İçindekiler
1- Zihinsel Özür (Mental Retardasyon)
A- Doğum Öncesi
B- Doğum Sırası
C- Doğum Sonrası
D- Genetik Nedenler
2- Zihinsel Özrün Teşhisi
3- Zihinsel Özürlü Bireylere Sahip Ailelere Genetik Danışma
4- Çocuğun İzlenmesi
5- Zihinsel Özürlülerde Görülebilecek Sağlık Problemleri
6- Down Sendromu
A- Down Sendromuna Neden Olan Etmenler
B- Down Sendromlu Bireylerin Fiziksel Özellikleri
C- Down Sendromlu Çocukların Ailelerine Öneriler
7- Normal Gelişim Aşamaları
A- Motor Gelişim
B- Bilişsel (Zihinsel) Gelişim
C- Dil Gelişimi
D- Sosyal Gelişim
8- Özürlü Bir Çocuğa Sahip Ailelerin Yaşadıkları Duygular
9- Anne-Babaların Zihinsel Özürlü Bireylerde Görülen Problem Davranışlarla Başetme Yöntemleri
10- Çocuğa Beceri Kazandırmada Dikkat Edilmesi Gereken
Noktalar
11-Zihinsel Özürlü Bireyin Eğitimi
12-Zihinsel Özürlü Bireylerin Eğitim Programı
A- Bireysel Eğitim
B- Grup Eğitimi
C- Kaynaştırma
13-Eğitim ve Rehabilitasyon Hizmetlerini Veren Kurum ve Kuruluşlar
A- Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Genel Müdürlüğüne Bağlı Özel Eğitim Okulları
B- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na Bağlı Rehabilitasyon Hizmetleri
14-Zihinsel Özürlü Bireylerin Rehabilitasyonu
15-Zihinsel Özürlülerde İş ve Uğraşı Tedavisi ve Mesleki Rehabilitasyon
16-Zihinsel Özürlü Çocuk ve Okul
17-Zihinsel Özürlü Bireylerin Sosyal Becerileri
18-Zihinsel Özürlü Bireylerde Cinsel Gelişim
19-Zihinsel Özürlü Bireyler ve Beden Eğitimi/Spor
20-Zihinsel Özürlü Çocukların Ailelerine Eğitimsel Öneriler
A- Bebeğim 0-12 Aylık
B- Bebeğim 12-36 Aylık
21-Zihinsel Özürlü Bireylerin Sosyal Yaşama Katılımında Ailelerin Karşılaşabileceği Durumlar ve Öneriler
22-Eğitilen Aile ve Toplum
23-Yasal Düzenlemeler
24-İlköğretim Okulları
25-Eğitim Uygulama Okulları
26-Mesleki Eğitim Merkezleri
27-Yetiskin İş Eğitim Merkezleri
28-Sivil Toplum Örgütleri
29-Kaynaklar
1- ZİHİNSEL ÖZÜR ( MENTAL RETARDASYON)
Zeka, zihinsel birçok yeteneğin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan bir yetenekler bileşimidir. Bu yetenekler algılama, bellek, düşünme, öğrenme, mantık yürütme gibi yeteneklerdir ve bunların birbiriyle uyumlu ve ilişkili çalışması sonucu zihinsel fonksiyonlar yürütülmektedir.
Zihinsel özür, kişinin yaşadığı toplum içerisinde sorunlarla başa çıkma yeteneğini etkileyen, zihinsel bir kısıtlama ya da sınırlanmadır. Bir çocuk ya da yetişkine zihinsel özürlü tanısı konulabilmesi için ortalamanın altındaki zeka işlevi ile birlikte iletişimde, öz bakımda, evdeki yaşamda, toplumsal becerilerde, toplumsal yararlılıkta, kendini yönlendirmede, sağlığı korumada, akademik becerilerde ve çalışma alanlarında iki veya daha fazla bozukluğun bir arada olması ve bu durumun 18 yaşından önce başlaması öngörülür. Zihinsel özür, ülkemizde yaygın olarak karşılaşılan özür gruplarından birisidir. Çocuğunuzun zihinsel özürlü olmasına neden olan çeşitli etmenler vardır. Bunlar dört grupta incelenebilir:
A. Doğum öncesi
B. Doğum sırası
C. Doğum sonrası
D. Genetik nedenler
Yukarıda belirtilen nedenlerin bazıları her zaman özre yol açmayabilir; ancak bir etken olarak dikkate alınması gerekir.
2-ZİHİNSEL ÖZRÜN TEŞHİSİ
Zihinsel özürlü bir çocuğun kesin tanısı ve özür durumunun değerlendirilmesi birçok bilim dalının (multidisipliner) incelemesiyle yapılır.
Zihinsel gelişme geriliği çocuğun yaşıtlarına göre algılama, problem çözme, bellek, soyut düşünme yeteneği, neden sonuç bağlantısı kurabilme, gerçeği değerlendirme, yargılama, anlama ve anlatabilme, öğrenme gibi bilişsel yeteneklerinde eksiklik, yetmezlik ya da bozukluk olması ile belirlenir.
Zihinsel özürlülüğün birçok belirtisi vardır. Başlıcaları şunlardır:
Yeterli destek verildiğinde, zihinsel özürlü çocukların çoğu öğrenebilir, gelişebilir ve büyüyebilir.
Zihinsel özürlü çocuklar toplumdaki diğer çocuklardan farklıdır. Bu farklılığın zihinsel bir özür olduğunu söylemek için, çeşitli testler kullanılır. Bu testler ile bireyin/çocuğun düşünme, öğrenme ve sorun çözme ile ilgili yetenekleri ölçülür.
Zeka Özrünün Sınışandırılması
A-Hafif düzeyde zihinsel gelişme geriliği : IQ düzeyi 50-55 ile yaklaşık 70 arası.
B- Orta düzeyde zihinsel gelişme geriliği : IQ düzeyi 35-40 ile yaklaşık 50-55 arası.
C- Ağır düzeyde zihinsel gelişme geriliği : IQ düzeyi 20-25 ile yaklaşık 35-40 arası.
D- İleri derecede ağır zihinsel gelişme geriliği: IQ düzeyi 20-25’in altında.
Yukarıda verilen sınışandırmalar tek başına çocukların değerlendirilmesinde yeterli değildir.
A. Hafif düzeyde zihinsel gelişme geriliği:
Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, "eğitilebilir" olarak nitelendirilen grubu işaret eder. Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan çocuklar, toplumsal ve konuşma yeteneklerini okul öncesi yıllarda 0-5 yaş arasında kazanırlar. Duyusal ve motor alanlardaki bozuklukları çok azdır ve çoğunlukla daha ileri yaşlara kadar zihinsel özürlü olmayan çocuklardan ayırt edilemezler. Bu çocuklar, on yaşın sonuna doğru, altıncı sınıf düzeyinde okul becerileri kazanabilirler. Erişkin yaşlarda, ancak kendi başına yaşayabilmeye yeten toplumsal ve mesleki yetenekler kazanırlar. Ancak, alışılmışın dışında toplumsal ve ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldıklarında rehberliğe gereksinim duyarlar. Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, uygun destekle çoğunlukla kendi başlarına ya da bir yetişkinin denetimiyle toplum içinde bağımsız olarak yaşamlarını sürdürebilirler. Hafif düzeyde zihinsel özürde hareket, bedeni kullanmaya ilişkin (motor) problemler az görülür ya da yoktur. İletişim, öz bakım, ev yaşamı, sosyal etkileşim, toplum içinde yaşayabilme, kendini yönlendirme, sağlık ve emniyeti gözetebilme, akademik/okula ilişkin beceriler, boş vakitlerini değerlendirme, iş becerileri gibi özellikler yaşıtlarına çok yakın değerlerde gözlenir.
B. Orta düzeyde zihinsel gelişme geriliği
Orta düzeyde özürlü olan bireyler, "öğretilebilir" olarak sınışandırılan gruba eşdeğerdir. Orta düzeyde zihinsel özürlü olan çocuklar, konuşma becerilerinin çoğunu erken çocukluk yıllarında kazanırlar. Mesleki eğitimden faydalanır ve belirli bir denetimle kişisel bakımlarını yapabilirler. Aynı zamanda toplumsal ve iş ve uğraşı alanlarındaki eğitimden de yararlanırlar. Örneğin duyu-algı-motor bütünleştirme ve bilişsel gelişim için aktivite eğitimi, iş ve uğraşı yaklaşımı olarak uygulanır. Ancak akademik olarak ilkokul ikinci sınıf düzeyinden ileri gitmekte zorlanırlar. Ergenlik döneminde, toplumsal kuralları öğrenmedeki zorlukları, yaşıtları ile ilişkilerini bozabilir. Erişkinlikte, çoğunluğu beceri istemeyen işlerde ya da uygun destekle yarı beceri isteyen işlerde çalışabilirler. Yeterli destek ile toplumsal hayata uyum sağlarlar.
C. Ağır düzeyde zihinsel gelişme geriliği
Ağır düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, erken çocukluk yıllarında konuşma becerilerini ya çok az kazanırlar ya da hiç kazanamazlar. Okul dönemi boyunca konuşmayı öğrenebilirler ve ancak temel (özba-kım) ihtiyaçlar konusunda eğitilebilirler. Sadece okul öncesi eğitim düzeyinde (gerekli işaret ve harşeri tanıma gibi) bir eğitim alabilirler. Eriş-kinliklerinde yakın bir denetimle basit işleri yapabilirler. Zihinsel özre eşlik eden başka bir sorun nedeni ile özel bir bakıma gereksinimleri yoksa, aile içinde ya da küçük gruplardan oluşturulmuş grup evlerinde toplum hayatına uyum sağlayabilirler
D. İleri derecede ağır zihinsel gelişme geriliği
Çoğunda zihinsel özre neden olan özel bir nörolojik sorun vardır. Erken çocukluk yıllarında duyu-motor işlevlerinde uyarı eksikliği nedeniyle önemli gerilikler vardır. Devamlı yardıma ve bakıma ihtiyaç duyarlar. Eğer uygun bir şekilde eğitilebilirlerse motor gelişmeleri, kendine bakım ve konuşma becerileri geliştirilebilir. Çok yakın denetim ve koruma altında basit işleri yapabilirler.
