çıkacağınızı öğrenmek için uz­man kişilerden yardım almaktan çekinmeyiniz.

      Anne-baba ve kardeşlerin çocuk­la uyarıcı, destekleyici ve ileri gö­türücü ilişki ve iletişime girmesi, onun gelişimi açısından önemli bir yere sahiptir.

      Tüm aile üyelerinin çocukla her fırsatta konuşması, oynaması, ona dokunması önemlidir; böyle­ce çocuğunuz sizinle birlikte ol­maktan keyif alacak ve mutlu ola­caktır. Bu da onun sağlıklı gelişi­mini olumlu etkileyecek ve hızlan­dıracaktır.

      Gelişmek ve öğrenmek için fırsat tanımayan, yeterli uyarandan yoksun ortamlarda yaşamak, her­kesin olduğu gibi, özürlü bireyin gelişimini de olumsuz etkileye­cektir

      Çocuğun rahat hareket edebile­ceği, oyun oynayabileceği bir or­tam yaratın ona inceleyebileceği, özellikle resimli kitaplar sağlayın.

      Her özürlü bireyin sağlıklı gelişimi için, zamanında sağlanacak teda­vi, eğitim ve rehabilitasyon ola­naklarından etkin bir biçimde ya­rarlanması yaşamsal önemdedir.

      Çocuğun var olan potansiyelini geliştirecek ve çevre ile iletişimini güçlendirecek, onun özelliklerine ve gereksinimlerine uygun bir te­davi, eğitim ve rehabilitasyon sü­recinden yararlanabilmesi için iş-levsel bir plan yapın ve bu süreç­te gereksinim duyduğunuz her an ilgili meslek elemanlarıyla işbirliği yapın.

       

      22- EĞİTİLEN AİLE VE TOPLUM

      1. Özürlülere yönelik sosyal hizmetlere her düzeyde daha etkin katılacaklar,
      2. Özürlü bireyle nasıl ilişki kurulacağını daha iyi öğrenecekler,
      3. Özürlü bireyler konusunda hangi kurum ve meslek elemanla­rından yardım alabileceklerini daha iyi bilecekler,
      4. Rehabilitasyon ve eğitim sürecinde üzerlerine düşen görevleri daha doğru kavrayacaklar,
      5. Bu süreçlerde profesyonel kurum ve görevlilerle nasıl işbirliği yapabileceklerini öğrenecekler,
      6. Özürlü bireylerin ve yakınlarının ne tür yasal hakları olduğunu öğrenip kullanabileceklerdir.

      23- YASAL DÜZENLEMELER

      Yasal Düzenlemeler Tablo 1

      Yasal Düzenlemeler Tablo 2

      Yasal Düzenlemeler Tablo 3

      Yasal Düzenlemeler Tablo 4

      Yasal Düzenlemeler Tablo 5

      Yasal Düzenlemeler Tablo 6

      Yasal Düzenlemeler Tablo 7

      Yasal Düzenlemeler Tablo 8

      Yasal Düzenlemeler Tablo 9

      Yasal Düzenlemeler Tablo 10

      Yasal Düzenlemeler Tablo 11

      Yasal Düzenlemeler Tablo 12

       

      Yasal Düzenlemeler Tablo 13 ve Kaynakça 1

      Kaynakça 2

       

      Metni Word formatında indirmek için tıklayınız.(179 MB)

      Metni PDF formatında indirmek için tıklayınız.(837 KB)


      © 2009 - T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı
      Necatibey Caddesi. No:49 Kızılay/Ankara Tel:0 (312) 229 55 11 / Fax: 0 (312) 229 83 11