KOMİSYON RAPORLARI VE GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ
GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ
23 KASIM 2007 TARİHLİ GÖRÜŞMELER
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Değerli Şûra üyesi arkadaşlarımız; hepinize günaydın. Umarım ki yorucu bir günden sonra akşam dinlenmiş olarak geldiniz.Ve bugün bu enerji ile son komisyonumuzun da kararlarını tartışmaya açıp mümkünse erken saatlerde bitirmek, ondan sonra da katılımcı arkadaşlarımıza teşekkür sürecinde gerek kurum olarak, gerekse söz almak isteyen arkadaşlarımızla beraber sertifikalarımız da beraber yetişirse, değerlendirme toplantısının davetiyesini de dağıtmak istiyoruz. Daha son-ra da, herhalde çok geç vakte kalmadan yola gidecek olan arkadaşlarımızı düşü-nerek, olabildiğince gerektiği kadar tartışmalar yapıldıktan sonra, öğleden sonraki süreci toparlamak istiyoruz. Zannedersem arkadaşlardan bize gelen talepler, bu noktada sürecin böyle değerlendirilmesi yönündeydi. Bu konuda fazla bir söze gerek yok; 4’üncü komisyonumuz eğer buradaysa ve hazırlarsa hemen değerlen-dirmeye geçelim. Evet, güvence sistemleri ve finansmanı komisyonumuzun Sayın Başkanı burada mı? Buradalar, siz mi sunacaksınız, yoksa bir arkadaş mı?. Peki, Prof. Dr Ali Seyyar Hocam buyurun lütfen.
Prof. Dr. Ali SEYYAR
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
Sayın Divan Başkanımı, değerli divan üyelerini saygı ve muhabbetle selam-lıyorum. Bugün yeni bir gün, yeni bir başlangıç, yeni bir enerji ile gündemi devam ettiriyoruz. Son komisyon, bir nevi diğer komisyon çalışmalarını tamamlayan, ola-bilirliliğini maddi yönü ele alan, arzu ettiğimiz, uygulanmasını istediğimiz ve bizim de bakım güvence hizmetleri dediğimiz bütün unsurların bu bakım güvence modelinde yer almasını ve Türkiye’nin gerçeklerini ve bütçesini de dikkate alarak ve gelecek yıllarda ekonomik gelişmişlik seviyesinin de yükseleceğini düşünerek Türkiye’de slogan olarak ister yoksul ister zengin ama bakıma muhtaç olan bütün kişilerin sosyal güvenlik kapsamına alınması yönündedir. Bu istikamette modelimizi belirlemişizdir. Bizim komisyonumuzun üyelerinin şöyle bir özelliği ortaya çıktı. Biz bu konuyu nesnel ve objektif boyutu ile ele aldık. Konuyu partiler üstü, dünyevi görüşler üstü olduğu, dolayısıyla hepimizi ortaklaşa ilgilendirdiği ve bu sorumluluk şuuruyla konuya katkı sağlamak bilinci ile hareket ettik.Ve inanır mı-sınız çok tatlı bir atmosferde, birbirimize destek vermek sureti ile bu düşüncenin sonucunda kaleme almış olduğumuz önerilerin her birisi oylama ile değil, 16–11, 15–14 şeklinde böyle futbol maçı gibi ben gol attım, sen atamadın şeklinde bir tavrın bilime yakışmadığını düşünerek, bütün kararlarımızı aklıselimle aldık. Öyle değil mi Sayın Kurulumuz? Bunun sebebi nedir? Zannederim kurul üyeleri, bizim amaçladığımız doğrultuda, ne yapmak istediğimize, konunun önemine binaen bize destek verdiler.
Hangi görüşten olurlarsa olsunlar, zaten Özürlüler Kanunu da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bütün partilerin ortak desteği ile çıkmadı mı? Yani öyle bir güzel alanda iştikal ediyoruz ki; bütün kurum ve kuruluşlar, bütün siyasi partiler aynı hassasiyeti göstermektedirler ve göstermek mecburiyetindedirler. Aksi takdirde, özürlünün lehine bir gelişme olmayacağının farkındayız. Şimdi bana soruyorlar: “Hocam bazen siz çok sert çıkış yapıyorsunuz, hâlbuki kurulda çok ılımlı, uyumlu, tatlı yapınız vardı. Ne oldu da kurulda böyle birden çıkış yaptınız?” Arkadaşlar bunu anlayabilmek için ille de psikolog ve psikiyatrist olmak gerekmiyor. Az çok beni, özgeçmişimi bilenler, niçin bazen doğal olduğum gibi şeffaf hareket ettiğimi rahatlıkla anlayabilirler. Ben 1960 yılında dünyaya geldiğimde, abim 3 yaşındaydı; ben 3-4 yaşında olduğumda, o 6–7 yaşlarında idi. Ama benden küçük görünüyordu. Meğerse benim abim bakıma muhtaç olarak dünyaya gelmiş. Sara hastalığı ve genetik bozukluğundan dolayı yatalak biri. Ben 4–5 yaşındayken hukuk dilinde geçen bir kavramı öğrendim; “Hak” mefhumunu. Neden biliyor musunuz? 64 ve 65 yıllarında Adapazarı’nın Taraklı ilçesinin Gökçepınar köyü, gelişmişlik açısından çok geri kalmış bir köy idi.Ağabeyim de hastalıklı büyüdüğünden dolayı, elimizdeki yumurtalar ve elimize geçen etler hep ağabeyime yönlendiriliyordu, bana vermi-yorlardı. Demek ki bu kadar fakirdik ki, bana vermiyorlardı. Dolayısıyla bana hak geçiriyorsunuz diye, kendimi savunma ihtiyacı duyuyordum. Çünkü ağabeyimi kıs-kanıyordum. Ben ağabeyimi hiçbir zaman abi gibi görmedim; çünkü o her zaman benden küçük gibi görünüyordu. Zamanında hekimler yoktu; değil bakıcı personel, hemşireler, ilçede hekimler… Böyle karmaşık, girift bir hastalığın karşısında çaresiz kalacaklarını tahmin ettiğim için, bizim insanlarımız kendi dünyalarına uygun olarak formüller geliştirmişlerdir. Benim abim on tane isim aldı, onuncu isimde iyileştiğinden dolayı şükür ettik. Kemalettin, Nizamettin, Hayrettin gibi her türlü ismi aldı. Hüsamettin’de iyileşti. Demek ki keramet Hüsamettin ismindeymiş.Ama bu dönemde hakikaten ben ağabeyimi kıskanıyordum, şimdi kıskanmıyorum. O zaman çocukluk bakışı ile elbette kıskanıyordum ve şimdiki sevgimin şefkat ve merhamet şeklinde geliştiğini görüyorum. Şimdi abim benden daha yakışıklı ve halen benden 3 yaş genç gibi görünüyor.Yani her hastalığın bir nimeti olabileceğini, sosyal boyutu ile bazı avantajlı konuma getirilebileceğini gördüm.
Her hastalığın güzel bir sabır ve aktif sabır neticesinde geçebileceğini, ama bu sabır geçişinde iyi bakıma ihtiyaç duyulduğunu öğrendim. Biz, bakıma, muhtaç yoksullarla ilk etapta ilgilendik; Türk sosyal güvenlik sisteminde bu ilktir. Şimdiye kadar sosyal hak, hep sosyal sigortalar güvence sisteminde verilmiştir.Yani az çok sosyal güvencesi olanlar, ilk bakıma muhtaç yoksullar üzerinde bizim bakım güvence sistemimiz geliştirilmiştir. Neden? Çünkü ben yoksul bir aileden geliyorum ve sosyal güvenlik sistemi, sosyal hukuk devleti en yoksul kişilerden başlatmak üzere sosyal politikalarını geliştirir. Ben çocukken bütün bu güzel nimetlerden mahrum edildiğim halde iştahım çok iyiydi, fevkalade idi. Fakat tarhana çorbası ve ekmek daha çok yerdim. Yumurta ve et bana fazla vermezlerdi. Olmadığından dolayı ne zaman ki sokakta bir çocuğun parlayan ekmek yediğini gördüm, eve gittim “bende parlayan ekmeklerden istiyorum” dedim.Annem dedi ki:“Parlayan ekmek de nedir?”. “Sokakta bir çocuk var, ekmek diliminin üzerinde parlayan bir şeyler var” dedim. Meğerse kızartılmış ekmeğin üzerine tereyağı sürülmüş, onun için güneş parlatıyor. Fakat bizde tereyağı olmadığı için ben yine kuru ekmeğe rıza göstermem gerekiyordu. Dolayısıyla yoksulluğun insanın sosyal gelişimi için çok olumsuz olduğunu, bunun da hastalık ve bakıma muhtaçlık gibi diğer risklerle birleştirildiğinde insanların çok müşkül duruma düşürdüğünü, bugün ben idrak ediyorum. Dolayısıyla hak kavramının yanında, insanların zor yaşam şartlarının altındaki süreçlerinden de geçtim.
Ben ilk hekimi Almanya’da gördüm, muzu ilk Almanya’da yedim. Türkiye’de hiç hekim görmedim, Almanya’da gördüm. 7 yaşında muzla müşerref oldum ve hakikaten Almanya’da çikolata, muz gibi nimetlerden bol bol istifade edebildim. Bir gün annem bana “gel oğlum sana muz vereyim” dedi balkondan. Türkiye’de, bizim köyde araba filan olmazdı. Orada arabalar olduğu için, trafik kurallarını da bilmediğimden dolayı sokaktan öbür tarafa geçerken bana araba çarptı. 20 metre sürüklemiş. Hastaneye yatırıldım.Ve orada ilk kez bakım hizmetlerinin nasıl bir şekilde olması gerektiğini, şimdiki bakışımla anladım. Ben o zaman dinimi bilmezdim, çünkü gök gürlediğinde amin diye dua ettiğimde, annem az kalsın şoke olmuştu.
1967 yılında Almanya’ya gittiğimde, ben din eğitimi almamıştım. Hıristiyan kültürü, Hıristiyan toplumu içinde bir azınlık olarak yaşadım. Ben hiçbir zaman bir Türk öğretmen görmedim, hiçbir zaman Türk dersleri almadım, hep Alman öğrenciler arasında kaldım.Ve hastaneye yatırıldığım zaman da bana ilk kez ekmeğin üzerine sürülmüş kıymalı bir yağ takdim edildi ki, canım çekti doğrusu. Çünkü köyümde böyle parlayan ekmekleri yiyemeyen bir insan olarak, bunu görünce canım çekti. Fakat o ekmeğe yaklaştığımda o bizim mis kokulu dana eti kokusu gelmedi burnuma, biraz ağır bir koku geldi. Ama karnımda aç olduğu için yiyeyim dedim, ağzıma aldım ilk tepkim fıtri midir nedir tükürmek oldu. Hemşire bana kızdı,“Neden öyle yapıyorsun? Sana özel ihtimam gösteriyoruz. Bak ne güzel bol sürdüm. Niye öyle yapıyorsun?” dedi. Ben sokakta biraz küfür ağzını öğrenmiş ola-caktım ki “şayze” dedim. Türkçesini tercüme yapmıyorum, buraya yakışık olmaz. Sonra hemşire kızdı. Hekimi çağırdı. Meğerse orada bir Türk hekim varmış.Türk hekim dedi ki “Kardeşim, bu Türk. Bak ismi Ali.Türkler Müslüman’dır, domuz eti yemezler.” Meğerse benim ağzıma aldığım şey, kıyma, domuz etiymiş. Ben Müs-lümanlığı bildiğimden tükürmedim, midem kabul etmediği için tükürdüm. Fakat o muhterem hekim sayesinde ben dinimi öğrendim.Ve hasta bakıcılıkta da manevi unsurların önemine binaen, şimdi burada vurgu yapma ihtiyacı duyuyorum. Hz Ali’nin güzel bir sözü vardır: “Bilim bir noktadır cahiller onu çoğaltır.” der. Aslında biraz farklı tercüme edersek, onun anlamı şudur: Bilim bir noktadır; cahiller için o çoğaltılmıştır.Yani bilimin bilmeyenler için de aktarılması gerekiyor.Ve aktarılması için de bilim kendi içinde parçalara bölünmesi lazım ki, mesleki olarak anlaşıla-bilirlilik olarak daha iyi idrak edilebilsin. Biz bu parçalanmış birimi bütünleştirme çabasındayız. Türkiye’ye geldiğimden beri, bunun da zorluklarını yaşıyorum. Ne zaman ki -geleceğim efendim, biz komisyonlar üstü bir konuşma yapıyoruz- çünkü bütünleştirici bir bakım anlayışını anlayabilmek için buna ihtiyaç duyuyorum. Biraz sabrederseniz, ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.
Abdullah GÜVEN (Divan Başkanı)
Lütfen zaman konusuna müdahale etmeyin. Sayın Hocam…
Prof Dr. Ali Seyyar
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
Zaman konusunda hiçbir stresimiz yok bugün, rahat olun arkadaşlar. Benim vaktim 1,5 saat. Bakın ben hemen maddelere geçeceğim. Bakın biz size ne dedik, ittifakla karar aldık. Hiçbir sorun yok, ilaveler yapacağız. Arkadaşlar, eğer siz bütüncül bakım konseptini merak etmiyorsanız, değil bakıma, ilme merakınız yok demektir. Bu ilme saygısızlıktır. Bakın bilimden bahsediyorum, bütüncül bilim anlayışından bahsediyorum.
Abdullah GÜVEN (Divan Başkanı)
Divan müdahale eder, siz lütfen dinleyin
Prof Dr. Ali Seyyar
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
Müsaade edin, sabredin biraz.
Abdullah GÜVEN (Divan Başkanı)
Arkadaşlar, divan burada, müdahale eder. Çünkü uzatıyor uzatıyoruz, Hocam toparlayacak. Biz yerinde müdahale ederiz. Arkadaşları zaman açısından uyarmak durumundayız.
Prof Dr. Ali Seyyar
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
Arkadaşlar bakım güvence sistemini iyi anlayabilmeniz için, o zaman konuya geliyorum bakın. Bakım güvence sistemi için de biz diyoruz ki hangi bakım hizmet türlerinin sosyal güvenlik kapsamında alınması gerekiyor? Siz bana söyler misiniz bu problemi nasıl çözeceğiz? Hangi bakım türleri sosyal güvenlik kapsamına alınsın? Dolayısıyla hangi bakım türlerini belirlediyseniz, onun bir de bakım eğitim modelini geliştirmeniz gerekiyor. Terminal dönemde, palyatif bakım ve uygulama vardır. Sema Hanım bunun uzmanıdır.Terminal dönemde palyatif bakım, bu ba-kım türlerinden bir tanesidir. Şimdi bu sizin komisyonunuzda, yani Bakım Türleri eğitim komisyonunda ele alınmamış. Neden? Komisyonlar arası bir koordinasyon olmadığından dolayı. Şimdi kendime veya şûraya bir öz eleştiri yapmak istiyorum. Bütüncül bir bakım politikası geliştirebilmemiz için, komisyonların içerdiği konular arasında da bir ahengin bir iletişimin olması gerekiyor ki birbirini tamamlayabilsin. Ben genel perspektifden bu konuya girme ihtiyacı zaten duyuyordum.
Biraz aceleci davrandınız ama hemen geçiş yapıyorum konuya, yani ben size soruyorum. Biz tabi ki bakım türü olarak palyatif bakımı, komisyonun çerçevesini aşmak için ele almadık.Ama bu alınmış olsaydı, biz bunu sosyal güvenlik kapsamı-na alırdık.Ama alınmama ihtimaline karşı biz şöyle bir formülasyon geliştirdik. Ba-kım güvence hizmetleri kapsamında bakım kalitesine fayda sağlayabilecek, bakım yükünü hafifletebilecek bütün unsurlar, sosyal güvenlik kapsamında yer almalıdır. Artık hangi bakım türleri ise. Bakın sizin zikretmediğiniz bakım türlerini biz dahil etmiş oluyoruz böylece. Dolayısıyla ne kadar çok bakım türü varsa, o kadar da çok bakım kalitesine, o kadar da çok kişisel bakıma, bireysel bakıma, o kadar da çok özel ihtiyaçlara binaen hizmet götürmüş oluyorsunuz. İnsanlar farklı farklıdır. Bakıma muhtaç insanlar da kendi içinde birden fazla gruba ayrılabilir. Bakıma muhtaç birinin, hastanın, yaşlının psikolojisini bilmeniz lazım. Peki, yaşlı bakımı eği-tim modelini geliştirebildik mi biz, bir tür olarak yaşlı bakım türü vardır değil mi? Bunun eğitim modelinin içeriği nasıl olması lazım? Biz o konuya girmiyoruz; ama bir sosyal güvenlikçi olarak şöyle bir formülasyon geliştirdik. Bakıcı aile fertleri dahi bakım kursundan istifade edebilmelidir. Hatta bunu bir şart olarak koştuk. Ha, bakım kursunun içinde neler olduğu, diğer komisyon çalışmalarının işidir. Ama biz ne yaptık? Hangi bakım türlerini uygun görürseniz görün, bunları sosyal güvenlik kapsamı içerisine alma ihtiyacı duyduk.
Arkadaşlar konumuz sosyal güvenlik, aramızda fazla sosyal güvenlik uzmanı maalesef yok. Biz bakım sigortasından bahsedeceğiz. Bu teknik bir konu, şimdi ben size istişare etmek istiyorum. Bakım gelişme modelinin ne olduğundan, dünyadaki gelişmelerden,Türkiye’de bu süreç dâhilindeki oluşumlardan bahsedeyim mi, yoksa direk önerilere mi geçeyim? Önerileri izah ederek de madde halinde sıra-layabiliriz.Tamam efendim, önerilere geçelim. Ben yine önerilere geçeceğim, hem de önerilerin perde arkasını anlatacağım. Çünkü konu teknik gerçekten değerli arkadaşlar.1. madde, bakıma muhtaç özürlü. Şimdi bir de şu var tabi ki. Arkadaş-larımız haklılar, diyorlar ki “Hocam biz metninizi okuduk, fevkalade istifade ettik, yararlandık, konuya vakıfız; o halde hemen önerilere geçelim.” Doğru. Çünkü metinler dün sabahtan beri dağıtıldı. Onu ben düşünememişim. Dolayısıyla metinler okunduğuna göre, o zaman hemen önerilere geçiyorum.
Bakıma muhtaç özürlü yerine, yaşlılar gibi daha geniş grubu kapsayan “ba-kıma muhtaç kişi” kavramı kullanılmalıdır. Bakıma muhtaç kişi kavramının tanımı şu şekilde olabilir: Bir tavsiye niteliğinde, kronik hastalık, ileri yaşlılık ve/veya ağır özürlülük günlük hayatın alışılmış tekrar eden aktivite alanlarına ait, yani birçok bilim dalında aktivite alanından bahsediliyor ama bunun içine girmeyeceğim. Te-mel ölçüde değişik derecede bazen değişik değerlerde de ifadesi sizde uygun olabilir.Yerine getiremediği ve dolayısıyla kendine bakabilecek durumda olmadığı için başkalarının bakım hizmetine ve desteğine sürekli, değişik derecelerde, hatta ihtiyaç duyan kişidir, dedik. Bunu niçin başta ele aldık? Biz alanı genişletmek istiyoruz, yani sosyal güvence bakım hizmetlerinden yararlanabileceklerin, muhatap-larımızın alanlarını genişletmek istiyoruz. Sosyal hak, ayrıca bakıma muhtaç kişiler için de geçerli olması lazım. Şimdi denilebilir ki burada “Hocam bakıma muhtaç kişilerin arasında zaten yaşlılar var.” Arkadaşlar, biraz sonra ifade edeceğim yeni sosyal haklar bağlamında ayrıca vurgulamanın niçin önemli olduğunu. Belki de daha iyi anlamış olacağız.
2. madde, 2005 tarihli Özürlüler Kanunu’nda bakıma muhtaç özürlülere tanınan sosyal hakların korunması şartı ile geniş anlamda Türk sosyal güvenlik sisteminde, dar anlamda Türk sosyal sigorta sisteminde müstakil bir bakım sigortası ihdas edilmelidir. Burada bir açıklama yapma ihtiyacı duyuyorum: Arkadaşlar biz özel bakım sigortasından bahsetmiyoruz. Bizim bakım sigortamız, sosyal güvenlik sistemi içerisinde yer alan sigorta sistemidir. Dolayısıyla bazen sosyal bakım sigor-tası ifadesi de yerinde bir tespittir, ama biz bakım sigortası dediğimiz zaman bu iki unsuru aklımızda tutmamız gerekiyor. Şimdi arkadaşlar, neden genel ve dar anlamda Türk sosyal güvenlik sistemi şu günlerde yeniden bir yapılandırma aşa-masında bulunmaktadır. Dolayısıyla bakım sigortasının, sosyal güvenlik kurumu çatısında çatısı altında olma ihtimali vardır.Ama biz her ihtimale karşı her iki gidi-şatı da göz önünde bulundurarak, böyle bir genel ifade kullanma ihtiyacı duyduk.
3. madde, bakım güvence hizmetlerinden yararlanma şartı, yoksulluk ölçütünden bağımsız olarak sadece bakıma muhtaçlık kriterine bağlanmalıdır. Bunun anlamı nedir arkadaşlar? Şu andaki modelimizde biz bakıma muhtaç özürlülerimize belirli sosyal haklar verirken, gerek primli gerekse primsiz sistemde yoksulluk şartı arıyoruz. Daha somut bir ifade ile, fert başına düşen gelirin asgari ücretin 3/2 sinin altında olma şartı ile biz bakıma muhtaç insanlara ve aile fertlerine maddi destekte bulunuyoruz.