Zihinsel özürlü çocuklarda tıbbi tanı konulduktan sonra eğitimsel açıdan gelişimsel değerlendirmenin yapılarak erken eğitim programına katılımının sağlanması ve rehabilitasyon sürecine başlanması önemlidir.
Zihinsel özür, erken çocukluk döneminde ve okul öncesi yaşlarda gelişim geriliği ile kendini gösterir. Bu çocukların çoğu gelişim alanlarında (bilişsel, motor, özbakım, dil, sosyal-duygusal) yavaş bir gelişme gösterir ve kronolojik takvim yaşına göre geri kalırlar. Bu nedenle ağır düzeyde zihinsel özürlü bireyler genellikle erken çocukluk döneminde tanınır.
Zihinsel özürlülükte tanının erken konması çocuk, aile ve toplum açısından önem taşır. Sorunun bütün yönleriyle bilinmesi için doğumdan itibaren, ergenlik dönemi de dahil, çocuğun düzenli ve kaliteli bir sağlık hizmetiyle izlenmesi gerekir.
Ancak hafif düzeyde zihinsel özürlü olan çocuklarda tanı okul çağına kadar gecikebilir.
Zihinsel özürlü bir çocukta, öğrenmede güçlükler vardır. Bu çocukların sosyal becerilerinin gelişmesi (diğer kişilerle iletişim kurma, arkadaş olma) ve kendilerini idare etmeleri uzun zaman alır ve sabır gerektirir. Bu çocukların da sevgi ve şefkate gereksinimleri vardır. Buna karşın bazen anlaşılamayabilirler ve istenmedik davranışlarla karşılaşabilirler. Öğrenmek, okula gitmek, eğlenmek isterler. Ancak, desteğe gereksinimleri vardır, bu da onları anlayabilecek uygun davranışlar gösterebilecek eğitim ortamlarında olabilir. Gerekli eğitim ve destek aldıklarında, birçok zihinsel özürlü olan çocuk, iş sahibi olabilir ve bağımsız yaşayabilirler.
Erken tanı, beraberinde erken eğitim ve rehabilitasyonu mümkün kılar. Ancak, bazı durumlarda çocuğun mevcut sorunlarının ve mevcut kapasitesinin ortaya konması zaman gerektirir. Bu zaman sürecinde, çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi önemlidir.
Okul öncesi yaşlarda gelişim geriliğine dikkat çeken ve en çok karşılaşılan belirtiler şu şekilde özetlenebilir:
İlk aylarda: Emme güçlüğü,
Hareket azlığı,
Çevresel uyarılara işitsel veya görsel tepkilerin zayıf olması veya olmaması,
6 aydan sonra: Oturma, emekleme, yürümede gecikmeler,
2-3 yaşında: Dil gelişiminde gecikme ve davranış bozukluğu,
4-6 yaşında: Öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite.
3- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERE SAHİP AİLELERE GENETİK DANIfiMA
Genetik hastalıklar çok çeşitlidir ve büyük bölümünde zihinsel özürlülük gözlenir. Bu nedenle çocuğunuzda, akrabalarınızda ağır seyreden zihinsel özürlülük varsa; gelişimi ve davranışları diğer yaşıtlarına göre farklı ise (Örneğin üniversiteler bünyesinde bulunan) bir genetik merkezine başvurmanız gerekir.
Genetik merkezine başvurmanız gereken durumlar;
Eğer yukarıdaki maddelerden en az biri sizde bulunuyorsa bir genetik merkezine başvurun.
Gebelik döneminde anne karnındaki bebeği (fetus) çevreleyen zar ya da sıvıdan ultrason eşliğinde alınan bir miktar parça/sıvıda genetik testler yapılır ve doğacak olan bebeğinizin test edilen hastalığa sahip olup olmadığı söylenir. Eğer bebeğiniz hasta doğacak ise nelerle karşılaşacağınız genetik uzmanlarınca size anlatılır ve yardımcı olunur.
Doğum sonrasında yapılan genetik analizlerde, kolunuzdan alınacak ufak bir miktar kan ile genetik testler yapılır ve sizlere ilgili hastalık hakkında bilgi verilir.
Anne-baba adayları, akraba evliliği yapmamış olsalar bile, zihinsel özürlülüğe yol açan risklerin olup olmadığını araştırmalı ve ilgili testleri yaptırmayı ihmal etmemelidirler. Çünkü testlerle ortaya konacak olan durumlarda erken tanı ve tedavi ile birçok zihinsel özürlülük önlenebilir. Bu testlerin bir kısmı annenin gebeliği döneminde yapılır.
Sağlıklı çocuklar ve sağlıklı bir toplum için; üniversiteler bünyesindeki genetik danışmanlık merkezleri/servisleri ile ilişki içerisinde olun.
4- ÇOCUĞUN İZLENMESİ
Zihinsel özürlü çocukların da yenidoğan bebekler gibi bir sağlık kuruluşunda büyüme ve gelişme, beslenme ve aşılarının düzenlenmesi açısından izlenmesi gerekir. Uygun beslenmemesi durumunda mevcut sorunlarına beslenme bozuklukları da eklenebilir. Ayrıca, beslenmenin de zihinsel gelişimle ilişkisi vardır.
Bebeğinizin yutma sorunları varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.
Aşılar, her çocuğun enfeksiyon hastalıklarından korunması için önemlidir. Ancak bakım, beslenme sorunu olan ve enfeksiyonlara daha duyarlı olan zihinsel özürlü çocuklarda daha da önemlidir. Bu nedenle, aşılarının zamanında yapılması gerekmektedir. Aksi durumda enfeksiyon geçirirlerse, mikroorganizmalar ve yüksek ateş, zihinsel gelişimini olumsuz etkiler.
5- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜLERDE GÖRÜLEBİLECEK SA/LIK PROBLEMLERİ
Bütün bu bulguların bir ya da daha çoğunun zihinsel yetersizliğe eşlik etmesi, sorunu daha da ağırlaştırır, baş etmeyi güçleştirir. Çocuğun var olan sorunlar açısından ilgili uzmanlar tarafından muayene edilmesi ve gerekenlerin yapılması ihmal edilmemelidir.
Ayrıca, zihinsel özre eşlik eden sağlık sorunlarına travmalar, zehirlenmeler gibi yeni sorunlar da eklenebilir. Yeni özürlülük durumları ortaya çıkabilir. Bu nedenlerle "çok destekli, çok yönlü, düzenli, aralıksız" izleme zorunludur. Ancak, kaliteli bir izleme sonunda en üst düzeyde başarıya ulaşmak için öncelikle, tanısının doğru konması, sorunun boyutlarının iyi belirlenmesi ve uygun eğitim programları ile rehabilitasyon programlarının uygulanması gerekmektedir.
6- DOWN SENDROMU
Her insanda 23’ü anneden, 23’ü babadan olmak üzere toplam 46 kromozom vardır. Down Sendromunda kromozom sayısı artmıştır ve 46 yerine 47 olmuştur. Üç tipi bulunur: Trizomi 21, Mozaik Tip, Trans-lokasyon
Çocuğunuzun Down Sendromunun hangi tipi olduğu kromozom analizleri sonucu belirlenir.
A- Down Sendromuna Neden Olan Etmenler;
Down Sendromu dünyadaki bütün ülkelerde ve çeşitli sosyal ve ekonomik düzeydeki topluluklarda görülebilmektedir. Down Sendrom-lu bireyler zihinsel özürlüler grubu içinde en büyük bölümü oluşturmaktadır. Down Sendromuna neden olan etmenler hakkında kesin olarak belirlenmiş görüşler olmamakla beraber, viral enfeksiyonlar, hormonal bozukluklar, röntgen ışınları, yoğun ilaç kullanımı, genetik yatkınlık gibi etmenlerin olabileceği düşünülmektedir.
Bunlardan başka anne yaşı, Down Sendromuna neden olan en yaygın etmen olarak kabul edilmektedir. Anne yaşı ilerledikçe, başka bir deyişle kromozom yapılarında deformasyonlar arttıkça, Down Sendromlu çocuğa sahip olma riski artmaktadır. 35 yaş ve üstü anneler daha yüksek oranda Down Sendromlu bebek sahibi olma riski ile karşı karşıyadırlar. Yaş ilerledikçe Down Sendromlu bebeğin doğma oranı artmaktadır. 30 yaşın altında da Down Sendromlu çocuğa sahip anneler olabilmektedir. 18 yaşın altındaki çok genç annelerin de Down Sendromlu bebeğe sahip olma oranı yüksektir. Ancak unutulmamalıdır ki, Down Sendromuna neden olan tek etmen anne yaşı değildir, diğer faktörler de etken olabilmektedir.
Down Sendromlu bebekler, normal bebeklere göre ayırt edici fiziksel özellikleri sayesinde erken tanınabilmektedir. Böylece tıbbi yönden gerekli kontrol ve gereksinimlerin karşılanması sonucu erken eğitim ve aile danışmanlık hizmetlerinden yararlanmaları söz konusu olabilecektir.
