III.ÖZÜRLÜLER ŞURASI BAKIM HİZMETLERİ


KOMİSYON RAPORLARI VE GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ

EĞİTİCİ VE BAKIM PERSONELİNİN EĞİTİMİ

III- SORUNLAR VE DEĞERLENDİRME

SORUNLAR

  • Özürlülük ve evde bakım kavramları genel olarak toplumsal maliyeti olan her sorun gibi toplumla ilgilidir.

  • Sosyal devlet uygulamalarının yetersiz kalması, başta özürlüler olmak üzere, özürlülerin ailelerinin de toplumdan dışlanmasına neden olabilmektedir.Toplumun özürlülük olgusuna bakışı, özürlünün kendisinin ve ailesinin içinde bulunduğu durumla ilgili yeterince bilgiye ve bilince sahip olmamaları bu dışlanmayı derinleştirip sorunu daha da içinden çıkılmaz bir duruma sokabilir.

  • Bakıcı personelin, eğitim içerikleri ve sınırlılıklarının belirlenmemiş olması, eğitimin niteliği açısından ciddi sorunlar yaratmaktadır. Bu alanda diğer bir sorun da yeterli yaptırım ve denetimlerin olmamasıdır.

  • Talim Terbiye Kurulu tarafından kabul edilerek yayınlanmış 05.04.2007 tarihli ve 31 sayılı kurs programının içeriğinin uluslar arası standartlara uygun olmaması da önemli bir sorundur. Buna bağlı olarak söz konusu programa katılıp sertifika almış olanların nerede istihdam edilecekleri de yine tanımlanmamıştır.

  • Özürlü bakım personelinin özlük hakları sınıflandırılmamıştır.

  • Bakım personeli olarak görevlendirileceklerde üst yaş sınırının konmasının bu alanda eleman yetiştirilmesi açısından nicel sorunlar yaratacağı düşünülmektedir.

  • Bakım personelinin tespit edilmemiş psikolojik problemleri; fiziksel, duygusal, sosyal, ekonomik ve cinsel istismara açık olan özürlünün mağduriyetine yol açabilmektedir.

  • Bakım personeli yetiştirmeye yönelik örgün eğitim programlarının olma-ması var olan mevcut sertifikasyon programlarının da yetersiz olması nicel ve nitel sorunlar yaratmaktadır.

  • Bakım personeli eğitiminin;

  • Sürenin teorik ve uygulamalı olarak yetersiz oluşu,

  • Hangi kurum ve kuruluşlar tarafından eğitim verileceğinin belirsizliği,

  • Denetimlerin yetersizliği,

  • Eğitimin verileceği yerin belirlenmemiş olması,

  • Kullanılacak eğitim araç ve gereçlerinin belirlenmemiş olması, önemli sorunlara yol açabilecektir.

• 30.07.2006 tarihli ve 26244 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin” 10'uncu maddesinin (a) bendi uyarınca; bakım hizmetleri değerlendirme heyetinin oluşturulması hüküm altına alınmış, heyetin; sosyal çalışmacı, psikolog, çocuk gelişimci, tabip, fizyoterapist, hemşire, sağlık memuru unvanına sahip kişiler arasından farklı mesleki unvanlara sahip en az üç kişiden valilik onayıyla oluşturulması öngörülmüştür.

   Söz konusu Yönetmeliğin 10'uncu maddesinin (d) bendinde; “ Bakım hizmetleri değerlendirme heyetinin il müdürlüğü ve bağlı kuruluşlarının kadrolarından oluşturulamaması hâlinde, ilde bulunan diğer resmî kurum ve kuruluşlarca sunulan hizmetlerin aksatılmaması kaydıyla, bu kurum ve kuruluşların kadrolarından yararlanılır.”

    (e) bendinde; “İlde bulunan diğer resmî kurum ve kuruluşların imkânları çerçevesinde de üç farklı meslekten kişilerin bulunamaması durumunda, bakıma muhtaç özürlülerin mağdur edilmemesi ve gerekli işlemlerin yapılması için tercihen özürlülük alanında kurumda çalışan lisans eğitimi almış en az üç personel ile bakım hizmetleri değerlendirme heyeti tamamlanır.”

    (f) bendinde, “İhtiyaç duyulması halinde, il müdürü haricindeki il müdür yardımcıları, ilçe müdürleri, şube müdürleri, kuruluş müdürleri ve kuruluş müdür yardımcıları ile iki veya üç yıllık yüksek öğretim programlarından mezun olarak öğretmen unvanına sahip personel de bakım hizmetleri değerlendirme heyetinde görevlendirilebilir.” hükümlerine yer verilmiştir.

Bahse konu heyet; ilgili Yönetmeliğin 4'üncü maddesi (d) bendinde tanımlanan bakıma muhtaç özürlüye verilecek bakım hizmet modellerinin tespit edildiği Bakım Raporunun çerçevesini hazırlamakta, gerektiğinde söz konusu raporlarda bakıma muhtaç özürlünün tıbbi tedavileri hakkında da kanaat ve teklif getirmeleri öngörülmektedir.

   Hâlihazırda, Türkiye'de hizmet veren sosyal hizmetler il müdürlüklerine bu hususta yaklaşık 80.000'in üzerinde müracaatın mevcut olduğu, bu sayının gün geçtikçe katlanarak artmaya devam ettiği ve belirli bir süre sonra bu rakamın 600.000'e ulaşacağı tahmin edilmektedir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'ne bağlı il müdürlükleri tarafından görevlendirilen bakım hizmetleri değerlendirme heyetinin oluşturulmasında zaten var olan meslek elemanı sayısının yetersizliğine bağlı olarak bir de bakım heyetlerinin oluşturulmasında yaşanan yetersizlikler kurumun ana hizmet alanlarında (özellikle rehberlik) vermesi gereken hizmetlerin güçleşmesine, hatta yok olmasına neden olduğu düşünülmektedir.

   Bununla birlikte meslek elemanı yetersizliği nedeniyle zorunlu olarak bakım heyetlerinde özürlülük ya da sağlık alanında herhangi bir eğitim almamış olan personel görevlendirilmekte ve söz konusu personele bakım raporu hazırlattırılmaktadır. Bu durumda süreç içerisinde hukuki ve mesleki açıdan karmaşa ve sakıncalar doğuracağı açıktır.


© 2008 - T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi - Özürlülük Araştırmaları ve İstatistik Dairesi Başkanlığı