Mevzuat bakım hizmetleri başlığı altında değerlendirildiğinde özel kurumla-rın bakım hizmetlerini yüklenmesini sağlayacak maddi olanakları karşılamaktan çok uzaktır. Özel bakım işletmeleri bakım hizmeti veren bir çalışanın bu şirkete maliyeti, en azından asgari ücret +sigorta+yol ücretleri (800 YTL civarında + 50 YTL yol) 850 YTL civarındadır. Bir çalışan günde yönetmeliklere göre en fazla üç bakıma muhtaç kişiye hizmet verebilir. Şirket burada 3x497 YTL=1500 YTL gelir elde eder. Gelir vergisi (%20) de düşülürse 1500 YTL–300 YTL=1200 YTL kar elde eder. Gelir – gider (1200 -850=350 YTL ) durumuna göre özel şirketler için bu kar oranı oldukça düşük kalmaktadır.
Türkiye'de çocukların gelişimsel sorunlarının erken dönemde saptanarak aile desteği, eğitim ve rehabilitasyon ile iyileştirilmesi önemli bir adımdır. Ancak tüm dünyada hedeflenen nokta, gelişimsel sorunlar ve engeller oluşmadan bunlar için risk taşıyan durumların belirlenmesi ve riskli çocukların bakımında “aile merkezli erken destek” olarak adlandırılan programlardan yararlandırılmasıdır. Bu şekilde henüz gelişimi olumsuz etkilenmemiş olan çocuklara verilen hizmetlerin kar mali-yet oranlarının 17,1 gibi çok yüksek değerlere ulaştığı bilinmektedir.
“Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Ra-porları Hakkında Yönetmelik,” erişkinlerin yetiyitimleri gözetilerek hazırlanmış olup, çocuklar için önemli bilimsel yanlışlıklar ve eksiklikler taşımaktadır.
İlgili Yönetmelik, kaynak olarak Dünya Sağlık Örgütü İşlevsellik Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması'nı (International Classification of Functioning and Disability -ICF) kullanmıştır. Ancak Yönetmelikte ICF'nin temel özelliklerini çocuklar için yansıtan hiçbir bölüm yoktur. Ayrıca, Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilmiş olan Çocuk ve Ergenler İçin İşlevsellik Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması'ndan yararlanılmamıştır.
Çocukların işlevselliğinin ve yetiyitiminin (özür ve engel) yapısı ve doğası, eriş-kinlerinkinden farklıdır; bu nedenle erişkinlerden farklı ölçütler kullanılarak değer-lendirilmeli ve belgelendirilmelidir.
Bilişsel yetiyitiminin tanılama ölçütleri çocuklar için işlevsel yetileri içermelidir. Örneğin; ilgili Yönetmelikte olduğu gibi, bilişsel sorunları olan bir çocuğun erken eğitim desteği ya da özel eğitim alma ölçütünün Zekâ Bölümü (Intelligence Qu-otient-IQ) olması, önemli bilimsel ve etik sakıncalar taşımaktadır. IQ, toplumdan topluma farklı değerleri içeren, özellikle çocukluk döneminde değişkenlik taşıyan, bu dönemde yanılma payı yüksek olan, çocuğun bilişsel yetilerini yeterince belirlemeyen bir ölçümdür. Ayrıca IQ puanlaması kullanıldığında, çocukların düşük,normal ya da yüksek IQ'lu olarak damgalandıkları, bu damgalanmanın onların gelecekteki sosyal yaşamlarını olumsuz olarak etkilediği ve bundan dolayı sosyal yaşantı içinde yeterince yer alamadıkları saptanmıştır.
İletişim kurma alanında yetiyitiminin tanılama ölçütleri, çocuklar için temel işlevsel yetileri içermelidir. Konuşma alanında ortaya çıkan gecikmeler, çocuğun sosyal yaşama katılımını güçleştirmektedir.Yönetmelik, bebeklik ve erken çocukluk döneminde iletişim kurma alanında alıcı ve ifade edici dil gelişiminde sorun saptandığında gerekli özel eğitim desteğini sağlamada yetersiz kalmaktadır.