B- Down Sendromlu Bireylerin Fiziksel Özellikleri
Down Sendromlu çocukların tipik bir yüz görünümü vardır. Yüz yuvarlak ve basık, gözler çekik, göz iç köşesinde küçük bir deri kıvrımı bulunur, göz kapaklarında kıvrım mevcuttur. Gözler birbirinden ayrık durur. Burun kökü basık, burun kalkıktır. Şaşılık görülebilir. Özellikle bebeklerde ağız küçük ve dil dışarıdadır. Bu nedenle salya akar ve ağız kenarında çatlaklar oluşur. Kulaklar aşağıda ve kulak yolu dardır. Baş basık, saç, kaş, kirpikler seyrektir. Boyun kısa ve geniştir. Gövde kısa ve geniş, karın geniştir. Kol ve bacaklar genellikle gevşektir. El ve ayak parmakları kısa ve künttür. Avuç içi çizgisi (Simian Çizgisi) avucu baş-tanbaşa geçer. Bu çocuklarda kalpte anotomik bozukluklar görülür. Ayrıca, hipotiroidi ve bağışıklık sisteminin zayıf olması nedeniyle enfeksiyon hastalıkları da sık görülür. Down Sendromlu çocuklarda hafiften ağıra kadar giden zihinsel ve gelişme geriliği olur.
C- Down Sendromlu Çocukların Ailelerine Öneriler
Yenidoğan Dönemi
Erken Bebeklik Dönemi
Bebeklik Dönemi
Çocukluk Dönemi
Çocukluk Ergenlik Dönemi
Sonraki Yaşlar
İşitme iki yılda bir, görme iki yılda bir, Troid fonksiyonları her yıl
kontrol edilmelidir.
7- NORMAL GELİŞİM ALANLARI
0-6 yaş dönemi, çocukların hızla geliştikleri, kişiliğin temel özelliklerinin oluştuğu kritik bir dönemdir. Bu dönemde çocukların sağlıklı gelişip gelişmediklerinin bilinmesi hayati bir önem taşımaktadır. Gelişimsel bozukluklar ne kadar erken fark edilip, tanı konursa, uygun tedavi ya da eğitim programları ile çocuğun bu bozukluktan daha az düzeyde etkilenmesi sağlanmış olur. Çocuğu en yakından tanıyan kişiler olarak siz anne- babaların yaşlara özgü gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi olması, çocuğun olası gelişimsel bozukluklarının erkenden tanımlanması açısından son derece önemlidir. Zamanında önlem alarak çocuğunuzun geleceğini kurtarabilirsiniz. Bu bölümde 0-3 yaş normal gelişim gösteren çocukların özellikleri, zihinsel (bilişsel) gelişim, motor gelişim, sosyo-duygusal gelişim, dil gelişimi ve günlük yaşam becerilerinin gelişimi açısından tek tek ele alınmıştır. Çocuğunuzu, tüm bu alanlarda bulunduğu yaş grubunun özellikleri ile karşılaştırınız. Karşılaştırmalarınız sonucu bazı farklılıklar belirlerseniz hemen telaşlanmayın. Çünkü çocuklar kendilerine özgü bir hızla gelişirler. Gözlemlediğiniz farklılıklar bireysel farklılıklardan kaynaklanabilir. Ancak bir yandan izlemeye devam edin, öte yandan çocuğunuzun gelişimini destekleyici bilgiler edinerek bunları uygulayın.
Bu gelişim çizelgelerini aynı zamanda çocuğunuzun gelişimini desteklemek için de kullanabilirsiniz. Gözlenecek davranışlar bölümünü inceleyerek çocuğunuzu ay ya da yaşına uygun materyallerle tanıştırıp becerilerini geliştirebilirsiniz. Örneğin, çizelgeye göre 24-32 aylık çocuğunuza kalem kağıt vererek çizimler yapması için yönlendirebilir, bardaktan suyunu içmesi için fırsat verebilirsiniz.
Ancak bu farklılığın olağan olup olmadığından emin olabilmek için çocuğunuz 0-3 yaş arasında ise evinize en yakın Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) Merkezine, 3-6 yaş arasında ise İl/ilçe Milli Eğitim Rehberlik ve Araştırma Merkezine (RAM) başvurunuz.
A- Motor Gelişim
Yaş | Motor Gelişim Becerileri | ||
|
1. Hafta |
Başını bir taraftan diğer tarafa çevirir. |
||
| 1. Ay |
Yüz üstü durumda başını kısa süre kaldırabilir. |
||
2. Ay |
Yüz üstü durumda göğsünü kısa süre yerden kaldırabilir. Başını aniden kaldırıp düşürse bile oturma durumunda başını dik tutabilir. |
![]() |
|
3. Ay | Görme alanı içindeki bir nesneye kolunun tüm hızıyla vurur, fakat tipik olarak isabet ettiremez. |
![]() |
|
4. Ay |
Destekle oturabilir, sırtı dengesizdir. |
| |
5. Ay | Nesneye uzanabilir ve kavrayabilir. Aşina olduğu nesneleri tanır. |
| |
6. Ay | Mama sandalyesi üzerinde kolayca oturur, sallanan nesneleri kavrar. |
| |
7. Ay | Desteksiz oturur. |
| |
8. Ay | Kendi kendine oturma durumuna geçer. |
| |
12. Ay | Çömelme durumundan kendini yukarı kaldırarak dizler bükülü ayakta durur. |
| |
13 - 18. Ay | Karalamalar yapar. 3-4 küp kullanarak (üst üste koyarak) kule yapar. |
| |
19 - 24. Ay | 6-8 küp kullanarak kule yapar. | ||
24 - 32. Ay | Bir ayağının yanına diğerini getirerek merdivenleri inip-çıkar, koşar. Dik, yatay ve dairesel çizimler yapar. | ||
B- Bilişsel (Zihinsel) Gelişim
|
Yaş |
Zihinsel Gelişim Becerileri |
0-1 aylık |
Eline aldığı nesneleri önüne alarak inceler ve keşfeder. Yakalama reşeksi, deneyimler sonucu istekli yakalamaya dönüşür. |
1-4 aylık |
Hareket eden nesneleri gözü ile takip eder. Görme alanı içindeki nesneleri takip eder. Sesin geldiği yönü araştırır. Müziği sever, sesler çıkarır. |
4-8 aylık |
Mimikleri ve hareketleri taklit eder. Görme alanından uzaklaşan bir nesnenin varlığını devam ettirdiğini bilir. |
8-12 aylık |
Tanıdığı kişileri yabancılardan ayırır ve yabancılara tepki gösterir. |
12-18 aylık |
Problemlerin çözümü için denemeler yapar. |
18-21 aylık |
Nesneleri ayırt eder ve ortak özelliklerini bulur. Farklı oyuncak grupları içinde aynı renktekileri ayırır. Resim üzerinde ağız, burun kulak gibi organları gösterir. Nesneleri sembolik oyunlarında farklı özelliklerde kullanır. Örneğin bir bebeği direksiyon yapar. |
24-36 yaş |
Keşfetme, sorgulama, araştırma ve adını bilme dönemidir. |
C- Dil Gelişimi
Yaş |
Dil Gelişimi Becerileri |
3-6 aylık |
Konuşan kişiyi gözleri ile arar. |
6-12 aylık |
İşittiği sesleri taklit eder. |
Konuşma Dönemi |
|
12-18 ay |
Kelime hazinesi artar. |
18-24 ay |
İsteklerini sözcüklerle ifade etmeye çalışır. İşaretle göstermeler azalmıştır. "Baba al" gibi. 5 nesne arasından istenileni verir. Basit cümlelerle konuşur. |
24-36 yaş |
Zamirler kullanır. Ben, sen gibi. |
Yaşamın ilk bir yılında bebekler temel güven duygusunu geliştirirler. Ancak bebeğin sevilme, dokunulma, beslenme ve temizlik gibi temel ihtiyaçları yeterli oranda ve zamanında karşılanmazsa, bebek temel güven duygusundan yoksun yetişir. İleriki yaşamlarında sosyal ilişki kurmada çekingen ve kendine güvensiz bireyler olabilir.
D- Sosyal Gelişim
Yaş |
Sosyal Gelişim Becerileri |
1- 2aylık |
Kucağa alındığında sakinleşir. Kendisiyle konuşulduğunda gülümser. |
3-5 aylık |
Konuşma seslerine tepki verir. Kahkaha atar. |
8 aylık |
"Cee" oyunlarına katılır. |
9-12 ay |
Yaptığı bir hareket karşılığında yetişkinden gülümseme ya da alkış bekler. |
12-18 ay |
Çevredeki olaylar ve insanlarla ilgilidir. Konuşurken göz kontağı kurar. |
19 - 22 ay |
Bağımsız yemek yeme konusunda girişimcidir. İstediğinde su ve benzeri sıvıları içebilir. Basit ev işlerinde yardımcı olabilir. |
23-25 ay |
Giyeceklerini tamamen kendisi giyebilir. |
18-36 ay |
Meraklıdır, çevreyi ve kendisini keşfeder. |
8-ÖZÜRLÜ BİR ÇOCUĞA SAHİP AİLELERİN YAŞADIKLARI DUYGULAR
Hangi aşamadasınız? |
Yaşadığınız Duygular-Gösterdiğiniz Davranışlar |
fiok |
Çaresizlik, |
İnkâr |
Özrü görmezden gelme, kabul etmeme, |
Acı ve Depresyon |
Hayal kırıklığı, |
Çelişki |
Ümitsizlik, |
Suçluluk |
Kendini suçlama (keşke sigara içmeseydim), Eşini ve/veya akrabalarını suçlama, |
Kızgınlık |
Kendine kızma (Neden ben?), |
Utanç ve sıkıntı |
Çocuğunu diğer kişilerden ve çevresinden |
Pazarlık etme |
Tanrıyla pazarlık etme (Sen benim çocuğumu iyi- |
Kabul ve uyum |
Başkalarının güçlü ve zayıf yanlarının olduğunu kabul etme, |
Anne baba olarak bu aşamalardan farklı zamanlarda ve farklı yoğunlukta geçebilirsiniz.
Bu aşamalarda yaşadığınız duygular normaldir.
Hastanelerin psikiyatri bölümlerinden ve klinik psikologlardan ya da en yakın sağlık merkezindeki sosyal hizmet uzmanlarından, psikolojik-sosyal-eğitsel destek almanız bu aşamalardan sağlıklı bir şekilde geçmenize neden olacaktır.
Gerekli desteği alarak bir an önce çocuğunuzun eğitimine katılmayı hedeşemelisiniz.