Arkadaşlar, bakıma muhtaçlık, kendi başına bir sosyal risktir. Başka sosyal risklere endekslenerek, bu sosyal hak verilmez. Kendi başına bir sosyal risk oldu-ğundan, sloganımız neydi bütün bakıma muhtaç insanları sosyal güvenlik kapsa-mına almak. Dolayısıyla bu, hakikaten çok önemli bir gelişmeye yol açabilecek. Avrupa Birliği’nde dahi birçok ülkenin bakım sigortasına sahip olmadığını düşüne-cek olursak, biz AB’ye katılım sürecinde birçok AB ülkesi üyesinden daha ileri bir noktada olabileceğiz. Biz her alanda geriyiz, çok geri kalmış bir toplumuz. Bilimsel alanda, multikültürel, multidisipliner düşünce alanında, sosyal güvenlik sisteminde, özellikle bakım sigortasında da geri alandayız. Ama son yıllarda, hakikaten çok hızlı bir ilerleme yaptığımızı da düşünmemiz gerekiyor.
4. madde,Türk sosyal sigortalar sisteminde oluşturulacak bakım sigortasının prim oranı, sosyal diyalog sürecinde sosyal taraflarında görüşleri alınarak, uzlaş-ma yolu ile belirlenmelidir. Devlet, mevcut bakım güvence sistemine mali kaynak ayırdığı gibi, bakım sigortasının finansmanına da tıpkı işçi sigortasında olduğu gibi kısmi katkı sağlamalıdır.Yani,Türk bakım güvence sisteminin nasıl oluşacağına dair bir işarettir. Şu andaki sistemimiz, aslında bir karma modeldir. Primsiz sistemle başladık, sonra baktık ki birçok yoksul bakıma muhtaç kişi, sosyal sigortalar kap-samında olduğu halde bakım güvence hizmetlerinden yararlanamıyor. Genişlettik, şu anda bu genişletme operasyonu devam edecek. Nasıl devam edecek? Müstakil bir bakım sigortası ihdas etmek sureti ile nasıl bunu ihdas edeceğiz? Sosyal diyalog, sosyal uzlaşma isteyen, ama teknik bir konu olduğunu bizim değerli kurul üyelerimiz de itiraf ettiler. Bu süreçte, herkesin bu alana katkı sağlayabilecek bir bilimsel yapılanmaya gitmesi gerekiyor. Çünkü bu teknik bir konudur.
5. madde, bakım güvence sistemi, objektif esaslara göre belirlenmiş, üç boyuttan oluşan bir bakıma muhtaçlık derecelendirme sistemine geçirilmelidir. Ayrıca, bakım güvence hizmetlerinin verilmesinde ve finansmanında, ihtiyaç sahiplerinin tespitinde kurumlar arasında norm ve standart birliği sağlanmalıdır. Değerli ar-kadaşlar, şu andaki uygulamada biz bakım hizmeti olarak, bakım hizmeti almak isteyen her bakıma muhtaç kişiye veya evde bakım hizmeti gördüğü için bakım ödeneği almak isteyenlere, aynı miktar üzerinden para ödeneğinde buluyoruz. Ancak şu var arkadaşlar, bazı bakıma muhtaçlarımız, 24 saat yoğun bakıma ihtiyaç duymaktadır. El insaf, şimdi hafif derece bakıma muhtaç bir aileye asgari ücret veriyoruz.Yoğun bakıma muhtaç duyan kişiye de aynı ücreti veriyoruz. Ba-kım yönetmelikleri taslağı hazırlandığında, ben buna atıfta bulunmuştum.“Lütfen” dedim, “ileride suiistimallere yol açabilir, bizim maksadımız bakım yükünü hafifletmek. Bakım yükünü hafifletebilmek için de, kişilerin bakıma muhtaçlık derecelerini bilmemiz lazım.” Burada objektif kriterler var, belki raporu okuduysanız Almanya’dan bir örnek gösterdim. Üç basamaklı bir model vardır, Avusturya’da bu 12 basamaklı bir modeldir.Artık her ülke, kendi gelişmişlik seviyesine göre, kendini geliştirici modele göre bakıma muhtaçlık durumunu kademeli olarak belirlemektedir. Bunun üzerine, bakım ödenekleri yeniden tespit edilmektedir. 6. madde, bakım güvence hizmetleri kapsamında bakıma muhtaç kişilere sağlanan sosyal haklar. Bunlardan bir tanesi bakım ödenekleri, bakıma muhtaç kişilerin bakıma muhtaç-lık derecelerine göre ve dolayısıyla bakım ihtiyaç ve türlerine göre basamaklı, bir başka ifade ile artan oranlı olarak belirlenmelidir. Bu madde diğerinin bir devamı niteliğindedir.
Dolayısıyla tamamlayıcı bir unsurdur. 7. madde, bakım güvence kapmasında bakıma muhtaç kişilere sağlanan sosyal haklar, sadece bakım ödenekleri ile sınırlı tutulmamalıdır. Özellikle evde ve kurumda kaliteli bakım hizmetlerinin teminine yönelik işleyen bir bakım eğitim modeli kapsamında, nitelikli bakıcı personel yetiştirilmeli ve bakıcı aile fertleri bakım yükünü hafifletmek adına, evde bakım hizmetlerinde aktif olarak görev alabilmelidirler. Arkadaşlar, şu anda ki sistem tamamen yoksul bakıma muhtaç kişilere yöneldiği için, elbette yoksul aileler ne diyecekler? “Bize bakım ödeneği verin” diyecekler. Herkes bu parayı almak için adeta müracaat ediyor. Hâlbuki bakım ödeneği, maksatlı bir ödenektir. Niçin bu bakım ödenekleri tahsis ediliyor? Evdeki bakım kalitesini temin etmek için. Fakat sadece bakım parası vermekle bakım kalitesini temin edeceğinizi mi zannediyorsunuz? İşte daha sonraki maddeler ona atıfta bulunuyor, yani bakıcıların da o anlamda eğitilmesi gerektiği hususunda maddelerimiz var.
8. madde, sağlık kurulu raporunun temini anlamında tam teşekküllü bir hastaneye gitme şartında bazı istisnalar getirilmelidir. Kişilerin şahsiyetlerine saygı çerçevesinde özelikle birden fazla rahatsızlığı olan yatalak yaşlıların ve özürlülerin bakıma muhtaçlık derecelerinin, bakım heyeti tarafından evde tespit edilmesine yönelik bir sistem oluşturulmalıdır. Arkadaşlar, birçok Avrupa ülkesinde özürlülük ve bakıma muhtaçlık ihtimali olar kişiler, hastane hastane dolaştırılmaz.Tam ekipli, tam teşekküllü bir bakım heyeti eve gider ve o kişinin bakıma muhtaçlık derecesini tespit eder. Özellikle bakıma muhtaç kişilerin içine yaşlıları da dahil ettiğimiz an-dan itibaren, çok insani, çok güzel bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Düşünün ki, 90 yaşındaki bir insanımız felç geçirdi, yüzde yüz felçli. Şimdi o kişiyi biz nasıl hastaneye götüreceğiz? Yani bu bizim sevgi toplumumuza yakışır mı? Dolayısıyla, böyle bir sistemin geliştirilmesine gerek duyuluyor.
9. maddeye geçiş yaptık. 9. madde, sertifikalı bakıcı personel, bakım sigortası müdürlükleri ile yapacakları sözleşme doğrultusunda, SHÇEK il ve ilçe müdürlüklerine, bakım merkezine bağlı olmaksızın kendi adına evde bakım hizmetleri yapabilmelidir. Arkadaşlar bunun önemini biliyorsunuz, izah etmeyeceğim. Ama “bu-nun ne alma geldiğini ben tam anlayamadım” diyenlere izah yapabilirim. Şu anda bakıcı personelimiz, bakım merkezine bağlı olarak evde bakım hizmeti götürebilir. Bu ne demek oluyor? Nerelerde bakım merkezleri açılıyor? Büyük kentlerde. Kırsal alanda bakım merkezi açılamadığına göre, evde bakım hizmeti götürülemez. Biz ne diyorduk, sadece bakım ödeneği değil, eve yönelik olarak harici profesyonel bakım hizmetleri de götürülmektedir. Ama bakım hizmeti olmadığı müddetçe, evde bakım hizmetini sağlayamıyoruz. Biz istiyoruz ki, şu veya bu şekilde düzgün bir bakım eğitim programı dâhilinde elde edilebilecek sertifika neticesinde, genç insanlarımız bu alanda, bakım sektörü alanında istihdam edilebilsin ve kırsal alan da dâhil bu hizmetleri götürebilsin. Bu alanda bakıcı personelin sayısı arttırılabilsin ve ayrıca onlara da istihdam imkânı sağlayalım.
10. madde, bakım ödeneğinden yararlanmak isteyen bakıcı aile fertlerine bakım kalitesini temin etmek maksadıyla belirli bir süre içinde, bakım kursuna katılma şartı, şartları kolaylaştırılmalı ve çeşitlendirilmelidir. Ayrıca kırsal alanda ve gerekli durumlarda kentlerde, bakım güvencesinin ve hizmete erişilebilirliğin sağlanabilmesi bakımından bakım hizmeti elemanı uygulaması düşünülmelidir.
11. madde, bakım güvence modeli ve bakım sigortası kendi başına bir ihtisas alanı olduğu için, bu alanda çok yönlü bir hazırlık çalışması yapacak bir kurul oluşturulmalıdır. Kurul, Özürlü Şûrası’ndan elde edilen birikimlerden hemen sonra oluşturulmalıdır. Bu kurul teknik detayları ile birlikte, özellikle şu konuları ele almalıdır. Arkadaşlar, iki günde biz bakım sigortasının detaylarını çözemeyiz. Sosyal diyalog sürecinde, teknik elemanların da bulunduğu bir heyette özellikle sosyal güvenlik elemanlarının da bulunduğu bir heyette, böyle bir kurul şu şu şu maddeler üzerinde durması gerekiyor. Arkadaşlar söz verdiler, sosyal taraflar söz verdi, SSK söz verdi, bunun takipçisi olacağız. Böyle bir kurulun oluşturulmasını öneriyoruz, böyle bir kurul kurulursa çalışmalarını takip edeceğiz ve bizzat katıl-mayı da düşünüyoruz. Bu kurul hangi konuları ile alması gerekiyor? Çok detaylı olduğu için, biz konuları tek tek işleyemedik elbette. Mesela A’yı kapsayan sosyal risk türü, kendi içinde bazı bölümlere ayrılır. B finansman yöntemi ve kaynağı, C bakım güvence hakları ve hizmetleri, D örgütlenme, E alternatif özel bakım güvence sistemleri üzerinde düşünmeli. Türk sosyal yapısına uygun olarak, Türk sosyal güvenlik sistemini ile harmonik bir yapıya kavuşturulabilecek bir bakım sigortası modeli geliştirilmelidir. Biz de takipçisi olacağız.
12. madde’ye geçiş yapıyorum. Bakım sigortasının temel esaslarını ve uygulama takvimini belirleyecek bu kurulda; Özürlüler İdaresinin Başkanlığı’nın başkan-lığında sosyal taraflar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı’nın temsilcileri, DPT, SHÇEK, STK’lar, yerel yönetimler ve Maliye Bakanlığı temsilcilerin yanında üniversitelerden alanla ilgili akademisyenler yer almalıdır. Ayrıca bir uygulama takvimi belirlenmesi lazım. Biz burada 1 yıl içinde, 2 yıl içinde, 3 yıl içinde deme hakkına sahip değiliz. Bu Türkiye’nin sosyal güvenliğinin oluşumu ile alakalı, teknik detaylardır. Ama benim içimden geçen formülasyonu kurulda da belirttim. Tıpkı işsizlik sigortasında olduğu gibi, bakım sigortasının teknik uygulanması adına hiç mesele değil. Bugün uygularsanız işçi ve işveren kesiminden prim alırsınız, devlet katkısını da sağlarsınız, paraları toplamaya başlarsınız. Ama bizim hedefimiz bakım ödeneklerinin ötesinde evde bakım hizmetleri götürebilmek olduğu için, bakıcı personel henüz daha yetiştirilmediğinden dolayı, bakıcı personelin eğitimi henüz daha oluşum halinde olduğundan, tereddütlerimiz var. Dolayısıyla tam uygulama, 2–3 sene sonra düşünülebilir diye fikir beyan ettik.
13. madde, bakıma muhtaç kişilerin bakım hizmetini yaygınlaştırmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacına dönük olarak, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’nün kurumsal kapasitesi arttırılmalı, gerekli insan kaynağı ve finansman sağlanmalıdır. Tabi bu arada SHÇEK’in önemli bir konumu var. Bu sistemin uygulanması yönünde bu bir arkadaşımızın teklifi idi, onu da maddeye aldık.
14. madde, özel sigorta alanında. Mevzuata uygun olarak bakım sigortası kurulması teşvik edilmelidir. Birçok Avrupa ülkesinde sosyal bakım sigortasının ya-nında, özel sektörün yanında ayrıca bakım sigortaları da tesis edilmektedir. Bu ta-mamlayıcı bir unsurdur.Tıpkı bireysel emeklilik sigortasında olduğu gibi, isteyenler ayrıca bakım sigortası yapabilmelidir. Değerli arkadaşlar gördüğünüz gibi bakım güvence modelinde soysal bakım sigorta sisteminden bahsederken, yeni yeni sektörler oluşturuyoruz. Bakım sigortası gibi dolayısıyla özel sektör de bu alana ilgi gösterirse varlıklı insanlar, durumu müsait olan insanlar, ayrıca özel prim ödemek suretiyle bakıma muhtaçlık riskine karşı kendilerini daha emniyete alabilirler. Asgari seviyede bakıma muhtaçlığın getireceği sosyal haklar, devlet teminatı altında olması lazım.
5. madde, bakım hizmetinin yaygınlaştırılması açısından -“amaca” olması lazım orada onu düzeltelim- amaca hizmet verecek kurum ve kuruluşlar teşvik edilmelidir. Bu alanda hizmet veren tüm kamu ve kuruluşları, mahalli idareler dahil özel sektör, vakıf, dernek, meslek odaları ve STK’ları bütüncül bir bakış açısı ile kavrayarak, finansman ve hizmetlerin mükerrerlikleri, israfı önleyecek şekilde tasarlanmalı, görev yetki ve sorumluluklar hariç olarak tanımlanmalı, sektörler ve kurumlar arası eş güdüm ve işbirliğini teşvik edici mahiyette olmalıdır. Vaktimiz ilerlediğinden, sizin de görüşlerinizi alma ihtiyacını duyduğumuz için hemen 16. maddeye geçiş yapıyorum.
16. madde, bakım hizmeti veren kurumlar şeffaf bir yapıda olmalıdır ve yetkili kurumlar tarafından (bu ilave edilmesi lazım) daha etkin denetlenmelidir. Bu maddenin de önemini her birimiz anlıyoruz.
17. madde, bakım güvence sisteminde hizmet sunacağı finansmanı aynı kurumda birleşmemelidir. Bu bakım kalitenin temini devlet denetimi şartı ile …
Abdullah GÜVEN (Divan Başkanı)
Ali Hocam, bir saniyenizi rica edeyim. Sayın Başkan’ın maddi hata olarak dü-zelttiği yerleri lütfen düzeltsinler, hemen kayıtlara geçsin.Teşekkür ederim hocam, buyurun devam edin.
Prof. Dr. Ali SEYYAR
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
18. madde bakım sigortası bağlamında Soysal Güvenlik Kurumu’nun, yani mevcut yeni kurulan SGK’nın, bütün illerde teşkilatlanmış olması, sigorta program-larını yönetme tecrübesi, bilgi işlem alt yapısının kurulmuş olması, yeterli personel ve uzmanlık bilgisine sahip olması ve sosyal güvenliğin tek çatı altında olmasının getirdiği diğer tüm fırsatlar dikkate alındığında, primler ve devlet tarafından sağla-nacak katkı paylarının oluşturduğu mali kaynak, aktüeryal ilkelere ve sosyal devlet amacına uygun şekilde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yönetilmelidir. Bütün sosyal sigorta dalları sosyal güvenlik kurum çatısı altında toplandığı gibi, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur gibi diğer sigortalılar da bu çatı altında toplanacağından, burada oluşturulacak bakım sigortasından da hiçbir kurum ayrımı yapmaksızın zaten her birisi bir kurum olarak değerlendirilecektir.
19. madde, bakım sigortası ve güvencesi çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kuru-mu ile yurttaşlar arasında kurulacak hukuksal ilişki; yani bundan teminat paketi veya başka bir ifade ile sosyal güvence hizmetleri veya sigorta kapsamı sisteminin müessir, verimli ve devamlılığını olumsuz etkilemeyecek biçimde suistimalleri haksız ve kötüye kullanımları önleyecek biçimde tasarlanmalıdır. Bu çerçevede bakım sigortası ve güvencesi kapsamındaki bireyin hak ve yükümlülükleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yetki ve görevleri iyi takip edilmelidir. Dolayısıyla kimin, ne zaman, hangi şartlarda, ne kadar süre ile, ne karşılığında alacağı vereceği belirlenmiş olmalıdır.
20. madde, bakım hizmeti sunan kişiler, yani aile fertlerinin ve kamu, özel sektör kuruluşlarının ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların görev, yetki ve sorumlu-lukları, mesleki ehliyet, akreditasyon ve insan gücü kaynakları amaca uygun mali-yet etkililiği sağlayacak şekilde organize edilmeli, hizmet sunucularının izlenmesi, ruhsatlandırılması, denetlenmesi gibi konularda sorumlu bağımsız bir kurum tespit edilmelidir. Sosyal Güvenlik Kurumu ve hizmet sunucular, yani aile bireyleri dahil, hizmet sözleşmesi çerçevesinde bir araya gelmelidirler.
21. madde, bakıma muhtaçlık nedenlerinin bilimsel usullerle araştırılarak buna yol açan nedenlerin ortadan kaldırılması için tedbirler alınması, sosyal ve iktisadi organizasyonda bakıma muhtaç olma durumun sebep vermeyecek şe-kilde davranılması, sosyal davranış modellerinin ve yaşam tarzlarının bu riski en aza indirecek şekilde oluşturulmasının teşviki, kasten veya ihmal ve kusur nedeni ile sebep olunan bakıma muhtaçlık durumunun cezai ekonomik tedbirlerle önlenmesi, bu amaçla hukuki alt yapının geliştirilmesi toplumda herkesin öncelikli vazifesi olmalıdır. Değerli kurul üyeleri, önerilerimiz 21 maddeden oluşmaktadır. Bu maddelerin detaylandırılması, zenginleştirilmesi elbette mümkündür. Saygı ile sizleri selamlıyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Komisyon başkanı Prof. Dr.Ali SEYYAR Hoca’mıza biz de çok teşekkür ediyoruz. Kararlar üzerinde yazılı önergeler bize iletilmek üzere hazırlanırken, ben yine 3 kişi için eğer söz almak isteyen arkadaşımız varsa, söz hakkı vermek istiyorum. Sonrasında yine 2 arkadaşımıza lehte ve aleyhte söz hakkı vereceğiz. Bu çerçevede lütfen işaret buyururlarsa Zülfikar Bey, Ömer Bey, biz bunu belirleyeceğiz. Belirlerken de bilim çevrelerinden, sosyal çevrelerden, herkesten el kaldıranlar var. Onun için buna dikkat etmek durumundayız. Şükrü Bey divanı görürseniz, buradan baktığınız zaman farklı göreceksiniz, ben ona inanıyorum,Ama burada taraflar var; bilim çevreleri var, sivil toplum örgütleri var, kurumlar var dikkat ederseniz. Zülfikar Bey ve Ömer Bey, sivil toplum örgütünden gelen arkadaşlarımız. Doğru mu? Üç kişi diyorum doğru mu ama diyenler de el kaldırıyor, buna da dikkat etmek divanın görevidir. Eğer diyorsanız ki doğru olan üçünü de sivil toplum örgütüne verelim, buyurun siz o doğruluğu anlatın arkadaşlar.
Şükrü BOYRAZ
Kahraman Bey sivil toplum örgütünden değildir. Kahraman Bey, Şişli Belediye Başkan Yardımcısı’dır ve eski İstanbul Sosyal Hizmetler İl Müdürü’dür. Bu konuya hâkim olan bir arkadaşımızdır. Belki onun sözlerinden faydalanacağız. Neden ertelediniz? O merak konusu oldu bende.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Kahraman Bey dernek üyeliğiniz var mı, yok mu? Kahraman Bey’le beraber seyahat ettik birbirimizi tanıyoruz, yeteri kadar tanıyoruz. Onun için söylüyorum. Yani Şükrü Bey farklı takdim etmeye çalışıyor da, biz tanıyoruz Kahraman Bey’i. Nasıl tanıyoruz, hem de çok iyi tanıyoruz. Dolayısıyla arkadaşlar şunu demek istiyorum, üçünü de sivil toplum örgütünden alalım dersek, diğer arkadaşlarımıza söz hakkı vermemiş oluruz. Herhalde doğru olan uygulama o olsa gerek.Yoksa buyrun Ömer Bey ya da Zülfikar Bey fedakarlık yapsınlar, biz Kahraman Bey’e ve-relim.Yani doğru olan buysa bunu yapalım. Ama burada söz isteyen değişik temsil hüviyetine sahip insanlar var, onlara da söz vermek istiyoruz. Dolayısıyla biz bu anlamda Kahraman Bey bilirler, Kahraman Bey ısrar ederse 4’üncü kişi olarak söz verelim. Kahraman Bey dördüncü kişi olarak size söz veriyoruz. Buyurun Zülfikar Bey.
