KOMİSYON RAPORLARI VE GENEL KURUL GÖRÜŞMELERİ
DEĞERLENDİRME
Bugün 8,5 milyonu bulan ve sayıları her geçen gün artan özürlü vatandaşla-rımız evde bakım hizmetlerine, gelişmiş ülkelerdeki gibi hem sağlık hizmeti hem de sosyal hizmet olarak bir bütünlük içerisinde, çağdaş ve ulaşılması kolay bir hizmet olarak bir an önce kavuşmalıdırlar. Bu sayede özürlü vatandaşlarımız, istediklerinde nasıl sosyal hizmetleri evlerinde alabiliyorlar ise aynı şekilde hastalandıklarında ayaklarına kadar getirilen evde sağlık hizmetlerine başvurmak suretiyle tek çözüm noktası olarak hastaneleri görmeyeceklerdir. Bunun için öncelikle evde bakımın özürlülere sunulacak sosyal hizmet ve sağlık hizmeti boyutlarını ayrı ayrı düzenleyen bakanlıklar arası eşgüdüm ve işbirliğinin sağlanması esastır.
Evde bakımın hedef kitlesi arasında yer alan özürlüler, ilgili bakanlıklar ve kurumlar arası eşgüdüm eksikliği sebebiyle evde bakımı, sosyal hizmet ve sağlık hizmeti olmak üzere bir bütün halinde alamamakta, sağlık hizmetlerine her ihtiyaç duyduklarında, kendileri için çok meşakkatli olmasına karşın birinci, ikinci veya üçüncü basamak sağlık kurumlarına başvurmak zorunda kalmaktadırlar.
Evde bakım hizmetleri ülkemiz için yeni bir sağlık ve sosyal hizmeti modeli olarak yaygınlaşmaya başlamış olmasına karşın, özellikle bunun sosyal güvenlik sistemi içinde yer almamış olmasından dolayı bireylere, finansal anlamda önemli bir yük getireceği ve bu hizmetlerden ancak belirli kesimlerin yararlanacağı muhakkaktır. Bugün, finansman şeklinden ötürü ancak toplumun özel sağlık sigortası kapsamında yer alan %1'lik kesimi bu hizmetleri kullanabilmektedir. Devletin sosyal güvenlik şemsiyesi altında yer alan yaklaşık %90'lık kesim ise, evde sağlık hizmetleri devlet tarafından karşılanmadığı için bu hizmetlerden yararlanamamaktadır. Ancak sosyal devlet olmanın koşullarından biri de bireylerin her bakımdan huzur ve güvenlik içinde yaşamalarını ve sosyal refahlarını garanti altına alabilmektir. Dolayısıyla evde sağlık hizmetlerinin özürlülerin de içerisinde yer alacağı geniş kitlelere yayılabilmesi ve herkes tarafından kullanılabilir bir hizmet halini alması ancak devletin evde sağlık hizmetlerini Sağlık Uygulama Tebliği kapsamına alarak geri ödemesi ile mümkün olacaktır.
Uzun dönemli kurum bakımının gerek bireyler üzerindeki olumsuz etkileri (yalnızlaşma, sosyal izolasyon, duygusal çökmüşlük, depresyon, yabancılaşma vb.) gerekse maliyetinin yüksek olmasından dolayı toplum temelli bakım modellerine geçilmekte, kurum bakımı ise devam etmekle birlikte, ancak evde verilecek desteğe rağmen bakılamayacak derecede ise yardıma gereksinim duyan bireyler için bir seçenek olmaktadır.
Konunun genel anlamda çözümü devletin oluşturacağı bir fon içinde biriken tutar üzerinden ihtiyaç sahibi olan bireylere bu fon ile bakım hizmeti verilmesi ve bu hizmetin standartlarının ve denetlenme esaslarının net olarak ortaya konulmasıdır.
Gerek yasa ve yönetmeliklerimiz, gerekse Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi ile hakları belirlenen “özel gereksinim gösteren” çocuklarımızın bu haklarına ulaşabilmeleri için en kısa zamanda güncel bilime dayalı ve uygulamaya yönelik düzenlemeler yapılması gerekmektedir.
Mevcut bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde fiziki mekan düzenlemeleri özürlülerin erişimine uygun değildir. Yeterli meslek elemanı bulunmamaktadır. (doktor, hemşire, sosyal çalışmacı, fizyoterapist, psikolog, özel eğitim öğretmeni) Farklı engel gruplarına bir arada kurum bakımı verilmelidir. Kurum bakımında çalışan hizmet alım personelinin sosyal ve özlük hakları yetersizdir. Evde bakım hizmetinden faydalanacak ağır özürlülerimizin tam sayısı belirlenememektedir.