KOMİSYON RAPORLARI VE GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ
II. MEVCUT DURUM
Sosyal ve iktisadi yapıdaki değişime ve uluslararası etkileşime (AB ve diğer) koşut olarak Türkiye’de mevcut ve/veya uygulanan bakım güvence sisteminin yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan “sosyal devlet”,“sosyal güvenlik hakkı” ve “sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” ile ilgili düzenlemeler bakım güvencesinin Anayasal temelini oluşturmaktadır. Diğer taraftan, 5378 sayılı Özürlüler Kanunu “…özürlülerin… bakım ve sosyal güvenliğine ilişkinsorunlarının çözümü…” nü amaçlamakta ve bu çerçevede bu guruba dönük olarak bir bakım güvence sistemi oluşturulmasını öngörmektedir.
5378 sayılı Özürlüler Kanunu ile sağlanan imkan çerçevesinde belirli şartları taşıyan özürlülerin bakım hizmetlerinden yararlanması mümkün hale gelmiştir. Belirli şartları taşıyan özürlülerin bakım hizmetlerinden yararlanmasının getirdiği maliyet ise Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün bütçesine konulan ödenekle devlet tarafından karşılanmaktadır. Ancak, bu uygula-manın yaygınlaşmasının getireceği ilave talep ve buna bağlı olarak kısa dönemde doğacak ilave kamu finansman ihtiyacının nasıl karşılanacağı önemli bir konu olarak görülmektedir.
Bu itibarla, mevcut düzenlemenin gözden geçirilmesi ve varsa sistemin geliştirilmesine yönelik önerilerin yapılmasında fayda görülmektedir. Bakım güvencesi sisteminin hedef kitlesini oluşturan bakıma muhtaç kişi, temel yaşam faaliyetlerini önemli ölçüde ve sürekli olarak bir başkasının yardımı olmaksızın yerine getiremeyen kimse olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdan yola çıkılarak, bakım güvencesinin sadece özürlü vatandaşlara ve belli özürlülük derecesine ve gelir düzeyine bağlı olarak sağlanması hususunun yeniden düşünülmesi uygun olacaktır.
Bakım güvencesinde amaç; yurttaşların, yaşamı süresince bakıma muhtaç olmanın getirdiği olumsuzlukların giderilerek yaşam kalitesinin ve refah düzeyinin artırılmasıdır. Bakım güvencesi devletin denetimi ve gözetimi altında olmak üzere; eşit, adil, erişilebilir, sürdürülebilir, kaliteli, amaca ve sonuca odaklı, maliyet etkili, şeffaf, hesap verilebilir, yurt sathında dengeli ve toplumsal talebe/beklentilere du-yarlı bir şekilde sağlanmalıdır.
Dünyada bakım güvence sistemi alanında üç model uygulanmaktadır.
1. Primli Model Kapsamında Sosyal Bakım Güvencesi: Bakım sorununa karşı sosyal sigortalar sistemi içinde bakım güvencesi, genelde sağlık sigortası içinde bakım hizmetleri sunmak veya müstakil bir bakım sigortası ihdas etmekle sağlanmaktadır. Hastalık, emeklilik (malullük), kaza ve işsizlik gibi değişik sosyal risklere karşı sosyal sigortalar sistemi içinde sağlanan genel güvenceden sonra yine primli sistem çerçevesinde bakım sigortası aracılığı ile bakıma muhtaç kişilere değişik hizmetler ve güvenceler sağlayan ülkeler arasında Hollanda (ve kısmen Almanya) gelmektedir. Bu model, primler yoluyla finanse edilmektedir; ihtiyaca ve prim oranına göre bakıma muhtaç kişilere evde veya kurumda sosyal bakım hizmetleri ve/veya nakit yardımı (bakım ödeneği) sağlanmaktadır.
2. Primsiz Model Kapsamında Sosyal Bakım Güvencesi: Bu model ise bakıma muhtaçlara, genel vergilerden finanse edilen kamusal sosyal yardım ve devletçe destek yöntemiyle sunulan sosyal güvencedir. Bu model, ulusal düzeyde tüm fertleri bakım güvencesi şemsiyesi altında toplayan kanunî düzenlemelerle gerçekleştirilmektedir (Örneğin; Avusturya). Vergiye dayalı kamusal bakım güvence sisteminde kişinin bakıma muhtaçlık derecesine ve gelirine göre ücretli, ücretsiz veya kısmî katılımlı bakım hizmetleri verilmektedir.
3. Primli ve Primsiz Modelin Birlikte Uygulandığı Karma Sosyal Bakım Güvencesi: Bakım güvence sistemini oluşturmuş ülkelerin bir kısmı, bakım hizmetlerini, hem (kamusal) sosyal yardım, hem de bakım sigortası aracılığı ile yürütmektedirler (Örneğin;Almanya). Her ülkede sosyal sigorta kapsamı dışında kalan sosyal kesimlerin de olabil-diğini düşünürsek, bakım sigortasının yanında yoksulluk sebebiyle prim ödeyemeyen bakıma muhtaç kişilere dönük bakım güvence modellerinin de geliştirilmesi gerekmektedir. Bu da ancak primsiz modellerin de sosyal bakım güvence sistemine dâhil edilmesi ile mümkündür.