9- ANNE-BABALARIN ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERDE GÖRÜLEN PROBLEM DAVRANIfiLARLA BAfiETME YÖNTEMLERİ
Özürlü ya da normal gelişim gösteren çocuğa sahip olan anne babalar çocuklarına bir şey öğretirken ya da davranışlarını kontrol ederken sorunlar yaşarlar ve bu konuda yardıma gereksinim duyarlar. Bu sorunlarla baş etme yolları öğretilirse, çocuklarının eğitiminde ortaya çıkabilecek sorunları önleme ve ortaya çıktığında da çözme becerilerine sahip olabilirler. Bu nedenle, çocuğun eğitiminin yanı sıra, anne-ba-banın da desteğe ihtiyacı vardır. Bu destek ilgili kurum ve uzman kişilerden talep edilebilir.
Zihinsel özürlü çocuklarda sık görülebilen problemli davranışlarla başetmek için, ilk olarak davranışın açık, net bir şekilde herkesin anlayacağı dilde ifade edilmesi gerekir. Böylece zihinsel özürlü çocukların öğretmenlerinden ve uzmanlardan uygun yardımlar alabilirsiniz.
Aşağıdaki sorulardan bir ya da birden fazlasına "evet" cevabını veriyorsanız çocuğunuzun davranışı, problemli bir davranıştır.
Sorular;
Çocuğun bir davranışı yaptıktan hemen sonra hoşuna giden durumlarla karşılaşması davranışı artırırken, hoşuna gitmeyen durumlarla karşılaşması da davranışı azaltır. Çocuğunuzun bir davranışını artırmak ya da azaltmak için gösterdiğiniz tepkilerin farkına varmanız son derece önemlidir. Bu olayların farkına vararak çocuğunuzun davranış-larını değiştirebilirsiniz. Görüldüğü gibi, davranışlar belli amaçlarla yapılır ve çocukların davranışları verilen tepkilere ve elde ettiklerine göre azalır ya da artar. Her davranış bir amaç için yapılır ve sonucunda bir şey elde edilir. Eğer biz, çocuğun yaptığı davranış sonucunda neyi elde ettiğini anlarsak, o davranışı değiştirebiliriz. Genel olarak, davranış-lar, dört farklı amaca hizmet edebilir.
Ortama ve burada bulunan kişilere, yapılan etkinliğe göre yapmasını istediğiniz davranış/davranışları o ortama girmeden önce çocuğunuza ifade edin.
Bunu yaparken;
Çocuğunuz uygun davranışı gerçekleştirdiğinde, hemen
Çocuğunuz kendisine ve çevresine zarar verdiğinde, gözlerine bakmadan ve konuşmadan yaptığı davranışı durdurun.
Eğer istediği şeyi kendi çabasıyla elde etmişse, hiçbir şey söylemeden ve bakmadan elinden alınız.
Çocuğunuzun kaçınmak için gösterdiği davranışa son verdiği ya da azalttığı bir anda (ağlamayı, masaya vurmayı bıraktığında, ya da şiddetini azalttığında) yapmasını istediğiniz işi tekrar ifade edin ve istediğiniz işin en azından bir kısmını tamamlamasını sağlayın ve ödüllendirin.
Uygun davrandığı anda onu ödüllendirin ve uygun davranış gösterirken farklı bir etkinliğe yönlendirin.
10-ÇOCUĞA BECERi KAZANDIRMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
Her beceri yapılırken belli bir sırada, birbirini izleyen basamaklarla yapılır. Çocuğunuz o beceri içindeki bazı basamakları sizin çok küçük yardımınızla yapabilirken, bazı basamaklarda daha fazla yardıma gereksinim duyabilir. Bunu düşünerek, çocuğunuza sadece gereken yerde, gereken şekilde yardım edebilir ve onu, beceriyi yardımsız olarak yapabilir hale getirebilirsiniz.
Çocuğunuzla neyi çalışırsanız çalışın, hangi etkinliği yaparsanız yapın unutmamanız gerekenler şunlardır:
11- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYİN EĞİTİMİ
Bütün çocukların eğitiminde olduğu gibi zihinsel özürlü çocukların eğitiminde de onların ileride başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürmeleri, kendi kendilerine yeterli duruma gelmeleri ve toplumla bütünleşmeleri amaçlanmaktadır. Zihinsel özürlü bireylerin tam bağımsızlık kazanmaları ve toplumsal rolleri üstlenebilmeleri için, bireysel farklılıkları ile yapabildikleri dikkate alınarak eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi ve gereksinimlerine uygun eğitim ortamlarının sunulması gerekir.
Zihinsel özürlülerin eğitim gereksinimleri onların bireysel özelliklerine göre farklılaşabilmektedir. Diğer bireylerin kendi başlarına ya da çok az yardımla öğrendikleri birçok beceriyi, zihin özürlü bireyler kendi başlarına öğrenmede ya da az bir yardımla üstesinden gelmede güçlük çekebilmektedirler. Zihinsel özürlü bireylerin eğitim gereksinimlerinin belirlenebilmesi için, çok yönlü (aile, çocuk gelişimi ve eğitimci, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, doktor, fizyoterapist, özel eğitim öğretmeni gibi) bir yaklaşımla yapılacak bir değerlendirmeye ihtiyaç vardır.
Birçok zihinsel özürlü birey bağımsız yaşamayı öğrenebilir. Böylece birçoğu kendi bakımını sağlayabilir, ev işlerini yapabilir, evdeki eş-ya ve cihazları kullanabilir, temizliğini yapabilir, yiyecek hazırlayabilir, kısaca kendi yaşamını bağımsız olarak sürdürebilir. Dolayısıyla zihinsel özürlülerin eğitiminde en üst amaç, onların bağımsız yaşam becerilerini bireysel özelliklerini gözönünde tutarak geliştirmek olmalıdır.
12- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN EĞİTİM PROGRAMI
Zihinsel özürlü çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak bireysel, grup, kaynaştırma eğitim ve rehabilitasyon programlarından hangisine ihtiyacı olduğuna aileler, özel eğitim uzmanı, çocuk gelişimi ve eğitimci, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, doktor, fizyoterapist, öğretmen gibi uzmanlarla birlikte karar vermelidir.
A- Bireysel Eğitim
Zihinsel özürlü çocukların bireysel olarak gelişim özellikleri dikkate alınarak gereksinimlerinin eğitimci tarafından çocuğa bireysel olarak verilmesidir.
B- Grup Eğitimi
Grup eğitim programı zihinsel özürlü bir grup çocuğun sosyal bir ortam içinde ortak gereksinimlerinin karşılanması, sosyal hayata uyumun sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
Grup eğitim programı yarım günlük eğitim programını kapsamaktadır. Bu süre içinde; drama, müzik, sanat, jimnastik çalışmalarına ağırlık verilmektedir.
C- Kaynaştırma
Özel Eğitim gerektiren bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmi ve özel okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamalarıdır. Her aşamada olduğu gibi ailelerinin katılımı çok önemlidir.
Başarılı Bir Özel Eğitim Programının Genel Kuralları
13-E/İTİM VE REHABİLİTASYON HİZMETLERİNİ VEREN KURUM VE KURULUfiLAR
Ülkemizde özel eğitim hizmetleri Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, rehabilitasyon hizmetleri ise üniversitelere bağlı rehabilitasyon birimleri, devlet hastaneleri ve özel hastaneler bünyesindeki rehabilitasyon birimleri ve özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde yürütülmektedir. Ayrıca Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından rehabilitasyon merkezlerinde de yürütülmektedir. Zihinsel özürlü bireylere eğitim vermek amacıyla açılan okul, kurs ve kurumlar bireysel eğitim, grup eğitimi, aile eğitimi konularında özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti vermektedirler. Bu eğitim özel eğitim okullarında tam gün, özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde ise seanslıdır.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Özel Öğretim Genel Müdürlüğü tarafından zihinsel özürlü bireylere eğitim hizmetleri sağlanmaktadır.
Eğitilebilir Zihinsel Özürlülerin Eğitimi
Zeka bölümü çeşitli ölçeklerde 45-75 arasında olan bireyler eğitilebilir zihinsel özürlü olarak tanımlanarak, anaokulu, özel eğitim sınışarı, ilköğretim ve meslek okullarında eğitim alabilmektedirler. Eğitilebilir zihinsel özürlülere hizmet veren ayrı bir anaokulu ve ilköğretim okulu bulunmamaktadır. Bu çocuklar ilköğretim ve meslek okulları bünyesinde hizmet veren anaokulu veya ilköğretim okuluna gidebilmektedirler. İlköğretim okullarından mezun olan öğrencilere ilköğretim diploması verilmekte ve isteyenler mesleki eğitim merkezine devam edebilmektedirler. Normal ilköğretim bünyesinde bulunan özel eğitim sınışarına devam eden eğitilebilir zihinsel engellilere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanmış olan "Eğitilebilir Çocuklar İlkokul Programı" uygulanmaktadır. Özel eğitim sınıfına devam ederek ilköğretim programını başarıyla tamamlayan eğitilebilir zihinsel özürlü öğrencilere, ilköğretim diploması verilmekte ve isteyenler "Mesleki Eğitim Merkezi"ne giderek eğitimlerini devam ettirebilmektedirler.
Öğretilebilir Zihinsel Özürlülerin Eğitimi
Zeka bölümü 25 - 44 arasında olan çocuklar öğretilebilir zihinsel özürlü olarak tanımlanmakta, eğitim ve uygulama okulları ile eğitim uygulama okulu ve iş eğitim merkezlerinde eğitim alabilmektedirler. Eğitim uygulama okulları, öğretilebilir zihinsel özürlü çocukların devam ettikleri, "Öğretilebilir Çocuklar Taslak Programı" uygulanan gündüzlü okullardır.