Zülfikar AKAR
(Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Genel Başkanı)
Sayın Başkan, Üçüncü Özürlü Şûrası’nın değerli üyeleri, hepinizi saygı ile se-lamlıyorum. Türkiye’de özürlülük alanında son yıllarda Türkiye’ye hiçde yakışma-yan bu geri kalmışlığı hızla değiştirmek gayreti içerisinde yaptıkları, devletin, sivil örgütün ve özürlülerin çok önemli çalışmalardan birisi de bu Özürlüler Şûrası’dır. Özellikle Özürlü Şûrası’nın bakım ağırlıklı olarak tespit edilmesi de, Türkiye’de özürlülerimizin probleminin çözümü hususunda doğru yola girdiğimizin ve bu işi çözeceğimizin işaretlerini göstermektedir.. Komisyonlarımızda bütün kesimler fikirlerini ifade ederlerken, ben şunu özellikle isterdim. Herkes bu konuda en doğruyu, en faydalı şeyi ne şekilde yapabiliriz gayesi içerisinde üstün bir gayretle fikirlerini komisyona ve kayıtlara ulaştırmak istiyorlar.Türkiye’de kamunun hizmet ettiği, kamunun hizmet verdiği birimleri dışarıda tutarsak, bu alanda hiç özel teşebbüsün hizmet vermediğini görüyoruz. Birkaç tane numune dışında. Ben Türkiye Sakatlar Konfederasyonu temsilcisi olarak, özürlülerimizin mevcut problemlerini yerinde izlerken, hiç ele alınmamış bir konu olan bakım hizmetlerinin ne şekilde verilmesi gerektiği hususunda daha ziyade uzun soluklu projeler üzerinde duruyoruz.
Özellikle Finansman Komisyonu’nun değerlendirerek hazırladığı ve uzun vadede çok güzel çözüm üretebilecek bir yapının doğabileceğinin işaretini görüyorum. Ancak bakıma muhtaç dediğimizde, bakıma muhtaç özürlülerimizin yıllardır anlaşılamayan ve anlatamadıkları çok önemli, acil çözüm bekleyen sıkıntıları var-dır. Bunu çok basit bir şekilde anlatabilmek için bakıma muhtaç özürlülerimizi önce derecelendirelim. Birisinin daha çok bakıma ihtiyacı var, birisinin biraz daha az bakıma ihtiyacı var. Ama bunları derecelendirdiğimizde hepsinin büyük ölçüde yoğun ve acil yardıma ihtiyaçları olduğunu görüyoruz. . Bunu çok basite indirgeyerek anlatmak istiyorum. Arkasında 70 kg yük taşıyan 50 kg yük taşıyan bir insan düşünün. Biz bu yükün altındaki insana diyoruz ki size bir şefkat eli uzatacağız bir destek uzatacağız.Ve bunu tespit etmek için de komisyonlar topluyoruz, şûrayı topluyoruz, bütün sivil örgütleri toplanıyor. Saatlerce konuşuyoruz daha ziyade uzun vadeli projeler üzerinde duruyoruz. Halbuki onun şöyle bir dakika bir 5-10 dakika soluklanmaya ihtiyacı var, yükünü gösterebileceği bir dayanağa koymasını istiyoruz. İşte dayanağın tahtadan mı olsun, demirden mi olsun, taştan mı olsun tartışması ile biraz vakit kaybediyoruz. Bu hizmet kaliteleri tabi ki akademik olarak tartışılacak, uzmanlar bunu tartışacak, bunun doğrusunu yapmaya çalışacağız. Ama dünyada tespit edilmiş bir şey var ki esasen kaliteler, hizmeti alanlar tara-fından takdir edilir.
Hizmeti alanlar kalitenin seviyesini ölçerler. Biz hizmeti alanları hizmetin muhtaçlarını bu tartışmaya çok koyamıyoruz. Eğer hizmet alanlar ihtiyaçların kar-şılanması hususunda kısa vadede çözüm bekliyorlarsa biz çok uzun vadede bir çözüm üreteceğiz deyip onları oyalarsak toplumun önemli bir kesimini sıkıntı ve ızdırap içerisinde bırakmış oluruz. Arkadaşlar bakımla ilgili toplumumuzun çok pratik bilgileri yoktur. Ancak şuraya dikkat çekmek istiyorum; binlerce, milyonlarca bakıma muhtaç insanlarımıza kim bakıyor. Bizim bilmediğimiz evlerde, ula-şamadığımız noktalarda bir lokma ekmeği, bir bardak suyu olmayan ve temel ihtiyaçları içerisinde saatlerce bekleyen bakıma muhtaç insanlarımıza kim bakıyor? Fedakâr annelerimiz bakıyor. Yardımcıları bakıyor, yakınları bakıyor. İşte bu bakım yapan anne biraz soluklanabilmek için, acil bir başka işi için, bir başka yere gidebilmek için hemen yanındaki komşusundan ya da birinci derecedeki yakının-dan bir destek istiyor. O problemini, o desteği, o saat içinde bulmak zorundadır. Tabloya baktığımızda o zaman biz şunu söyleyebilir miyiz? Sizin bir vahim işiniz var, cenazeniz var oraya gidiyorsunuz yıllarca bakmakla yükümlü olduğunuz çocuğunuzu komşunuza emanet ederken komşunuzun şu ehliyeti yok, şunu şunu yok bakamazsınız diyebiliyor muyuz? Tabi ki yaşam standardını yükseltemiyoruz. Yüksek bir standarda bakım sunacağız diye bakımla ilgili bakıma ihtiyaç duyanları bu standardı bekleterek onların sıkıntılarını biraz daha uzatmayalım. Bakım hizmetinde kullanacağımız arkadaşlarımızın, personelimizin yetiştirilmesi hususunda kendi kendimize büyük engeller koymayalım. Bakımla ilgili resmi kurumlarımızın tabi ki örnek olarak şimdiye kadar sergiledikleri ve yapmış oldukları hizmetleri dikkate alarak sadece bu hizmetleri resmi kanallardan alacağız diye bu manada da kendimize bir çerçeve çizmeyelim.Yıllarca bu bakım doğal olarak yapılmış. Bu potansiyeli dikkate alarak yeni yapılaşmanın içerisinde doğal olarak yetişmiş bu potansiyeli almak için azami gayreti gösterelim. Standartlarımızı belirlerken bu mevcut koşullar içerisinden çıkaracağımız bakım üniteleri öncelikle fonksiyonel olarak işe yarayacak ve daha sonra da standartlarımızı zamanla yukarıya doğ-ru taşıyacağız. Bakımla ilgili konuşulacak pek çok şey var. Ancak bakımı sanki altından kalkılması çok zor bir işmiş gibi herkes gözünde büyütüyor. Ben şuna vurgu yapmak istiyorum esasen Türkiye olarak en kolay çözüm üretebileceğimiz, özürlülerimizin en kolay yapabileceğimiz hizmetleri arasında bakım hizmetleri olmalıdır. Çünkü bu alanda yeterince sorunlu ailelerimiz var bu alandan da taban oluşturabilecek birikimlerimiz var. Bunları bu hizmet alanının dışında tutup da ayrı bir yüksek standartta belirlediğimiz bir hizmeti sunucağız diye beklediğimizde bu ailelerin beklentilerini bu bakıma muhtaç insanlarımız beklentileri ile onları oyalamış olacağız.
Bu vesile ile bu şûranın özellikle bakımla ilgili daha pratik, daha hızlı devreye girecek özel teşebbüsünde hızlıca devreye girebilecek şekilde kararların çıkmasını ve bu alandaki şimdiye kadarki elde ettiğimiz birikimleri değerlendirerek acil çözüm bekleyen, yardım bekleyen özürlülerimize bir an önce bu hizmeti sunup toplumun dışında atıl vaziyette duran kendi başına terk edilmiş bu tabloyu bir an önce aşmak istiyoruz. Bunun için de herkesin üstün gayret gösterdiğini, devletimizin bu alanda çok önemli çalışmalar yaptığını, hep beraber el ele bu problemi aşa-bileceğimize inanıyorum. Bu vesile ile saygılarımı sunuyorum.Teşekkür ediyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Buyurun Ömer Koç, teşekkür ederiz Zülfikar bey.
Ömer KOÇ
Sayın Divan, üçüncü bakım konulu Üçüncü Özürlüler Şûrası’na katkı vermek amacıyla burada bulunan şûra komisyon üyelerine şahsım ve temsil ettiğim zihinsel özürlü camiası adına hepinize en kalbi saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ve Allah’ın bedenlerine yüklediği, toplumun ve devletin önlerine çıkardığı engellerle uğraş vererek, hayata tutunmaya çalışan engel gruplarının içerisinde en deza-vantajlı kesim, zihinsel özürlülerdir. Birçoğunuz bu konuda etkinsiniz ve bilgilere sahipsiniz ve küçük bir tırnak içerisinde pencere açarak size bir iki cümle ile tanıt-mak ve kısaca talep ve önerilerimizi sunmak istiyorum. Zihinsel engelliler, fiziksel yapısı ve yaşı ne olursa olsun çeşitli nedenlerle zihinsel yaşı 4-5 ya da çok olsun 6 yaş düzeyinde kalmış, büyük çoğunluğu akademik eğitim alamayan yani okuma yazma öğrenemeyen, kavramlar arasında ilişki kuramayan, ömür boyu korunmaya muhtaç, bakıma, sevgiye ve şefkate, desteğe ihtiyacı olan bireylerdir. Bu yüzden zihinsel özürlü aileleri, çocuğu ile bitişik, ücretsiz gardiyanı olarak çocuğuna endeksli yaşamışlardır. O annelerin, o ailelerin yüreğinde hep ben ölünce kendi kendine yetemeyecek çocuğumun endişesi yatmakta idi. Ama şu son geldiğimiz yıllarda ülkemizde çok güzel şeyler oldu. Artık bizim yüreğimize su serpen çocuklarımızın geleceğini düşünerek yaşamın kâbusundan bizleri kurtaran sosyal devlet anlayışı artık Türkiye Cumhuriyeti devletinde de çözüm üreten öneriler, kanunlar ve yasalarla önümüze çıktı.Toplumun en dezavantajlı sosyal kesiminin sorunlarına artık işte bu şûralarda, komisyonlarda çözüm aranıyor.
Çağdaş ülkelerle kıyaslanılarak çözümler üretiliyor. Bu yüzden ben bizi bu günlere getiren, bize hakları sunan hem yönetenlerimize, hem bu konuda bilgi birikimi olan akademisyenlerimize, hem duyarlı basınımıza, hem de bu şûraya katkı verenlere bir özürlü ailesi olarak teşekkür etmek istiyorum. Değerli konuklar bu ülkeye yetişmiş yönetenlerin, akademisyenlerin, elitlerin özürlülere karşı iki borcu olduğunu düşünüyorum. Birincisi mevcut özürlülerin eğitimden yaşamın sonuna kadar olan her türlü ekonomik ve sosyal problemlerin çözümünü sağlayacak ara-yışlar içinde olmak. İkincisi de yeni özürlü doğumlarını önlemek. Bizim yaşadığımız acılarla, bunu açmıyorum hiçbir zaman, kimsenin duygularını acite edecek hiçbir yerde telaffuz etmedik. Gelecek nesilleri bu sorunla karşı karşıya bırakmamak için özürlü doğumlarını önleyecek çalışmaları ve faaliyetleri yürütmek bu ülke elitlerinin, akademisyenlerin ve bizi yönetenlerin görevidir.
Bu şûradan önemli neticeler bekliyorum. Çünkü zihinsel özürlü bilhassa bakı-ma muhtaç özürlü ve bunların içerisinde ağırlıkla zihinsel özürlü bu şûradan çıka-cak olumlu neticeleri bekliyor. Ben de bu şûraya üç temel düşüncemizi komisyon kararlarına dahil ettirmek için geldim. Bunlardan birincisi aynı maaş sisteminde olduğu gibi bakıma muhtaç özürlüleri de iki veya üç grubu ayırma ve onların bakı-ma muhtaçlık derecesine göre evde bakım hizmeti alma konusunu şûra kararları-na dahil ettirmekti. Bu önergemi geri götürüyorum, amacımıza ulaştık.
Sayın hocamın ve komisyon üyelerimizin birikimi ile üçlü grup halinde bundan sonraki bizi yönetenler bir yasa çıkarırlarsa, özürlüler aynı maaşı alırken bakım hizmetlerinden yararlanırken de maaş gibi üst gruba ayrılarak o bakım hizmetinde yararlanacak. İkinci önergem de bakım fonu kurulmasına, özürlüler fonu ku-rulmasına yönelik bir önerge. Şimdi komisyon raporlarını incelediğimizde adına şu diyelim, bu diyelim bir kamu fonu kurulması önerilerimize girmiştir. Ama olmuşuz bu öneriyi de cebime koyuyorum ama bir öneri daha vardı ki sizin bulgularınıza fazla hitap etmeden bilgilerinize sunacağım. Başkanlığa sunduğum öyle örnekler var sanıyorum. Kardeşi ölmüş, kız kardeşi ondan kalan ağır özürlüye bakmak için ne çalışabilmiş, ne evlenebilmiş bacılar tanıyorum. Hayatı, Allah’ın emanet ettiği kardeşine, emanet ettiği özürlüye bakmak için dört duvar arasında geçen anneler, kardeşleri için kendini adamış kimseler var. Bunların sosyal güvenceleri yok, önergemizi komisyonda görüştük maalesef kabul olmadı. Ben şimdi sizin bilgilerinize ve oylarınıza sunarak evde bakım hizmeti veren kişi, bu annedir genellikle, haladır her kimse, sosyal güvencesi yoksa bu kişinin emeklilik primlerinin ve bakım sigorta sistemine alınması önerimizi komisyon başkanımıza sundum. Bunu değerlendir-menizi isteyeceğim. Son cümle olarak Başkanım bizler ahde vefalı insanlarız. Hem zihinsel özürlüler olarak hem de özürlü bir çocuk babası olarak, Ömer KOÇ olarak bu sorunun çözümüne bir toplu iğne başı kadar kim katkı koyduysa ona saygı duymak zorundayız. İnsanlık bunu gerektirir, biz bunu duyuyoruz, eğer biz bu saygıyı duymuyorsak bizim insanlığımızda zafiyet vardır.
Biz bu saygıyı duyuyoruz. Bu yüzden evini, işini, görevini, çoluğunu, çocuğunu bırakıp da günlerce otel köşelerinde bizim bu sorunlarımıza çözüm arayan siz değerli katılımcılara katkılarınız için teşekkür ediyorum. Bu Şûra’da hayırlı sonuçlar çıkacağına, bizi yönetenlerin bu şûrada aldığımız kararları sahipleneceğine ve ülkemizdeki özürlülerin de artık çağdaş sosyal devletlerde olduğu gibi onurlu bireyler olarak yaşayabilecekleri sistemlere ve imkânlara kavuşturulacağına inanı-yorum. Sabırla dinlediğiniz için de teşekkür ediyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Sayın Ömer Koç’a teşekkür ediyoruz. Evet, Sayın Şefik Güven Bey buyurun.
Şefik GÜVEN
Sayın Başkanım, değerli divan, saygıdeğer delegeler. Ben 1944 doğumlu 62 yaşında aynı duyguları sizlerle paylaşan bir gönüldaşınızım. Ve asker kökenli bir insanım. 1978 senesinde yapıma uygun olmadığı için yüzbaşı rütbesi ile müstahsil subay olarak ordudan ayrıldım ve o gündür bu gündür serbest işlerimi yapmaya çalışıyorum. Bugün gerçekten çok önemli çalışmaların bitiş noktasındayız. Beni bu gün çok gururlandıran bir olay var. Düşünce yapıma, şu ana kadar öğrendiklerime, uluslararası sistemlerle bakım hizmetleri konusunda dağarcığıma biraz bir şeyler koyabilmişsem onun sayesindedir. 1960 doğumlu bir öğretim üyesinden ders nite-liğinde eksikliklerimi tamamlama şansı bulmanın heyecanını taşıyorum. Gerçekten duygu olmadan, gönül olmadan bu işin yapılması mümkün değil. Ben de Ali Seyyar Hocamız gibi bir köylü çocuğuyum.Yalın ayak, başı kapak sığır güttüğümüz günler oldu. İnce Mehmet diye bir roman vardı biliyorsunuz. Çukurova’da geçmiş. Aşağı yukarı kendime benzetirim çocukluk dönemlerimi, Ankara’ya geldiğimiz ilkokulu bitirip ortaokul başlangıç dönemindeydi.
Çoğunuz bilirsiniz Ulus’taki heykeli. Dibinde çakmak taşı, benzin, gazete, su sattığım günler oldu. Kendimizi bu şekilde yetiştirdik ve çok şükür çok gururluyum ki bir özürlü babası olarak yaklaşık 30 senelik mesleğimde hep iyi şeyler yapmaya çalıştım. Ben biyokimya uzmanıyım. Ankara’da Güven Laboratuarı olarak, İzmir’de Güven Laboratuarı olarak hizmet verdim.Ve ne mutlu 2000 senesinden bu yana yaşlılarımıza hizmet veren bir kuruluş sahibiyiz. 130 yataklı bir tesisimiz var. 6,5 dönümlük bir arazi içinde yaşlı ve özürlülerin gerçekten cennet gibi bakımlarının yapılabileceği bir ortam. 76 yatak kapasiteli yaşlı bakımı, ruhsatlı.Yılbaşı civarın-da özürlü bakım ruhsatını almak üzere müracaat ettiğimiz zaman revizyondan önceki durumu ile 26244 sayılı Yönetmelik şartlarına uyamıyorsunuz diye il mü-dürlüğü tarafından müracaatımız geri çevrildi. Ben burada çok fazla konuşmak istemiyorum, gerçekten duygu yüklüyüm. Sizlerin aynı duyduğunuz heyecanı duyuyorum. Lütfen önümüze engeller yaratmayalım ve gerçekten tecrübelerden istifade edelim.
Teorik mutlaka çok kıymetli. Teorik, formülleri verir, çözüm önerileri üretir ama yaşamadıkça onu çözdüğünüzde neyi çözdüğünüzü bile fark edemezsiniz. İnanın bir kuruluş sahibi olarak ilkokul mezunu bir insanı işte onu hoş tutmak için hizmet içi eğitim veriyoruz, yetiştiriyoruz. Eşim de emekli hemşiredir.Ve bunu gururla söyleyebilirim ki Türkiye’de özel teşebbüs olarak haftada iki gün psikiyatri uzmanın yaşlılarımıza destek verdiği, iki psikoloğun, iki fizyoterapistin, tam gün bir hekimin destek verdiği ve 24 saat hemşire bakımı ile desteklenen bir kuruluşun sahibiyim.Almanya’da da böyle bir şey yok,Türkiye’de de böyle bir şey yok ama profilimiz 80 yaşın üstünde olduğu için %80’den fazlası demas ve alzheimer olan bu kişilerin bu şekilde kontrol edilebileceğini tecrübe ile edindik. Kendi çapımızda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama tabi ki bu tür önemli toplantılar sonucunda ciddi yönlendirmeler olacaktır. Benim gönülden istediğim şudur; gerçekten engelleri kal-dıralım, biran önce bakıcı eleman yetiştirecek yolları lütfen açalım çünkü gerçekten bizim insanımız sevgi dolu olduğu için her anne çok iyi bir bakıcıdır.Yeter ki onu motive edin. Bizim kurumumuzda prensibimiz “Biz büyük bir aileyiz”. Kesinlikle bu şekilde kalan yaşlılarımız var. Nörotik birkaç vakamız var. Kendi ailem, çocuklarım, eşim de orada çalışıyorlar. Aile duygusunu vermeye çalışıyoruz ve aile sıcaklığını hissettirmeye çalışıyoruz. Ve çalışan elemanlarımıza da “Burada baktığınız kişiler sizin ananız, babanız, nineniz” fikrini veriyoruz. Devamlı aşılıyoruz. Bu sevgi ortamı sağlandıktan sonra işimiz gerçekten kolay olacaktır. Son olarak benim yaptığım gibi Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne müracaatta, hiç incelemeden bile sizin kurumunuz müsait değil diye ön yargılı olmayalım. Lütfen, herkes iyi niyetli, bundan en ufak bir şüphemiz yok. Ama açılacak çok kuruluşa ihtiyaç var. Bakıma ihtiyacı olan çok yaşlı ve özürlümüz var. Lütfen herkes elinden geldiği kadar destek olsun. Bu duygularla hepinizi saygı ve sevgiyle selamlamak istiyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Şefik Bey’e çok teşekkür ediyoruz. Kahraman Bey uygun görürseniz lehte veya aleyhte bir değerlendirme yapalım mı? Lehte ve aleyhte belirtirseniz ona göre. Çünkü bir konuşmacıya daha söz verelim ve toparlayalım.
Kahraman EROĞLU
Hem lehte hem aleyhte konuşacağım. Sayın Başkan, değerli kurul üyeleri, ülkemizin dört bir yanında özürlülere yönelik hizmetlerin daha çağdaş, daha akı-cı, daha bilimsel olması için şûra kararlarına yön veren, destek veren, yardımcı olan değerli kurul üyeleri, sivil toplum örgüt üyeleri ve özürlü aileleri hepinizi en içten saygı sevgilerimle selamlıyorum. Ben ne özel hayatımdan bahsedeceğim, ne yetiştiğim yerlerden, ne yaptığım işle ilgili övüneceğim. Ben sadece şûraya katkı anlamında desteklemek amacıyla konuşacağım. Bazı arkadaşlar acaba Kahraman ne konuşacak diye bekliyorlar. Öncelikle şunu vurgulamak istiyorum; özürlü bakımı çok teknik, sosyal, duygusal ve insani bir hizmet biçimidir. Özürlüye hizmet veren kişinin, kurumun öncelikle insan onuruna, insan haysiyetine yaraşır bir tarzda, biçimde hizmet vermesi gerekir. Bu amaçla özürlülere hizmet verecek kişileri yetiştirmek üzere açılan kursları, merkezlerin bir takım özellikleri yerine getirmesi gerektiği, herkesin kabul ettiği gerçektir. Bu amaçla illerde İl Sosyal Hizmet Mü-dürlüğü kurulmuştur.
İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nde konunun uzmanı, bu alanda çalışmış, bu alanda eğitim görmüş, bu alanda deneyimli kişiler ile bu alanda çalışabilme koşulları değerlendirildikten sonra ruhsatlandırma işlemi yapılmaktadır. Az önceki Ali Bey’in bahsettiği gibi özürlülere bakım hizmeti verebilecek kişilerin kurum dışında herhangi bir kişi tarafından verilmesi çok mahsurlu ve istismara açık bir durumdur. Çünkü İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ndeki sosyal hizmet uzmanları kurumu zaman zaman özürlüye, özürlünün ihtiyaçlarına yönelik hizmetin veriliş biçimini denetlemektedirler. Eğer biz bir kişiye evde hizmetle ilgili yetkiyi, ruhsatı verirsek bunun denetimini kim yapacak. 81 ilde kurulan il müdürlüğü vardır. İl müdürlüğü bunu asli görevi olarak kabul edecektir. Sosyal inceleme raporu teknik bir rapordur. Bu raporu yazmak için sosyal hizmetler akademisi, sosyal hizmetler okulu kurulmuştur. Her meslek kendi alanında yetkili ve kendi alanında rapor yazmaya yetkilidir. Uzmanın raporunu, sosyal inceleme raporunu sosyal hizmet uzmanı yazar.
Eğer özürlü ile ilgili bakım hizmetinin nasıl verileceği, ne kadar ücret verileceği, ücretin ne kadar süreli verileceği ile ilgili bir çalışmada uzman yoksa uzman yerine onunla aynı işi yapabilecek ve genel müdürlükçe belirli kıstaslarla belirlenmiş meslek grubu yapacaksa, o meslek grubu kendi yetki alanına giren şekilde davranmalıdır. Sosyal hizmet uzmanı falan kişi imzası olmazsa bu mahsurludur. Biz nasıl hekim yerine rapor veremiyorsak, mühendis yerine teknik rapora imza atamıyorsak sosyal hizmet raporuna da sosyal hizmet uzmanı dışında kimse imza atmamalıdır.
Özürlüler ile ilgili yardımların aynı oranda tutulmaması doğrudur. Ali Bey’in önerisine ben de iştirak ediyorum. Çünkü her özür grubunun alması gereken hizmet farklı olduğu için bu hizmete yönelik verilmesi gereken ücretin de farklı olması gerekir. Ağır yatalak durumda olan bir özürlüye verilen bakım hizmeti ile yürüme, konuşma, işitme ile ilgili bir sorunu olan özürlüye verilen bakım hizmeti aynı değil-dir. Bunun için de incelemenin çok isabetli, çok doğru yapılması gerekir. Özürlülere özürlü ailelerine verilen yardımlar devlet tarafından verildiği gibi yerel yönetimler ve bu alanda çalışan yetkin sivil toplum örgütleri tarafından da verilmesi çok doğaldır ve de gerçekçidir. Ancak şu an öyle sivil toplum örgütleri vardır ki ekonomik geçersizlik sebebi ile kapanma durumuna gelmiştir. Bu derneklerin gerçekten özürlüye yönelik hizmet vermeleri devlet tarafından doğru biçimde tanımlanmışsa ve yaptığı hizmetler gerçekten başarılı ise bu derneklerin ailelere bilinçlendirme, eğitme, özürlü ile baş edebilme konusunda ailelere yardım noktasında derneklere devlet yardımının yapılması doğrudur. Evde özürlüye bakan ailelerin sosyal güvence kapsamına alınması da çok yerinde bir karardır. Çünkü özürlüye engeli için verilen 350–400 YTL civarındaki bir ücret sadece özürlünün bakım ile ilgili masraflarının karşılayacak durumdadır.Yeterli midir? Değildir. Evde herhangi bir sosyal güvenlik kapsamında yeri, durumu olmayan annesinin, babasının da sosyal güvenlik kapsamına alınması çok yerinde bir karardır.
Değerli arkadaşlar, ben Özürlü Şûrasının çok yararlı olduğunu ve bu şûradaki konuşulan konuların, burada tartışılan fikirlerin özellikle özürlülerin daha çağdaş, daha ileriye dönük güvenceli bakım için yararlı olduğuna inanıyorum.Ancak Özürlüler Şûra’sının, Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın sadece bu alanda çalışan kurum temsilcilerini, bu alanda çalışan resmi kurum temsilcilerini değil özellikle bu alanda çalışan sivil toplum örgüt temsilcilerini ve de bu kurulda sahip oldukları dernek veya sivil toplum örgütlerini buraya davet etmesinin çok yararlı olacağı inancında-yım.Yine bu şûranın yerel yönetimlerin tümünün, bu şûraya iştirak edip tüm yerel yönetimlerin de bu çalışmalardan haberdar edilmesi, bu çalışmaların yerel yöneticiler tarafından da desteklenmesinin çok yerinde bir karar olacağı inancındayım. Hepinize saygılar sevgiler sunuyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Kahraman Bey’e teşekkür ediyoruz. Evet, Dr. Sema Oğlak Hanımefendi lehte konuşmak üzere kürsüye buyurun.
Dr. Sema OĞLAK
Sayın üyeler sizi saygı ile selamlıyorum. Ben çok fazla konuşmayı düşünmüyorum çünkü gerçekten çok güzel konuşmalar oldu. Ben sadece birkaç noktayı vurgulamak istiyorum. Katıldığım bir uluslararası toplantıda ikinci gün yabancı bir konuk -hiç konu ile ilgisi olmamasına rağmen- “Sadece bir soru soracağım.” dedi. Ve şunu söyledi: “Ben 3 gündür Bursa’dayım ama sokakta hiç özürlü görmedim sizin özürlünüz mü yok?” dedi. Oradaki yetkililer cevap veremedi ama içimizden kendi aramızda şunu söyledik: “Bizim özürlülerimiz kendi başına dışarıya çıkamıyor ki.” Çünkü tek başına sosyal yaşama katılmasında önündeki engeller kaldırılmamış ki. Ne yaşam içerisinde, ne engel olarak tekerlekli sandalyeleri bile normal yaşamı kolaylaştırmaktan çok uzak ya da tekerlekli sandalye ile herkese ulaşamıyor. Sadece parası olanlar belki tekerlekli sandalye alabiliyor, sadece yakını olanlar sokağa çıkabiliyor.
Dolayısıyla burada çıkaracağımız sonuç şu olabilir: Gerçekten yabancı ülkeler, gelişmiş ülkeler bakıma muhtaç bireylerin kendisini ve ailesini koruyacak düzenlemeleri içeren bakım sigortasını uzun yıllardır kendi sosyal güvenlik sistemi içerisine yer vermişken, ülkemizde gerçekten son yıllarda son derece güzel çalışmaların yapıldığını görüyoruz. Genel kapsam içerisinde sosyal güvenlik sigortası içerisinde olmasa bile sosyal yardım kapsamı içerisinde başlamış olan bu çalışmalar son derece yararlı, yerinde ve gerekli olduğuna inanıyorum.Ve bundan sonraki aşamada da parası olsa da olmasa da, ekonomik gücü olsun ya da olmasın herkesin bakıma muhtaçlık riski karşısında devlet tarafından güvence altına alınmasının çok yararlı olacağını ve sosyal devlet anlayışının da zaten bunu gerektirdiğine inanmaktayım. Bu bir tabi ki duyarlılıktır.
Yine bir örnek vermek istiyorum. 1999’da ulusal bakım stratejileri oluşturulurken Tony Blair’ın bir konuşması vardı.Tony Blair şunu demiştir: “Benim annem çok genç yaşında felç geçiren babama bakmak zorunda kalmıştır. Ve ben bunu gözlerimle gördüm ve aile olarak bunun ne kadar zor, ne kadar meşakkatli bir iş olduğunu bildiğim için özellikle bu konulara ilgi gösteriyorum”. İngiltere gerçekten bakıma muhtaçlık konusunda son derece yol kat etmiştir. Bakım standartları, ulusal bakım stratejileri, özellikle aile bireyini destekleyen birçok uygulamalar vardır. Bunun içerisinde hepimizi rahatlatacak bir şey söylemek istiyorum. Birçok bakım sigortası içerisinde emeklilik bir hak olarak getirilmiştir. Bugün Almanya’da, İngiltere’de, İskandinav ülkelerinde Norveç, İsveç, Finlandiya’da bakıma muhtaç bireye bakmasından dolayı yaratılan iş kaybına karşılık emeklilik sigortası, emeklilik hakkı getirilmiştir. Umuyoruz ki bunun ülkemizde de olacağına inanıyorum. Gelişmeler bu yönde, gerçekten bu adımların atıldığını görüyoruz. Özetle şunu söylemek istiyorum bakım sigortasının temel amacı bakıma muhtaç bireyin ve ailesinin bakım yükünü hafifletmektir. Bu yükü hafifletecek önündeki bütün engelleri kaldıracak tek sistem de bence devlet tarafından oluşturulacak genel bir bakım sigortasıdır.
Tabii ki bunun içeriğinin nasıl olacağını yine bilimsel yöntemlerle belirlenecek-tir.Ama benim gördüğüm ve incelediğim bir sonucu da sizinle paylaşmak istiyorum. Sosyal güvenlik sistemi içerisinde kullanılacak bakım sigortasının mutlak surette yürütülmesinde yerel yönetimlerin sorumlu olmasına inanıyorum.Yerel yönetimler hem sorunu daha yakın hem soruna esnek çözüm üretebilirliği açısından etkindir. Bu konuda yerel yönetimlerin desteklenmesi ve öne çıkarılması gerektiğine inanıyorum. Bu şûranın ülkemiz için son derece yararlı olduğuna inanıyorum. Hem bizim akademisyen arkadaşlarımız, hem de uygulamacılar özellikle STK temsilcileri için son derece yararlı olduğuna inanıyorum.Ve sonuçta sonuçların gerçekten uygulanabilir olacağına inanıyorum çok teşekkür ediyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Dr. Sema Oğlak Hanımefendi’ye çok teşekkür ediyoruz. Evet, sayın üyeler de-ğerlendirme yapan arkadaşlarımız konuştular. Lehte ve aleyhte konuşmalar yapıldı. Ben değerlendirme sürecine geçmeden önce zamanı hatırlatarak sizlerin onayını almam gereken bir husus var. Devam edelim mi yoksa ara verip yemekten sonra mı bitirmeye çalışalım? Eğer devam edelim derseniz yaklaşık bir saat gibi zaman içinde toparlayabileceğimizi düşünüyoruz. Daha sonrasında sizlere katılım belgelerimiz var. Sonuç bildirisi var, onu okuyacağız ve teşekkürlerle konuşmamın başın-da açılışta ifade ettiğim gibi dönüşler için birkaç saatlik zaman kazanmış oluruz. Şimdi öğleden sonraki birleşimi devam etmek üzere ara vermeden devam etmek üzere oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler, etmeyenler? Ara verelim diyenler? Ara verelim, öğleden sonra devam etsin, diyenler. Evet, ara vermeden devam ediyoruz büyük bir çoğunluk o yönde. Birkaç arkadaşımız sadece ara verelim şeklinde bir talep yönetiyor.Ara vermeden devam ediyoruz. Şu anda yazılı önergelerimizi almış bulunmaktayız. Konuşmalardan da Başkanlığın aldığı notlar çerçevesinde madde üzerinde talepleri size Filiz Hocam aktaracak. Oylarınıza sunacağız. Bu arada Ali Hocam’ın düzeltmek istediği bir husus var ya da hatırlatmak istediği bir husus var. Ona ben çok kısa 1–2 dakikalık söz hakkı veriyorum, buyurun Hocam.
Prof. Dr. Ali SEYYAR
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
Komisyon raporunda lehte ve aleyhte yapmış olduğunuz konuşmaları saygı ile karşılıyorum, teşekkür ediyorum. Kahraman Beyefendi burada mı acaba? Sayın Kahraman Bey, sosyal inceleme raporu bildiğiniz gibi kişilerin sosyoekonomik durumunun incelemeye matuf bir rapordur. Biz, onun bundan sonra gerek kalmayacak bir şekilde yeni bir düzenlemeye gitmiş bulunmaktayız. Çünkü artık bakıma muhtaçlığı yoksulluk şartına bağlamak sureti ile ortadan kaldırmış bulunmaktayız. Bakım sigortasını yeniden tesis etmek sureti ile dolayısıyla bu bakıma muhtaçların lehine olacaktır. Diğer taraftan bakım heyetinde sosyal hizmet uzmanlarımız halen yer almaktadır. Herhangi bir sosyal hak kaybına uğramamışlardır. Ömer Bey’in teklifine, bakıcı aile fertleri sosyal güvenlik kapsamına alınması noktasında ben destek veriyorum. Her ne kadar raporda yer almadı ise de.Yalnız bakım sigorta-sının ihdası ile birlikte tedrici olarak bu sosyal hakların hayata geçirilebileceğine inanmaktayım. Çünkü reel bir ortamda Türkiye’de bakım sigortasının kurulması bile büyük bir başarı olacaktır.
Değerli arkadaşlar özel hayatımdan bazı özel hatıraları dile getirmemin sebebi bu alana niçin bu kadar duyarlı olmamı hatırlatma bağlamındadır. Yoksa kendimi övmek adına asla değil. Beni tanıyanlar zaten biliyorlar. Ama bazı acı hatıralar insanın bu alana kaymasına güzel bir vesile olduğu için, siz değerli özürlü arkadaşlarımıza destek verdiğimizden dolayı hepimiz için bence soysal bir fayda sağladığını düşünüyorum. Daha güzel bir ortamda yaşamış olsaydım ben mutlaka başka bir alanda bilim faaliyetlerimi sürdürmüş olacaktım. Genel anlamda komisyonumuzun çalışmaları olumlu hasıl oldu. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim. Özellikle komisyon üyelerindeki o harmoniyi yaşadığımdan dolayı bana her türlü desteği verdiğinizden dolayı ileri bakım sigortasının ihdasında ben sizleri hatırlaya-cağım ve bu hepimizin başarısı olacak, teşekkür ederim.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederim, Sayın Başkan moral verdiniz, teşekkür ediyoruz. Şimdi değerlendirmelere geçiyoruz. Şûra üyelerimiz lütfen salonu terk etmesinler. Arkadaşlarımız çağırsınlar dışarıdaki arkadaşlarımızı. Kısmen ihtiyacı var olanlar çıkıp hızlıca gelsinler. Çünkü katkı bekliyoruz arkadaşlarımızdan. Görevli arkadaşlar uyarın tekrar çıkmışlarsa salona gelsinler.
Evet, birinci madde de bir teklif var. Filiz Hocam buyurun.
Prof. Dr. Filiz CAN
(Divan Başkan Yardımcısı)
Aynı kalması zorunda, özürlünün yaş sınırlaması olmadığı için bakıma muhtaç özürlü bir tanımlamadır. Tanımlamalar herhangi bir karışıklığa sebebiyet vermemesi için net olmalıdır.Tanımlamanın aynen kalmasında bir sakınca yoktur gibi bir önerge var. Şu anlamda bir önerge diye Başkanlık algılıyor. Bakıma muhtaç özürlü ifadesi yer alıyor biliyorsunuz yönetmeliklerde, ilgili maddelerde ancak komisyonun teklifi bakıma muhtaç birey olarak değiştirilmesi yönünde teklifte. Bakıma muhtaç birey geniş bir anlam yüklendiği için özürlü ifadesinin kullanılması yani bakıma muhtaç özürlü tanımının orada kalmasının daha amaca hitap eden, tanımlayan, özürlü bireyi kast eden bir tanım olduğunu ve dolayısıyla kalması gerektiği yönünde bir teklif. Bu teklifin üzerinde Komisyon Başkanın değerlendirme yapmasını ben uygun gördüm.Yerinizde de yapabilirsiniz Hocam mikrofonla, nasıl isterseniz.
Prof. Dr. Ali SEYYAR
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
Değerli arkadaşlar bakıma muhtaçlığa yol açan bir sürü faktör vardır. Bunlardan bir tanesi ağır derecede özürlü olmaktır, ancak ileri derecede yaşlı olmanın bir neticesi olarak da insanlar bakıma muhtaç hale gelebilir. Biz burada yaşlıları da bakıma muhtaç yaşlıları da dahil etmek sureti ile bu hizmetlerden yararlanabilecek sosyal kesimin, muhataplığımızın alanını genişletmek istiyoruz. Dolayısıyla bu daralma demek yaşlıları ihmal etme anlamına gelebilir. Dolayısıyla bilim dünyasında da yaşlının da bakıma muhtaçlığa yol açabileceği kabul edilmektedir. İleride demokratik yapıyı dikkate alacak olursak yaşlılık bağlamında bakıma muhtaçlık konusunu da sosyal güvence kapsamına almamız gerekiyor. Dolayısıyla bu tanım bir öneri olarak kalsın mevcut tanıma zenginlik getirmektedir. Dolayısıyla herhangi bir hukuk ve hak kaybı söz konusu değildir arkadaşlar.
Prof. Dr. Filiz CAN
(Divan Başkan Yardımcısı)
Teşekkür ederim, öneri sahibinin de bizi aydınlatması için birkaç söyleyeceği şey var, mikrofonu verelim.
Prof. Dr. Ali SEYYAR
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
Bakıma muhtaç yaşlının tarifi, bunlara ilişkin yaşlılarımız zaten sosyal güvenlik kapsamına alınmış vaziyettedir. Dolayısıyla şu anda zaten Özürlüler Şûrası yapılmaktadır. Özürlüler ile ilgili bir çalışma yapılıyor ve nettir aslında hukuken herhangi bir karmaşaya sebebiyet vermemekte; çünkü bu arada Çocuk Esirgeme Kurumunun faaliyetleri de var.Yani bakıma muhtaçlar nereye gidiyor? Çocuk Esirgeme Kurumuna. Orada ifade çok net olmalıdır. Hukuk dilinde de net olmalıdır. Bu nedenden dolayı kaldırılmasını talep ediyorum ben.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Peki, teşekkür ederim. Eğer çok fazla uzatmadan bu taraftan bir, bu taraftan bir, Ömer Bey ve Sema Hanım aynı şeyleri söyleyeceksiniz herhalde.
Dr. Sema OĞLAK
Ben bakıma muhtaç birey kavramının kalmasından yanayım bunlara yaşlıların da eklenmesinden yanayım. Çünkü zaten mevzuatta da bakıma muhtaç özürlü de kronik hastalığa bağlı özürlülük durumundan bahsedildiği için bu şekilde sadece özürlüler diye bırakırsak tanımın çok dar olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla yaşlılık, özürlülük, yaşlılığa bağlı kronik hastalıklar bakıma muhtaçlık gerektirdiği için özürlülük kapsamı içersinde değerlendirilmesinden yanayım.
Prof. Dr. Filiz CAN
(Divan Başkan Yardımcısı)
Teşekkür ederiz, Ömer Bey de bir katkı sunsunlar, ondan sonra oylamaya geçelim.
Ömer KOÇ
Komisyonumuzda bir bakım sigortası ihdasını öngörüyoruz. Bakım sigortası ihdasında primli ödeme söz konusu, bu ödemeler özürlü olan, olmayan ayrım olmaksızın bütün çalışanlar ya da sosyal güvencesi olanlar için yapılacak olan prim kesintilerinden oluşturulacak bir sigorta ihdasıdır. Bu önerge gerçekleşirse kişilerin özürlükten dolayı bakıma muhtaçlık ya da farklı sebeplerden dolayı bakıma muhtaçlık zaten yapamayız. Çünkü bu hak edilmiş bir prim ödemesi sonucu hak edilmiş bir hizmet alımıdır. Bu nedenle bu şekilde bakıma muhtaç birey tanımının kalmasının tam karşılayacağını düşünüyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederiz. Anlaşılan komisyon diyor ki; biz, getirilecek olan bakım güvence sistemi ya da daha Türkçe ifadesi ile bakım sigortası kapsamında birey olarak yer alırsa herkesi kapsayan daha rahat hareket alanı sağlayan bir madde olduğu için bunu böyle değerlendirdik ve bu maddeyi bir mutabakat içerisinde aldık. Dolayısıyla biz bu konuda şu anda müdahale etme anlamında değil ileriye yönelik bir teklif olarak değerlendirilmesini daha doğru olduğunu düşünüyoruz. Kalmasından yanalar. Ama ben yine oylarınıza sunayım hazır hali ile kalması konusunda. Genel irade ortaya çıktı, Gürdal Bey herhalde anlaşıldı mutabıkız. Hukuken tabi savunma şöyle olduğu için yeni bir hukuki kapsamında ele alınacak anlamında böyle bir amaca mahsup olduğu şu ana hitap eden bir düzenleme değil.Ya da bir teklif değil bu bir öneri değil. İleriye yönelik bir hukuki düzenleme kapsamında değerlendirilecek deniyor. Ben bu anlamda yine de oylarınıza sunayım.
Mevcut hali ile kalsın diyenler lütfen işaret buyursunlar, peki önergeyi kabul edelim diyenler, değiştirelim diyenler? Mevcut halinin kalması yönünde büyük bir çoğunluk var.Teşekkür ederim. Evet, ikinci ve üçüncü maddelerde daha önce birinci komisyonda Filiz Hocam açıklamayı diğer maddelerde yapmak üzere bunu hemen hızlı geçelim. İkinci ve üçüncü maddelerde birinci grubun bakım hizmet türlerinin bakım güvence ve finansman komisyonunda yer almasını teklif ettiği maddeler var. Bu iki maddenin içerisine o zenginleştirmeyi de katalım yönünde bir bizim tespitimiz vardı. İzin verirseniz gerek bu tespitimizi gerekse bir bütün olarak diğer komisyonların da bu komisyon kapsamında değerlendirilsin diye maddelerini çıkarttığımız ve bu komisyon kapsamında bu komisyon kararları kapsamında yer almasını uygun gördüğünüz maddeler için bir bütün olarak komisyona yetki verelim.Ve düzeltmelerle birlikte en son oylayalım. Dolayısıyla böyle bir teklif var ama onu en genel şekli ile yetkilendirip öyle geçelim diye düşünüyorum. Çünkü diğer maddelerde de var onun için de geçiyorum. 7’nci madde Filiz Hocam açıklama yapsın. Önerge nedir?