Hareket alanındaki yetiyitiminin ölçütleri benzer şekilde çocuklar için işlevsel yetileri içermelidir. Yönetmelik, bebeklik ve erken çocukluk döneminin gelişimsel yetilerini içermemektedir. Örneğin, ilgili Yönetmeliğin Kas – İskelet Sistemi başlığı altındaki 4. bölümünde, santral ve periferik sinir sistemi hastalıklarına bağlı bozukluklar sınıflamasında yer alan tablo 4.1'de tanımlanmış olan hareket alanındaki engeller, ancak yürümenin beklendiği yaşın üzerindeki bireylerin yararlanabileceği şekilde düzenlenmiştir.
Çocukların okula ve toplum yaşamına katılımını sağlayacak her türlü yetiyitimi dikkate alınmalıdır. Çocukların toplum yaşantısına katılımında önem taşıyan ve rehabilitasyonu mümkün olan bazı temel yetiler Yönetmelikte yer almamaktadır. Örneğin: parmak ve ellerin kalem tutma gibi ince hareketlerde kullanımı ile ilgili yetilerden hiçbiri Yönetmelikte yoktur.
Bilişsel, hareket, dil, ilişki-iletişim kurma ve sosyal-duygusal alanlarda gelişim, çocukluk döneminde sürmektedir. Bu alanlarda gecikmesi olduğu saptanan ço-cukların gereksinim duydukları hizmetleri alabilmeleri için “Özürlü Sağlık Kurulu Raporu” adını taşıyan bir belgenin düzenlenmesi, çocuk ve aileleri yaşam boyu damgalamaktadır. Bu durum, ailelerin bu raporun çıkarılmasından rahatsızlık duy-malarına ve dolayısıyla bu hizmetleri almaktan kaçınmalarına neden olabilmektedir.
Kurum bakımında fiziki ortamlar ve mesleki personel yetersizdir. Personel sı-kıntısı nedeniyle yeterli hizmet verilmemektedir. Mesleki personel yetersizliği evde bakım hizmetlerinin değerlendirilmesine de olumsuz yansımaktadır.
Ruh sağlığı bozuk veya zihinsel özürlü kişilerin tedavisi, bakımı ve rehabilitasyonu ile ilgili kurum ve kuruluşlar nicel ve nitelik olarak yetersizdir.
Türkiye'de sağlık ve sağlığın bozulması ile ilgili kurum Sağlık Bakanlığı; özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile ilgili kurum Milli Eğitim Bakanlığı ve bakım ile ilgili kurum Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumudur. Bu durum uygulamada çok çeşitli zorluklara yol açmaktadır.
Tüm bu alanları koordine edecek icracı bir bakanlık olmadığından yeterli koordinasyon sağlanamamaktadır.
Evde bakım hizmeti bugünkü hali ile tıbbi bakım, rehabilitasyon ve eğitimi tam olarak içermemektedir.
Evde bakım hizmetini desteklemek amacı ile seyyar hizmetler verilememekte, ailenin stresini ortadan kaldırmak için gerekli destek yeterince oluşturulamamaktadır.
Bakım hizmetleri ve aile eğitiminde gerekli olan ekip çalışması gerek nicel gerekse nitelik açısından yetersiz kalmaktadır.
Halen Türkiye'de sekiz adet özel bakım merkezi bulunmakta, bunlar da sorunun çözülmesinde yetersiz kalmaktadırlar.
Mevcut mevzuata göre evde bakım hizmetlerinden yararlandırılacak özürlülerin tespitinde sosyal hizmet uzmanı tarafından yazılması gereken sosyal inceleme raporuna gerek duyulmamaktadır, bu durum gelecekte önemli sorunlara yol açabilir