Eğitim-Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezinin iş eğitim merkezi bölümünde, uygulamalı iş eğitim dersleri, işlevsel akademik beceriler, sosyal ve eğitsel etkinlikler, beslenme bilgisi yer almaktadır. İş eğitimi okullarından mezun olan öğrencilere "kurs bitirme belgesi" verilmektedir.
Anne ve baba olarak, çocuğunuzun zihinsel özürlü olduğunu öğrenir öğrenmez, bulunduğunuz bölgedeki kurumlardan hizmet almaya başlamanız çocuğunuz için önemli olacaktır.
A- Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Genel Müdürlüğü’ne Bağlı Özel Eğitim Okulları
Gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri tarafından açılan özel özel eğitim okullarıdır. Bu okullar özel eğitim gereksinimi olan bireylere hizmet vermek amacıyla açılmaktadır. Bu kurumların açılış izni ve denetimi Milli Eğitim Bakanlığına tabidir. Bu okullarda eğitilebilir veya öğretilebilir çocuklara müfredat doğrultusunda eğitim verilmektedir.
Çocuğunuzun bir eğitim kurumuna yerleştirilmesiyle birlikte yasal düzenlemeler doğrultusunda bir aile olarak da beklentilerinizin karşılanması önemlidir.
Anne ve babalar olarak sizler çocuğunuzun eğitiminde en önemli rehberler durumundasınız:
B- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na Bağlı Rehabilitasyon Hizmetleri
Korunmaya muhtaç zihinsel özürlülerin bakımı, korunması ve rehabilitasyonunu sağlamak amacıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne (SHÇEK) bağlı sürekli hizmet veren kuruluşlar bulunmaktadır. Bunun için her ilde bulunan il sosyal hizmet müdürlüklerine başvurulabilir. Ayrıca SHÇEK, çeşitli illerde ihtiyacı olan engelli bireyler için gündüzlü bakım ve rehabilitasyon hizmeti de vermektedir.
Rehabilitasyon hizmetlerinin başarısı, bireylerin uygun programlara yerleştirilmesi kadar bu hizmetleri sağlayacak olan personelin niteliklerine bağlıdır.
Rehabilitasyon ekibinde yer alan personelin alanında yetkin olmasına dikkat edilmelidir.
Ailelerin uzmanlardan beklentileri;
Zihinsel özürlü çocukta birçok sorun bir araya gelerek aile ve çocuk için yaşamı güçleştirir. Bu nedenle problemlerin çok iyi tanımlanması gereklidir. Bilimsel ve bilinçli yaklaşım zihinsel özürlü çocuğun daha bağımsız bir yaşama kavuşmasını sağlayabilir. Çocuğun klinik tablosu, zihinsel özrün nedenine, beyinde var olan hasarın şiddetine, şekline ve diğer komplikasyonların (ek rahatsızlıklar) olup olmadığına bağlı olarak farklılık gösterir. Bu nedenle her çocuğun tedavi ve rehabilitasyon programı farklılıklar içerir. Görülen problemlerin en aza indirilmesi ve onların topluma kazandırılması çok yönlü bir rehabilitasyon programıyla sağlanabilir. Ailenin eğitiminden, çocuğun fiziksel çevresinin düzenlenmesine kadar her alanda düzenlemeler ve çalışmalar yapılır.
14- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN REHABİLİTASYONU
Rehabilitasyon yaklaşımlarını genel olarak; tıbbi rehabilitasyon, fizyoterapi uygulamaları, iş ve uğraşı terapisi, işitme-konuşma terapisi, özel eğitim uygulamaları, psiko-sosyal rehabilitasyon, davranış terapisi, mesleki rehabilitasyon başlıkları altında toplayabiliriz. Bu yaklaşımların hepsi bir bütündür, özürlü ve ailesi ise bu bütünün en önemli parçasıdır. Zihinsel özürlü çocuklar bu yaklaşımlardan bir kaçına aynı anda ihtiyaç duyabilirler.
Türkiye’de zihinsel özürlü çocukların rehabilitasyon uygulamaları, üniversitelere bağlı çocuk rehabilitasyon birimleri, devlet hastaneleri ve özel hastaneler bünyesindeki rehabilitasyon birimleri ve özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde yürütülmektedir. Ayrıca, bu uygulamalar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından rehabilitasyon merkezlerinde yürütülmektedir. Zihinsel özürlü çocuğun rehabilitasyonun çok yönlü ve uzun süren bir uğraş olduğu düşünülürse, ailelere yol göstermenin önemi daha iyi anlaşılacaktır.
Bilinçli bir yaklaşım ve etkili rehabilitasyon ile yetersizlikleri en aza indirmek mümkündür. Ailelerin rehabilitasyon yaklaşımlarına başlamakta geç kalmamaları gerekir. Çünkü 0-6 yaş dönemi (okul öncesi dönem) çok önemlidir. Rehabilitasyon yaklaşımlarının zihinsel özürlü teşhisi konulur konulmaz başlaması gerekir. Özellikle 0-1 yaş arası erken rehabilitasyon programı daha kapsamlı olarak üniversiteye bağlı merkezlerden alınabilir.
Zihinsel özürlü çocuklarda rehabilitasyonun amacı;
Zihinsel özürlü çocuklarda rehabilitasyon yaklaşımlarının 1 yaştan önce başlaması ve multidisipliner ekibin içinde ailenin de yer alması daha başarılı sonuçlar alınmasını sağlamaktadır. Rehabilitasyon programına erken dönemde başlanması çocukta normal motor gelişimin sağlanmasını kolaylaştıracak, kas yapısındaki bozukluk nedeniyle oluşabilecek bozukluklar önlenebilecek ve çocuğun fonksiyonel olarak bağımsızlığı sağlanacaktır.
Rehabilitasyon programı
Bilinmesi gereken en önemli şey zihinsel özürlü çocuklarda rehabilitasyonunun çok uzun süren bir süreç olduğudur. Bebeğin büyümesiyle birlikte rehabilitasyon uygulamaları da devam eder.
Rehabilitasyon sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalar şunlardır;
Zihinsel özürlü çocukların da diğer çocuklar gibi gelişebilmesi için aşırı koruma altına alınmaması ve yapabilecekleri aktivitelere fırsat tanınması gerekir.
15-ZİHİNSEL ÖZÜRLÜLERDE İfi VE U/RAfiI TEDAVİSİ VE MESLEKİ REHABİLİTASYON
Zihinsel özürlü çocuklarda iş ve uğraşı tedavisinin amaçları:
İş ve uğraşı tedavisinde bu çocukların eğitiminin en önemli parçası oyundur. Oyun pozisyonları, çevre ve kullanılan materyaller (oyuncaklar) çocuğun durumuna göre düzenlenerek çocuğun kendini ve dış dünyayı öğrenmesi, iş-uğraşı yaklaşımlarıyla kazandırılmaya çalışılır.
Günlük yaşam aktiviteleri eğitimi ile yemek yeme, giyinme, banyo yapma, tuvalet gibi aktivitelerde bağımsızlık sağlanmaya çalışılır. Akti-viteyi yapabilme yaşına uygun olarak bağımsızlığı artırıcı aktivite eğitimi verilir. Baş kontrolü, omuzların stabilitesi (sarsılmadan durması), istemsiz hareketlerin kontrolü doğru pozisyonla, yardımcı gereçlerle arttırılır. Daha sonra aktiviteyi oluşturan hareket kısımları birer iş olarak ele alınıp, tekrar, taklit yolu ile bireysel ve gruplar şeklinde çalıştırılabilir. İş-uğraşı tedavisinin ev rehabilitasyonu yaklaşımı burada önemlidir. Ev ortamı, eşyaların konumu incelenerek çocuk ve ailesi için yaşamı kolaylaştıracak düzenlemeler yapılır. Genç ve erişkinlerde mesleki rehabilitasyon önem kazanmaktadır. Önce bu çocukların fiziksel fonksiyon, yetenek ve becerileri değerlendirilir. Kişisel ihtiyaçlara uygun olarak işe yönelik beceri geliştirici eğitim yapılır. İş ortamında da bağımsız ve verimli hareketleri kolaylaştırıcı, eşyaların yerini, yüksekliklerini ayarlama, kullanım düğmelerini değiştirme gibi (ergonomik) düzenlemeler yapılır.
16- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ ÇOCUK VE OKUL
Zihinsel özürlü çocukların çoğu iş veya oyun aktivitelerinde gerekli beceriler olan uyum sağlama (adaptif) becerilerde yardıma ihtiyaç duyar. Hem okulda hem de evde bu becerileri çocuğun öğrenmesi sağlanarak yardım edilebilir. Bu beceriler aşağıdakileri kapsar:
17- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN SOSYAL BECERİLERİ
Zihinsel özürlü çocukların öğrenme güçlüğüne ek olarak, yaşıtları ile ilgili uygun sosyal becerileri geliştirme ve yeni sosyal beceriler öğrenme olanaklarının oldukça sınırlı olması da bu bireylerin sosyal be-cerilerdeki yetersizliklerini artırmaktadır. Dolayısıyla yaşıtları ve diğer bireyler tarafından kabul edilmeleri ve topluma uyumları güçleşmektedir.
Zihinsel özürlü çocukların sosyal becerilerine yeterince önem verilmediğinde bu çocuklar yetişkin yaşa geldiklerinde uygun olmayan sosyal davranışları nedeniyle; toplum tarafından reddedilen, topluma aktif olarak katılamayan, çevreleri tarafından kabul görmeyen, reddedilen bireyler olmaktadırlar.
Zihinsel özürlü bireyler için eğitimin amacı, yetişkin oldukları zaman normal gelişim gösteren bireyler gibi bağımsız ya da daha az bağımlı yaşayabilmeleri için gerekli becerileri kazandırmaktır. Zihinsel özürlü bireylerin toplum yaşamına hazırlanabilmeleri için kazanmaları gereken en temel beceriler, sosyal becerilerdir.