Prof. Dr. Filiz CAN
(Divan Başkan Yardımcısı)
7’nci madde için iki öneri var. Bir tanesi konunun eğitim komisyonunda ele alındığı yolunda mükerrer olmaması için bu maddenin çıkarılması gerektiği, ikincisi de bu maddenin ikinci komisyonla örtüştüğü yolunda hatta aynı şey 8’inci madde için de söyleniyor.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Sabrınızı zorluyoruz ama atıf bulunan komisyonun maddesini de tekrar hatırlatmış olayım ki yeteri kadar anlaşılsın ve sağlıklı bir karar vermiş olalım. İlgili maddeyi bulalım ondan sonra sizin görüşünüzü alacağız hocam. Gürdal Bey ben de onu düşündüm ama tekrar o komisyonu toparlayalım ama o komisyon kararları haline getirmek zordur, sıkıntılıdır. Dolayısıyla burada yer alan madde eğer sıkıntılı değilse mevcut hali ile kalsın diye ben bir düşünceye sahibim, onun için bunu bilgilendirmeye çalışıyorum. Anlaşılan hem fikiriz o zaman bu önergeyi geri çekiyoruz.Teklif sahibi geri çektiğini söylüyor o zaman geçiyoruz bu şekli ile kalıyor. Teşekkür ederim.
8’de başka bir önerge yok. 9’uncu maddeye geçiyoruz, maddenin kaldırılması yolunda talep var. İki talep gerekçe olarak da sertifikalı bakıcı personelin özel bakım merkezine bağlı olmaksınız çalıştırılması, sigortasız personel çalıştırılmasını gündeme getirebilir. Ayrıca mevcut uygulamada özel bakım merkezlerinde oluşturulan evde bakım hizmet birimi bünyesinde hazırlanan bireysel bakım planı ve bakım raporu doğrultusunda bakıcı personel tarafından hizmet sunulmaktadır. Bu hizmetin nasıl verildiği meslek elemanlarından oluşan evde bakım hizmet birimi tarafından kontrol edilmektedir. Bu nedenle bakıcı personelin bağımsız olarak çalışması uygulamada sıkıntı yaratabilir deniyor. Aynı şekilde de meslek elemanı statüsü verilmeyen bir unvana böyle bir yetkinin verilmesi kalitenin düşmesine ve suistimallere yol açacaktır. Maddenin kaldırılması gerekçesi var.Yine bir bu maddenin kaldırılması yönünde bir talep var.Ya da deniyor ki; madde kaldırılmalı olmazsa başka bir şekilde değiştirilmeli deniyor. Değiştirilmiş şeklini okuyorum; evde bakım hizmetleri ve çok yönlü hizmetleri disiplinleri içermesi nedeni ile sertifikalı olsa da kendi adına çalışan bakıcı elemanın evde bakım hizmeti vermesi ancak SHÇEK’ten yalnızca öz bakıma yönelik hizmet verebilecekleri yönünde bir hizmet sözleşmesi ile mümkün olabilir.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Evet, Dr. Sema Hanım’ın bu konu ile ilgili teklifi. Komisyon bir değerlendirme yapacaksa hemen alalım.
Dr. Sema OĞLAK
Bu maddeyi çok önemsiyorum. Teori ve pratik anlamda problemler dile getirildi. Şimdi pratikte biz ne istiyoruz, sloganımız neydi? Bütün bakıma muhtaç fertlere ve bakıcı aile fertlerine yönelik, onların bakım yükünü hafifletecek evde bakım modelini geliştirebilmek. Lütfen bu temel hedefimize yönelik olarak bu maddenin kaldırılması değil. Bu maddenin daha işlerlik kazanabilmesi yönünde yönetim mekanizmalarının sertifikalı eğitim programlarında daha nitelikli olabilmesi, SHÇEK çatısı altında olabilmesi yönünde teklif getirin.Aksi takdirde alandaki bakıma muhtaç kişilerimiz, evde bakım hizmetlerinden mahrum edilebilir diye kaygılarım var.Yoksa bütünü ile kaldırmak değil. Bu maddenin işlerlik kazanabilmesi yönünde bana alternatif çözümler getirirseniz işimizi kolaylaştırmış oluruz. Teşekkür ederim.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Evet, Sema Hanım buyurun. Görevli arkadaşlar.
Dr. Sema OĞLAK
Evde bakım konusunda yetişmiş bakıcı elemanı diyelim ki; üç aylık süre içinde yetişmiş bir bakım elemanının kendi adına çalışabilmesi birçok tehlikeleri beraberinde getirir. Çünkü evde bakım birçok disiplini içeriyor; sağlık bakımı var, fizik bakımı var, fizik tedavi var. Dolayısıyla bütünsel olarak evde bakım konusunda yetki verilmesinden yana değiliz ama tamamen de kaldırılmasın. Sadece öz bakım konusunda hizmet sunacağı konusunda SHÇEK’le hizmet anlaşması, hizmet sözleşmesi yapılsın yönünde görüş bildiriyorum. Çünkü çok tehlikeli olabilir.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederiz. Önerge sahibi Sema Hanım, Gürdal Beyin de paralelinde önergesi var.
Dr. Sema OĞLAK
Sayın Başkanım, bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Biz bakım hizmetini evde sunacak personelin evde tıbbi bakım ya da fizik tedavi vermesini öngörmüyoruz.Tamamen öz bakım ihtiyaçları ile ilgili hizmetleri sunmasını istiyoruz. Dolayısıyla şu andaki mevcut uygulamada 3,5 aylık bir sertifika programında geçmiş personelin bu hizmeti vermesini istiyoruz.Tabii iki anlamda sıkıntı yaratabilir. Bu uygulamaya o anlamda karşı çıktım. Bunlardan birincisi, herhangi bir yere bağlı olmaksızın bu bakıcı personelin çalıştırılması, sigortasız personel çalıştırılmasını gündeme getirebilir. Bu da uygulamada farklı kurumların problem yaşamasına neden olabilir. Biz zaten bakıcı personelin belli ekip anlayışı içinde, multidisipliner anlayışla farklı mesleki unvanlara sahip kişilerin denetimi ve gözetiminde bu hizmeti vermesini öngörüyoruz.Yani evde öz bakım hizmetini sunacak ama evde bakımı, özel bakım merkezlerinde oluşturulan, evde bakım hizmet birimlerindeki mesleki personelin denetim ve gözetiminde bu hizmeti verecek. Dolayısıyla 9’uncu maddenin kaldırılmasını talep ediyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Evet, o zaman arkadaşlar yeteri kadar tartıştık. Ben önerileri tekrar netleştirmek üzere bilgilerinize sunuyorum. Birincisi kaldırılması yönünde biraz önce değerlendirme yaptı Gülten Hanım. İkincisi yine Gürdal Bey’in bu paralelde teklifi var. Üçüncüsü ise Sema Hanım diyor ki; evde bakım hizmetleri çok yönlü ve disiplinleri içermesi nedeni ile sertifikalı olsa da, kendi adına çalışan bakıcı elemanın evde bakım hizmeti vermesi ancak SHÇEK’ten bakıma yönelik hizmet verebilecekleri yönünde bir hizmet sözleşmesi ile mümkün olabilir. Bunun mantığına ben kişi olarak katılıyorum. Sebebi siz eğer ben bakım sertifikasına sahibim dolayısıyla bu hizmeti veririm diye bir kurumla irtibatlandırmazsanız, sorumluluk adına ve sorgulama adına, denetim yapma adına bir boşluk oluşturmuş olursunuz. Dolayısıyla, Sema Hanım’ın bu teklifine ben de katıldığımı söyleyeyim. Kişi olarak söylüyorum, fikrimi söylüyorum ve bu yönde düzeltilmesine ben de katılıyorum. Efendim, yeteri kadar tartışıyoruz ama detaylandırırsak bu komisyon tartışmasına dönüşmüş olur, ben anlayışınızı istirham ediyorum. Divandan arkadaşımız, buyurun siz de elbette görüş belirteceksiniz.
Prof. Dr. Şafak S. KARAMEHMETOĞLU
(Bakım Hizmet Türleri Komisyon Başkanı)
Teşekkür ederim. Aynı zamanda komisyon üyesi olarak atıfta bulunmak istiyorum. Zaten burada bahsedilen sertifika kısmı SHÇEK’e bağlı hizmet verecek bakıcı personelin alması gereken bir sertifika olduğu anlamında yazdığımız bir madde olduğunu düşünüyorum.Yani Sema Hocamınki ile paralel tıbbi bakım yapacak personel sertifikası verilmiyor, o kişilere direkt olarak zaten evde öz bakım gereksinimlerini yapacak olan SHÇEK’in vereceği ve o eğitim modellerinin belirlendiği kurs düzeneği içersinde alınacak. Sertifika doğrultusunda alınacak bir sertifikanın kırsal bölgelerde ve önemle üzerinde durduğumu konu anlamında da burada verilmesi planladığımız nasıl ki evde annenin, babanın ya da akrabalardan birinin baktığı gibi onlara verilmesi planlanan sertifika aynısını verip tıbbi müdahaleler gerektirecek sertifikalarda, gerekli kursları geçtikten sonra alacak kişilere ayrıca verilebilir. Ama tabii kurumsal bir bağ oluşması yönünde komisyonumuzda teklifi vardı.Tamamen sadece öz bakım gereksinimleri ve annenin baktığı gibi bir anlayış ile yazılmış sertifikadan kastımız o.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederim. Ömer Bey son bir cümle ile siz de katkıda bulunun. Ondan sonra oylara sunacağım çünkü.
Ömer ALIÇCI
Sayın Başkan, bu metinde söylenmek istenen galiba çok net anlaşılamadı. Burada istisnai bir durum söz konusu. Burada küçük şehirlerde ya da yerleşkeler-de hizmete ulaşamayan kesimlere istisna olarak, o bölgede yaşayan insanlardan özellikle gençlerden, yöre halkından bakıma muhtaç olan örneğin, bir köyde 2-3 kişi var ise ve sosyal hizmetlerin ve bakım elemanlarının buraya ulaşmalarının güçlüğünü de göz önüne alarak ki bu bir gerçek, biz biliyoruz, aynı şekilde evde bakan bakıcılara aile bireyi akrabaya verilen bakım sertifikası niteliğindeki bu kişiler yeterli olarak kabul edilip biz onlara zaten emanet ediyoruz.Aynı içerikteki bir sertifika ile istisnai durumlarda sosyal hizmetlerle bir sözleşme yapacağı metinde var.
Bunlar başına buyruk olarak çalışmayacaklar. Bunlarla yapacakları protokol çerçevesinde ve ayrıca öngörülerden, bir değerlendirmeden bahsediyor heyetler. Zaten bu değerlendirme ile ilgili değil bu düzenleme değerlendirmeyi yine sosyal hizmetler yapacak. Bu sadece hizmet sunumu ile ilgili. Hizmet sunumu konusunda da sosyal hizmetlerin sunacağı hizmetlere destek olarak anlayabileceğimiz, algılayabileceğimiz bir uygulamadır.Ve ben istisnai olarak kırsal bölgelerde, küçük yerleşkelerde çok faydalı olacağına inanıyorum. Bir diğer engel de sigortasız çalıştırma gibi bir söylem çıktı. Şimdi bu bir teferruattır. Hepimizin bildiği gibi ülkemizi, sınırlarımızı emanet ettiğimiz askerlerimize destek olan köy korucuları bile sigortasız çalışıyorlar. O nedenle sigortalı çalışıp çalışmadığını biz teknisyenlere, uzmanlara bırakalım bu bir teferruat olarak kalsın ama diğer konuda hizmet sunumu konusunda çok faydalı olacağına inanıyorum.Teşekkür ederim.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederim. Arkadaşlar, Sema Hanımın dikkat çektiği noktayı ben de bir kez daha hatırlatmış olayım. Sosyal Hizmetler Kurumunun denetiminde, gözetiminde sadece öz bakıma yönelik bir hizmetin sunulmasının altı çiziliyor. Ben de bunun doğru olduğunu kişisel olarak düşünüyorum. Dolayısıyla önergenin bu yönü ile kabul edilmesine şahsi kanaatim olarak katılıyorum.Ve dolayısıyla mevcut halinden eğer dikkat ederseniz, farklı olan şey zenginleştiriyor. Burada öz bakımı ve sosyal hizmetlerin de güvencesi altındaki zenginliğini artıyor. Ben Sema Hocamın önergesi şeklinde maddenin düzeltilmesini oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler, etmeyenler? Kabul edilmiştir, teşekkür ederim. Evet, diğer madde Filiz Hocam buyurun.
Prof. Dr. Filiz CAN
(Divan Başkan Yardımcısı)
Madde 10’a bir katkı var. Madde 10’da, bakım hizmet elemanı yerine bakım yöneticisine yer verilmelidir. Deniyor ki bu ifadenin Almanya, Amerika ve Japonya ülkelerinde geçerli olduğu ifade ediliyor. Bakım yöneticisi, bakıma muhtaç bireyin bakım gereksiniminin belirlenmesi, bakım planının yapılması, uygulamanın denetimi, aile ile kuruluş arasındaki işbirliğini sağlayacak bütünsel bakım yönetimini sağlamakla yükümlüdür. Buna karşılık bakım yöneticisi; çoğunlukla hemşire veya potansiyel çalışmacı olabilmektedir şeklinde bir önerge.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Evet, komisyonun önce bu önergeye karşı değerlendirmesini alalım. Komisyon önerge sahibi misiniz?
Prof Dr. Ali SEYYAR
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
Çalışma arkadaşlarımız son derece duyarlı, bakım heyeti kavramı var zaten. Bakıma muhtaçlık yönetmelik düzenlemesinde, bunun uluslararası literatürde bakım yönetimi, dolayısıyla benim önerim; belki o kavram açısından bakım hizmet elemanı diye diğer yukarıdaki ifadelerin hepsinin içeriğinin bakım hizmet elemanı yerine bakım yöneticisi olması şeklinde. Bakım yöneticisinin temel misyonu; bireyin bakım gereksinimi tanımlamak aile, kuruluş ve birey arasındaki iş birliğini sağlamak, denetlemek anlamında önemli bir misyonu var. Kabul edilmiş bir ifadedir “care management”. Bizde ortak bir ifade olsun diye bakım hizmet elemanı diye bakım yönetimi diye, görüşlerimi bildiriyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Komisyonun da değerlendirmesini alalım.
Dr. Sema OĞLAK
Efendim bu olayı fiilen bakım hizmeti yapan kişiden ziyade, bakım sistemini III. Özürlüler Şûrası İstanbul 2007 organize eden, yönlendiren, koordine eden bir manager’dir. Yani bir işletmecilik mantığı ile ele alınmış bu konu. Bahsettiğiniz ülkelerde bakım hizmetleri tamamen özel sektör çerçevesinde yürütüldüğü için işletmecilik yönetmeliği orada hakimdir. Bakım yönetimi ve organizasyonu kavramları buradan çıkmıştır. Dolayısıyla bakım yöneticisi bir bakım merkezinde bakım hizmetlerini koordine eden bir kişidir. Biz burada bunu kastetmedik. Biz burada; aile fertlerinin de bakım kurslarına katı-labilmesi yönünde bir açılım sağlanmasını istedik. Aslında, bu 10’uncu maddede başlayan cümle 9’uncu maddenin devamı mahiyetindedir. Ama şöyle yapabiliriz, bakım merkezlerinde modern bakım ve organizasyonu şekillendirecek, bakım yöneticisi mesleği veya oluşumunun da zemininin hazırlanması gerekir dememiz lazım. Şu var bakım sigortası özel sektörü tercih edildiği andan itibaren, bakım merkezleri bu anlamda kendini zaten geliştireceklerdir. Bakım sektörünün özel sektöre verilmesinde böyle güzel açılımları da olacaktır zaten. Dolayısıyla ben şahsen bakım yönetimi ile bakım hizmeti sunan kişi arasında fark olduğunu düşünüyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Evet, teşekkür ederim. Sema Hanım teklifiniz aynı şekli ile kalsın mı diyorsunuz? Yani değişik bir öneri bende onu algıladım, ancak başka türlü de düzenleme yapılabilir. Belki bir başka madde halinde düzenleme yapılır ya da komisyonu yetkilendirelim. Bu amacı da eğer mümkünse hizmet edecek bir düzenleme yapılabilirse iyi olur. O anlamda teklifini geri alıyor Sema Hanım, teşekkür ederiz. Filiz Hocam buyurun.
Prof. Dr. Filiz CAN
(Divan Başkan Yardımcısı)
Bir önerge 11’inci madde ile 12’nci maddenin birleştirilmesi yolunda gerekçe verilmemiş ama belki Gürdal Beye sorabiliriz. Gerekçenin herhalde birbiri ile ilintili olması şeklinde düşünüyorum ben.
“Teklif sahibi maddeleri birleştirelim” diyorlar. Maddelerin birleşmesi ya da birleşmemesi önemli değil ama önemli olan anlamın orada olması diye düşünüyorum. Ama eğer çok önemli bir fark yoksa anlam kayması yoksa kaladabilir. Ama çok önemli bir açıklama yapmak isterlerse Gürdal Bey 11 ve 12’nci maddenin birleştirilmesi yönünde önerge var.
Gürdal GÜMÜŞ
İkisi de hemen hemen aynı birbirini bütünleyen olduğu için ikisi bir arada yer alabilir düşüncesi ile birleştirilsin.
Prof. Dr. Filiz CAN
(Divan Başkan Yardımcısı)
O zaman biz bunu komisyona havale edelim yine onlar zenginleştirsin. Biz bu önerimizi dikkate almak adına bir bilgilendirme şeklinde ele alalım. Önerimizi geri çekiyoruz komisyonu bilgilendirmiş olduk. Peki, komisyon bilgilenmiş oldu genel yetki çerçevesinde komisyon herhalde ve gerek görürse müdahalede bulunur. Önemli olan bizim için şûra kararı içerisinde arzu edilen, hedeflenen hizmetlerin sunumuna yönelik bir teklif. Teşekkür ederim.
13’üncü maddenin değiştirilmesi yönünde önergeler var. Bir önergede; bakıma muhtaçlığın artması ve onlara verilecek hizmetlerin çok yönlü olması, hizmetin bir bütün olarak verilebilmesi için sağlık ve sosyal hizmetlerin sorumluluğu tek çatı altında birleştirilerek ve Sağlık Bakanlığı’nın yeniden birleştirilmiş vizyon sorumlulukla Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı olarak isim değiştirilmesi. Bir diğer önerge bakım güvence sistemi ve finansmanı raporunun 13’üncü maddesinde “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun kurumsal kapasitesi arttırılmalı, gerekli insan kaynağı ve finansman sağlanmalıdır” önergesinde yer bulan gerekli insan kaynağının sağlanması konusunda SHÇEK,Türkiye İş kurumu ile yapacağı iş birliği veya protokolle SHÇEK’in nitelikli bakım elemanı alımında ihtiyaç duyduğu ve gelecekte ihtiyaç duyabileceği nitelikli insan kaynağı veya açığı ihtiyacı, İŞKUR tarafından desteklenen aktif istihdam tedbirleri kapsamında düzenlenen, iş gücü yetiştirme kurslarında yetiştirilerek, SHÇEK’in nitelikli insan kaynağı ihtiyacı karşılanabilir. Nitelikli eleman konusundaki giderler İŞKUR tarafından karşılanabilir. Bu bağlamda SHÇEK’in gerekli insan kaynağı sağlanmalıdır önerisine, İŞKUR ile işbirliği yapılarak nitelikli insan kaynağı karşılanmalıdır, ibaresinin eklenmesini rica ediyorum.
Birinci önergenin Sağlık Bakanlığı bünyesinde yapılanması yönünde bir teklif var. İkincisinde ise, maddede yer aldığı şekli ile katkı sunmak üzere İŞKUR’un bu katkıyı sunmasına işaret eden bir ilave yapılması teklif ediliyor. Bu çerçevede komisyonun açıklama ihtiyacı varsa buyurun bir açıklama yapın.
Nurullah DAVUTOĞULLARI
Sayın Başkanımız, bizim son yıllarda yapmış olduğumuz reform çalışmaları çerçevesinde sosyal güvenliği tek çatı altında topladık. Sosyal güvenlik, sosyal sigorta ve sosyal hizmet yardımlarının birlikte değerlendirdiği bir yapı arz ediyor. Dolayısıyla, Sağlık Bakanlığı içerisinde sosyal yardımın, sosyal güvenlik kısmından alınıp birleştirilmesi şu andaki bizim hem kalkınma planlarında, hem hükümet planlarında olan yapıya uygun değildir, rasyonel de değil.Tek çatıdan birleştirilmekten amaç, sistemin rasyonel esaslara göre etkin şekilde işlemesi. Bu anlamda bu önergenin, bu konularda çalışmış bir insan olarak yararlı bir şey sağlamayacağı kanaatindeyim. Genel kurula bilgi arz etmek isterim.Teşekkür ederim.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederim. Komisyonumuzun genel kurulun değerli üyeleri, Devlet Planlama Teşkilatı’nın çok değerli temsilcileri burada. O anlamda açıklamayı bu çerçevede de değerlendirdiğimizde bir önceki komisyon çalışmalarından da yine hatırlatmakta fayda görüyorum. Sosyal Hizmetler Bakanlığının kurulması teklif edilmişti birkaç maddede hatırlarsınız. Birleştirilmesi, koordinasyonun daha et-kin sağlanmasına yönelik tekliflerdi. Bizler de komisyonun ifade ettiği gibi Devlet Planlama Teşkilatı, Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, sağlık ve sosyal hizmet alanları bir bütün olarak devlet yetkilileri olarak da 10 yıllık stratejilerimizde, planlarımızda bu sürecin medikal süreçten farklı bir sosyal hizmet alanı etkinliği içerisinde ele alınacağını değerlendirerek stratejiler geliştiriliyor.
