KOMİSYON RAPORLARI VE GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ
BAKIM HİZMETLERİNİN YASAL DAYANAĞI
Özürlü sorunlarının büyüklüğü, çözümü için tedbir alınması zorunluluğunu doğurmaktadır.Türkiye'de sosyal hukuk devleti anlayışı ile özürlü hakları ve korun-ması yasalar ile güvence altına alınmıştır. Bu kapsamda;
Anayasamızın 61'nci maddesi “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatını intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.” hükmü özürlülerin ko-runması ve toplumsal yaşama katılımlarına yardımcı olunmasına temel oluşturmaktadır. Bu temele dayanılarak hazırlanmış kanun, tüzük ve yönetmelikler ile özürlülerin yaşamını kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmıştır.
Korunmaya, bakıma veya yardıma muhtaç aile, çocuk, sakat, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetler ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'nün görev, yetki ve sorumlulukları ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usuller, 27.05.1983 tarihli ve 18059 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ile düzenlenmiştir.
2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun tanımlar başlıklı 3'üncü maddesinin (c) bendinde,“Muhtaç Sakat” tanı-mı bulunmaktaydı. Kanunun bu maddesi 06.06.1997 tarihli ve 23011 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 572 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5'inci maddesinin (c) bendi ile değiştirilmiş ve “Muhtaç Sakat” tanımı yerine “özürlü” tanımı getirilerek “Özürlü; doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle normal yaşamın gereklerine uymama durumunda olup, korunma, ba-kım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyacı olan kişi” olarak tanımlanmıştır
Anılan Kanunun 15'inci, 21'inci ve 26'ncı maddeleri dayanak alınarak hazırlanan Özürlülerin Tespiti, İncelenmesi, Bakım ve Rehabilitasyonuna Dair Yönetmelik, 19.08.1993 tarihli ve 21673 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklik yapılması ile ilgili olarak 05.10.2007 tarihli ve 26664 sayılı Resmi Gazete'de yönetmelik değişikliği yapılmış ve yayımlanmıştır.
07.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Ka-nun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkın-da Kanunun 30'uncu maddesi gereğince 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununa eklenen ek 7'nci madde ile, “Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olmayan, bakıma muhtaç özürlülerden ailesini kaybetmiş olanlar ile ailesi ekonomik veya sosyal yoksunluk içerisinde bulunanlara bakım hizmetinin resmi veya özel bakım kurumlarında ya da ikametlerinde verilmesi” hükme bağlanmıştır. Söz konusu uygulamaya istinaden, özürlü bireyler arasında ayrımı ortadan kaldırmak ve daha geniş kapsamlı hizmet verebilmek amacıyla 5579 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2'nci maddesi ile “Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olanların da bakım hizmetinden yararlanması” hükme bağlanmıştır.
Bu kapsamda çıkarılan yönetmelikler şunlardır;
2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunun ilgili hükümleri gereğince tüm özür gruplarına yönelik bakım ve rehabilitasyon, hakların kullanılması ve özürlülerin toplumsal hayata katılmalarına ilişkin sosyal hizmet programları oluşturmak, geliştirmek ve uygulamakla ilgili çalışmalar yapılmaktadır.
Türkiye'de özürlü ve ailesi temelde eğitim, rehabilitasyon, bakım, istihdam ve toplumsal yaşam etkinliklerine katılımda sorunlar yaşamaktadır. Oysa özürlünün tüm bu toplumsal kaynaklardan eşitlik ilkesi çerçevesinde eksiksiz yararlanması gerekmektedir.Türkiye'de hizmetlerde bütünleşme sağlanmaması ve alt yapı ek-sikliği nedeniyle özürlülerin birikmiş sorunlarının çözümü için Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'ne önemli görevler düşmektedir.
Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA–2003) değerlendirildiğinde Türkiye'de bakım konusunda gelecekle ilgili önemli tedbirler alınması gerektiği görülmektedir.
Araştırmanın sonuçlarına göre;
0–14 yaş arası nüfus artmayacaktır. Diğer yaş gruplarında ise: 15–64 yaş arası yetişkin nüfus önümüzdeki 25–30 yıl içinde artmaya devam edecek ve sonra düşecektir.
65 yaşın üzerindeki yaşlı nüfus sürekli olarak artacak, 2050'de yaşlı nüfus bugünkünün 3 katı olacaktır. Sonuç olarak nüfusta bir yaşlanma beklenmektedir.
Yıllık doğum sayısında, 2000'den itibaren ilk kez geri dönüşü olmayan bir azalma gözlenmektedir.
Ölüm sayısında nüfusun yaşlanmasına bağlı bir artış söz konusudur.
Yıllık nüfus artış hızı, % 1,5'in altına inmiş durumdadır.