Sosyal beceriler, zihinsel özürlü bireyin diğer bireylerle etkileşimi başlatma, etkileşimi sürdürme ya da etkileşimi sonlandırma becerilerini içermektedir.
Zihinsel özürlü çocuklar, normal gelişim gösteren yaşıtlarına oranla dar bir çevreye sahiptirler. Bu nedenle çevreleriyle etkileşimleri de yaşıtlarına göre sınırlıdır.
Zihinsel özürlü bireylerin bilmedikleri sosyal becerileri öğrenmeleri, öğrendikleri becerileri farklı ortamlarda kullanmaları ve bu becerileri kullanacakları etkileşim fırsatlarının yaratılması gerekmektedir. Özellikle orta ve ağır derecede zihinsel özürlü bireylerin doğal ortamlarda sosyal beceri öğrenme ve bu becerileri kullanmaları için çevrelerinin zenginleştirilmesine ve etkileşim fırsatlarının artırılmasına gereksinimleri vardır.
Zihinsel Özürlü Çocukların Eğitim Programlarında "Sosyal Becerilerin" Öğretilmesinin Önemi
Hedef, özürlü çocukların okul eğitimini tamamladıkları zaman topluma uyumlarını kolaylaştırıcı sosyal becerilere sahip olmalarıdır.
Sosyal becerilerin öğretilmesi zihinsel özürlü çocukların akademik becerileri öğrenmelerini kolaylaştıracaktır.
Zihinsel özürlü çocuklar bazen istenmeyen davranışları sergilemekte, bu davranışlar çocukların sosyal kabul görmelerini, arkadaş-öğret-men ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla sosyal beceri öğretimi, zihinsel özürlü çocukların problem olacak davranışlarla olumlu şekilde baş edebilmelerine yardımcı olacaktır.
Zihinsel özürlü çocuklar gerekli sosyal becerileri öğrenecekler, buna bağlı olarak da sosyal kabulleri artacaktır.
Zihinsel özürlü çocukların karşılaştıkları en temel sorunlarından biri iş bulamamak, bir işte çalışamamak ya da var olan işlerini kaybetmektir. Sosyal beceri öğretimi, zihinsel özürlü bireylerin hem işe girmesini hem de işte uzun süreli çalışmasını kolaylaştıracak, aynı zamanda iş başarısı ve iş doyumu artacaktır.
Zihinsel özürlü çocuklara yaygın olarak kabul edilen kaynaştırma programlarına katılmalarıyla sosyal becerilerin öğretimi, zihinsel özürlü çocuğun yaşıtları tarafından sosyal kabulünü artıracaktır.
Sosyal Beceriler
Dinleme |
Paylaşma |
Selamlaşma |
Yardım isteme |
Sorulara cevap verme |
İşbirliği ile çalışma |
Yardım etme |
Teşekkür etme |
Özür dileme |
Uygun şekilde sınıf vb. ortamlara girme |
Sıraya girme/ sırada bekleme |
Uygun şekilde oturma |
Kurallarına uyma Yazılı kurallara uyma |
Boş zamanını uygun kullanma |
Bir işi zamanında bitirme |
Devam eden bir etkinliğe katılma |
Suçlamalarla baş etme |
|
18- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERDE CİNSEL GELİfiİM
Cinsel eğitimin amacı, bireyin cinsel kimliğini bilmesi, benimsemesi ve cinselliğin ayıp, kötü değil, doğal bir durum olduğunu öğrenmesidir. İster zihinsel özürlü olsun, ister olmasın birey birçok biyolojik, sosyal, ruhsal, cinsel değişim ve gelişim evresinden geçer. Aileler çocukları ile ilişkilerinde "cinsellik" konusunda da sayısız sıkıntılarla karşılaşırlar. Aileler cinsellik konusunda ikaz etme, ahlak dersi verme, azarlama, inkâr etme, dikkati başka yöne çekme gibi tepkiler verirler. Oysa ki cinsellik, bedensel ve ruhsal doyum ile üremeye yönelik yaşamsal bir değerdir ve zihinsel özürlü bireyler de bu yaklaşımdan so-yutlanmamalıdır.
Unutmamak gerekir:
Davranışların şekillenmesinde ilk öğretmenler ana babalardır.
Cinsellik insan yaşamının sağlıklı ve doğal bir parçasıdır.
Cinsellik her insan için özel ve değerlidir.
Zihinsel özürlü çocuğu olan ailelerin cinsellik konusunda daha duyarlı davranmaları gerekmektedir. Özürlü bireylerin gerçekleştirdiği her türlü davranışın doğal ve yaşanması gereken bir süreç olduğu, bu süreçte olumlu davranışların gerçekleşebilmesi için ailenin izlemesi gereken tutum ve yöntemlerin olduğu bilinmelidir.
Zihinsel özürlü bireylerin iletişimde bulunduğu yakın ve uzak çevresi cinsel gelişim evrelerine yönelik yaşadıkları davranış değişiklikleri hakkında bilgilendirilmelidir.
Ergenlik döneminde zihinsel özürlü bireyin sağlıklı bir cinsel gelişim ve davranış süreci yaşayabilmesi için çevrenin de aile ve kurum gibi çocuğa olumlu katkı yapacak tutum ve davranış geliştirmesi gerekir. Bu açıdan ailenin çocuğun cinsel yaşamına yönelik aldığı tedbirlerin çevrede de saygı ile karşılanması ve gereğinin yapılması gerekmektedir. Kesinlikle zihinsel özürlünün cinsel gelişimine yönelik olumsuz tavır ve davranışlar olmamalıdır.
Kız çocukları, mensturasyon (ay hali) konusunda bilgilendirilmelidir. Bu dönemlerinde nasıl ped kullanacakları öğretilmelidir. Anne bu alış-kanlığı, banyoda oyuncak bebek üzerinde deneme yanılma yolu ile adım adım öğretebilmelidir.
Özürlüler de evlenebilir. Bu konuda karar ailenindir. Ancak gelecek neslin sağlığı açısından genetik danışmanlık almak şarttır.
Çocuğunuzun zeka seviyesi, cinsiyeti ve gelişim dönemine özgü değişiklikler ve cinsellik konusunda bilgi almak için Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki özel eğitim ve Sağlık Bakanlığı bünyesindeki ruh sağlığı kurumlarına başvurulmalıdır.
Zihinsel özürlü yakınınızı görmezden gelmeyin.
Cinsel yaşam zorlama ve sömürüden uzak olmalıdır.
İnsanlar cinselliklerini farklı biçimde ifade ederler ve yaşarlar.
Çocuğunuzu ev içinde ve dışında cinsel istismardan koruyunuz ve duyarlı olunuz.
Zihinsel özürlü bireyin yakın çevresinin çocuğun cinsel davranışlarına karşılık utanç, öfke, kızgınlık, korkma, acıma, aşırı merhamet gibi duygularla hareket etmelerinin olumsuz davranışlara yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Zihinsel özürlülerde istismarın daha yoğun olması, kendilerini korumalarının daha zor olduğu bilinmektedir. Cinsel istismar bir insana karşı işlenmiş ağır bir suçtur.
Ergenlik döneminde karşı cinse olan arzularının, art niyetli kişilerce istismara uğratıldığı, özellikle bu kişilerin; çocukların kendini ve olayı yeterince ifade edememesinden aldığı güçle bu istismarı rahatlıkla gerçekleştirdikleri bilinen bir gerçektir.
Cinsel istismar çeşitli ruhsal ve bedensel sorunlara neden olur.
İstismara (tecavüz, taciz) maruz kalınmaması için kesinlikle çocukların ilişkide bulunduğu kurum ve yakın çevre kontrol altına alınmalıdır. Olumsuz gelişmelere zemin hazırlayabilecek her türlü şartlardan kaçınılmalıdır.
Aileler çocuğun izni olmaksızın vücuduna dokunulmaması gerektiği, çocuklarına tanımadıkları kişilerden bir şeyler almamaları konusunda bilgi verebilir ve bu bilgileri vermek için bir uzmandan yardım alabilirler. Çocuktan, çevreden hoşuna gitmeyen bir davranışla karşılaştığında bunu, anne-babasına ya da öğretmenine bildirmesi istenmelidir.
19- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLER VE BEDEN EĞİTİMİ/SPOR
Zihinsel özür hangi derecede olursa olsun her çocuğun katılabileceği bir aktivite vardır. Hareket etmek, hareket becerilerini geliştirmek tüm çocukların ortak gereksinimidir ve sağlıklı gelişebilmeleri bu gereksinimlerinin karşılanmasına bağlıdır.
Hareketsiz bir yaşam tüm bireyler için ileriki yaşlarda aşırı kiloya neden olabilmekte ve kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı gibi hastalıklara yakalanma riskini artırmaktadır. Bu risk hareketsiz bir yaşama eğilimli olan zihinsel özürlü çocuklar için çok daha yüksektir. Aşırı kilo ve yetersiz hareket becerileri, zihinsel özürlü çocukların hem sağlıklarını tehlikeye atmakta hem de toplumdan soyutlanmalarına neden olmaktadır. Çocukların günlük bir yaşamın gerektirdiği, eğilme, oturma, kalkma, yürüme, merdiven çıkma gibi görevleri başarabilmeleri için uygun bir ağırlığa, yeterli kas kuvveti ve dayanıklılığına sahip olmaları gerekir. Bu özelliklerin gelişmesine siz yardımcı olabilirsiniz. Hareket etmeyi yaşamınızın bir parçası haline getirebilirsiniz. Böylece, çocuğunuza yardım ederken kendi sağlığınızı da geliştirip koruyabilirsiniz. Ailece yapılan geziler, yürüyüşler ve diğer egzersizler hem birbirinizi daha iyi anlamanıza ve iletişiminizi güçlendirmenize yardımcı olacak, hem de bu etkinliklere katılma isteğinizi artıracaktır.