Dolayısıyla bakım güvence sistemleri kapsamında verilecek olan hizmetler sosyal hizmetler kapsamında değerlendirilip, medikal boyutundan farklı sosyal, psikolojik boyutunun da güçlü olarak verildiği, farklı bir yapı üzerinde yoğunlaşıyor. Ama önümüzdeki süreçte, eğer Sağlık Bakanlığı’nın da yeniden gözden geçirilmesi ve bu yapıya dahil edilmesi ya da bu yapının orayla birleştirilmesi gibi bir gelişme sağlanırsa, o devletin iradesinin ileride nasıl oluşturulacağına yönelik bir süreçtir. Onu biz şimdiden değerlendiremeyiz, ama genel bilimsel yaklaşım ya da genel uluslararası gelişmiş ülkelerdeki örneklerde bu yönde olduğu için Devlet Planlama Teşkilatı’nda aynı zamanda görevli olan arkadaşımız bu komisyon üyesi ve açıklamalar yaptılar. Biz de çalışmalara bu yönü ile baktığımızda altını çizerek sizi bilgilendirmek istiyorum. Ama burada amaç önemli olan bu hizmetlerin, etkin süreçte koordinasyonun çok iyi sağlandığı ve etkin bir süreçte verilmesine yöneliktir. Uygun görürseniz etkinliğinin arttırılmasına yönelik tedbir alınması eğer ifade edilecekse, bu amaca hizmet edecekse bu yönde bir ifade kullanalım. Ama direkt adres göstermek önümüzdeki planlama süreci açısından sıkıntı olabilir. Bu açıdan Sema Hanım’a son olarak bir söz vereyim. Teklifinizi bu anlamda revize etmeyi düşünür müsünüz yoksa, oylamalara mı geçelim.
Dr. Sema OĞLAK
Sosyal yönüne odaklanırsak, bakıma muhtaç bireyin sosyal ihtiyacı yanında, sağlık ihtiyacı olduğu için bir bütün birbirinden bağımsız ve zaman kaybı ve geciktirecek sistemler içerisinde verilebileceği için amaca uygun olmayacağını düşünüyorum. Entegrasyonun sağlanması açısından, bütüncül bakış açısından her ikisinin aynı kişi, yetki tarafından, sorumluluk sahibi kurum tarafından verilmesinin yararlı olacağı inancındayım. Ama tabii ki bu nasıl revize edilebilir onu tekrar gözden geçirebiliriz. Bir ütopik bir görüş olabilir.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Hem bir meslektaşınız olarak, sağlık sisteminin içerisinden gelen bir arkada-şınız olarak hem de sosyal taraflarda özürlülük alanında ki birikimlerimle söylüyorum. Şu anda mevcut hali ile Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan evde bakım hizmetleri, tıbbi bakım anlamındaki medikal bakım hizmetleri sürdürülmekte ve bizim Özürlüler Kanunu kapsamında bugün şûra gündemimize taşıdığımız, özürlülerin Sosyal Hizmetler tarafından sunulan bakımlarına yönelik bir bakım hizmetleri sürdürülmekte. Dolayısıyla bir bütün olarak, bakıma muhtaçlığın yeniden sorgulanıp yeni bir süreçte, koordinasyon içerisinde ve daha etkin bir süreçte verilmesine yönelik tedbirler dersek hepsini kapsar. Bu, ileriye yönelik bir teklif. Zaten bugünü şekillendirmiyor, şu anda yasalarda değişiklik yapmıyoruz. Öneriye yönelik yasal çalışmalarda, projeksiyonlarda, politikalarda, stratejilerde bir ışık olacak diye düşünüyorum. Bu yönü ile de kabul görüyor, teklif sahibi de katılıyor. Bu yönü ile komisyon bir zenginleştirme yaparsa kabulümüzdür.Teşekkür ederim.
Evet, bir başka teklif İŞKUR’un mevcut maddede olduğu hüküm var deniyor ki; bu sürece İŞKUR katılsın. Ancak İŞKUR katılır, Milli Eğitim Bakanlığı katılır, başkaları katılır, önemli olan bu amacın oluşturulması değil midir.Yani bu amacın hayata geçirilmesidir. Bu süreçte ilgili kurumlar, burada kurum ifade edilmediği için arkadaşlarımızı haklı olarak söylüyorlar. Ancak, Feridun Giresun bir açıklama yapacaksa buyurun. Amaç, tespit doğru, fakat katılım konusunda İŞKUR’a işaret ediyorsunuz. Onun dışında da kurumlar katkı sunabilir. Çünkü katkı da sunmalıdırlar. Buyurun.
Feridun GİRESUN
Sayın Başkan, değerli şûra üyeleri İŞKUR’un 2003 yılındaki kuruluş kanunlarında yapılan değişiklikle, aktif ve pasif istihdam tekliflerinin uygulanması ile ilgili görevlerde kendisine verilmiştir. Bu bağlamda, ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücü açığının giderilmesi ve İŞKUR’un sağlamış olduğu finansmanlarla karşılanması İŞKUR tarafından yerine getirilmektedir. Bu bağlamda 2007 yılı içerisinde yaklaşık 1000’e yakın proje desteklenmiştir. Bu şûrada gerek kamu kuruluşlarının temsilcilerinin, gerek özel sektör temsilcilerinin, gerekse sivil toplum temsilcilerinin üzerinde ortak görüş olarak bildirdikleri hususlardan bir tanesi adına, ister bakım elemanı diyelim, ister destek elemanı diyelim sonuçta bu konuda işgücü açığının, nitelikli işgücü açığının olduğu konusunda hem fikir olunduğudur.
Bu bağlamda biz İŞKUR olarak taşın altına elimizi sokarak, ihtiyaç duyulan ülkenin bakım ya da destek elemanı, adamı ne derseniz deyin ihtiyaç duyduğu nitelikle işgücü açığının giderilmesi konusunda finansman desteği de sağlamak üzere, finansman desteğini sağlama konusunda, özellikle konumuzun da finansman olduğu göz önünde bulundurularak bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu’nun kurs müfredatı, kurs programı esas alınarak ve bu çerçevede eleman yetiştirerek kısa vadede bu alandaki açığın giderilmesinde katkı sağlaya-biliriz. Elbette ki şûra kararlarında çok güzel kararlar da alındı. Ama bunların büyük bir kısmına bakıldığı zaman gerek Milli Eğitim Bakanlığı’nın gerekse YÖK’ün orta ve uzun vadede bu açığın giderilmesine yönelik kararlardır. Benim buradaki önerim kısa vadede ülkemizin bu alanda ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücü açığının, İŞKUR’un finansal desteği ve SHÇEK’in hatta özel kuruluşların, bu alanda ihtiyaç duymaları halinde onlarla da iş birliği yapmak sureti ile nitelikli iş gücü açığının giderilmesine katkı sağlayabiliriz diye ifade etmek istiyorum.
Abdullah GÜVEN (Divan Başkanı)
Teşekkür ederim. Bu konuda hemen bir hatırlatmada bulunayım. Komisyonda bunu değerlendirmeyi düşünüyor. Herhalde iş birliği yapacak kurumlar yer almamış bu raporda. Bu konuda da bize açılım getirmelerini talep ediyorum. Dolayısıyla bu çerçevede teklifimiz Feridun Bey’den gelmiş. Bu çerçevede değerlendirmek üzere bizim de böyle bir talebimiz var. Diğer maddelerle ilgili de iş birliği yapılacak kurumların işaret edilmesinde fayda var. Böyle bir düzeltmeyi biz komisyondan talep ediyoruz, Ali Hocam komisyon başkanı olarak gerekirse nasıl bir toplantı yaparsanız bilmiyorum ama raporlarda hem bir bütünlük etmesi açısından da gerekiyor. Dolayısıyla bu çerçevede de Feridun Bey’in teklifinin değerlendirilmesinde elbette ihtiyacı gidermeye yönelik fayda var. Benim de şahsi kanaatim bu, buyurun.
Feridun Bey’e çok teşekkür ederim. Çok önemli bir konuya parmak bastı. Bizim acil olarak bakım ihtiyacını karşılayacak binlerce bakıcı personele ihtiyacımız var. İŞKUR bütün illerde teşkilatlanmış yapısına sahip olmak sureti ile bu acil ihtiyacı karşılayacak çok önemli bir teklifte bulundu. Aynen katılıyorum ve bu açılımı bize kazandırdığı için kendisine teşekkür ediyorum.
Teşekkür ederim. Bu önergeyi eğer izin verirseniz, diğer maddelerle ilgili de katkı sunacak sürecin yürütülmesinde yer almasının uygun düşünüldüğü kurumların da yer alacağı bir bütün düzenleme içerisinde yer almak üzere, biz divan olarak da talepte bulunuyoruz. Bu şekli ile oylarınıza sunuyorum kabul edenler? Etmeyenler? Kabul edilmiştir.Teşekkür ederim.
Evet, Filiz Hocam var mı başka madde?
Prof. Dr. Filiz CAN (Divan Başkan Yardımcısı)
14’üncü maddeye çok küçük bir katkı isteniyor. Özel sigorta yerine özel ba-kım sigortası tanımının daha uygun olacağı yolunda bir önerge var. Özel sigorta yerine, özel bakım sigortası.
Evet, burada özel sigorta, maddeyi aynen okuyorum. “Özel sigorta alanında mevzuata uygun olarak bakım sigortası kurulması teşvik edilmelidir” şeklinde yer alıyor. Kasıt aynıdır. Bakım sigortası parantez içerisinde revizyonlarda yer alsın.Yani anlam zenginleştirilmiş olsun diye bir tekliftir bu. Komisyon bunu dikkate alacak. Teşekkür ederim. Bu madde ile bir ihtilaf yok. Buyurun teklif olarak alalım.
Ülkemizde yıllardır faaliyette bulunan Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Fonu’nun bu amaçla kurulduğunu hepimizin bilgisi dâhilindedir. Ancak finansmanın tüm maddelerine baktığımızda Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Fonu’na hiç değinilmediğini ve bu konudaki Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Fonu’nun bakım hizmetlerine, finansman anlamında yapacağı konusunda göz ardı edildiğini, bu bağlamda hem komisyona hem de değerli üyelere bir hatırlatmada bulunmak istedim teşekkür ederim.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Süleyman Bey, bu madde de yer almaz. Çünkü bu, özel bakım sigortası. Bakın biz trafik sigortası yapıyoruz, özel trafik sigortası ya da kaskolar bu çerçevede bu madde oluşturulmuş. Sizin dediğiniz genel finansman konusunda katkı sunması anlamında olabilir. Ama o maddeler bu maddeler değil. Onu düzeltilmesi için söylüyorum. Ayrı bir madde olarak genel finansman açısında değerlendirilebilir. Evet, ama bu madde üzerinde söylüyorum. Onu önerge haline getirin. Genel olarak, genel finansman adına katkı sunmak için olabilir, onu değerlendirebilirler. Ama şuradan buradan demeye gerek yok. Fon oluşturma var zaten. Şu anda siz geç geldiğiniz için o maddeler var diyorsunuz, bir fon oluşturulması var. Sayın Başkanın takdiminde var bir genel fon oluşturulması.Yani orada hangi konularda, hangi kurumlarda katkı sunacağı geniş geniş ifade edilmiyor. Sonradan oluşturulacak. Ben uzatmamak üzere bu maddede bir ihtilaf yok kısacası sadece zenginleştirme üzerine bir mutabakat var ve maddeyi geçiyorum.
Prof. Dr. Filiz CAN
(Divan Başkan Yardımcısı)
Madde 15, bir katkı var. Bakım hizmetinin yaygınlaştırılması açısından bu amaca hizmet verecek
Abdullah GÜVEN (Divan Başkanı)
Evet, komisyon buyurun
Kahraman EROĞLU
Sayın Başkanım ve Genel Kurulumuzun değerli üyeleri herhangi bir sorumlu kuruluş öngörmedik. Ancak 11’inci ve 12’nci maddelere bakıldığında teknik çalışmayı daha sonraki aşamada ilgili kurumlar ortak çalışmayla ortaya çıkarsın düşüncesindeyiz. 15’inci madde de amaçlanan hizmet sunan kuruluşlar örne-ğin, kamuda ağırlıklı olarak SHÇEK sonra yerel yönetimler, özel sektör, vakıflar, dernekler şimdi bu hizmet sunan kuruluşlarında ekonomik rasyonalite anlamın-da hepsinin bir amacı yönelik olarak koordine edilmesi yönlendirilmesi gerekiyor. Bunu kim tarafından nasıl yapılacağı SHÇEK mi yapacak, Sosyal Güvenlik Kurumu mu yapacak, ÖZİDA mı yapacak veya özürlülere ilişkin politikayı Özürlüler İda-resi Başkanlığı mı belirleyecek? Ama genel politikayı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı belirleyecek. Orada ne olacağı hususunu biz teknik komiteye bıraktık. Bunun teknik bir çalışmaya bırakılmasının yararlı olacağı kanaatindeyiz.Teşekkür ederim.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Buyurun teklif sahibi Gürdal Bey. Sanırım, bir açıklama yapacaksa, onu da alalım ondan sonra oylamaya geçelim.
Gürdal GÜMÜŞ
Ben arkadaşıma katılıyorum. Ama bu işin esas mimarı Özürlüler İdaresi Başkanlığı’dır. Herkes Özürlüler İdaresi Başkanlığı’na bakar STK da Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu da. Bu konu ile ilgili olarak ben bu işlerin koordinasyonun mutlak surette Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nda olması gerektiğini düşündüğüm için böyle bir öneri teklif ettim.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Peki, bu teklif ilgili kurumları ilave etmediğimiz için ilgili kurumların yürütme noktasında taraf olacak kurumlar belirlenmediği için, o kapsamda ele alırsanız bize de yardımcı olursunuz.Yani hangi kurumlar.Artık vade konusunda işi uzatmış oluruz ama en azından kurumlar belli olmalı diye düşünüyorum. Burada koordinasyonu Özürlüler İdaresi Başkanlığı’na vermek gibi bir teklif var.Yine Gürdal Bey bu ilgili kurumlar komisyon tarafından ilave edileceği için o kapsamda değerlen-dirileceği için...
Gürdal GÜMÜŞ
Özür dilerim Sayın Başkanım. 12’nci madde bakım sigortasının temel esaslarını ve uygulama takvimini belirleyecek. Bu kurulda Özürlüler İdaresi’nin
T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı
Başkanlığı’nı da, Özürlüler İdaresinin Başkanlığı finansmanını da, bu alanda yapı-lacak tüm çalışmaları içeriyor. Ayrıca 15’inci madde de bu anlamda zikredilmedi.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Peki, ancak bu yönü ile koordinatör bir kurum olarak Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın bu konuda da, bu madde de ifade edilmesi talep ediliyor.Yapılacak çalışma zaten bu konuda bütün maddeler için yapılacağı için bu madde içinde yapılmalı. Ama ben teklif konusunda, teklif sahibi eğer çekmiyorsa oylamaya sunmak durumundayım. Genel düzenleme içinde yapılsın, şimdilik düzenleme yapmış olalım mı diyorsunuz, yoksa teklif olarak mı?
Gürdal GÜMÜŞ
Oylamaya gerek yok başkanım genel düzenlemeye alınsın.
Abdullah GÜVEN (Divan Başkanı)
Peki, teşekkür ederim.
Gürdal GÜMÜŞ
Düşüncemden vazgeçmiş değilim. Koordinatör her zaman Özürlüler İdaresi Başkanlığı olmalıdır.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederim, sağolun. Evet, Bilal Bey olabilir ama amaca uygun bir düzenleme yapılacak. Komisyon da hem fikir. Burada bir muhalefet yok, bir ihtilaf yok. Amaca yönelik teklif sahibi oylasın, diyorsa oylayalım.Yoksa bilgilendirme an-lamında değerlendirilsin, diyorsanız o zaman bilgilendirmeyi yaptık. Onlarda katı-lıyorlar siz bilirsiniz.
Gürdal GÜMÜŞ
Benim bütün amacım iyiye, güzel, doğruya. Komisyon üyeleri zaten bunu kav-ramış vaziyette. Kendilerini takdir ediyorum. Ben önergemi geri çekiyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Peki, teşekkür ediyorum, çok teşekkür ediyorum, sağolun.
16’ncı maddeye bir ilave var. Bakım hizmeti veren kurumlar şeffaf bir yapıda olmalı ve yetkili kurumlar tarafından bu ilave edilmesi lazım ve yetkili kurumlar tarafından daha etkin denetlenmelidir, diyor 16’ncı madde de buna ilave olarak.
Komisyon Başkanı da söylemişti o maddi hata tamamlansın.
Buna ilave olarak bakım hizmeti veren kurum veya kuruluşların kaliteli ve standart bakım hizmeti sunacakları etkin bir denetim sistemi oluşturacak bakım standartları hazırlanmalıdır.
Komisyon bakım standartları ile ilgili bir teklif var. Diğer maddeleri de değerlendirerek varsa bir açıklık buyurun değerlendirme yapın. Ona göre hüküm haline getirelim.
Gürdal GÜMÜŞ
Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar 20’nci maddeye baktığımızda, bakım hizmeti sunan kişiler yani aile fertleri ve kamu özel ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların görev, yetki ve sorumlulukları, mesleki ehliyet, akreditasyon buradaki akreditasyon; bunların yeni bir bağımsız bilimsel anlamda bağımsız bir kurum tarafından akredite edilmeleri anlamındadır. Raporu uzatmamak adına bazı şeyler kısa tutulmakla birlikte nasıl sağlık kurumlarının devlet hastanelerimiz dahil bağımsız bir kurum eliyle akredite edilmesi kalite standartlarına hizmet standartlarına uygunluğunun araştırılması söz konusu ise, bakım hizmeti sunan tüm kurumların bu manada bir tür ISO 9001, ISO 9002 gibi akredite edilmesi hususu 20’nci madde de var. Önerge bu amaca dönükse, var diye düşünüyoruz.
Bakım hizmet sunan kurumlardan çok, bakım hizmetleri standartları gibi bir anlam var orada. Bakım hizmet türleri içerisinde benzeri ifadelerde vardı. Bu anlama gelen hükümler yer almıştı. Ancak bir bütün olarak standardizasyon, bir eksiklik varsa bunu gözden geçirelim. Bence de faydalı bir ihtiyaca cevap veriyor. Ama eğer mükerrerlik arz ediyorsa bakım hizmet türleri komisyonunda olabilir ya da sizin raporunuzda olabilir. Aynı anlama geliyorsa mükerrerlik arz etmemesi de önemli.
Açmak anlamında Sayın Başkanım, değerli üyeler şimdi 19’uncu madde de bu çerçevede bakım sigortası ve güvencesi kapsamındaki bireyin hak ve hükümlülükleri ile SGK’ nın yetki ve görevleri iyi tahlil edilmeli. Şimdi burada bizim kastımız bir yönü ile, hizmet sunucular, bir yönü ile sigorta pirimi ödeyenler, bir yönü ile bu primi yöneten, fonu yöneten Sosyal Güvenlik Kurumu. Bunlar arasındaki ilişkinin hukuksal ilişki ve diğer sorumlulukların düzenlenmesi. Tabii içerisinde çok özet geçilmiş oldu. Bu raporda Hocamızın dediği zenginleştirme amacı ile yer alabilir. Ama içinde cümlem vardır.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Yine de ben bir ihtiyaca cevap vereceğini düşünüyorum, katılması konusunda oylamaya sunuyorum. Komisyon yetkisine bırakarak ilgili maddelerde yer alması konusunda gündeme alınmasını teklif ediyorum ve oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler? Etmeyenler? Kabul edilmiştir. Komisyon da bunu dikkate alacak.Teşekkür ederim. Bir başka madde Filiz Hocam buyurun.
Prof.Dr.Filiz CAN
(Divan Başkan Yardımcısı)
17’nci maddeye bir katkı var. Hizmet sunumu finansmanını sağlayacak kurumun isimlendirilmesi, söz konusu madde de teklif edilmelidir.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Komisyon başkanlığı şu anda teklifi duydunuz, sizden bir izahat alalım, sonra da teklif sahibine söz verelim.
Sedat ÇETİK
Sayın Başkanım, değerli üyeler, bizim 17’deki isimlendirmenin çok da gerekli olmadığını düşünüyoruz. Hizmet sunumu finansmanın ayrıştırılması daha önceki yeşil kart örneğini hatırlayacak olursak, genel sağlık sigortası çıkarıldığı için yeşil kartı fonu, fon yönetimi Sağlık Bakanlığı’na sundu Sosyal Güvenlik Kurumu’na geçti. Ama Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmeti sunan bir kuruluş olmaya devam etti. Buradaki tek fark artık sağlık sigortası yolu ile genel sağlık sigortası yolu ile Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet satın alıyor. Karşılığında Sağlık Bakanlığı’na ödüyor. Ama Sosyal Güvenlik Kurumu sadece Sağlık Bakanlığı ile değil özel sektörle veya üçüncü sektörle de hizmet satın alma ilişkisine girebilir. Dolayısıyla 18’nci madde de finansman kısmı Sosyal Güvenlik Kurumu olarak isimlendirilmiş vaziyette. Ancak hizmet kurum tarafı tek tek saymadık. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu başta olmak üzere yerel yönetimler, bütün dernekler, vakıflar, özel sektör kuruluşları hizmet sunanlar çok çeşitli onlarca hizmet sunan kuruluş var. Buna da gerek olmadığı kanaatindeyiz.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Çünkü teklif sanki birleşmeli gibi algılandığı için kurum belirtilmelidir, diyor. Birleşmemelidir şeklinde madde yer alıyor. Onu bir tekrar edersek faydalı olur açıklama yönünden.
Sedat ÇETİK
O da şudur değerli arkadaşlar. Hizmet sunumunun ve finansmanın aynı kurumda birleşmesi görev-yetki çatışmalarına sebep oluyor. Örneğin; bir bütçe alan kurum bu bütçe karşılığı hizmet sunma noktasında kendi kendini denetlemek mecburiyetinde olduğu için, yurttaşlara bu kamu hizmeti verilirken bu denetleme veya performanstan kaçınıyor. İkinci bir karşı ağırlık, ikinci bir denetim yapacak mekanizma yok. Hâlbuki finansmanını Sosyal Güvenlik Kurumu’na aktardığımız zaman hizmeti sunan kuruluşa, “ben sana bu hizmetin bedelini ödüyorum, bu hizmeti de bu şartlarda senden istiyorum” demesidir. Bu yapı diğer alanlarda kurulmuştur. Bakım sigortası da diğer sigorta kollarında olduğu gibi benzer şekilde kurulmalı.Yani en önemli kamu kuruluşumuz Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bütçesini aldı, hizmetini sundu. Aslında kıt imkânlarla gayet başarılı sunuyor. Ama her zaman bunun böyle olabileceğini düşünemiyoruz. Bazen de aksayabiliyor. Bu noktada hem bütçesi kendisine ait hem hizmet kendine ait SHÇEK burada kendisini yeterince otokontrole tabi tutamayabilir. Ama fon yönetimi SGK tarafından gerçekleştiğinde, dönüp SHÇEK’ten hizmet alma durumunda “hayır sen benim sigortalılarıma iyi hizmet sunmuyorsun, sözleşmenizi fesh ediyorum, ben bunu şuradan alabileceğim” deme hakkına sahip. Bu da hizmet sunucuları arasında rekabeti, işine titizliği ve kaliteyi yurttaş tarafına getiren bir uygulama olacağını düşüncesindeyiz.Teşekkür ediyoruz.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Peki, teşekkür ederim. Aslında burada birleşmemelidir şeklinde düşünüldüğü için önü açık. Dolayısıyla bu teklif örneğin, Sema Hanımın teklifinde deniyor ki buyurun okuyun.
“Bakım sigortası kapsamında, hizmetin finansmanı sosyal güvenlik kurumunda hizmetin sunumunda ve organizasyonundaki sorumluluk ise yerel yönetimlere verilmelidir.” diyor.Yani komisyon kararı ile çelişen bir durum yok. Komisyon kararı diyor ki, birleşmemelidir. Zaten teklifte finansmanı Sosyal Güvenlik Kurumu’nda, hizmet sunumu ise yerel yönetimlerde olmalı diyor. Dolayısıyla komisyon kararı daha geniş bir alanı kapsıyor, daha geniş bir perspektifle değerlendiriyor. Eğer biz teklifi değerlendirmeye alacak olursak, ileride yapılacak düzenlemelerin de önünü şimdiden belirlemiş oluruz. Dolayısıyla açıklamalarda yer aldığı gibi, ki benimde katıldığım o günün şartlarında başka formülasyonlar da geliştirilebilir. Dolayısıyla ben sözü Sema Hanıma vereyim bu teklifinizi geri çekmeyi düşünürseniz çekelim, yoksa oylamaya sunarız.
Dr. Sema OĞLAK
İl özel idareler bu kapsamda STK’lara, özel kuruluşlara, kâr amacı gütmeyen kuruluşlara ya da kendisi bu hizmeti sunabilir. Organize olmasını sağlayabilir bence.Yetkili olması yönünde düşüncemi yeniliyorum. Oylamaya katılsın istiyorum.
Uygulama şöyle gelişiyor; Strateji Devlet Planlama Teşkilatı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi Başkanlığı Devlet Planlama, planlama da şöyle gidiyor. Hizmetin sunumu yerel yönetimlere bırakılıyor. İleriki dönemlerde zaten bırakılıyor. Yani şu anda mevzuat çalışmaları var. Biz bunların alt yapısını da bildiğimiz için böyle geniş tutuyoruz ucunu açık bırakıyoruz. Finansman konusunda da şu anda Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü finanse ediyor ise de yarın bakım sigortası oluştuğunda zaten benzeri ifadelerde yer aldığı gibi ya Sosyal Güvenlik Kurumu ki %90 Sosyal Güvenlik Kurumu savunacak.Ancak böyle dar tutarsanız komisyonun teklifi daha geniş başka unsurlara da yer verebilir. Hizmetin sunumu yerel yönetimlere bırakılmalıdır derseniz diyor ki ayrı ayrı olmalıdır yani birleştirilmemelidir.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Sema Hocam, amaç aynı fakat teklifi yürürlüğe koyarsak daraltmış oluruz. Daha geniş bir alanı daraltmış oluruz. Onu anlatmaya çalışıyorum, siz diyorsunuz ki; ismini koyalım ismi şu olsun. Biz de diyoruz ki; zaten bu anlayışa yönelik bir teklif, bu günün şartlarına uygun bir formülasyon geliştirilecek.
Dr.Sema OĞLAK
O zaman teklifimi geri alıyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederim.
Bundan sonraki kararlarla ilgili bir önerge yok. Ancak ek madde koydurmak isteyen önergeler var. Bunlardan birincisi,“zorunlu olmadıkça bakım sigortası kap-samında sözü edilen hizmetlerin alınmasında caydırıcılığın sağlanması ve kurulmak istenen sistemin devlete getireceği finansman yükünü hafifletmek amacı ile katkı payı ödeme uygulamasının getirilmesidir. Bunun için ek madde olarak da bakıma muhtaç kişiler karşılaştıkları bakıma muhtaçlık durumunda kurumda veya evde aldıkları bakım hizmetlerinde ki giderler için belirli bir oranda katkı payı ödemelidirler” şeklinde bir önerge var. Karara konması için komisyon bir açıklama yapacak buyurun.
Prof. Dr. Ali SEYYAR
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
Sayın Divan, Genel Kurul üyeleri katkı payları inanın ileride yapılacak çalışma-lar neticesinde belirlenmesi lazım. Bugün sigorta sistemi olduğu zaman özellikle sigorta sisteminde genel olarak ifade edilen sosyal güvenlik veya bir sigortayla sigortalı bireyler arasındaki görev, yetki, sorumluluk bunların ortaya da konulması orada yapılacak teknik çalışma konusu, tabii ki katkı payları, o komisyon marifeti ile %5 mi, %10 mu? İki kere gittiniz. Üçüncü gidişinizde mi alınacak? Buralar sistemin ekonomik verim çalışması için düzeltici mekanizmalarında düşünülüyor. Katkı payı olması gerekir. Ne oranda, hangi şartlarda? İşte geniş olarak raporda belirttiğimiz husus. Oradan ilgili uzmanlar tarafından, STK’lardan, kamu kuruluşla-rından katılacak olan uzmanlar tarafından ortaya çıkarılacak bir husustur. Bunlar biraz daha ayrıntı olduğu için ana raporda yer verilmedi.Ama bunlarsız zaten öyle bir şey olamaz. Görüşlerinize bilgilerinize arz ediyorum. Bunlar biraz daha ayrıntı olduğu için ana raporda yer verilmedi ama bunlarsız zaten öyle bir şey olamaz. Görüşlerinize bilgilerinize arz ediyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Evet ben de Kahraman Bey size katılmak için bir açıklama yapayım. O olayı şimdiden bölgesel bir noktaya yönelik adres göstererek, şu katkı şuradan gelecek, şuradan da gelecek dersek, o zaman şimdiden yapılacak olan geniş çalışmanın önünü tıkamış oluruz.Yani engel çıkarmış oluruz. Biz engelsiz bir Türkiye düşünü-yoruz, dolayısıyla engel oluşturmamak gerekir diye düşünüyorum. Bir de Kahraman Bey’in görüşlerini alalım buyurun.
Kahraman EROĞLU
Biz de genellikle her şeyi, devletin dışında, sosyal devlet olgusunun dışında vatandaşın omuzlarına yükleme anlayışı var. Yıllardır eğitime katkı payı kondu hatta bu yüzden biz sokakta yaşayan sokakta çalıştırılan olgusu ile çalışırken çocukların okuldan kaçma sebeplerinin birinin de bu olduğunu gördük. Eğitime katkı payı ödeyemediği için çocuk okula gidemiyor. Şimdi biz özürlü içinde ona verdiğimiz ücret zaten mahdut, bir de buna belli bir oranda katkı payı konursa, bu biraz sosyal devlet anlayışı ile bağdaşmaz, bana göre bu önergenin verilmesi yanlış, verilmemesi daha doğrudur.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Peki, teşekkür ederim. Evet, ben, önerge sahibi de bir açıklama yapsın ondan sonra oylamalara geçelim.
Ata SELÇUK
Şimdi efendim aynı mantıkta ülkemizde bir yeşil kart uygulaması başlatılmıştır. Aynı iyi niyetle ortaya çıkmıştır, dünyada bu şekilde katkı payı alınmadan yapılan hizmetlerin ne şekilde suistimal edildiği ortadadır. Dolayısıyla benim amacım Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmamanın önünü açacak bir maddeyi buraya koymaktır. Tabiî ki teknik detaylar ne olacak yüzde kaç olacak onu ileride finansmanı sağlayacak kurum yapacaktır. Ama önergede de belirttim zorunlu durumlar haricinde böyle bir katkı payı uygulanmalıdır diye düşünüyorum. Takdirlerinize sunuyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Peki, teşekkür ederim. Evet, bu madde ile ilgili çalışma yapacak olan devlet kurumları da şunu biliyor ki, çağdaş dünyadaki örnekler incelenecek inceleniyor şu anda yeteri kadar olmasa da önemli ölçüde incelenmiş durumda. Bu şûranın gündemini bakım hizmetleri kurgularken de bu incelemeler ışığında bir ihtiyaç olduğu yönünde bir tespitten hareketle yapılmıştır. Dolayısıyla, bu birikimler var zenginleştirilecek ve Türkiye’nin realitesi dediğimiz o günün şartlarında. Türkiye realitesi neyi gösteriyorsa, neyi gerektiriyorsa geniş bir bakış açısı ile herkesin kabul göreceği meclisimizin uygun göreceği bir formülasyon içerisinde ele alınacak. Dolayısıyla, şimdiden şuradan şu kadar demekle önünü tıkamış oluruz, o çalışma süresi içerisinde geniş olarak yer verilecek diye, zaten değerlendiriliyor. İlgili kurumların bilim çevrelerinin ortak akıl oluşturularak yapılacak çalışmalardır. Dolayısıyla finansman konusunda bir adres göstermenin, şimdiden göstermenin çok doğru olduğuna katılmıyorum. Bu şahsi değerlendirmem benim. Devlet o konuda gerekli çalışmaları yapacak, kurumları katacak, ortak aklı üreteceğiz, ondan sonra toplumsal mutabakat olabildiğince sağlanacak ve yasal hüküm haline getirilecektir. Dolayısıyla açıklamalar yapıldı, yeteri kadar ben bu önergeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler? Etmeyenler? Kabul edilmemiştir.Teşekkür ederim.
Bir ek madde daha var, önerge olarak sunulan. Gerekçe olarak da şöyle bir açıklaması var. Bakım sigortası kapsamında oluşturulan kıt kaynağın özellikle evlerde verilen hizmetlerin finansmanında etkin kullanımı açısından önemlidir. Bu amaçla verilen hizmetlerin geri ödenmesinde periyodik provizyon alma sistemi getirilmelidir. Buna istinaden gönderilen ek maddeye göre, bakım güvence hizmetleri kapsamında bakımı muhtaç kişilere evlerinde hizmet veren kurum ve kuruşlar. Kişinin bakıma muhtaçlık derecesinin ve paralelinde ödeneğin, yeniden belirlenmesi amacı ile 60 günlük dönemlerde sosyal güvenlik kurumlarından provizyon almalıdır.Teklif sahibi bir açıklamada bulunursa seviniriz.
Ata SELÇUK
Şimdi yine kurumlarda değil, evde verilecek hizmetlerde hizmeti veren kurum ve kuruluşun periyodik olarak ödemeyi yapan kurumdan provizyon alınması zaten halihazırda yapılan hizmetlerde de vardır. Sağlık hizmetleri bölümünde ve dünyada da 60 günlük sistem uygulanmaktadır. Bu doğrultuda verdim önergeyi.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Buyurun komisyon.
Prof. Dr. Ali SEYYAR
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
Nasıl bunu yapacağımız hususunda tereddüt geçirmekteyiz.Arkadaşlar lütfen detayları oluşturulabilecek kurula bırakalım. O kurula bu güzel teklifleri iletelim zaten. Bu teklifler dosyalarda yer alacak. Önerilerde olmasa bile yani o katılım payı da aslında ben önemsiyorum. Ancak bu standart bakım hizmetleri konusunda ilave hizmetler olduğu takdirde buralarda filan katılım payı istenebilir.Ama bu de-tayları lütfen bakım sigortasının oluşumu çerçevesinde, yani bizim için önemli olan arkadaşlar bakım sürecinin oluşumu yönünde, hükümetin bu anlamda istikrarlı bir şekilde bu çalışmaları başlatmasıdır.Ve kısa zamanda bu sonucu görmemizdir. Bu süreçte biz bu somut tekliflerimizi dile getirebiliriz.Ama güzel teklifler getiriyorsunuz, teşekkür ederim. Bu önerinin geri alınmasını ben şahsen tavsiye ediyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederim. Genel çerçevede Ata Bey’in verdiği genelgeler bunlar. Ben yine gelen bir genelge var. Onu da birleştireyim, onu da bilgilerinize sunayım.Yine 24’üncü maddeye sınırlandırılmış bakım ödeneği teklif ediliyor kısacası. 25’inci maddede oluşturulmasını istediği bir husus var. Bakıma muhtaç kişiler, ihtiyaç duyduklarında birinci basamağa yönelik tedavi hizmetlerini bu alan Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış, evde bakım hizmetlerinden karşılayabilirler. Söz konusu hizmetler bakım sigortası kapsamında ödenir. Yine ödemeye yönelik, şu sınırlandırılmış bakım ödeneği ödemeye yönelik adres göstermeye yönelik Ata Bey bunlar. Ben biraz önce ifade ettiğim gibi birinci teklifinizde ifade ettiğim gibi bütün bunlar şimdiden belirlenirse, Şûra kararları ışık tutucu kararlardır. İleriye yönelik yol gösterir, ışık tutar. Ancak hangi noktada ne düzenleme yapılmalıdır, derseniz çok önemli ve kilometre taşı olacak gibi bir anlam ifade ederse değerlendirilebilir ama bunlar çok lokal.Yani şu ödenir, şu kapsamda ödenir işte diyorsunuz ki sınırlandırılmış bakım ödeneği teklifi var.
Yine sağlık hizmetleri kapsamında şu hizmetler ödenir, diğerleri bakım hizmetleri kapsamından sağlık bakımı hizmetleri kapsamından ödenir, diğerleri SSK kapsamında ödenir, diyorsunuz. Bütün bunlar bence sizin de amaçladığınız amaca hizmet edecek şeyler değildir, daraltıcı tekliflerdir. Çalışma yapılırken katkı payı sayın Hocamın da düşündüğü gibi modern dünyada nasıl değerlendirilmiş, örnekleri var. Biz hazırladığımız tekliflerde olabildiğince Türkiye realitesi derken bütün bunları inceleyerek irdeleyerek uygun bir formasyon geliştirmek zorundayız. Dolayısıyla şimdiden sınırlandırılmış lokal teklifler olarak değerlendiriyorum ben benim şahsi kanaatim bunlar. Çekebilirsiniz ya da bir bütün olarak oylamaya sunabilirim.
Ata SELÇUK
Ali Hocamın söylediği gibi ileride oluşacak komisyonda öneri götürebiliriz. Dolayısıyla burada şimdi çekebilirim.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Peki, bence de uygun olur çok teşekkür ederim. Önerinizi çektiğiniz için o çalışmalarda katkı sunarsanız memnun oluruz.Teşekkür ederim.
Bir diğer önerge Sağlık Bakanlığı’ndan 3 imza ile gelen önerge. Sağlık Bakanlığı tarafından 10.03.2005 tarihli ve 25751 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkında Yönetmelik ile kamu ve özel sektörün evde sağlık ve bakım hizmetleri sunulması ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.Ancak verilen bu hizmetlerin Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ödeme kapsamında olmama-sı, bu hizmetlerin sadece yerel yönetimler ve gönüllü kuruluşların uygulamaları ile sınırlı kalmasına neden olmuştur. Önerimiz evde sağlık bakım hizmetlerinin, diğer sağlık hizmetlerinde olduğu gibi Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ödeme kapsamına alınmasıdır.
Evet, öneri sahipleri Dr. Hamdi. Kim var Saadettin Bey, Ertuğrul Bey, bir açık-lama yapmak ister misiniz bizi aydınlatmak üzere.
Dr. Anıl SERİN
Dr. Anıl Sağlık Bakanlığı Ereğli Devlet Hastanesi başhekimiyim. Arkadaşlar şu anda burada değiller, onlar adına ben konuşabilirim. Şimdi burada bahse konu olan ödeme şekli itibarı ile evde bakım hizmetleri tıbbi anlamda faturalandırılamıyor.Yani bütçe uygulama talimatından içinde yer almamasından dolayı evde yapılan tıbbi hizmet devlet hastanelerince faturalandırılamıyor.Yani buradaki verilen önerge bunun faturalanabilmesi için, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kapsamı içine alınması. Kısaca böyle özetleyebiliriz.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Peki, teşekkür ederim. Yani kısacası evde bakım hizmetleri sunuluyor yani medikal sınıflandırma içerisinde, medikal diyeceğimiz evde sağlık hizmetleri açısından sunuluyor. Evde sağlık bakımı hizmetleri ve bunlar şu anda güvence kap-samında olmadığı için sıkıntılar yaşanıyor, dolayısıyla önümüzdeki süreçte alınacak, yapılacak düzenlemelerde dikkate alınması konusunda bir teklif var. Komisyonun görüşü bu konuda nedir?
Prof. Dr. Ali SEYYAR
(Bakım Güvence Sistemleri ve Finansmanı Komisyon Başkanı)
Başkanım buradaki husus evde medikal bir hizmetin sunulması. Bizim ise şûra olarak odaklandığımız konu ama anlaşılan uygulamada medikal sağlık hizmetleri ile sağlık arasında bir ara kesit, bir kavranılamayan gri alan var. Bu konu çalışılmalı, genel sağlık sigortası kapsamında mı mütalaa edilmeli oturup uzmanlar tartışmalı, yoksa sağlık değil de bakım sigortası kapsamında mı mütalaa edilmeli? Bu da yine bir teknik çalışma gerektiriyor. Arz ediyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Evet, anlaşılan bu hizmetler sunuluyor ama bir açıklık var. Bu açıklığın değerlendirilmesi, haklı bir talep olarak gündeme geliyor. Bu konuda bir düzenleme yapılması ya da bu teklifin bu şekilde yer almasını oylarınıza sunmak istiyorum. Komisyon uygun görürse bu amaca da hizmet edecek bir yenileme içersin, diye düşünüyorum. Eğer kabul görürse teklif sahibi, ama bu amaca hizmet edecek bir hükmün yer alması konusunda bir düzenleme yetkisi de vererek, oylarınıza sunmak istiyorum. Kabul edenler? Etmeyenler? Kabul edilmiştir.
Bir diğer “Eğitim hakkı, anayasal bir haktır engellenemez” ilkesinden hareket ederek bakıma muhtaç özürlünün hiçbir aşamada elde ettiği hakkı elinden alınamaz. Bakım hizmetinden yararlanan özürlüler, eğitim hizmeti veren ilgili kurumlardan eğitim almalıdır, önergesi. Gerekçe olarak da şunu ilave etmiş, Milli Eğitim Bakanlığı’nca yayımlanan 20.11.2007 tarih ve 85 nolu genelgenin 14’üncü maddesine göre bakım hizmetlerinden yararlanan özürlü çocuklar için kesinlikle eğitim ödemesi yapılmayacaktır. Bu nedenle böyle bir önerge vermişler.
Güvence sistemi ve finansmanı ile ilişkisini kuramadım ben. Halil Bey önce el kaldırdı buyurun.
Halil Bey
Sayın Başkanım, eğitim komisyonu görebilir diye biz de düşündük ama bu genelge dün elimize geçti. Yeni yayımlanmış bir genelge. Orada belirttiğim gibi 14’üncü madde; rehberlik ve araştırma, düzenlenecek özel eğitim değerlendirme kurulu raporunda bakım hizmeti alması gerektiği belirtilen özürlü çocuklar için kesinlikle eğitim ödemesi yapılamayacaktır. Şimdi bu komisyonda da finansman olunca sağlık ve eğitim burada içi içe girmiş durumda. Eğitim temel haktır. Şimdi 14’üncü madde aynen şöyle; yeni yayımlanan bir genelge, 20 Kasım’da yayımlandı, bizim elimize dün geçti ve inceliyoruz. Rehberlik Araştırma Merkezince düzenlenecek özel eğitim değerlendirme kurulu raporlarında bakım hizmeti alması gerektiği belirtilen özürlü çocuklar için kesinlikle eğitim ödemesi yapılmayacaktır. Böyle bir ibare koymuşlar. Şimdi, eğitim temel haktır, bu seyahat etme gibi, sağlık hizmeti alma gibi. Şimdi biz bir diyaliz hastası veya birinci sınıf diyabetik olan diyaliz has-tasının veya şeker hastasının sağlık giderlerini ödeyeceğiz diye eğitime göndermeyecek miyiz? Bir bakım hizmeti alan çocuğa eğitim aldırmayacak mıyız? Hayır sen eğitim alamaz mısın diyeceğiz?
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederim. İsmail bey.