Özürlü bireylerin spor etkinliklerine katılımı toplumun dikkatini özürlü bireylere çekerek olumsuz tutum ve davranışların değiş-mesinde önemli rol oynayacaktır. Sportif etkinlikler yoluyla özürlüler toplum içinde işbirliği, paylaşım ve kişiler arası ilişkilerin kurallarını öğrenirler. Yapılan aktiviteler özürlü bireylerin yaşam kalitesini yükseltir ve kendilerini gerçekleştirebilecekleri sosyal ortam yaratır. Tüm bu özellikleri kapsamına alan bir etkinlik olarak spor özürlülere yaşam boyu önerilmektedir.
20-ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ ÇOCUKLARIN AİLELERİNE EĞİTİMSEL ÖNERİLER
A- BEBEĞİM, 0-12 AYLIK
Özbakım Becerilerine Yönelik Öneriler
Sosyal Gelişimine Yönelik Öneriler
Bilişsel Gelişime Yönelik Öneriler
Motor Gelişime Yönelik Öneriler
Dil Gelişimine Yönelik Öneriler
B- BEBeĞİM 12- 36 AYLIK
Özbakım Becerilerine Yönelik Öneriler
Sosyal Gelişimine Yönelik Öneriler
Bilişsel Gelişime Yönelik Öneriler
Motor Gelişime Yönelik Öneriler
Dil Gelişimine Yönelik Öneriler
Çocuğunuzun görme, işitme, dokunma, koklama gibi duyularını kullanarak içinde yaşadığı çevreyi keşfetmesi için cesaretlendirin.
21-ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN SOSYAL YAŞAMA KATILIMINDA AİLELERİN KARŞILAŞABİLECEĞİ DURUMLAR VE ÖNERİLER
Özürlü bireylerin özel durumlarına uygun olarak beslenmesi, bakımı, araç gereç kullanımı, tıbbi, eğitici, rehabilite edici müdahalelere duyulan gereksinimler aileye maddi yük getirmektedir. Bu da aileyi ekonomik açıdan zorlayan bir durumdur. Ailenin sosyal güvencesinin olmaması halinde bu giderlerin karşılanması ciddi bir sorundur. Özürlü bireyin evde özel bakım gerektirmesi ve bu nedenle bazı yetişkin aile üyelerinin (ki bu çoğu zaman annedir) bu bakımı üstlenmesi, ailede ekonomik açıdan bağımlı kişi sayısını arttırmaktadır.
Özürlülere hizmet veren kurum ve kuruluşların başlıca görevleri arasında özürlünün en yakınında bulunanlardan başlayarak giderek tüm toplumun bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesidir.
Özürlü bireylerle profesyonel çalışma, özünde bir ekip çalış-masıdır. Alanda var olan tüm meslek elemanlarının tam bir ekip anlayışı geliştirebilmeleri için bir yandan eğitilmeleri, bir yandan da kurumsal ve yasal çerçevenin bu ekip anlayışına uygun bir biçimde geliştirilmesi gerekir.
DURUMLAR |
ÖNERİLER |
Çocuğunuzun 0-3 yaş arasındaki gelişimi her bakımdan büyük bir öneme sahiptir. |
Hemen bir sağlık kuruluşuna baş-vurunuz. Birçok sağlık sorununda olduğu gibi kimi özür durumlarında da erken tanı ve tedavi önemlidir. |
Çocuğunuzun/yakınınızın özürlü olduğunu öğrendiğinizde bunun sizi yoğun bir biçimde etkileyeceğini biliyoruz. Çok farklı ve karışık duygular yaşayabilirsiniz. |
Elden geldiğince paniklemeyiniz. En yakınınızdakilerden, benzer durumla daha önce karşılaşmış olan deneyimli kişi ve ailelerden ve gerekli ise profesyonel kuruluş ve meslek elemanlarından yardım alınız. |
Zihinsel yetersizliği olan çocuklar, biyolojik, psikolojik ve sosyal gereksinimleri bakımından normal çocuklara benzerler. Aynı gelişim basamaklarından geçerler. Normal yaşıtlarından farkları, dil, bilişsel, zihinsel, motor ya da sosyal becerilerde yaşıtlarına göre, kısıtlılık ve gelişme hızında yavaş-lık olmasıdır. |
Zihinsel yetersizliği olan çocuğunuzun gelişimini izlemek ve desteklemek için daha sabırlı olmalısınız. Onlar da diğer çocuklar gibi beslenme, motor fonksiyon, oyun ve öğrenmede uyarana ihtiyaç duyarlar. Yeni doğan döneminden itibaren bebeğinizi tutun, onunla konuşun, gözleriyle yüzünüzü takip etmesini teşvik edin, zil veya çıngırak gibi sesli objeleri takip etmesine çalışın. Bu şekilde bebeğinizle aranızda yakın bir ilişki gelişecektir ve bebeğiniz için çok önemli olan baş kontrolünün geliştirilmesi, el-göz koordinasyonu, denge ve bilişsel-zihinsel ihtiyaçları karşılanmış olacaktır. |
Özürlü çocuklarınızın da diğer çocuklar gibi zamanında eğitime ve sosyal yaşama hazırlanmaya ihtiyacı ve hakkı vardır. |
Erken müdahale, yalnızca sağlık konularında değil, sosyal ve eğitsel gelişim konularında da önemlidir. Bu konularda zamanında harekete geçmek sizin ve özürlü yakınınızın yararınadır. Çocuğunuzun eğitim ve rehabilitasyon sürecine aktif katılımınız önemlidir. Bu nedenle iletişim ve oyun becerilerinizi geliştiriniz. |
Özürlü bireye yardım etmede kendinizi yalnız ve güçsüz hissedebilirsiniz. |
Özürlülere hizmet veren kuruluş-larla ve meslek elemanlarıyla iş-birliği yapınız. Onlardan yardım almaktan çekinmeyiniz. |
Benzer sorunları/durumları yaşayan insanlar arasında dayanışma önemlidir. |
Özürlü üyeleri olan diğer ailelerle tanışıp-görüşünüz. Onlarla düşünce ve deneyimlerinizi paylaşınız. Bu size güç verecektir. |
Benzer sorunları/durumları yaşayan insanlar arasında daha örgütlü bir işbirliği, sorunlarınızın çözümünde önemlidir. |
Özürlü bireylerin gereksinim ve sorunlarıyla ilgilenen, haklarını savunan sivil toplum örgütlerine üye olunuz; eğer çevrenizde böyle örgütlenmeler yoksa kurulmasına öncülük ediniz. |
Çağdaş toplumlarda, özürlü bireylerin karşılaştıkları sorunların çözümünde özürlülerin örgütlenmesine özel önem verilmektedir. |
Özürlü çocuğunuzun/yakınınızın özürlü örgütlenmelerine üye olmalarını teşvik ediniz. |
Özürlü çocuklarınızın da diğer çocuklar gibi zamanında eğitime ve sosyal yaşama hazırlanmaya ihtiyacı ve hakkı vardır. |
Erken müdahale, yalnızca sağlık konularında değil, sosyal ve eğitsel gelişim konularında da önemlidir. Bu konularda zamanında harekete geçmek sizin ve özürlü yakınınızın yararınadır. Çocuğunuzun eğitim ve rehabilitasyon sürecine aktif katılımınız önemlidir. Bu nedenle iletişim ve oyun becerilerinizi geliştiriniz. |
Özürlü bireye yardım etmede kendinizi yalnız ve güçsüz hissedebilirsiniz. |
Özürlülere hizmet veren kuruluş-larla ve meslek elemanlarıyla iş-birliği yapınız. Onlardan yardım almaktan çekinmeyiniz. |
Benzer sorunları/durumları yaşayan insanlar arasında dayanışma önemlidir. |
Özürlü üyeleri olan diğer ailelerle tanışıp-görüşünüz. Onlarla düşünce ve deneyimlerinizi paylaşınız. Bu size güç verecektir. |
Benzer sorunları/durumları yaşayan insanlar arasında daha örgütlü bir işbirliği, sorunlarınızın çözümünde önemlidir. |
Özürlü bireylerin gereksinim ve sorunlarıyla ilgilenen, haklarını savunan sivil toplum örgütlerine üye olunuz; eğer çevrenizde böyle örgütlenmeler yoksa kurulmasına öncülük ediniz. |
Çağdaş toplumlarda, özürlü bireylerin karşılaştıkları sorunların çözümünde özürlülerin örgütlenmesine özel önem verilmektedir. |
Özürlü çocuğunuzun/yakınınızın özürlü örgütlenmelerine üye olmalarını teşvik ediniz. |
Özürlü bireyi olan ailelerde "çocuklar arasında ayrım" sık rastlanan bir durumdur. |
Varsa diğer çocuklarınızdan onları ayırt etmeyiniz; ancak diğer çocuklarınızı da ihmal etmeyiniz. |
Bildiğiniz gibi yalnız özürlü bireyler değil, herkes özeldir ve diğerlerinden kimi özellikleriyle farklıdır. Farklılıkların gerektirdiği tutum ve davranışlar ayrımcılık değildir. |
Devletten ve diğer insanlardan, özürlü bireylerin farklılıklarını dikkate alacak karar ve uygulamaları talep etmekten çekinmeyiniz. |
Özürlü bireylerin toplumdan soyutlanma/dışlanma riskleri yüksektir. |
Çocuğunuzu toplumdan soyutla-mayınız. Onu mümkün olduğunca yaşıtları ile bir araya getiriniz, toplumsal yaşamın her alanında bulunması konusunda yüreklendiriniz. |
Özürlü bir çocuğunuzun/yakınınızın olması, ona yardım etmek zorunda olmanız, sizin hiçbir özel yaşamınız olmayacağı anlamına gelmez. |
Zamanınızı ve yapacaklarınızı planlayınız ve kendinize zaman ayırınız. |
Özürlü bireylerle birlikte yaşamak harcamalarınızı arttıracaktır. Bu ve başka nedenlerle ekonomik yardıma ihtiyaç duyabilirsiniz. |