İsmail GÖKÇE
Böyle bir karar finansman olduğu için bu komisyonun kararlarına ilave edilmesini istiyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederim. Genelge hükmü buysa, yanlış düzenlenmiş ya da eksik düzenlenmiş. Genelge hükmü buradaki ifade eğer bakım hizmetlerinin verilip verilmeyeceği yönünde bir ifade ise buna yetkileri yok. Bir kere değerlendirip değerlendirilmeyeceği Sağlık Bakanlığı’nın, Milli Eğitim’in yetkisinde değil. Sosyal Hizmetlerin yetkisinde olan bir husus dolayısıyla aynen böyle dediğiniz gibi ise bunun düzeltilmesi gerekir. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nca yapılmış olan bir düzenlemenin, bakım güvence sistemleri ve finansmanı konusunda şu andaki uygulamanın düzeltilmesi ile ilgili bir süreçtir. Yani yapılan bir yanlış yorum var, hatalı bir madde oluşturulması durumu var, dolayısıyla her şeye rağmen ben bunu ayrı platformlarda müdahale edilmesi gereken bir madde olarak bir konu olarak değerlendiriyorum. Çünkü bu bakım güvence sistemleri öneriye yönelik bir sistemin oluşturulmasını hedefliyor. Bugünkü uygulama ile ilgili özelliklede bir genelgeyi konu edinerek şöyle düzeltilmelidir, diye bir karara dönüştürmenin bu komisyon çalışmaları içerisinde uygun düşmeyeceği gibi bir kanaatim var.
İsmail GÖKÇE
Zihinsel özürlü çocukların eğitim giderleri daha önce Sağlık Bakanlığı’nın hastalık fonundan ödeniyordu. 5378 sayılı Özürlüler Kanunu çıktıktan sonra eğitim, Milli Eğitim Bakanlığı’na verildi.Ve Milli Eğitim Bakanlığı’na verildiğinde biz bunun bize karşı bir tuzak olduğunu düşündük ve refleks gösterdik. İlgili yerlere söyledik. Bu hak hastalıktan dolayı tanınan bir haktır. Onun özründen dolayı ona tanınan bir haktır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, ben Milli Eğitim camiasındanım, kriterleri var-dır. Şu zamana kadar örgün eğitim alırsın, şu zamandan sonra örgün eğitimden çıkarsın. Biz böyle bir durumla karşılaşırsak biz bunu talep etmiyoruz Milli Eğitim Bakanlığı’nın şemsiyesi altına girmek istemiyoruz. Zihinsel özürlü çocukların eğitim yaşı yoktur. Biz güvence ile bugüne kadar geldik. 2000 yılında da Milli Eğitim Bakanlığı’na eğitim konusu devir edildi.Tabii eğitim komisyonu geçtiği için biz ya birinci madde de ya sekizinci madde de bunun yer almasını istiyoruz. Bu bir hak kaybıdır. Biz bunun için müktesep hak kaybımızı yapacağız ama maalesef genelgenin 14’üncü maddesi mani olarak alınmış bir karar niteliğini bize gösteriyor. Biz refleksimizi şiddetli şekilde göstereceğiz. Böyle bir müktesep hakkımızın elimizden alınmasına müsaade etmeyeceğiz. Eğer başkanımız müsaade ederse, bunun komisyonumuzun ilgili maddesine monte edilmesinde fayda vardır, teşekkür ederim.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Teşekkür ederim, özel eğitim ihtiyacı içerisinde olan özel eğitim desteği alma-sı gereken çocuklarımızı özürlü çocuklar ya da bireyler için bir uygulama düzenlemesi yapılmış.Yalnız ben de katılıyorum, okunduğu şekli ile yer aldıysa. Çünkü maddeyi görmedim. Bir anlama yanlışlığı var, yanlış bir düzenleme var orada kast edilen şuydu bize yapılan açıklama bakım hizmetleri için rapor almış bakım hizmetleri vardır. Bakım hizmetlerini alması gerekiyor bir birey bakım hizmetleri için sağlık kuruluna müracaat etmiş ve rapor almış. Bunun bir yanlış olduğunu hepimizin savunması gerektiğine hem fikirim ama adres neresi onu iyi doğru tespit etmemiz lazım. Şu anda hedef, bizim bakım hizmetlerinin kalitesini yükseltmek ve yarınlarda daha nitelikli, kaliteli bir sistem oluşturmak. Bu amaçla alınmış kararlar olması gerekir. Dolayısıyla buraya kabul edebiliriz ama takibi noktasında girdi diye bu hatanın düzeltilmesi konusunda bize ne katkı sunar onu değerlendirmemiz lazım. Arkadaşlar duyarlılığımız ve tespitimizde bir farklılık yok. Buraya koymamız durumunda şûranın usulü amacı, kapsamı anlamında doğru iş yapmış olur muyuz diye, bir ben sadece soru işareti ile yaklaşıyorum. Bu karara yoksa bu amaca hizmet eder mi? Etmez. Peki, karar olarak yer almasını oylamaya sunabiliriz oylamaya sunalım. Bir madde ek madde olarak kararlara geçmesi yönünde bir teklif var. Oylarınıza yeterli söz talebi verdik, yeterli arkadaşlar. Çünkü aynı anlamda ifadeler olacak biliyoruz biz onu.
Arkadaşlar genelge burada konuşulmuyor. Burada genelge konuşulmuyor. Genel inceleme komisyonu değil burası, burada bir açıklık var desteklemeyi anlamada bir teklif var. Diyorlar ki;“biz destekleriz biz psikolojik olarak buraya girmesini istiyoruz, devlet de bu konuda takipte daha titiz davranır duyarlı davranırız” deniyor. Bu amaçla oylamaya sunacağım.Yoksa öbür türlü elbette genelgeyi inceleyecek, kararlara bağlayacak halimiz yok. Dolayısıyla bu husus; sadece bakım ile ilgili olduğu için; bu kararı yeteri kadar tartıştığımız için Komisyon Başkanlığı olarak son bir şey söyleyecek misiniz?
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Peki, oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler? Ek madde olarak yer alması hususunda genelgenin kabul edilmesi konusunda kabul edenler, etmeyenler? Kabul edilmiştir. Bundan sonra gelen önergeler var ama geç geldiği için gündeme alma konusunda sizden izin istiyorum. Çünkü sürekli geliyor oysa biz bir zaman koymuştuk, sürekli gelen önergelerle biz bu toplantıyı bitiremeyiz. Dolayısıyla biz zaman tahdidi koymuştuk. Ondan sonra bir önerge geldi. Ben izninizle bunları gündeme almak istemiyorum. Gündeme alınmaması konusunda oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler? Etmeyenler? Kabul edilmiştir. Peki, bu şekli ile tartışmaları tamamlamış bulunmaktayız ve komisyon kararlarının bütününün alınan kararlar çerçevesinde düzeltilmesi ve daha önceki komisyon kararlarına ilave edilmesi gereken hükümlerin de uygun yerlere yerleştirilmesi gerekmekte. Yine kurumların işbirliği yapacak yüklenici durumda ve yürütücü durumda olacak ilgili kurumların tespiti konusunda da bir düzenlemenin yapılması yetkisini, mevcut yetkili komisyona vermek üzere bir bütün olarak oylarınıza sunuyorum. Komisyon kararlarının bir bütün olarak kabul edilmesini kabul edenler? Etmeyenler? Oy birliği ile kabul edilmiştir.
Şimdi çok yorucu bir süreçten sonra, gerçekten hepimizin anlayışlı ve sabırlı bir süreçten sonra, 4’üncü komisyonumuzun kararlarının tartışmış ve karara bağlamış bulunmaktayız. Son bir yarım saat; ya da 15 dakikalık bir sabrınızı zorlaya-cağımız bir süreç var. O da, ben bu çalışmayı yaparken komisyon çalışmalarında ziyarette bulunmuştum gözlemci olarak sizleri açılıştan sonra da İsmail Beyle de ziyarette bulunmuştuk. Bir anlamda hizmet sunan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’nün, bu hizmetlerden faydalanmak üzere kapısına gelen insanlara daha iyi hizmet vermeyi amaçlamaktadır. Sayın Genel Müdürün de size bir teşekkür etmesi gerektiğini düşünerek; komisyonlarda sizlere teşekkür etmesi uygun görüldü. Ve kendisi de çok büyük bir nezaketle teşekkür ettiler. Ancak hizmet alan konumunda olan sivil toplum örgütlerimiz var. Burada onlar da; hizmet aldıkları için, bu kararın onların hayatını kolaylaştıracaklarına inandıkları için kısaca teşekkür etmek istiyorlar. Bu anlamda bana gelen talep, İsrafil Bey, Ömer Bey ve Zülfikar Bey olarak temsil edilme noktasındalar. Eğer Ömer Bey ya da Ahmet Bey kendi aralarında uygun görürlerse herhangi birisi olabilir. Daha sonra ben yine sabrınızı zorlayacağım ama şûra sonuç bildirgesini sizlere arz edip, katılım belgelerinizi sizlere takdim edip, kapatmak durumundayız. Ben bir 10 dakika sabrınızı istirham ediyorum. Buyurun İsrafil Bey, lütfen kısa olursa sevinirim.
İsrafil BAYRAKCI
Muhterem Başkan, çok kıymetli şûra üyeleri...Yorucu bir 5 günü geride bırak-tık ve sonuna geldiğimiz şûranın bütün özürlü camiasına, milletimize, memleketimize hayırlar getirmesini diliyor ve sizlere saygılar sunarak başlamak istiyorum. “ Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”. Kanuni bunu söylerken herhalde iyi bir hastalık geçirmiş. Niçin bunu söylüyorum çünkü biz yıllardan beri bu mücadeleyi vererek ancak bu günlere geldik. Özürlüler İdaresi Başkanlığı 1997 senesinde Kanun Hükmünde Kararname ile kuruldu. Ve, bu şûranın yapılması hususu da kuruluş bildiriminde madde olarak konuldu. Geride kalan 10 yıla baktığımız zaman özürlülerin kazanımları içerisinde, Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın fevkalade güzel hizmetleri son yıllarda kendini göstermeye başlamıştır. Ondan önceki safha ise ancak kurumun kuruluşu ve özürlü kimliği ile meşguliyeti ile geçmiştir. Dolayısıyla şimdi bu günlere gelmemizin en yegâne temel taşlarından birisi olan Özürlüler İdaresi Başkanlığı bu hizmetleri yaparken, hakikaten biz onlara baktığımızda kör artık nankör değil Kadirşinas, Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek ilkesiyle hareket etmekte. Bugün Başkanın nezdinde bu idarenin çalışanlarına ve burada emek verenlere teşekkürü borç biliyorum.Ve dolayısıyla zamanını buralara harcayan, yollar kat eden, yorulan, uyumadan gelen, bize katkı sunan her ferde, her şûra üyesine de ayrı ayrı teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. Zira özürlü meselesi beynelmilel bir meseledir, uluslararası bir meseledir, toplumun her kesimini kapsar. Sadece ateş düştüğü yeri yakmaz, rüzgâr savurur etrafı da yakar. Onun için biz ne kadar yanıyorsak sanı-yorum ki sizde o kadar yanıyorsunuz, onun için buradasınız.
Bundan sonraki şûraya kadar bu alınan kararların uygulamasını temenni ediyorum. Bu şûranın hayırlar getirmesini Cenabı Hak’tan niyaz ederek hepinize saygılar sunuyorum, Allaha ısmarladık diyorum sağolun.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Ömer Bey buyurun, teşekkür ediyoruz.
Ömer KOÇ
Yorgun çalışmanın sonunda bana söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Fazla zamanınızı almayacağım, çünkü sabahtan beri çalışıyoruz. Ben az önceki konuşmamda belirtmiştim ama bilgi birikimini, zamanını, emeğini Türkiye’nin dezavantajlı sosyal kesimi olan bizim çocuklarımızın sorunlarının çözümüne ayırmak için 5 gündür bu yoğun çalışmaya katılan sayın Başkanım, akademisyen arkadaşlar, kamu kurumu temsilcileri, sorunun tarafları, yerel yönetim temsilcileri ve medya temsilcilerine şahsım ve temsil ettiğim camia adına teşekkür ediyorum.Ve bir de bir cümle ekliyorum; biz akademisyenlerin yüksek düzeyde büyük akademik birikimleri olduğunu gördük. Bu şûrada ben bununla tanıştım; özellikle Ali Hocam’ın bize aydınlatma, yönlendirme konusunda, bu şûrada alınan kararlar kadar akademisyenlerin bilgi birikimlerinin sorunumuzu çözmekte ne kadar yeterli olduklarını gördüm. Hepsinin katkılarına teşekkür ediyorum, son cümleyi zihinsel özürlüleri tanımlayarak bitirmek istiyorum. Hepimiz insanız hepimiz de az ya da çok sosyal ve toplumsal kirlenme vardır, olacaktır doğaldır. Ama zihinsel özürlüler, fiziksel yapısı ve biyolojik yaşı ne olursa olsun zihinsel yaşları 4–5–6 düzeyinde kalmış ama hiçbir sosyal ve toplumsal kirlenmeye maruz kalmamış, beyaz karanfiller kadar saf ve temiz çocuklar diliyorum. Bilgi birikimimizle emeğimizle katkılarımızla beyaz karanfillere bir damla su veren eller solmasın, ilginizi sevginizi beyaz karanfillerden yana koyun diyor, hepinize katkılarınız için teşekkür ediyorum. Sağ olun.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Evet, Sayın Cantürk’e de bir teşekkür etmek istiyor. Buyurun Sayın Cantürk.
Ahmet CANTÜRK
Özürlüler İdaresi’nin üçüncü şûrasının değerli delegeleri sizlere biraz meşakkatli bir işten sonra hitap etme fırsatı bulabildim. O nedenle de beklettiğim için özür diliyorum zira sivil toplum alanında bir meşruiyet söz konusu ve kendimizi ifade etmede karşılaştığımız bir sorun var. Benim temsilcisi olduğum örgüt, bu alanda henüz 1 yaşını yeni doldurmakta olan Özürlüler Konfederasyonu. Kendimizi tanıtma ve ifade etme güçlüğünü hala yaşadığımızdan burada söz almakta güçlük çektik. Bu bakımdan biraz geç hitap etme koşulları ile karşı karşıya kaldık. Değerli delegeler, şu anda bu şûranın en önemli tarafı ülkemizde özürlü kültürün oluşturulması anlamına katkısının olmasıdır. Elbette bakım hizmetleri önemli ama genel anlamda ülkemizde özürlülere yönelen ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılması, ön yargıların azaltılabilmesi adına burada bir kamuoyunun meydana getirilmiş olmasını, bu toplantıların en önemli kazanımı sayıyorum. Hepinize teşekkür ediyorum.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Ben de teşekkür ediyorum.Arkadaşlarımız duygularını ifade ediyorlar herhalde bir borç ödüyoruz. Bana sonuç bildirgesi için fırsat verirseniz, sonuç bildirgesini de okuyalım ve kapatalım şûramızın genel kurulunu.
Değerli Genel Kurul üyeleri 5 günden beri gerçekten çok önemli işlerinizi bırakıp ve ailelerinizi bırakıp, bu alanda çok önemli gördüğümüz bir ihtiyacı görmek üzere gündemini tespit ettiğimiz şûraya katılım ve katkı sunmak üzere gelmiş bulunmaktasınız.Ve öncelikle sonuç bildirgesinden önce sizlere bu fedakârlığınızdan dolayı teşekkür etmek istiyorum. Sonuç bildirgesi açısından değerlendirdiğimizde de, şûramızın herkesin sosyal hayatta toplumun onurlu ve üretken bir birey olarak yer alması; en azından kaliteli bir yaşam sürdürmesi konusu insan hakkıdır.
Özürlülük alanında, 5378 Sayılı Yasanın katkısı ile çok daha geniş olarak gerek özürlülüğün önlenmesi, gerekse bütün sağlık hizmetleri, eğitim, istihdam ve sosyal güvenlik sonunda da bakım gibi bütün alanlarda çok önemli kazanımlar elde edilmiş durumdadır. Bu kazanımların içerisinde bakım hizmetlerinin elbette önemli bir yeri vardır. Bakıma muhtaç, bir tarafa itilmiş ya da unutulmuş, kimsesi kalmamış yaşlı Mehmet amcamızın, Hatice ninemizin ya da bakıma muhtaç özürlü çocuğu olan özellikle de Ömer Bey’in ifade ettiği de zihinsel özürlü çocuğu olan annelerin yüreklerine hitap eden çok önemli bir hizmet olduğunu değerlendiriyoruz.Ve bu anlamda oluşturulan şûra gündemi bakım hizmetleri konulu oldu. Bakım hizmetlerinin alt temaları ise; bakım hizmetleri, bakım türleri, eğiticilerin ve bakım personelinin eğitimi, bakım ve rehabilite edici destek teknolojileri ve bakım güvence ve finansmanı sistemi olmak üzere alt başlıklar olarak bu süreci incelendik, komisyon önerileri kararlar haline dönüştürüldü.
Değerli Şûra üyelerinin özverili çalışmaları, ülkemizde yer alan bakım hizmetlerine bakım vizyonu kazandırmıştır. Bunun sonucu olarak bakım hizmetlerinin etkin, verimli, kaliteli, kapsamlı, erişilebilir ve sürdürülebilir çağdaş bir nitelikte verilmesi yeni bir ivme kazanacaktır. Bu şûra kararları ile genel kurulumuzda 4 komisyon tarafından hazırlanan öneriler, şûra kararları haline dönüştürülmüş oldu. Bu şûra çalışması sürecinde ve öncelikle bütün ulusumuza, milletimize, özürlüler camiasına hayırlı olmasını diliyorum. Özürlülerimizin temel insan haklarına saygılı, ayrımcılıktan uzak, gelecek endişesi taşımayan, kendisi ve toplumla barışık bireyler olarak kaliteli yaşam sürdürmelerine yönelik çalışmaların önemli bir bölümünü teşkil eden bakım hizmetleri konusunda bilgi, görüş ve deneyimleri ile katkı veren şûramızın değerli üyelerine takdirlerimi sunuyorum, teşekkürlerimi sunuyorum. Özürlüler adına çok önemli bir hizmet yaptıklarından dolayı en içten duygularla sevgi ve saygılarımı sunuyorum.Ve bu vesile ile siz değerli katılımcıların ayırmış olduğunuz bu zaman sürecinde ailelerinizin de hak olduğunu düşünerek, bütün aile fertlerinize de bu fedakârlıkla katkı sundukları için en içten duygularla teşekkür ediyorum. Sağolun, varolun, hayırlı uğurlu olsun.
Sunucu
Sayın Başkan, değerli Divan Üyeleri, saygıdeğer konuklar; biraz sonra katılım sertifikaları ve davetiyeleri ileteceğiz. Siz değerli üyelerin isimlerini yer aldıkları komisyonlarla birlikte beyan edeceğim. Bilgilerinize arz ediyorum.Ve bu arada elimde bulunan imza föyünü imzalamayanlar, plaket ve katılım sertifikası ve davetiyelerin kayıt masasında kapanış sonrası alabilecekler hemen duyurmak istiyorum. Baş-kanımız Sayın Abdullah GÜVEN şu anda yerini almış bulunmaktalar. Ben hemen isimleri geçmek istiyorum.
Bakım hizmet türlerinde Sayın Cemil Ölçer. Sayın Ali Yeniyurt, Sayın Ata Selçuk, Sayın Ali Bilir gelebilirler mi lütfen? Yine hostes arkadaşlarımız da buraya gelebilirlerse katılım belgeleri ve davetiyelerle birlikte Sayın Ali Yeniyurt’la başlayacağız; Sayın Ali Bilir, Sayın Ata Selçuk, Sayın Avni Özkaya, Sayın Aynur Dik, Sayın Ayşe Kozan, Sayın Cengiz Şahin, Sayın Çisem Akman, Sayın Çiğdem Tatar Yüksel, Dr. Sayın Anıl Serin, Dr. Sayın Mediha Yıldız, Sayın Elmas Tokmak, Sayın Figen Ar, Sayın Filiz Can, Sayın Hatice Karakaş, Sayın İsrafil Bayrakçı, Sayın Murat Altuğgil.
Bakım Hizmet Türlerinden Prof. Dr Sayın Şafak Karamehmetoğlu, efendim bir kez daha tekrar etmekte yarar görüyorum; şu ana kadar okuduğum bütün kişiler ve üyeler Bakım Hizmet Türleri Komisyonunda yer almıştır.Ve yine, bakım hizmet türleri komisyonunda yer alan isimlerle devam ediyorum. Sayın Sıdıka Özay, Sayın Songül Çoban, Sayın Nilgün Kafkaslı.
Abdullah GÜVEN
(Divan Başkanı)
Değerli Şûra Üyeleri, Sayın Bakanımız Nimet Çubukçu Hanımefendi Kızılcahamam’daki çalışmalarından dolayı katılıma gelemediler. Sizlere sevgilerine ve saygılarını iletiyorlar. Sayın Bakanımız adına ben bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum. Özürlülük alanına bu çalışmalarda, katkılarınızdan dolayı da son derece faydalanacağımız, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, ilgili kurumlar ve Bakanlıklar seviyesinde de her türlü takipte bulunacağımızı Sayın Bakanımız ifade ediyorlar. Bu duygularla sizlere tekrar Sayın Bakan adına teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.
Sayın Genel Kurul üyeleri sevinci paylaşmak, anlamlı kılmak üzere bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bildiğimiz gibi hepimiz annelerimizin eline doğarız ve yoğun bir emekle belli bir yaşa getirildik. Ondan sonra da, anne şefkati ve baba şefkati ile öğretmenlerin eline teslim edildik. Öğretmenlerimiz bize hiç hakkını ödeyemeyeceğimiz eğitim verdiler, hayatı öğrettiler, yürümeyi, sevinci yaşamanın her türlü güzelliğini bize öğrettiler. Eli öpülesi öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, kalanlarımızı minnetle ve şükranla selamlıyoruz. Öğretmenler gününün bütün milletimiz olarak, daha anlamlı kılınmak üzere kutlanmasını, zenginleştirilmesini temenni ediyor, bu vesile ile de öğretmenler gününü kutluyoruz.Teşekkür ederim, arzu ederseniz sertifikalarımız hazırlanırken topluca bir fotoğraf karesi oluşturalım. Divanın önüne doğru arkadaşlarımızı davet edelim ve bir toplu fotoğraf da karemizde anı olarak yer alsın. Buyurun sertifikasını alan ya da alamayan arkadaşlarımızın hepsini divanın önüne doğru davet ediyoruz.