Gereksiniminiz varsa sosyal yardım programları ile ilgili yasal düzenlemeleri öğreniniz ve haklarınızı kullanmaktan çekinmeyiniz. Kamusal sosyal yardımlar bir "lütuf" değil; koşullarınız uygunsa sizin en doğal hakkınızdır. |
Sosyal yaşama katılım (insanlarla iletişim kurmak, grup kurallarına uymak, bir gruba ait olmak gibi) bazı sosyal becerileri kazanabilmekle mümkün olan bir durumdur. İnsan sosyal bir varlıktır ancak nasıl sosyalleşeceğini, kendinden nelerin beklendiğini ve topluma nasıl katkı vereceğini zamanla öğrenir. Bu, özürlü olmayan bireyler için de geçerli bir durumdur. Özürlü bireylerin sosyal yaşama katılımı için gerekli olan sosyalleşme süreçleri özürlü olmayan bireylerinkinden çok da farklı değildir. Bir çocuk (özürlü olsun olmasın) anne-babasının ve çevresindekilerin yaptıklarını taklit ederek, arkadaşlarıyla oyun oynayarak, okuldaki kuralları öğrenerek bir birey olmayı, sosyal yaşama katılmayı öğrenir. |
Bu nedenle çocukluk döneminden başlayarak özürlü bireylerin aile ve toplum yaşantısına katılması için fırsat yaratın, var olan fırsatları uygun biçimde değerlendirmesine yardım edin. |
Özürlü bireyin toplum içinde nasıl davranacağını öğrenmesi, sosyal yaşama katılımda önemlidir. |
Fırsat bulduğunuz her durumda zihinsel özürlü bireyle dışarı çıkmaya çalışın. Örneğin kısa geziler yapmak, açık havada dolaşmak, bir pastaneye, lokantaya gidip yemek yemek, mümkünse sinema ya da tiyatroya gitmek, akraba, komşu ziyaretlerine gitmek gibi etkinlikler bu davranışların öğrenilmesinde oldukça yararlıdır. |
Özürlü çocuğunuzun/yakınınızın yapamadığı/beceremediği bazı işler olabilir. |
Yapamadıkları/beceremedikleri işler üzerinde durmak yerine güçlü yanları üzerinde durunuz. Onları yapabildikleri konusunda cesaretlendiriniz/ödüllendiriniz. Zihinsel özürlü bireye aile içinde ve günlük yaşamda yaşına ve yeteneklerine göre temel sorumluluklar verin. Örneğin alışveriş yapmaya gittiğinizde ona da fikrini sorun. Mümkünse sepeti taşımasını, alışveriş arabasını itmesini, parayı vermesini veya üstünü almasını isteyin. Ev yaşamında da birkaç temel sorumluluğu olsun. Yatağını düzeltmek, mutfakta basit işler yapmak (sofrayı hazırlamada yardım etmek, bulaşık yıkamada yardım etmek gibi), oyuncaklarını toplamak gibi. |
Ailedeki özürlü bireylerin sorun ve gereksinimleriyle ilgilenmek ailedeki herkesin sorumluluğundadır. |
Tüm aile üyelerinin özürlü bireyin sorun ve gereksinimleriyle ilgilenmelerini sağlayınız. Sorumluluğun aile içinde adil paylaşılması ile kimsenin üzerine aşırı yük binme-yecektir; bu da özürlüye ve aile ilişkilerinize olumlu olarak yansıyacaktır. |
Özürlü bireylerin de içinde yaşadığı topluma üretken bireyler olarak katılması onların bağımsızlığını azami düzeyde arttıracaktır. Bu diğer bireyler için olduğu gibi özürlüler için de bir haktır. |
Özürlülerin topluma üretken bireyler olarak katılabilmeleri için genel eğitimin yanı sıra mesleki eğitim/rehabilitasyon olanaklarından da yararlandırınız. Onları çalışmaları konusunda motive ediniz ve çalışma yaşamında destekleyiniz. |
Özürlü bireyin, sosyal yaşama katılımında fiziksel çevrenin düzenlenmesi, eğitim, rehabilitasyon, sağlık hizmetlerinin yeterli ve ulaşılabilir olması önemli katkı sağlayacaktır. |
Böyle bir fiziksel ve toplumsal çevrenin oluşturulması için, bilinç ve duyarlılık yaratmak, politikalar geliştirmek ve uygulamak için gayret gösteriniz. |
Özürlü olsun olmasın bir bireyin sosyal yaşama katılımı ailede başlar. Ailenin çocuğa davranış şekli ve bu konudaki bilgisi çocuğun doğru bir biçimde sosyalleş-mesini etkiler. |
Gereğinden fazla kollayıcı, sınırlayıcı ve endişeli davranmayın. Özürlü bireylerle yaşarken her zaman dikkatli olun, zarar görmemeleri için çaba harcayın; ancak bunun ölçüsünü iyi belirleyin. Aksi halde özürlü birey kendisini güçsüz ve bağımlı hissedebilir ve böylece yapabilecekleri şeyler de engellenmiş olur. Bu da onların gelişimini ve sosyal hayata uyumunu sınırlar. |
Zihinsel engelli çocuğunuzun çevreyle ilişkisini, öğrenmeye ilgisini ve hevesini yeterli düzeyde görmeyebilirsiniz. |
Zihinsel yetersizliği olan çocuğunuzla ilişkilerinizde; • fiziksel uyaranları (oyuncaklar, resimler, sesler, renkli-resimli kitaplar, günlük yaşamda sık kullandıkları nesneler vb. ) • duygusal iletişimi (göz göze Yaşadığı çevreye ve öğrenmeye ilgisinin ve hevesinin artması, kolay öğrenmesi ve anlaması için ayrıca, davranışın tekrarlanması ve ödüllerle pekiştirilmesi işe yarayabilir. |
Özürlü çocukların da diğer çocuklar gibi zamanında cinsiyet rollerini kazanmaları önemlidir. |
Örneğin, özürlü erkek çocukların babalarıyla, kız çocuklarının ise anneleriyle özdeşimi için aile içi rollerde özel düzenlemeler yapın. |
Genel olarak toplumda ya da yakın çevrenizde olumsuz/ayrımcı tepkilerle karşılaşabilirsiniz. Özürlü bireylerin diğerlerinden farklı algılanmasına neden olan asıl etmen, kendi kişisel farklılıklarının yanı sıra toplumun özürlü bireye bakış açısı/özürlü bireyleri diğer bireylerden farklı görmesidir. Bunlar çocukta var olan yetersizliğe ek olarak ciddi sosyal uyum sorunlarının da ortaya çıkmasına neden olabilir. |
Çocuğunuzun oyun ve eğitimden uzaklaştırılmasına, dışlanmasına, örselenmesine izin vermeyiniz. Toplumsal önyargıların değiştirilmesi için en büyük görev sizlere düşüyor. Bu yönde yakaladığınız her fırsatı bilinçli olarak değerlendiriniz. |
Çocuğunuzu yetiştirirken bazı "istenmeyen" davranışlarla yaygın bir biçimde karşılaşabilirsiniz. |
Bu davranışların çözümü için, istenmeyen davranışın yerine seçenek olabilecek davranışın ne olabileceğini araştırınız, gerekirse uzman kişilere danışınız. Öğrendiğiniz bilgileri ailenizde ve yakın çevrenizde, çocukla iletişim içindeki diğer bireylerle de paylaşınız ve çocukla iletişimde bu konularda ortak hareket ediniz. Bu şekilde özürlü bireyde istenen davranış değişikliği daha kolay gerçekleşecek ve kalıcı hale gelecektir. |
Özürlü bireylerin ve varsa ailedeki diğer çocukların kendilerine güvenle ilgili sorunları olabilir. |
Çocuklarınızın öz güven kazanabilmeleri için onların güçlü yönlerini bulunuz, onları destekleyiniz ve uzman kişilerden konuyla ilgili bilgi alınız. |
Özürlü bireyin bakımı ve yetiştirilmesi sırasında zaman zaman öfkelenebilir ve kendinizi baskı altında hissedebilirsiniz. |
Öfkenizle ve stresinizle nasıl başa çıkacağınızı öğrenmek için uzman kişilerden yardım almaktan çekinmeyiniz. |
Anne-baba ve kardeşlerin çocukla uyarıcı, destekleyici ve ileri götürücü ilişki ve iletişime girmesi, onun gelişimi açısından önemli bir yere sahiptir. |
Tüm aile üyelerinin çocukla her fırsatta konuşması, oynaması, ona dokunması önemlidir; böylece çocuğunuz sizinle birlikte olmaktan keyif alacak ve mutlu olacaktır. Bu da onun sağlıklı gelişimini olumlu etkileyecek ve hızlandıracaktır. |
Gelişmek ve öğrenmek için fırsat tanımayan, yeterli uyarandan yoksun ortamlarda yaşamak, herkesin olduğu gibi, özürlü bireyin gelişimini de olumsuz etkileyecektir |
Çocuğun rahat hareket edebileceği, oyun oynayabileceği bir ortam yaratın ona inceleyebileceği, özellikle resimli kitaplar sağlayın. |
Her özürlü bireyin sağlıklı gelişimi için, zamanında sağlanacak tedavi, eğitim ve rehabilitasyon olanaklarından etkin bir biçimde yararlanması yaşamsal önemdedir. |
Çocuğun var olan potansiyelini geliştirecek ve çevre ile iletişimini güçlendirecek, onun özelliklerine ve gereksinimlerine uygun bir tedavi, eğitim ve rehabilitasyon sürecinden yararlanabilmesi için iş-levsel bir plan yapın ve bu süreçte gereksinim duyduğunuz her an ilgili meslek elemanlarıyla işbirliği yapın. |
22- EĞİTİLEN AİLE VE TOPLUM
23- YASAL DÜZENLEMELER














© 2009 - T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı
Necatibey Caddesi. No:49 Kızılay/Ankara
Tel:0 (312) 229 55 11 / Fax: 0 (312) 229 83 11